Anasayfa/ Karar Bülteni/ Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/610 E. 2025/2916 K.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/610 E. 2025/2916 K.

Bu karar, iş yargılamasında taraf tanıklarının dinlenmesine getirilen sınırlamaların hukuki dinlenilme hakkı çerçevesinde nasıl değerlendirilmesi gerektiğine dair oldukça önemli bir standart getirmektedir. İlk derece mahkemesi, davacının gösterdiği on tanıktan yalnızca ikisini dinlemiş, diğer tanıkların işverenle husumetli olmasını ve davalarının bulunmasını gerekçe göstererek HMK kapsamında dinlenmelerinden vazgeçmiştir. Yargıtay, usul hukukumuzda işverenle davası olan bir kişinin tanıklık yapamayacağına dair bir kural bulunmadığını açıkça vurgulayarak, mahkemenin bu tutumunun adil yargılanma ve silahların eşitliği ilkesine aykırı olduğuna hükmetmiştir.
search
5 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2025/610
Karar No 2025/2916
Karar Tarihi 19.03.2025
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel İşverenle husumeti olmak tanıklığa engel değildir.
  • gavel Tanıkların dinlenmemesi hukuki dinlenilme hakkını ihlal eder.
  • gavel Dava uzatma amacı yoksa tanık sınırlandırılamaz.
  • gavel Geçerli arabuluculuk anlaşmasında dava esastan reddedilmelidir.

Bu karar, iş yargılamasında taraf tanıklarının dinlenmesine getirilen sınırlamaların hukuki dinlenilme hakkı çerçevesinde nasıl değerlendirilmesi gerektiğine dair oldukça önemli bir standart getirmektedir. İlk derece mahkemesi, davacının gösterdiği on tanıktan yalnızca ikisini dinlemiş, diğer tanıkların işverenle husumetli olmasını ve davalarının bulunmasını gerekçe göstererek HMK kapsamında dinlenmelerinden vazgeçmiştir. Yargıtay, usul hukukumuzda işverenle davası olan bir kişinin tanıklık yapamayacağına dair bir kural bulunmadığını açıkça vurgulayarak, mahkemenin bu tutumunun adil yargılanma ve silahların eşitliği ilkesine aykırı olduğuna hükmetmiştir.

Benzer iş davalarında emsal teşkil edecek bu karar, mahkemelerin salt "davayı uzatma niyetini önleme" gerekçesine sığınarak tanık dinlemekten keyfi olarak kaçınamayacağını göstermektedir. Özellikle duruşma salonu kapısında hazır edilen tanıkların dinlenmemesinin, alacağına bir an evvel kavuşmak isteyen işçinin davayı uzatma amacı taşıyamayacağı gerçeğiyle çeliştiği ifade edilmiştir. Ayrıca karar, geçerli bir ihtiyari arabuluculuk anlaşmasının varlığı hâlinde, mahkemelerin alacak kalemlerine ilişkin usulden ret değil esastan ret kararı vermesi gerektiğine işaret ederek teknik usul hukuku bakımından da uygulamaya net bir yön vermektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı işçi, EYT (Emeklilikte Yaşa Takılanlar) düzenlemesi kapsamında emekliliğe hak kazanması sonrasında, işverenin emekli işçilerle çalışmak istememesi ve uyguladığı mobbing neticesinde iş sözleşmesini sonlandırmak zorunda kaldığını iddia ederek davalı işverene karşı dava açmıştır. İşten ayrılış süreci ihtiyari arabuluculuk yoluyla yürütülmüş ve işçiye kıdem ile ihbar tazminatları ödenmiştir. Ancak davacı, arabuluculuk sürecinde iradesinin fesada uğratıldığını, üstelik aynı dönemde işten çıkarılan diğer bazı işçilere 5 ila 9 aylık ücret tutarında "ek menfaat" sağlanırken kendisine bu ödemenin yapılmadığını, bu durumun işverenin eşit davranma borcuna aykırı olduğunu savunmuştur. Bu doğrultuda işçi, arabuluculuk anlaşma tutanağının iptalini, ödenmeyen ek menfaat alacağı ile eksik ödendiğini iddia ettiği kıdem ve ihbar tazminatı farklarının tahsilini talep etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Mahkeme, uyuşmazlığın çözümünde Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile güvence altına alınan adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukuki dinlenilme hakkına dayanmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.27 uyarınca, davanın tarafları kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptir ve bu hak, tarafların açıklama ile ispat hakkını da içerir. Silahların eşitliği ilkesi gereği, her iki tarafa eşit şekilde bilgi ve belge sunma, beyanda bulunma ve ispat imkânı tanınmalıdır.

Kararda vurgulanan bir diğer kural, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.241'de düzenlenen tanıkların sınırlandırılması hususudur. İlgili madde, mahkemenin ispat edilmek istenen husus hakkında yeterli bilgi edinmesi hâlinde geri kalan tanıkları dinlememesine olanak tanır. Kanun koyucunun buradaki temel amacı, davayı uzatma niyetiyle hareket eden tarafın kötü niyetli çabalarını engellemektir. Ancak mahkeme bu imkânı kullanırken, Türk usul hukukunda davalıyla husumeti bulunan kişilerin tanık olarak dinlenemeyeceğine dair bir yasak bulunmadığını da gözetmek zorundadır. Hâkim, tanık beyanlarıyla bağlı olmayıp ifadeleri serbestçe takdir eder, bu nedenle tanığın dinlenmesinden peşinen vazgeçilemez.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Somut olayda ilk derece mahkemesi, davacının gösterdiği on kişilik tanık listesinden yalnızca ikisini dinleyerek yargılamayı sonuçlandırmıştır. Mahkeme, dinlenmeyen tanıkların bir kısmının işverenle aralarında benzer seri davalar bulunduğu için husumetli olduklarını, bir kısmının ise farklı dönemlerde işten ayrıldıkları için dosyaya katkı sağlamayacaklarını gerekçe göstermiştir. Bölge Adliye Mahkemesi de bu kararı yerinde bulmuştur. Ancak Yargıtay, bu yaklaşımın silahların eşitliği ve hukuki dinlenilme hakkına açıkça aykırı olduğunu tespit etmiştir.

Yüksek Mahkeme, işçilik alacaklarına bir an evvel kavuşmak isteyen bir işçinin davayı uzatma amacı taşıdığının düşünülemeyeceğini belirtmiştir. Özellikle duruşma günü salon kapısında bizzat hazır edilen tanıkların dinlenmekten vazgeçilmesi, kanunun getirdiği sınırlandırma amacına tamamen ters düşmektedir. Mahkemenin dinlenen iki tanığın beyanlarına rağmen "iddiaların ispatlanamadığı" sonucuna varması, aslında uyuşmazlık hakkında yeterli bilginin edinilemediğinin en net göstergesidir. Yeterli kanaat oluşmadığı hâlde diğer tanıkların dinlenmemesi büyük bir usul hatasıdır.

Ayrıca, davacının işverenle davası olan eski iş arkadaşlarını tanık olarak göstermesi yasalara tamamen uygundur. Husumetli tanıkların ifadelerinin doğruluğunu diğer delillerle birlikte değerlendirmek hâkimin takdir yetkisi dâhilindedir, husumet var denilerek tanık dinlemekten peşinen kaçınılamaz. Diğer yandan Yargıtay, geçerli sayılan bir arabuluculuk anlaşması söz konusu olduğunda, fark kıdem tazminatı talebinin dava şartı yokluğundan usulden reddedilmesinin de hatalı olduğunu, böyle bir durumda davanın esastan reddi gerektiğini vurgulamıştır.

Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, hukuki dinlenilme hakkının ve ispat hakkının sınırlandırılarak ihlal edildiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararını ortadan kaldırmış ve ilk derece mahkemesi kararını bozmuştur.

İşverenle davalık olan eski mesai arkadaşım mahkemede şahidim olabilir mi? expand_more
Yargıtay'ın güncel içtihatlarına göre, işverenle davası veya husumeti bulunan kişilerin iş davalarında tanık olarak dinlenmesine usul hukukumuzda herhangi bir engel bulunmamaktadır. Mahkeme, sadece aralarında husumet olduğu gerekçesiyle bu tanıkları dinlemekten peşinen vazgeçemez. Bu kişilerin ifadelerinin doğruluğu, mahkeme tarafından mutlaka dinlenildikten sonra diğer delillerle birlikte değerlendirilir.
Hâkim, mahkemeye getirdiğim şahitlerin hepsini dinlemeyi reddedebilir mi? expand_more
Mahkemenin ispat edilmek istenen husus hakkında yeterli bilgi edinmesi hâlinde, sırf davayı uzatma niyetini engellemek amacıyla kalan tanıkları dinlememe yetkisi kanunen vardır. Ancak alacağına bir an önce kavuşmak isteyen bir işçinin davayı uzatma amacı taşıdığı hukuken düşünülemez. Özellikle duruşma günü salon kapısında bizzat hazır ettiğiniz tanıkların dinlenmemesi, silahların eşitliği ve hukuki dinlenilme hakkının açık bir ihlalidir.
Geçerli arabuluculuktan sonra fark alacağım için dava açarsam ne olur? expand_more
Süreciniz ihtiyari arabuluculuk yoluyla çözülmüş ve arabuluculuk anlaşmanız hukuken geçerli kabul edilmişse, eksik ödendiğini iddia ettiğiniz tazminatlar için açtığınız dava usulden (dava şartı yokluğundan) reddedilemez. Yargıtay uygulamalarına göre, ortada geçerli bir arabuluculuk anlaşması varken mahkemenin taleplerinize yönelik doğrudan esastan ret kararı vermesi usul hukuku açısından bir zorunluluktur.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir