Anasayfa Karar Bülteni YARGITAY | 9. HD | 2016/25755 E. | 2020/11710 K.

Karar Bülteni

YARGITAY 9. HD 2016/25755 E. 2020/11710 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2016/25755
Karar No 2020/11710
Karar Tarihi 13.10.2020
Dava Türü Alacak
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama
  • İşe iade sonrası hakların mahsubu değerlendirilmelidir.
  • Boşta geçen süre ücretinde takas savunması incelenmelidir.
  • Tazminat iadeleri ve ödemeler denetime elverişli hesaplanmalıdır.
  • Ödeme belgeleri taraflardan sorularak açıklığa kavuşturulmalıdır.

Bu karar, işe iade davasını kazanan ve işe başlatılan işçinin, işe başlatılmadan önce kendisine ödenmiş olan kıdem ve ihbar tazminatları ile boşta geçen süre ücretinin mahsuplaşması sürecinde dikkat edilmesi gereken usul kurallarını hukuken netleştirmektedir. Yargıtay, işverenin boşta geçen süre ücretini daha önce ödenen kıdem ve ihbar tazminatlarından mahsup ettiğine yönelik savunmasının ve buna ilişkin sunduğu ödeme dekontlarının mahkemelerce mutlaka denetime elverişli şekilde incelenmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Davacının tazminatları iade ettiğini gösterir makbuzlar ile işverenin mahsup itirazları mahkemece doğrudan değerlendirilmeden eksik incelemeye dayalı olarak nihai karar verilemez. İşçinin mağdur olmaması kadar işverenin de mükerrer ödeme yapmasının önüne geçilmesi elzemdir.

Uygulamadaki önemi ve emsal etkisine bakıldığında, işe iade sonrası yeniden iş başı yapan işçilerin geçmiş dönem tazminat ve alacaklarının tasfiyesi sıklıkla karmaşık uyuşmazlıklara dönüşmektedir. Bu karar, yerel mahkemelerin ve bilirkişilerin mahsup (takas) itirazlarını göz ardı ederek hesaplama yapamayacağını, tarafların sunduğu tediye makbuzları ve dekontların tek tek ele alınarak hesaplaşmanın şeffaf bir biçimde mahkeme kararına yansıtılması gerektiğini göstermesi bakımından emsal niteliktedir. İşverenlerin mahsup savunmalarının ciddiyetle ele alınması, haksız zenginleşmelerin veya eksik ödemelerin önüne geçilmesi için yargılamada hakime düşen aydınlatma yükümlülüğünün altını çizmektedir. İş uyuşmazlıklarında adil bir yargılamanın temini için belgeye dayalı savunmaların mahkemece aydınlatılması büyük bir önem taşımaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı işçi, davalı şirkette pres operatörü olarak çalışırken iş sözleşmesinin haksız feshedildiğini ileri sürerek açtığı işe iade davasını kazanmış ve sonrasında işine geri dönmüştür. Ancak işçi, işe başladıktan sonra kendisine sürekli gece mesaisi yaptırılarak ve çeşitli şekillerde psikolojik baskı (mobbing) uygulanarak işe iade davasının cezası olarak istifaya zorlandığını iddia etmiştir. Yaşanan bu süreç sonucunda işçi, iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini belirterek kıdem, ihbar, boşta geçen süre ücreti ve bir kısım toplu iş sözleşmesi kaynaklı alacaklarının ödenmesi talebiyle mevcut davayı açmıştır. Davalı işveren ise işçinin işe başlatıldığını, kendisine ödenen kıdem ve ihbar tazminatlarını eksik iade ettiğini, boşta geçen süre ücretinin bu tazminatlardan zaten mahsup edildiğini ve mobbing iddialarının gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın tümden reddini talep etmiştir. Taraflar arasındaki temel çekişme, boşta geçen süre ücretinin ödenip ödenmediği ve taraflar arasındaki karşılıklı mahsuplaşma itirazlarının hukuken geçerliliğidir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, bu uyuşmazlığı çözerken özellikle işe iade davasının sonuçlarına bağlanan mali hakların tasfiyesi ile takas ve mahsup kurallarını temel almıştır.

İş sözleşmesinin geçersiz sebeple feshedilmesi durumunda işçinin işe iade edilmesi halinde, 4857 sayılı İş Kanunu m.21 hükümleri uyarınca işçiye en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakları, yani boşta geçen süre ücreti ödenmelidir. Ancak, işçi geçersiz sayılan ilk fesih işlemi sırasında işverenden kıdem ve ihbar tazminatı gibi ödemeleri almışsa ve mahkeme kararı sonrasında işe tekrar başlatılmışsa, önceden ödenen bu tazminatların işverene iade edilmesi veya işverenin ödemekle yükümlü olduğu boşta geçen süre ücretinden hukuken mahsup edilmesi gerekmektedir.

Hukuk yargılamasının temel ilkelerinden olan ve iddia ile savunmaların tam olarak incelenmesini zorunlu kılan usul kuralları uyarınca, tarafların dosyaya sunduğu ödeme belgeleri, banka dekontları ve tediye makbuzları mahkemece titizlikle değerlendirilmelidir. İşverenin takas ve mahsup def'inde bulunması halinde, hazırlanan bilirkişi raporlarında bu itirazların denetime elverişli şekilde hesaplanması hukuki bir zorunluluktur. Mahkemenin, tarafların dayandığı maddi delilleri incelemeden ve ileri sürülen mahsup itirazlarını değerlendirmeden eksik inceleme ile karar vermesi hukuka açıkça aykırılık teşkil eder. Yargıtay'ın yerleşik içtihat prensipleri, uyuşmazlığa konu olan süreçte işçiye yapılan tüm ödemeler ile işçinin iade ettiği tutarların kalem kalem karşılaştırılarak hakkaniyete uygun ve adil bir hesaplaşma yapılmasını kesin bir şekilde emretmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Dosya kapsamındaki belgelerin incelenmesi sonucunda, davacı işçinin kesinleşen işe iade kararı sonrasında kanuni süreler içerisinde davalı işverene başvurduğu ve işveren tarafından usulüne uygun şekilde işe başlatıldığı tespit edilmiştir. Yargılama aşamasında uyuşmazlığın düğümlendiği ana nokta, işe iade süreci sonrasında işçinin yasa gereği hak kazandığı dört aylık boşta geçen süre ücretinin akıbetinin ne olduğudur.

Davalı işveren, davacıya ödemesi gereken boşta geçen süre ücretini, fesih anında işçiye ödenmiş olan toplam 9.800,00 TL tutarındaki kıdem ve ihbar tazminatından mahsup ettiğini savunarak ilgili banka dekontlarını mahkemeye delil olarak sunmuştur. Davacı işçi ise bu tazminatların 8.600,00 TL'lik kısmını 28.08.2013 tarihli makbuz ile işverene iade ettiğini ileri sürmüş ve söz konusu makbuzu dosyaya bizzat ibraz etmiştir.

Yerel mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, boşta geçen süre ücretine ilişkin hiçbir mahsup işlemi yapılmadan doğrudan hesaplamaya gidildiği açıkça görülmüştür. Davalı işverenin bu rapora karşı yönelttiği mahsup itirazları mahkeme tarafından denetime elverişli bir biçimde incelenmemiş ve gerekçeli kararda da bu hususa dair herhangi bir tatmin edici açıklamaya yer verilmemiştir. Yargıtay, tarafların karşılıklı olarak sunduğu dekontlar ve tediye makbuzları arasındaki bu derin çelişkinin aydınlatılmadan ve mahsuplaşma def'i yeterince tartışılmadan hüküm kurulmasını usul ve yasaya aykırı bulmuştur. Mahkemece yapılması gereken, dosyaya sunulan ödeme ve iade belgelerini gerekirse taraflara da sorarak detaylı bir şekilde değerlendirmek ve boşta geçen süre ücretinin gerçekten mahsup edilip edilmediğini kesin olarak netleştirmektir. Gerekli bu hukuki adımlar atılmadan ve eksik incelemeye dayalı olarak verilen yerel mahkeme kararı bu nedenle yüksek mahkeme tarafından isabetsiz bulunmuştur.

Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, boşta geçen süre ücretinin mahsup edilip edilmediği yönündeki delillerin değerlendirilmemesi sebebiyle eksik inceleme yapıldığı gerekçesiyle yerel mahkeme kararını bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: