Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Zehra Kozan vd. Kararı 2022/58081 B.

Anayasa Mahkemesi Zehra Kozan vd. Kararı 2022/58081 B.

Bu karar, devam eden bir yargılama süreci sırasında yürürlüğe giren yasal düzenlemelerin, kişilerin mülkiyet hakkı kapsamındaki alacaklarına ulaşmasını imkânsız kılmasının hukuki sonuçlarını oldukça çarpıcı bir şekilde ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, bireylerin alacaklarını tahsil etmek amacıyla hukuki yollara başvurmasına rağmen, sonradan yapılan kanuni bir müdahale ile bu yargısal mekanizmaları işletme imkânından bütünüyle mahrum bırakılmasını temel anayasal güvencelere açıkça aykırı bulmuştur. Özellikle mülkiyet hakkının etkin bir şekilde korunabilmesi için, bireylerin maruz kaldıkları hak ihlallerine karşı başvurabilecekleri kanun yollarının sadece kâğıt üzerinde teorik olarak değil, pratikte de işlevsel ve sonuç alıcı olması gerektiği güçlü bir biçimde vurgulanmıştır.
search

Anayasa Mahkemesi
Zehra Kozan vd. Kararı 2022/58081 B.

7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 1. Bölüm
Başvuru No 2022/58081
Karar Tarihi 28.11.2024
Taraf Zehra Kozan vd.
Karar Sonucu İhlal / Kabul Edilemez
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
Öne Çıkan Hükümler
Kanuni düzenlemeyle alacak tahsilinin engellenmesi hak ihlalidir.
Etkili başvuru hakkı mülkiyet hakkıyla ayrılmaz bağlantılıdır.
Makul süre şikayetlerinde komisyona başvuru yolu zorunludur.

Bu karar, devam eden bir yargılama süreci sırasında yürürlüğe giren yasal düzenlemelerin, kişilerin mülkiyet hakkı kapsamındaki alacaklarına ulaşmasını imkânsız kılmasının hukuki sonuçlarını oldukça çarpıcı bir şekilde ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, bireylerin alacaklarını tahsil etmek amacıyla hukuki yollara başvurmasına rağmen, sonradan yapılan kanuni bir müdahale ile bu yargısal mekanizmaları işletme imkânından bütünüyle mahrum bırakılmasını temel anayasal güvencelere açıkça aykırı bulmuştur. Özellikle mülkiyet hakkının etkin bir şekilde korunabilmesi için, bireylerin maruz kaldıkları hak ihlallerine karşı başvurabilecekleri kanun yollarının sadece kâğıt üzerinde teorik olarak değil, pratikte de işlevsel ve sonuç alıcı olması gerektiği güçlü bir biçimde vurgulanmıştır.

Emsal etkisi bakımından bu değerli karar, yasa koyucunun devam eden derdest davalara doğrudan müdahale niteliği taşıyan ve alacaklıların hak arama hürriyetini fiilen ortadan kaldıran yasal düzenlemelerinin hukuk devleti ilkesi bağlamındaki sınırlarını net bir biçimde çizmektedir. Benzer nitelikteki emsal kararlara açıkça atıf yapılarak, mülkiyet hakkı ile bağlantılı etkili başvuru hakkının ihlali yönünde oldukça istikrarlı bir içtihat sürdürülmüştür. Ayrıca karar, makul sürede yargılanma hakkı ihlali iddialarında, yeni yasal düzenlemelerle kurulan idari yolun bireysel başvurudan önce mutlaka tüketilmesi zorunluluğunu göstererek, benzer başvurular için son derece güncel ve bağlayıcı bir usul kuralını da uygulayıcılara tekrar hatırlatmaktadır. Bu fiilî durum, yargı pratiğinde avukatların makul süre şikayetlerinde doğrudan Anayasa Mahkemesi yerine öncelikle ilgili komisyona yönelmeleri gerektiğini teyit eden çok önemli bir rehber niteliği taşımaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Uyuşmazlık, başvurucuların geçmişte bir şirkete yatırdıkları paranın iadesini talep etmeleriyle başlamıştır. Başvurucular, alacaklarına kavuşabilmek amacıyla şirket aleyhine dava açarak yasal yollara başvurmuşlardır. Ancak bu davanın mahkemede devam ettiği süreçte, yasa koyucu tarafından yeni bir kanuni düzenleme hayata geçirilmiştir.

Söz konusu yasal düzenleme, başvurucuların açtığı davadaki hukuki mekanizmaları fiilen işlevsiz hâle getirmiş ve alacaklarının şirket veya yetkililerden tahsil edilme imkânını hukuken ortadan kaldırmıştır. Davanın bu yasal değişiklik nedeniyle tahsilatsız kalması üzerine başvurucular, devletin yaptığı yasal müdahale ile paralarını geri almalarının tamamen engellendiğini belirtmişlerdir. Bunun sonucunda, hem alacaklarını tahsil edemedikleri için mülkiyet haklarının hem de bu hakkı arama yollarının kapatılması nedeniyle etkili başvuru haklarının ihlal edildiğini, ayrıca davanın uzun sürmesi sebebiyle makul sürede yargılanma haklarının zedelendiğini belirterek bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, bu derinlemesine uyuşmazlığı çözerken temel olarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 35'te düzenlenen mülkiyet hakkı ile Anayasa m. 40'ta güvence altına alınan etkili başvuru hakkını bir bütünlük içerisinde bir arada değerlendirmiştir. Anayasa m. 35 kuralı uyarınca herkes mülkiyet ve miras haklarına sahiptir ve bu değerli haklar ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının usul boyutunun en önemli anayasal güvencelerinden biri ise, kişilerin haklarına yönelik gerçekleşen haksız müdahalelere karşı yetkili makamlara gecikmeksizin başvurma imkânını koruma altına alan Anayasa m. 40 hükmüdür. Bir hakkın ihlal edildiği iddiasının yetkili idari veya yargısal merciler önünde etkili bir şekilde incelenmesini talep etme hakkı, hukuki güvenlik ve hukuk devleti ilkesinin sarsılmaz temelini oluşturur.

Kararın makul sürede yargılanma hakkına ilişkin usul yönünden incelenen kısmında ise 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun hükümleri doğrudan dikkate alınmıştır. Özellikle 7499 sayılı Kanun ile yargı sistemimizde yapılan köklü değişiklikler sonucunda, makul süre şikayetleri için ikincil nitelikte yeni bir idari başvuru yolu ihdas edilmiştir.

Yerleşik içtihat prensipleri doğrultusunda, mahkemeler önünde esastan görülmekte olan derdest alacak davalarında, yargılama süreci devam ederken yürürlüğe giren ve alacağın fiilen tahsilini imkânsız kılarak yargı yolunu sadece şeklî bir unsura indirgeyen yasal düzenlemeler, Anayasa ile korunan etkili başvuru hakkına doğrudan bir müdahale olarak kesin bir biçimde kabul edilmektedir. Bu bağlamda, kişilerin mevcut hukuki yolları işletme imkânından kanun eliyle mahrum bırakılması, mülkiyet hakkının devlete yüklediği negatif ve pozitif yükümlülüklerle kesinlikle bağdaşmamaktadır. Yüksek Mahkeme, kanun koyucunun düzenleme yetkisinin, bireylerin hak arama özgürlüğünü ve mahkemeye erişim hakkını özünden zedeleyecek şekilde geriye yürütülemeyeceği yönündeki yerleşik ilkesini uygulamıştır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucuların bir şirkete yatırdıkları paranın iadesi talebiyle ilk derece mahkemelerinde açtıkları davadaki hukuki süreci tüm aşamalarıyla detaylı olarak incelemiştir. Yapılan hukuki tespitte, başvurucuların maddi alacaklarını tahsil etmek için usulüne ve kanunlara uygun şekilde yargı mercilerine zamanında başvurdukları ve davanın olağan yargılama seyrinde hukuka uygun bir şekilde devam ettiği saptanmıştır. Ancak tam da bu adil yargılama süreci yaşanırken yürürlüğe konulan yeni kanuni düzenlemenin, başvurucuların davasında işlettiği hukuki mekanizmaları bütünüyle işlevsiz ve etkisiz bıraktığı görülmüştür. Yüksek Mahkeme, kişilerin meşru alacaklarını tahsil edebilmek için hukuk sistemindeki uygun yollara başvurmasına rağmen, sonradan yapılan genel bir kanunla bu yargısal imkândan geriye dönük olarak mahrum edilmesinin anayasal güvencelerle hiçbir şekilde örtüşmediğini kesin olarak tespit etmiştir.

Makul sürede yargılanma hakkı şikâyetine ilişkin iddialar bakımından ise, başvurucu Abdurrahman Koçak yönünden usul hukuku kuralları çerçevesinde farklı bir değerlendirme yapılması gerekmiştir. Yakın zamanda yürürlüğe giren kanun değişiklikleri gereğince, yargılamaların makul sürede bitirilmemesi iddiaları için Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapmadan önce mutlaka kurulan idari komisyona başvurulması zorunluluğu getirilmiştir. Somut olayda başvurucunun bu emredici idari yolu tüketmeden doğrudan bireysel başvuruda bulunduğu anlaşıldığından, başvurunun makul süreye ilişkin kısmı başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle esasa girilmeden usulden reddedilmiştir.

Esasa ilişkin yapılan incelemelerde ise, yargılama esnasında yürürlüğe giren ve davaya konu alacağın tahsilini imkânsızlaştıran yasal düzenlemenin, mülkiyet hakkı bağlamında Türkiye Cumhuriyeti devletine düşen koruma yükümlülüğünü ağır bir biçimde ihlal ettiği saptanmıştır. Mevcut derdest uyuşmazlığa sonradan müdahale eden kanun, ilk derece mahkemelerinin uyuşmazlığı esastan çözme ve alacaklının mülkiyet hakkını adil bir kararla koruma yetkisini fiilen ellerinden almıştır. Bu hukuk dışı durum, başvurucuların mülkiyet haklarını savunmak için sahip oldukları etkili başvuru hakkını tamamen anlamsız kılmıştır. Tespit edilen bu ağır anayasal hak ihlalinin giderilmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için, dava dosyasında uyuşmazlığın yeniden yargılama yapılarak karara bağlanmasında üstün bir hukuki yarar görülmüş ve maddi ve manevi tazminat taleplerinin bu sebeple reddine hükmedilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Dava açtım ama yeni kanun çıkıp alacağımı engelledi, paramı nasıl alırım? expand_more
Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre, devam eden bir alacak davası sırasında çıkarılan yasal bir düzenlemenin alacağınızın tahsilini imkânsız kılması açık bir hak ihlalidir. Bu durum, Anayasa ile korunan mülkiyet hakkınızın ve mahkemeye erişiminizi sağlayan etkili başvuru hakkınızın zedelenmesi anlamına gelir.
Devlet kanun çıkarıp devam eden mahkememi boşa çıkarabilir mi? expand_more
Hayır, yasa koyucunun derdest davalara müdahale ederek hukuki yolları fiilen işlevsiz hâle getirmesi anayasal güvencelere aykırıdır. Anayasa Mahkemesi, kişilerin yasal yolları işletme imkânından kanun eliyle geriye dönük olarak mahrum bırakılmasını ve yargı yolunun şeklî bir usule indirgenmesini mülkiyet hakkı ile bağdaşmaz bulmaktadır.
Davam çok uzun sürdü, doğrudan Anayasa Mahkemesi'ne gidebilir miyim? expand_more
Mevcut usul kuralları gereğince, makul sürede yargılanma hakkınızın ihlal edildiği şikâyetiyle doğrudan Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunamazsınız. Öncelikle 6384 sayılı Kanun kapsamında kurulan Tazminat Komisyonuna idari başvuru yapmanız ve bu emredici yolu tüketmeniz zorunludur. Bu idari yolu tüketmeden başvuru yaparsanız, dosyanız usulden reddedilecektir.
Kanun yüzünden tahsil edilemeyen alacağım için mahkeme ne kararı verir? expand_more
Anayasa Mahkemesi, sonradan yürürlüğe giren yasa nedeniyle mahkemelerin uyuşmazlığı esastan çözme yetkisinin fiilen engellendiğini tespit ederse ihlal kararı vermektedir. Tespiti yapılan bu ağır hak ihlalinin giderilmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla dosyanız hakkında yeniden yargılama yapılmasına hükmedilir.
star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir