Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Celil Salihoğlu Kararı 2022/65434 B.

Anayasa Mahkemesi Celil Salihoğlu Kararı 2022/65434 B.

Bu karar, bireylerin mülkiyet haklarını korumak amacıyla başvurdukları yargı yollarının, davanın derdest olduğu aşamada yürürlüğe giren kanuni düzenlemelerle işlevsiz kılınamayacağını net bir şekilde ortaya koymaktadır. Şirketlere yatırılan paraların iadesi talebiyle açılan davalar devam ederken, yasama organı tarafından yapılan müdahalelerle alacağın tahsili imkânının fiilen ortadan kaldırılması, Anayasa'nın güvence altına aldığı temel hakların açık bir ihlali niteliğindedir. Yüksek Mahkeme, bireylerin hukuki yolları etkili bir şekilde kullanabilme ve davasını başarıyla sonuçlandırabilme hakkının, mülkiyet hakkının ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulamıştır.
search

Anayasa Mahkemesi
Celil Salihoğlu Kararı 2022/65434 B.

7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 2. Bölüm
Başvuru No 2022/65434
Karar Tarihi 02.07.2025
Taraf Celil Salihoğlu
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
Öne Çıkan Hükümler
Kanuni düzenlemeyle alacak tahsil imkânı ortadan kaldırılamaz.
Etkili başvuru hakkı mülkiyet hakkıyla bağlantılı korunur.
Devam eden yargılamalara geriye dönük müdahale edilemez.

Bu karar, bireylerin mülkiyet haklarını korumak amacıyla başvurdukları yargı yollarının, davanın derdest olduğu aşamada yürürlüğe giren kanuni düzenlemelerle işlevsiz kılınamayacağını net bir şekilde ortaya koymaktadır. Şirketlere yatırılan paraların iadesi talebiyle açılan davalar devam ederken, yasama organı tarafından yapılan müdahalelerle alacağın tahsili imkânının fiilen ortadan kaldırılması, Anayasa'nın güvence altına aldığı temel hakların açık bir ihlali niteliğindedir. Yüksek Mahkeme, bireylerin hukuki yolları etkili bir şekilde kullanabilme ve davasını başarıyla sonuçlandırabilme hakkının, mülkiyet hakkının ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulamıştır.

Benzer mahiyetteki ticari uyuşmazlıklarda ve çok ortaklı şirketlere yatırılan paraların iadesine yönelik açılan davalarda bu kararın güçlü bir emsal etkisi bulunmaktadır. Yargılama sürecinde kanun koyucunun sürece müdahil olarak davacıların hak arama hürriyetini boşa çıkarması, sadece mülkiyet hakkını zedelemekle kalmaz, aynı zamanda etkili başvuru hakkını da işlemez hâle getirir. Bu karar, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerinin altını çizerek idari ve yasal düzenlemelerin derdest davalara etkisinin sınırlarını belirlemektedir. Bundan sonraki benzer davalarda, ilk derece mahkemelerinin yürürlüğe giren yeni kanun değişikliklerini uygularken bireylerin mülkiyet hakkının özüne dokunup dokunmadığını çok daha titiz bir şekilde değerlendirmeleri gerekecektir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu Celil Salihoğlu, daha önce bir şirkete yatırdığı paranın kendisine iade edilmesi talebiyle Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde alacak davası açmıştır. Başvurucu, yatırdığı bu bedelin tarafına ödenmesini yasal yollarla talep etmiş ve olağan yargılama süreci başlamıştır.

Ancak bu dava henüz devam ederken yürürlüğe giren yeni bir kanuni düzenleme ile söz konusu uyuşmazlıkların çözüm ve tahsil usullerine müdahale edilmiş, başvurucunun alacağını yasal yollarla tahsil etme imkânı fiilen ortadan kaldırılmıştır. Bunun üzerine başvurucu, yargılama aşamasında yapılan bu kanun değişikliği sebebiyle alacağını alamadığını, hakkını aramak için başvurduğu hukuki mekanizmaların işlevsiz bırakıldığını belirterek mülkiyet hakkı ve bu hakla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, somut uyuşmazlığı çözerken özellikle Anayasa'nın güvence altına aldığı mülkiyet hakkı ve etkili başvuru hakkı kurallarına dayanmıştır. İlgili uyuşmazlıkta, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 35 kapsamında korunan mülkiyet hakkı ile bu hakkın ihlaline karşı etkin korunmasını sağlayacak usuli güvenceleri barındıran Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 40 uyarınca etkili başvuru hakkının birlikte değerlendirilmesi esas alınmıştır.

Yüksek Mahkeme, bireylerin mülkiyet hakkına konu olan alacaklarını tahsil edebilmek için uygun ve etkili hukuki yollara başvurma hakkına sahip olduğunu ifade etmektedir. Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarında da vurgulandığı üzere, usulüne uygun şekilde açılmış ve derdest olan bir dava sırasında, yasa koyucu tarafından yapılan bir düzenleme ile hukuki mekanizmaların işletilmesinin engellenmesi veya davacının davasını başarıyla sonuçlandırma şansının elinden alınması, mülkiyet hakkına ölçüsüz bir müdahale teşkil etmektedir. Bu bağlamda, daha önce benzer konuda verilen emsal nitelikteki Turgay Kılıç kararı temel alınarak, bireylerin hak arama hürriyetinin sonradan çıkarılan kanunlarla geriye dönük olarak kısıtlanamayacağı prensibi teyit edilmiştir.

Etkili başvuru hakkı, sadece kâğıt üzerinde bir mahkemeye erişim imkânı sunulmasını değil, aynı zamanda mahkemenin uyuşmazlığı esastan inceleyerek hakkın iadesini sağlayabilecek nitelikte somut kararlar verebilmesini ve bu kararların başarıyla icra edilebilmesini gerektirir. Devam eden bir yargılama sürecine sonradan yapılan kanuni müdahaleler, yargı yolunu tüketmeyi anlamsız hâle getirdiğinden bu anayasal usuli güvenceyi açıkça işlevsiz kılmaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, Celil Salihoğlu'nun bireysel başvurusunda, şirkete yatırılan paranın iadesine yönelik başlatılan hukuki sürecin kanuni bir düzenleme ile kesintiye uğratılmasını detaylı bir şekilde incelemiştir. Mahkeme, başvurucunun alacağının tahsili amacıyla usulüne uygun bir şekilde dava açtığını, uygun hukuki yollara başvurduğunu ve sürecin başlangıcında tahsil imkânının mevcut olduğunu tespit etmiştir.

Yapılan incelemede, yargılama süreci devam ederken yasama organı tarafından yürürlüğe konulan düzenlemenin, başvurucunun başlattığı hukuki süreci doğrudan etkilediği ve alacağın tahsili imkânını fiilen imkânsız hâle getirdiği anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi, bireyin kendi kusurundan kaynaklanmayan bu tür yasal müdahalelerin mülkiyet hakkı üzerinde aşırı bir külfet oluşturduğuna dikkat çekmiştir. Hukuki yollara meşru bir şekilde başvuran kişinin, yargılama sürecinde ortaya çıkan dışsal kanuni müdahaleler nedeniyle başvurusundan sonuç alamaması ve yargılamanın anlamsızlaşması, Anayasa'nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının özünü derinden zedelemektedir.

Mahkeme, benzer konudaki emsal kararlarında benimsediği yaklaşımı tekrarlayarak, alacağın tahsili için hukuki yollara başvurmasına rağmen yapılan yasal düzenleme sebebiyle tahsil mekanizmalarını işletme şansından mahrum bırakılan kişilerin mağduriyetinin mutlak surette giderilmesi gerektiğine vurgu yapmıştır. Somut olayda da emsal kararlardan ayrılmayı gerektirecek herhangi bir istisnai durum bulunmadığı belirtilmiştir. Bu nedenle ihlalin giderilmesi ve mülkiyet hakkının korunması amacıyla yargılamanın yapıldığı Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde yeniden yargılama yapılması zorunlu görülmüştür. Öte yandan başvurucunun talep ettiği 2.000.000 TL maddi ve 2.000.000 TL manevi tazminat talepleri, yeniden yargılama yapılmasının ihlali gidermek için tek başına yeterli bir giderim sağlayacağı kanaatiyle reddedilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Şirkete yatırdığım parayı almak için dava açtım, kanun değişti paramı alamıyorum. Ne yapmalıyım? expand_more
Anayasa Mahkemesi, tam da bu durumu mülkiyet hakkı ve etkili başvuru hakkının açık bir ihlali olarak değerlendirmektedir. Yerleşik içtihatlara göre, bireylerin alacaklarını tahsil etmek amacıyla usulüne uygun olarak açtıkları bir dava derdest iken, yasama organı tarafından yapılan yeni bir yasal düzenleme ile bu tahsil imkânının fiilen ortadan kaldırılması anayasal haklarınıza yönelik ölçüsüz bir müdahaledir. Devletin hukuki mekanizmaları ve yargı organları, uyuşmazlığınızı esastan inceleyip hakkınızın iadesini sağlayabilecek nitelikte somut kararlar verebilmelidir. Sonradan yürürlüğe giren kanunların, hukuki yolları etkili bir şekilde kullanabilme şansınızı boşa çıkarmasına hukuken müsaade edilemez. Bu tür bir mağduriyet yaşandığında, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için davanızın görüldüğü ilk derece mahkemesinde yeniden yargılama yapılması gerekmektedir.
Devam eden davam varken yeni kanun çıktı ve hakkım yandı. Bu anayasaya aykırı değil mi? expand_more
Evet, bu durum açıkça Anayasa'ya aykırıdır. Anayasa Mahkemesi, kişinin kendi kusurundan kaynaklanmayan ve devam eden yargılama sürecine dışarıdan yapılan yasal müdahalelerin vatandaşın üzerinde aşırı ve orantısız bir külfet oluşturduğunu net bir şekilde tespit etmiştir. Hukuki yollara meşru bir şekilde başvuran bir kişinin, dava henüz sürerken yürürlüğe giren kanuni düzenlemeler sebebiyle davasını başarıyla sonuçlandırma imkânından mahrum bırakılması, Anayasa'nın 40. maddesinde güvence altına alınan etkili başvuru hakkının özünü derinden zedelemektedir. Yüksek Mahkeme, hak arama hürriyetinin sonradan çıkarılan kanunlarla geriye dönük olarak kısıtlanamayacağı prensibini teyit etmiş ve bu tür kanuni müdahalelerin yargı yolunu tüketmeyi anlamsız hâle getirdiğine hükmetmiştir.
Benim de benzer bir şirket alacağı davam var, bu AYM kararı işime yarar mı? expand_more
Kesinlikle işinize yarar, zira bu spesifik karar, benzer mahiyetteki ticari uyuşmazlıklarda ve çok ortaklı şirketlere yatırılan paraların iadesine yönelik açılan davalarda çok güçlü bir emsal etkisi barındırmaktadır. Anayasa Mahkemesi, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerinin altını çizerek idari ve yasal düzenlemelerin, devam eden davalara etkisinin sınırlarını belirlemiştir. İlk derece mahkemeleri, bundan sonra benzer davalarda yürürlüğe giren yeni kanun değişikliklerini uygularken bireylerin mülkiyet hakkının özüne dokunulup dokunulmadığını çok daha titiz bir şekilde değerlendirmek zorundadır. Kendi hukuki sürecinizde de bu kararı emsal göstererek, hak arama sürecinizin ve alacak tahsil imkânınızın sonradan yapılan yasama müdahaleleriyle işlevsiz kılınamayacağını güçlü bir şekilde savunabilirsiniz.
Anayasa Mahkemesi hak ihlali kararı verince davacıya ayrıca tazminat ödenir mi? expand_more
Anayasa Mahkemesi kararlarında, tespit edilen anayasal ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için öncelikli olarak hangi hukuki yöntemin uygun ve yeterli olduğuna bakılır. İlgili emsal kararda mahkeme, mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar vermiş olsa da, başvurucunun maddi ve manevi tazminat taleplerini reddetmiştir. Bunun temel hukuki gerekçesi, ihlalin giderilmesi amacıyla ilk derece mahkemesinde yeniden yargılama yapılmasına hükmedilmesinin, tespit edilen mağduriyeti gidermek için tek başına yeterli bir giderim sağlayacağı kanaatidir. Yani Yüksek Mahkemenin asıl amacı, doğrudan bir parasal tazminat ödenmesinden ziyade, yerel mahkemenin yeniden yargılama yaparak anayasal engeli ortadan kaldırması ve hukuki alacağınızı kendi davanız üzerinden tahsil edebilmenizin önünü açmasıdır.
star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir