Anasayfa Karar Bülteni AYM | 2021/3627 BN.

Karar Bülteni

AYM 2021/3627 BN.

Anayasa Mahkemesi | Mtc Mermer San. Ve Tic. Ltd. Şti. | 2021/3627 BN.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi 1. Bölüm
Başvuru No 2021/3627
Karar Tarihi 17.02.2026
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • İcra veznesindeki paranın neması hak sahibinindir.
  • Nemanın Hazineye aktarılması mülkiyet hakkını ihlal eder.
  • Devlet özel mülkiyetten karşılıksız yararlanamaz.
  • Enflasyon kaynaklı değer kaybı devletçe önlenmelidir.

Bu karar, icra daireleri kasasına yatan ve hukuki süreçlerin devam etmesi nedeniyle bekletilen paraların nemalandırılması sonucu elde edilen faiz gelirinin kime ait olacağı konusundaki uzun süreli tartışmalara net bir hukuki nokta koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, icra dairelerince tahsil edilen ve özel hukuk kişilerine ait olan paraların, enflasyon kaynaklı değer kaybını önlemek amacıyla vadeli hesaplarda değerlendirilmesinden elde edilen nemanın doğrudan hak sahibine verilmesi gerektiğini güçlü bir şekilde vurgulamıştır. Söz konusu faiz gelirinin idari bir kararla Hazineye irat kaydedilmesi, devletin özel bir kişinin mal varlığından zorlayıcı nedenler olmaksızın ve karşılıksız olarak yararlanması anlamına gelmekte olup, mülkiyet hakkının açık bir ihlali olarak tescillenmiştir.

Bu güçlü içtihat, icra müdürlüklerinin ve icra hukuk mahkemelerinin benzer uyuşmazlıklardaki yerleşik uygulamalarını kökten değiştirecek mahiyette devasa bir emsal etkiye sahiptir. Yargı ve takip hizmetleri karşılığında harç ve giderlerin zaten ilgililerden tahsil edildiğini belirten yüksek mahkeme, faiz gelirinin devlete aktarılmasını haklı kılacak meşru bir neden bulunmadığını teyit etmiştir. Uygulamada, Adalet Bakanlığı genelgelerine veya kanun boşluklarına dayanılarak nemanın devlete aktarılması devri bu kararla birlikte tamamen ve kesin olarak kapanmaktadır. Artık hak sahipleri, icra veznelerinde bekleyen ve nemalandırılan paralarının faiz getirilerini tereddütsüz bir biçimde doğrudan talep edebilecek, enflasyon karşısında alacaklarının erimesinin önüne etkin bir şekilde geçebilecektir. Bu durum icra hukukunda vatandaşın mülkiyet hakkının etkin korunması adına atılmış devasa bir adımdır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Mtc Mermer San. Ve Tic. Ltd. Şti., alacağını tahsil edebilmek amacıyla borçlusu aleyhine icra takibi başlatmıştır. İcra müdürlüğü tarafından yapılan satış işlemleri sonucunda elde edilen bedel icra veznesine alınmış ve alacaklıların sırasını gösteren bir sıra cetveli düzenlenmiştir. Sıra cetveline itiraz davası açılması üzerine, alacaklı şirket icra müdürlüğüne başvurarak veznede bekleyen paranın değer kaybetmemesi için nemalandırılmasını ve elde edilecek faiz gelirinin kendisine ödenmesini talep etmiştir. İcra müdürlüğü paranın nemalandırılmasına karar vermiş ancak Adalet Bakanlığının bir genelgesini gerekçe göstererek bu faiz gelirinin hak sahibine ödenemeyeceğini, Hazineye aktarılacağını belirtmiştir. Şirket, bu kararın haksız olduğunu belirterek icra hukuk mahkemesinde şikayet yoluna gitmiştir. Mahkemenin de şikayeti reddetmesi üzerine, elde edilen faiz gelirinin devlet tarafından alınmasının mülkiyet hakkını ihlal ettiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı değerlendirirken temel olarak Anayasa m. 35 hükmünde güvence altına alınan mülkiyet hakkı prensiplerine ve anayasal güvencelere dayanmıştır. Mülkiyet hakkı, kişilere ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı üzerinde dilediği gibi tasarrufta bulunma yetkisi verir. Sadece menkul veya gayrimenkul mallar değil, icrası kabil olan her türlü alacak da şüphesiz biçimde mülkiyet hakkının anayasal koruması altındadır.

Mahkemenin yerleşik içtihatlarına göre, cebri icra organları tarafından tahsil edilen paralar, alacaklıya ödenene kadar icra müdürlüğünün kesin kontrolü altındadır. Bu zorunlu bekleme sürecinde borçlunun veya alacaklının para üzerinde serbestçe tasarrufta bulunma veya enflasyon karşısında değer kaybını önleme imkânı hukuken ve fiilen bulunmamaktadır. Dolayısıyla emanet niteliğindeki paranın enflasyon karşısında erimesini önleme yükümlülüğü, parayı elinde bulunduran kamu makamlarına, yani icra dairelerine düşmektedir. Paranın vadeli bir mevduat hesabına yatırılması suretiyle alım gücünün korunması, devletin mülkiyet hakkını koruma yönündeki pozitif yükümlülüğünün mutlak bir gereğidir.

Diğer taraftan, icra ve yargı süreçleri bedelsiz değildir. 492 sayılı Harçlar Kanunu ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu kapsamında devlet sunduğu bu hizmetler karşılığında halihazırda harç ve masraf tahsil etmektedir. Anayasa Mahkemesinin norm denetimi kararlarında açıkça belirtildiği üzere, özel hukuk kişilerine ait olan paraların vadeli hesaplarda değerlendirilmesinden elde edilen nemanın Hazineye intikal ettirilmesi anayasal açıdan hiçbir meşru amaca dayanmamaktadır. Devletin, zorlayıcı nedenler olmaksızın özel bir kişinin mal varlığından karşılıksız şekilde yararlanması hukuk devleti ilkesiyle asla bağdaşmaz. İcra müdürlükleri uygulamasında dayanak gösterilen idari genelgeler, mülkiyet hakkının özüne dokunan bu tür bir gelir aktarımını yasal kılmaz.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayı mülkiyet hakkı güvenceleri ve kamu makamlarının yükümlülükleri ekseninde derinlemesine incelemiştir. Olayda başvurucu şirket, icra takibi sonucunda tahsil edilen ve sıra cetveline itiraz davası nedeniyle icra veznesinde bekletilmek zorunda kalınan satış bedelinin nemalandırılmasını talep etmiştir. İcra müdürlüğü paranın vadeli hesapta değerlendirilmesini kabul etmiş ancak elde edilecek gelirin hak sahibine değil, idari bir genelgeye dayanılarak Hazineye aktarılacağına karar vermiştir. İcra mahkemesi de kanunda nemanın hak sahibine verileceğine dair açık bir düzenleme bulunmadığını belirterek bu işlemi hukuka uygun bulmuştur.

Anayasa Mahkemesi, icra dairelerinin kasasında tutulan paraların mülkiyetinin devlete geçmediğini, bu paraların özel hukuk kişilerine ait mülk niteliğini korumaya devam ettiğini tespit etmiştir. Bekleme süresi boyunca paranın enflasyon karşısında erimesini engellemek için nemalandırma yapılması doğru bir uygulama olmakla birlikte, elde edilen faiz getirisinin paranın asıl sahibinden koparılarak devlete aktarılması hiçbir meşru amaca hizmet etmemektedir. Mahkeme, devletin kendi sunduğu icra ve yargı hizmetlerinin bedelini zaten yasal harçlar ve masraflar yoluyla aldığını, dolayısıyla emaneten tutulan bir paranın getirisinden Hazineye gelir kaydetmesinin mülkiyet hakkına haksız ve ölçüsüz bir müdahale oluşturduğunu saptamıştır.

Somut olayda, alacaklının mülkiyet hakkı kapsamında yer alan parasının kendi rızası dışında ve hiçbir yasal haklı sebep olmaksızın getirisinden mahrum bırakılması, Anayasa'nın güvence altına aldığı mülkiyet hakkının ihlali olarak değerlendirilmiştir. Yapılan bu haksız uygulamanın, idari mercilerin genelge niteliğindeki düzenlemelerine veya kanundaki boşluklara dayandırılarak meşrulaştırılamayacağı açıkça ifade edilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkının ihlal edildiği ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılması yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: