Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Aziz Temel Kararı 2021/7500 B.

Anayasa Mahkemesi Aziz Temel Kararı 2021/7500 B.

Bu karar hukuken, ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutukluların aile hayatına saygı hakkı ile haberleşme hürriyetinin sınırları bakımından oldukça önemli bir değerlendirme sunmaktadır. Pandemi gibi olağanüstü koşullarda mahpusların dış dünyayla ve özellikle aileleriyle olan iletişimlerinin asgari düzeyde de olsa kesintisiz sağlanması, devletin en temel pozitif yükümlülüklerinden biridir. Mahkeme, idarenin teknik altyapı sorunları ve salgın kaynaklı güvenlik gerekçeleriyle telefon görüşmelerinin bölünmeden tek seferde ve tek numarayla kullandırılmasını, iletişimi tamamen ortadan kaldırmadığı sürece hukuka ve hakkaniyete uygun bulmuştur.
search

Anayasa Mahkemesi
Aziz Temel Kararı 2021/7500 B.

6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 2. Bölüm
Başvuru No 2021/7500
Karar Tarihi 30.04.2025
Taraf Aziz Temel
Karar Sonucu İhlal Yok
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
Öne Çıkan Hükümler
Hükümlülerin ailesiyle iletişimi asgari düzeyde sağlanmalıdır.
Teknik imkânsızlıklar iletişimin engellenmesine gerekçe yapılamaz.
Görüşme süresinin bölünmemesi hak ihlali oluşturmaz.
Haberleşme hakkı cezaevi güvenliğiyle dengeli yürütülmelidir.

Bu karar hukuken, ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutukluların aile hayatına saygı hakkı ile haberleşme hürriyetinin sınırları bakımından oldukça önemli bir değerlendirme sunmaktadır. Pandemi gibi olağanüstü koşullarda mahpusların dış dünyayla ve özellikle aileleriyle olan iletişimlerinin asgari düzeyde de olsa kesintisiz sağlanması, devletin en temel pozitif yükümlülüklerinden biridir. Mahkeme, idarenin teknik altyapı sorunları ve salgın kaynaklı güvenlik gerekçeleriyle telefon görüşmelerinin bölünmeden tek seferde ve tek numarayla kullandırılmasını, iletişimi tamamen ortadan kaldırmadığı sürece hukuka ve hakkaniyete uygun bulmuştur.

Benzer davalarda emsal etkisi, cezaevi idarelerinin mahpuslara sağladığı iletişim haklarını düzenlerken sahip oldukları takdir yetkisinin genişliğini ve sınırlarını net bir şekilde ortaya koymasıdır. İdare; güvenlik, donanım arızaları ve personel kapasitesi gibi somut ve nesnel gerekçeler sunabildiği takdirde, görüşme sürelerinin bölünmesi veya farklı numaraların aranması gibi konularda kısıtlamaya gidebilecektir. Uygulamadaki asıl önemi ise, iletişim hakkının özüne dokunulmadığı, yani mahpusun yakınlarıyla asgari düzeyde düzenli temas kurabildiği sürece, bu tür idari düzenleyici işlemlerin anayasal hakların ihlali olarak değerlendirilemeyeceğini hukuken tescil etmesidir. Karar, idarenin haklı gerekçelerle aldığı kısıtlayıcı tedbirlerin meşruiyetini güçlendirmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu, Kırıkkale F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunmaktadır. COVID-19 salgını nedeniyle mahpusların açık ve kapalı görüş hakları ertelenmiş, buna karşılık Adalet Bakanlığı tarafından haftalık on dakikalık telefonla görüşme hakkı yirmi dakikaya çıkarılmıştır. Ceza infaz kurumu idaresi, başlarda bu sürenin iki farklı numara ile onar dakika bölünerek kullanılmasına izin vermiş, ancak daha sonra çağrı denetim cihazındaki arızalar ve personel temasının azaltılması gerekçeleriyle sürenin bölünmeden tek seferde ve tek numarayla kullanılmasına karar vermiştir. Başvurucu, farklı adreslerde yaşayan aile fertleriyle görüşemediğini ve uygulamanın keyfî olduğunu belirterek infaz hâkimliğine şikâyette bulunmuştur. İnfaz hâkimliği ve ağır ceza mahkemesinin şikâyeti ile itirazını reddetmesi üzerine başvurucu, aile hayatına saygı hakkı ve haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği iddiasıyla bireysel dava açmıştır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı çözerken öncelikle Anayasa'nın 20. maddesi kapsamındaki aile hayatına saygı hakkı ile Anayasa'nın 22. maddesi kapsamındaki haberleşme hürriyeti ilkelerini merkeze alarak inceleme yapmıştır. Hükümlü ve tutukluların bu temel haklarının belirli ölçülerde sınırlandırılması, Anayasa'nın 19. maddesi uyarınca ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz ve doğal bir sonucudur.

Yerleşik içtihat prensiplerine göre, devletin aile hayatına saygı hakkı bağlamında üstlendiği ciddi bir pozitif yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu yükümlülük, ceza infaz kurumu idaresinin mahpusların aileleri ve yakınlarıyla temasını sürdürecek, aradaki bağın kopmamasını sağlayacak nitelikte önlemleri almasını zorunlu kılar. Ancak kamu düzeni ve kurum güvenliğinin sağlanması gibi meşru amaçlar doğrultusunda, idarenin ilgili ve yeterli gerekçeler sunarak bu hakları belirli ölçülerde sınırlama veya yeniden düzenleme yetkisi hukuk düzenince tanınmaktadır.

Olayda temel kurallardan biri olan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmelik m. 74/2-f hükmü, hastalık gibi zaruri durumlarda görüşme süresi ve sayısının artırılabileceğini açıkça düzenlemektedir. Bu kapsamda tutuklu ve hükümlülerin aile hayatını sürdürmesini sağlayacak asgari düzeyde iletişim ve temasın her koşulda temin edilmesi şarttır. Birtakım teknik olanaksızlıklar veya personel eksiklikleri iletişimin tamamen engellenmesine mazeret oluşturamaz; ancak iletişimin asgari standartlarda sağlandığı durumlarda idarenin düzenleme yapma yetkisi hukuka uygundur. Mahpusun yakınlarıyla asgari seviyede iletişim kurabilmesi, devletten beklenen pozitif yükümlülüğün yerine getirildiğinin en temel göstergesidir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda salgın hastalık koşulları nedeniyle açık ve kapalı görüşlerin iptal edilmesine karşılık, mahpuslara tanınan on dakikalık telefonla görüşme süresinin yirmi dakikaya çıkarıldığını tespit etmiştir. İdarenin başlarda bu yirmi dakikalık sürenin ikiye bölünerek farklı numaralarla kullanılmasına izin verdiği, sonrasında ise çağrı denetleme sisteminde meydana gelen ve ceza infaz kurumu bünyesinde tamiri mümkün olmayan arızalar ile personelin mahpuslarla temasını asgari düzeye indirme ihtiyacı gibi gerekçelerle bu uygulamayı sonlandırdığı görülmüştür.

Mahkeme, idarenin telefonla görüşme süresinin bölünmeden tek seferde ve tek numarayla kullandırılmasına yönelik kararının, ilgili ve yeterli gerekçelere dayandığını değerlendirmiştir. Başvurucunun telefon görüşme kayıtları incelendiğinde, diğer aile fertleriyle doğrudan iletişim kurmasının hiçbir dönemde kesintiye uğramadığı, asgari düzeyde temasın her zaman sağlandığı anlaşılmıştır. Ayrıca, süreyi bölerek kullanma hakkına sahip olduğu yirmi iki haftalık dönemde başvurucunun bu hakkını yalnızca yedi kez bölerek kullandığı tespit edilmiştir.

Bu veriler ışığında, telefon görüşme süresinin bölünerek kullandırılmamasının, başvurucunun iddia ettiği gibi diğer aile fertlerinden haber almasını imkânsız hâle getirmediği ve aile hayatını sürdürmesine engel oluşturmadığı belirlenmiştir. İdarenin almış olduğu bu kısıtlayıcı tedbirin, ceza infaz kurumunun fiziksel koşulları, cihazların durumu ve pandemi şartlarındaki güvenlik gereksinimleri gözetildiğinde orantılı ve makul olduğu değerlendirilmiştir. Bu bağlamda, başvurucuya aile hayatını sürdürmesini sağlayacak asgari iletişimin kesintisiz olarak temin edildiği açıkça anlaşılmaktadır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, aile hayatına saygı hakkı ile haberleşme hürriyetinin ihlal edilmediği yönünde karar vermiştir.

Cezaevinde telefonla görüşme süresi neden tek seferde kullandırılıyor? expand_more
Ceza infaz kurumu idaresi, pandemi gibi olağanüstü durumlarda personel temasını azaltmak veya teknik cihazlardaki arızalar sebebiyle telefon görüşmelerinin bölünmeden tek seferde yapılmasına karar verebilir. Anayasa Mahkemesi'ne göre, idarenin bu tür güvenlik ve altyapı sorunları gibi somut ve nesnel gerekçelere dayanarak süreyi tek numaraya ve tek sefere hasretmesi hukuka uygundur.
Farklı numaraları arama hakkımın kısıtlanması hak ihlali midir? expand_more
Hayır, idare geçerli güvenlik, donanım arızası veya personel kapasitesi gibi nesnel gerekçeler sunabiliyorsa bu bir ihlal sayılmaz. Anayasa Mahkemesi, mahpusun ailesiyle asgari düzeyde de olsa düzenli ve kesintisiz iletişim kurabilmesini yeterli görmektedir. İletişim hakkınız tamamen ortadan kaldırılmadığı sürece uygulanan bu kısıtlamalar anayasal hakların ihlali olarak değerlendirilmemektedir.
Salgın gibi durumlarda mahkumun iletişim hakkı tamamen kesilebilir mi? expand_more
Hayır, iletişim hakkı tamamen ortadan kaldırılamaz. Devletin, tutuklu ve hükümlülerin aileleriyle bağının kopmamasını sağlayacak nitelikteki asgari düzeyde önlemleri alma ve iletişimi temin etme zorunluluğu bulunmaktadır. Teknik imkânsızlıklar veya personel eksikliği, iletişim hakkının tamamen engellenmesi için hukuki bir mazeret oluşturamaz.
İdare telefon hakkımı böldürmezse buna itiraz edebilir miyim? expand_more
Evet, bu tür idari işlemlere karşı infaz hâkimliğine şikâyet yoluna başvurabilirsiniz. Ancak, Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre, telefon görüşme süresinin bölünmemesi tek başına bir hak ihlali oluşturmaz. İletişiminizin özüne dokunulmadığı ve ailenizle asgari düzeyde haberleşmeniz devam ettiği sürece idarenin orantılı kısıtlamaları meşru kabul edilir.
star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir