Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Durmuş Uzun Kararı 2021/33722 B.

Anayasa Mahkemesi Durmuş Uzun Kararı 2021/33722 B.

Bu karar, iş hukuku ve maden hukuku kesişiminde yer alan rödovans sözleşmelerinin hukuki niteliği ile alt işveren-asıl işveren ilişkisinin sınırlarını netleştirmesi bakımından uygulamada büyük önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, işçilik alacaklarının tahsili amacıyla açılan davalarda ruhsat sahibi kamu kurumu ile işletmeci alt şirket arasındaki ilişkinin salt bir muvazaa iddiasıyla aşılamayacağını açıkça hükme bağlamıştır. Geçerli bir rödovans sözleşmesinin varlığı hâlinde, ruhsat sahibinin işçilik alacaklarından doğrudan sorumlu tutulamayacağı teyit edilmiştir. Davanın husumet yokluğundan reddedilmesi usule ilişkin katı bir engel olarak görülmemiş, aksine mahkemeye erişim hakkının özünü zedelemeyen makul bir usul sınırlaması olarak değerlendirilmiştir.
search

Anayasa Mahkemesi
Durmuş Uzun Kararı 2021/33722 B.

7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 2. Bölüm
Başvuru No 2021/33722
Karar Tarihi 17.12.2024
Taraf Durmuş Uzun
Karar Sonucu İhlal Yok
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
Öne Çıkan Hükümler
Husumet yokluğu kararı mahkemeye erişim hakkına müdahaledir.
Davanın doğru hasma yöneltilmesi şartı meşru bir amaçtır.
Geçerli rödovans sözleşmesi asıl işverenlik ilişkisini ortadan kaldırır.
Yargısal yorumun keyfî olmaması müdahalenin ölçülülüğünü sağlar.

Bu karar, iş hukuku ve maden hukuku kesişiminde yer alan rödovans sözleşmelerinin hukuki niteliği ile alt işveren-asıl işveren ilişkisinin sınırlarını netleştirmesi bakımından uygulamada büyük önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, işçilik alacaklarının tahsili amacıyla açılan davalarda ruhsat sahibi kamu kurumu ile işletmeci alt şirket arasındaki ilişkinin salt bir muvazaa iddiasıyla aşılamayacağını açıkça hükme bağlamıştır. Geçerli bir rödovans sözleşmesinin varlığı hâlinde, ruhsat sahibinin işçilik alacaklarından doğrudan sorumlu tutulamayacağı teyit edilmiştir. Davanın husumet yokluğundan reddedilmesi usule ilişkin katı bir engel olarak görülmemiş, aksine mahkemeye erişim hakkının özünü zedelemeyen makul bir usul sınırlaması olarak değerlendirilmiştir.

Benzer davalarda bu kararın emsal etkisi, özellikle madencilik sektöründe faaliyet gösteren şirket işçilerinin yargısal süreçlerde kime husumet yönelteceği konusunda yol gösterici nitelik taşımasıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun yerleşik içtihatlarıyla da tam uyumlu olarak, rödovans sözleşmesinin maden ruhsatının devri olmadığı, sadece kullanım hakkının belirli bir süreyle devredilmesi olduğu, bu hususun kural olarak asıl işveren-alt işveren ilişkisi doğurmayacağı bir kez daha vurgulanmıştır. Böylece yargı mercilerinin, kanuni dayanağı bulunan ve keyfîlik içermeyen temel usul kurallarını uygulamasının hak arama hürriyetinin ihlali anlamına gelmeyeceği ortaya konulmuştur. Bu durum, işçilik alacakları davalarının en başından doğru muhataplara yöneltilmesini sağlayarak usul ekonomisine doğrudan katkıda bulunacak oldukça güçlü bir içtihat mahiyetindedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu, yeraltı nakliyat işçisi olarak çalıştığı maden ocağındaki iş sözleşmesinin haksız ve ihbar önellerine uyulmaksızın feshedildiği iddiasıyla işçilik alacaklarının tahsili amacıyla dava açmıştır. Davayı hem kendi fiilî işvereni olan özel maden şirketi hem de maden sahasının asıl ruhsat sahibi olan Türkiye Kömür İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TTK) aleyhine yöneltmiştir. Başvurucu, TTK ile maden şirketi arasındaki ilişkinin hukuken geçerli bir rödovans sözleşmesi olmadığını, aksine muvazaalı bir asıl işveren-alt işveren ilişkisi niteliği taşıdığını iddia ederek, talep ettiği alacaklardan her iki kurumun müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasını istemiştir. Yargılama sürecinde İlk Derece Mahkemesi, TTK ile şirket arasında geçerli bir rödovans sözleşmesi bulunduğu ve TTK'nın asıl işveren sıfatı taşımadığı gerekçesiyle davanın TTK yönünden husumet yokluğundan reddine karar vermiştir. Başvurucu, ileri sürdüğü delillerin toplanmadan davanın bu gerekçeyle usulden reddedilmesinin mahkemeye erişim hakkını ve adil yargılanma hakkını ihlal ettiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama hürriyeti ve mahkemeye erişim hakkı, kişilerin iddia ve savunmalarını adli makamlar önünde serbestçe dile getirebilmesini teminat altına alır. Ancak bu hak mutlak bir hak olmayıp, meşru bir amaca yönelik olarak, kanunilik ve ölçülülük ilkeleri gözetilerek sınırlandırılabilir. Sınırlandırmanın mahkemeye erişim hakkının özünü zedelememesi esastır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.114 ve m.115 uyarınca, davanın doğru hasma yöneltilmesi (pasif husumet ehliyeti) temel bir dava şartıdır. Bu şarta uyulmaması hâlinde davanın esasına girilmeksizin usulden reddine karar verilir. Kanun koyucunun husumet kuralını getirmesindeki gaye, davanın gerçek sorumlulara karşı açılmasını sağlamak, yargılamanın gereksiz yere uzamasını önlemek ve usul ekonomisi ile iyi adalet yönetimi ilkelerini hayata geçirmektir.

Öte yandan, 3213 sayılı Maden Kanunu ek m.7 düzenlemesiyle rödovans sözleşmeleri yasal bir temele kavuşturulmuştur. Rödovans sözleşmesi, maden ruhsat sahibinin ruhsat sahasındaki işletme hakkını ve yetkisini üçüncü bir kişiye (rödovansçıya) belirli bir bedel karşılığında kullandırmasını ifade eder. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu içtihatlarına göre, hukuken geçerli bir rödovans sözleşmesinin mevcudiyeti hâlinde, ruhsat sahibi ile rödovansçı arasında 4857 sayılı İş Kanunu bağlamında bir asıl işveren-alt işveren ilişkisinden söz edilemez. Ruhsat sahibinin, Maden Kanunu'ndan doğan yükümlülükleri nedeniyle sahayı genel olarak denetlemesi veya madende bulunan bazı araç gereçleri rödovansçıya kullandırması, rödovansçının hukuki bağımsızlığını ortadan kaldırmaz ve ruhsat sahibini rödovansçı şirketin işçilerinin alacaklarından doğrudan sorumlu kılmaz. İşçiler, yasal alacaklarını yalnızca fiilen hizmet sundukları rödovansçı şirketten talep edebilirler.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucunun işçilik alacakları talebiyle açtığı davanın TTK yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddedilmesinin mahkemeye erişim hakkına yönelik açık bir müdahale olduğunu tespit etmiştir. Ancak söz konusu müdahalenin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.114 ve m.115 hükümlerine dayandığı, doğru hasma dava açılmasını sağlayarak yargılamanın haksız yere sürüncemede kalmasını önleme şeklindeki meşru amaca hizmet ettiği ve kanunilik ile meşru amaç koşullarını sağladığı görülmüştür.

Ölçülülük ilkesi bağlamında yapılan incelemede, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesinin başvurucunun muvazaa ve asıl işveren-alt işveren ilişkisi iddialarını detaylı olarak incelediği saptanmıştır. Yargı mercileri; mahkemede dinlenen tanık beyanları, rödovans sözleşmesinin içeriği, SGK kayıtları ve maden sahasında sadece ilgili özel şirketin çalışanlarının bulunması, denetimlerin sadece kanuni zorunluluk kapsamında kalması gibi delilleri kapsamlı bir biçimde değerlendirmiştir. Bu delillere dayanılarak TTK ile şirket arasında muvazaalı bir asıl işveren-alt işveren ilişkisi değil, hukuka uygun ve geçerli bir rödovans sözleşmesi bulunduğu açıkça ortaya konulmuştur. Yargıtay içtihatlarıyla da tam bir uyum içinde olan bu hukuki değerlendirmelerin bariz bir takdir hatası, mantıksızlık veya keyfîlik içermediği belirlenmiştir.

Bunun yanı sıra, başvurucunun kendi fiilî işvereni olan özel maden şirketi aleyhine dava açma hakkını bütünüyle kullandığı ve bu davada işçilik alacaklarının kısmen kabulüne dair karar aldığı dikkate alınmıştır. TTK yönünden verilen husumet yokluğu kararının, iddiaların esastan incelenmesine tamamen engel olmadığı, başvurucuya şahsi olarak aşırı ve orantısız bir usul külfeti yüklemediği anlaşılmıştır. Usul kurallarının, yargılamanın mahiyetine uygun olarak katı ve şekilci bir biçimde değil, hukuki belirlilik sınırları içinde uygulandığı tespit edilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edilmediğine karar vermiştir.

Maden ocağının asıl sahibine maaş alacağım için dava açabilir miyim? expand_more
Maden Kanunu ve yerleşik içtihatlara göre, maden ruhsat sahibi ile işletmeci şirket arasında geçerli bir rödovans sözleşmesi varsa, ruhsat sahibi kural olarak asıl işveren sayılmaz. Bu nedenle, işçilik alacaklarınızı doğrudan sözleşmeli olduğunuz işletmeci şirketten, yani fiili işvereninizden talep etmeniz gerekir. Asıl ruhsat sahibine dava açmanız durumunda, davanız pasif husumet yokluğu (yanlış hasım) nedeniyle usulden reddedilecektir.
Yanlış şirkete dava açtığım için davam reddedilirse hakkım yanar mı? expand_more
Davanın doğru kişiye veya kuruma yöneltilmesi hukuken temel bir dava şartıdır. Davanızın ruhsat sahibi yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddedilmesi, iddialarınızın esastan incelenmesine bütünüyle engel değildir ve alacağınızı asıl işvereninizden talep etme hakkınız devam eder. Anayasa Mahkemesi, fiilî işvereniniz olan şirkete karşı dava açma hakkınızı kullanabiliyorsanız, usulden verilen bu ret kararının mahkemeye erişim hakkınızı ihlal etmediğini açıkça ortaya koymuştur.
Rödovans sözleşmesi var dediler, bu benim paramı almama engel mi? expand_more
Hayır, alacaklarınızı tahsil etmenize engel değildir ancak hukuki muhatabınızı netleştirir. Rödovans sözleşmesi, maden sahasının kullanım hakkının bir bedel karşılığında işletmeciye devredilmesidir. Ortada hukuken geçerli bir rödovans sözleşmesi varsa, taraflar arasında muvazaalı bir asıl işveren-alt işveren ilişkisi oluşmaz. Haklarınız kaybolmaz; yasal alacaklarınızı madenin genel ruhsat sahibinden değil, yalnızca fiilen hizmet sunduğunuz ve çalıştığınız işletmeci şirketten talep edebilirsiniz.
Mahkeme asıl patronu davadan çıkardı, bu adil yargılanmaya aykırı değil mi? expand_more
Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre, usul kurallarının katı ve şekilci olmadan, hukuki belirlilik sınırları içinde uygulanması adil yargılanma hakkını ihlal etmez. Mahkemelerin husumet yokluğu kuralını işleterek davanın en başından gerçek sorumlulara karşı açılmasını sağlaması ve yargılamanın gereksiz uzamasını önlemesi meşru bir usul uygulamasıdır. Bu sebeple, geçerli bir sözleşme varken kanuni sorumluluğu bulunmayan ruhsat sahibinin davadan çıkarılması mahkemeye erişim hakkınıza yönelik bir ihlal oluşturmaz.
star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir