Anasayfa/ Karar Bülteni/ Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/583 E. 2025/2889 K.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/583 E. 2025/2889 K.

Bu karar, medeni usul hukukunun en temel prensiplerinden biri olan hukuki dinlenilme hakkının ve adil yargılanma ilkesinin iş davalarındaki somut ve pratik bir uygulamasını göstermektedir. Yargıtay, tarafların delillerini sunma ve tanıklarını dinletme hakkının, yargılamayı uzatma amacı taşımadığı sürece mahkemeler tarafından keyfi olarak sınırlandırılamayacağını net bir şekilde ortaya koymuştur. Mahkemenin, hazır bulunan tanıkları dinlemekten kaçınması ve şahitlerin işverenle derdest davaları olmasını tanıklığa engel bir husus olarak kabul etmesi, silahların eşitliği ilkesinin açık bir ihlali olarak nitelendirilmiştir. Bu bağlamda karar, iş davalarında tanık beyanlarının ispat aracı olarak ne derece kritik bir yere sahip olduğunu hukuken teyit etmektedir.
search
7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2025/583
Karar No 2025/2889
Karar Tarihi 19.03.2025
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Hukuki dinlenilme hakkı adil yargılanmanın temelidir.
  • gavel Hazır edilen tanıkların dinlenmemesi usule aykırıdır.
  • gavel İşverenle husumetli olmak tanıklığa engel değildir.
  • gavel Davanın uzatılma kastı yoksa tanıklar dinlenmelidir.

Bu karar, medeni usul hukukunun en temel prensiplerinden biri olan hukuki dinlenilme hakkının ve adil yargılanma ilkesinin iş davalarındaki somut ve pratik bir uygulamasını göstermektedir. Yargıtay, tarafların delillerini sunma ve tanıklarını dinletme hakkının, yargılamayı uzatma amacı taşımadığı sürece mahkemeler tarafından keyfi olarak sınırlandırılamayacağını net bir şekilde ortaya koymuştur. Mahkemenin, hazır bulunan tanıkları dinlemekten kaçınması ve şahitlerin işverenle derdest davaları olmasını tanıklığa engel bir husus olarak kabul etmesi, silahların eşitliği ilkesinin açık bir ihlali olarak nitelendirilmiştir. Bu bağlamda karar, iş davalarında tanık beyanlarının ispat aracı olarak ne derece kritik bir yere sahip olduğunu hukuken teyit etmektedir.

Uygulamada sıklıkla karşılaşılan ve özellikle seri iş davalarında mahkemelerin iş yükü sebebiyle başvurduğu "bazı tanıkların dinlenmesiyle yetinilmesi" kuralının sınırları bu kararla kesin çizgilerle çizilmiştir. Yargıtay, bu kuralın yalnızca davanın uzatılmasını engellemek amacıyla ve ancak dinlenen tanıklarla yetinilecek kadar yeterli bilgiye ulaşılmışsa uygulanabileceğini belirtmiştir. EYT kapsamında işten ayrılan işçilerin açtığı seri davalarda emsal niteliği taşıyan bu içtihat, arabuluculuk tutanaklarının iptali istemlerinde işçinin iddialarını ispatlama hakkının sonuna kadar korunması gerektiğine işaret ederek, mahkemelerin delil toplama aşamasında çok daha titiz davranmaları gerektiği konusunda yol gösterici bir standarda dönüşmüştür.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı işçi, EYT (Emeklilikte Yaşa Takılanlar) yasasının çıkmasının ardından işverenin EYT'lilerle çalışmak istemediğini belirterek kendisine emeklilik sebebiyle işten ayrılma dilekçesi imzalattığını, iradesinin baskı ve psikolojik taciz ile sakatlandığını ileri sürerek eski işvereni aleyhine dava açmıştır. İşçi, işten çıkış sürecinde yürütülen ihtiyari arabuluculuk görüşmelerinin usulüne uygun olmadığını iddia etmiştir. Ayrıca işten çıkarılan bazı işçilere fazladan ek menfaat ödemesi yapılırken kendisine bu ödemenin yapılmamasının eşit davranma borcuna aykırı olduğunu belirterek arabuluculuk anlaşma tutanağının iptalini, ödenmeyen ek menfaat ile eksik ödenen kıdem ve ihbar tazminatı farklarının tahsilini talep etmiştir. Davalı işveren ise arabuluculuk sürecinin hukuka uygun yürütüldüğünü, işçinin hak ettiği tüm tutarları aldığını ve anlaşılan hususlarda dava açılamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Yargıtay incelemesinde temel olarak hukuki dinlenilme hakkı ve tanık delilinin değerlendirilmesi kuralları ele alınmıştır. Anayasa ile güvence altına alınan adil yargılanma hakkının en önemli unsuru, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 27 ile düzenlenen hukuki dinlenilme hakkıdır. Bu hak, tarafların yargılama ile ilgili açıklama yapma, iddia ve savunmalarını ileri sürme ve ispat etme hakkını içerir. Her iki tarafın da eşit silahlarla mücadelesini öngören bu kural, adil bir yargılamanın en temel şartıdır.

Davada öne çıkan bir diğer önemli kural, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 241 hükmünde düzenlenen "tanıklardan bir kısmının dinlenmesiyle yetinilmesi" durumudur. Maddeye göre mahkeme, dinlenen tanıklarla ispat edilmek istenen hususta yeterince bilgi edindiği kanaatine varırsa diğer tanıkların dinlenmemesine karar verebilir. Ancak kanun koyucunun buradaki asli amacı, tarafların davayı uzatma ve gereksiz yere sürüncemede bırakma niyetini engellemektir.

Bunun yanı sıra, usul hukukumuzda işveren ile arasında husumet veya derdest dava bulunan bir kişinin tanık olarak dinlenemeyeceğine dair herhangi bir kanuni kısıtlama bulunmamaktadır. Hâkim, tanık ifadeleriyle peşinen bağlı olmayıp, tanığın doğru söyleyip söylemediğini diğer deliller ve hayatın olağan akışıyla birlikte serbestçe takdir eder. İş hukukunda işçi alacaklarının ispatı çoğunlukla tanık deliliyle sağlandığından, tarafların gösterdiği ve hazır ettiği tanıkların mahkemece dinlenmekten imtina edilmesi adil yargılanma ile ispat hakkının ihlali niteliğini taşır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi, davacının gösterdiği on tanıktan sadece ikisini dinleyerek iddiaların ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Mahkemeler bu karara gerekçe olarak dinlenmeyen bazı tanıkların işverenle seri davalarının bulunmasını, bazılarının davacıdan sonra işten ayrılmasını ve davanın aydınlanmasına katkı sağlamayacaklarını öne sürmüştür. Ancak Yargıtay incelemesinde, mahkemenin tanıkların dinlenmesinden vazgeçme gerekçeleri hukuka aykırı bulunmuştur.

Yargıtay kararına göre, duruşma tutanaklarında açıkça görüldüğü üzere dinlenmeyen tanıkların bir kısmı bizzat duruşma salonu kapısında hazır edilmiştir. Hazır edilen tanıkların dinlenmek istenmesi, davacının davayı uzatma niyetinde olmadığını kesin olarak göstermektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 241 hükmü, yalnızca davayı gereksiz yere uzatma niyetini engellemek için ve ancak dinlenen tanıklarla yeterli kanaate ulaşılması halinde uygulanabilir. Mahkemenin, hem iddiaların dinlenen tanıklarla ispatlanamadığını belirtip hem de hazır edilen diğer şahitleri dinlemeyi reddetmesi açık bir çelişki olarak değerlendirilmiştir.

Bununla birlikte, Yargıtay işverenle davası olan işçilerin tanık olamayacağı yönünde usul hukukunda hiçbir engel bulunmadığının altını çizmiştir. İşverenle husumeti bulunan kişilerin tanıklığının peşinen reddedilmesi hukuka aykırıdır. Hâkimin görevi, şahitleri dinlemek ve verdikleri ifadelerin güvenilirliğini diğer delillerle birlikte serbestçe takdir etmektir. Davacının ispat hakkının kısıtlanarak, iddialarını doğrulayabilecek nitelikteki diğer tanıkların dinlenmeden hüküm kurulması, hukuki dinlenilme hakkının açık bir ihlalidir.

İlave olarak Yargıtay, arabuluculuk tutanağının iptaline ilişkin talepler reddedildiğinde, tutanakta yer almayan ihbar tazminatı talebinin usulden reddi doğru bulunmuş olsa da; tutanakta zaten yer alan kıdem tazminatı farkı alacağının dava şartı yokluğundan usulden reddedilmesini usul tekniği açısından yanlış bulmuştur. Zira arabuluculuk tutanağı geçerli kabul ediliyorsa, bu talebin usulden değil esastan reddi gerekmektedir.

Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, hukuki dinlenilme hakkının ve ispat hakkının kısıtlanması nedenleriyle Bölge Adliye Mahkemesi kararını ortadan kaldırarak İlk Derece Mahkemesi kararını bozmuştur.

Mahkeme getirdiğim şahitleri dinlemezse ne olur? expand_more
Anayasa ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile güvence altına alınan adil yargılanma ve hukuki dinlenilme hakkınız uyarınca, mahkemenin kapıda hazır ettiğiniz şahitleri dinlemeden karar vermesi usule aykırıdır. Mahkemeler, ancak davanın uzatılması kastı varsa veya dinlenen diğer şahitlerle ispat edilmek istenen hususta yeterince kanaate varılmışsa kalan şahitleri dinlemekten vazgeçebilir. Şahitler duruşma salonu kapısında hazır edilmişse davanın uzatılma kastından bahsedilemez ve mahkemenin bu şahitleri dinlemekten imtina etmesi, ispat hakkınızın açık bir ihlali sayılarak Yargıtay tarafından bozma sebebi kabul edilir.
İşverenle davalık olan eski çalışanım bana şahitlik yapabilir mi? expand_more
Evet, işverenle arasında husumet veya devam eden bir davası bulunan kişilerin mahkemede şahitlik yapmasına engel hiçbir yasal kısıtlama bulunmamaktadır. Hukuk sistemimizde işçi alacaklarının ispatı çoğunlukla şahit beyanlarıyla sağlandığından, mahkemenin "işverenle davası var" diyerek bu kişileri dinlemeyi peşinen reddetmesi hukuka aykırıdır. Hâkimin asıl görevi, bu şahitleri dinlemek ve verdikleri ifadelerin güvenilir olup olmadığını dosyadaki diğer delillerle ve hayatın olağan akışıyla birlikte serbestçe değerlendirmektir.
EYT sonrası baskıyla imzaladığım arabuluculuk tutanağı iptal edilir mi? expand_more
İşten çıkış sürecinde iradenizin baskı veya psikolojik taciz ile sakatlandığını ispatlayabilirseniz arabuluculuk anlaşma tutanağının iptali için dava açabilirsiniz. Bu tür iddialarınızı şahit dinleterek kanıtlamanız mümkündür. Eğer mahkeme, gösterdiğiniz şahitleri dinlemeden eksik incelemeyle tutanağın iptali talebinizi reddederse, bu durum hukuki dinlenilme hakkınızın kısıtlanması anlamına geleceği için üst mahkemelerce bozma nedeni yapılacaktır. Ayrıca tutanak geçerli kabul edilse dahi, tutanakta zaten yer alan kıdem tazminatı gibi alacak taleplerinin dava şartı yokluğundan usulden reddedilmesi hukuken hatalıdır; bunların usulden değil, esastan değerlendirilerek reddedilmesi veya kabul edilmesi gerekir.
Hâkim "İki şahit dinledim, yeterli" diyerek diğerlerini reddedebilir mi? expand_more
Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 241 uyarınca hâkim, dinlediği şahitlerle ispat edilmek istenen hususta yeterince bilgi edindiği kanaatine varırsa diğer şahitleri dinlememeye karar verebilir. Ancak kanun koyucunun buradaki temel amacı, tarafların davayı gereksiz yere sürüncemede bırakmasını engellemektir. Hem dinlenen şahitlerin iddiaları ispatlamaya yetmediğine karar verip hem de kapıda hazır bekleyen diğer şahitleri davanın aydınlanmasına katkı sağlamayacakları gerekçesiyle reddetmek açık bir çelişkidir ve Yargıtay tarafından hukuka aykırı bulunarak kararın bozulmasına yol açar.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir