Anasayfa/ Karar Bülteni/ Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/581 E. 2025/2887 K.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/581 E. 2025/2887 K.

Bu karar, iş hukuku yargılamalarında sıklıkla karşılaşılan tanık delilinin sınırlandırılması ve tarafların hukuki dinlenilme hakkının kapsamı açısından son derece kritik bir öneme sahiptir. Yargıtay, bu kararında Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 241. maddesinde yer alan "tanıklardan bir kısmının dinlenilmesiyle yetinilmesi" kuralının, mahkemelerce dar ve hakkaniyete uygun yorumlanması gerektiğini açıkça ortaya koymuştur. İşçinin ispat hakkını engelleyecek şekilde usul kurallarının katı uygulanamayacağı net bir dille ifade edilmiştir. Özellikle, işverene karşı kendi davaları bulunan veya benzer durumda EYT kapsamında işten ayrılan işçilerin tanıklığının, "dosyanın esasına ayrıca bir katkı sağlamayacağı" gerekçesiyle peşinen reddedilmesi, adil yargılanma ve silahların eşitliği ilkelerine açıkça aykırı bulunmuştur.
search
7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2025/581
Karar No 2025/2887
Karar Tarihi 19.03.2025
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Hukuki dinlenilme hakkı adil yargılanmanın temelidir.
  • gavel Tanık sınırlaması ispat hakkını ihlal etmemelidir.
  • gavel Husumetli işçilerin tanıklığı peşinen reddedilemez.
  • gavel Hakim tanık ifadelerini serbestçe takdir eder.

Bu karar, iş hukuku yargılamalarında sıklıkla karşılaşılan tanık delilinin sınırlandırılması ve tarafların hukuki dinlenilme hakkının kapsamı açısından son derece kritik bir öneme sahiptir. Yargıtay, bu kararında Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 241. maddesinde yer alan "tanıklardan bir kısmının dinlenilmesiyle yetinilmesi" kuralının, mahkemelerce dar ve hakkaniyete uygun yorumlanması gerektiğini açıkça ortaya koymuştur. İşçinin ispat hakkını engelleyecek şekilde usul kurallarının katı uygulanamayacağı net bir dille ifade edilmiştir. Özellikle, işverene karşı kendi davaları bulunan veya benzer durumda EYT kapsamında işten ayrılan işçilerin tanıklığının, "dosyanın esasına ayrıca bir katkı sağlamayacağı" gerekçesiyle peşinen reddedilmesi, adil yargılanma ve silahların eşitliği ilkelerine açıkça aykırı bulunmuştur.

Kararın uygulamadaki en belirgin emsal etkisi, iş mahkemelerinin delil toplama ve değerlendirme süreçlerinde çok daha titiz davranmalarını zorunlu kılmasıdır. Mahkemeler, bir tarafın iddiasını "ispatlanamadığı" gerekçesiyle reddederken, aynı zamanda o tarafın gösterdiği tanıkları dinlemekten kaçınamaz. Zira mahkemenin yeterli kanaate varamamış olması, esasen dinlenmeyen diğer tanıkların da dinlenmesini mutlak surette zorunlu kılar. Ayrıca bu karar, ihtiyari arabuluculuk tutanaklarının iptali taleplerinde, işçinin irade fesadı iddialarının aydınlatılması için tüm delillerin eksiksiz toplanmasının şart olduğunu göstermesi bakımından emsal niteliktedir. Arabuluculuk sürecinin geçerliliği ve işçi iradesinin fesada uğrayıp uğramadığı hususu, ancak tarafların sunduğu tüm delillerin eşit ve adil bir şekilde tartışılabildiği bir yargılama ortamı ile denetlenebilir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Uyuşmazlık, davacı işçinin çalışmakta olduğu davalı işyerinden kamuoyunda EYT (Emeklilikte Yaşa Takılanlar) olarak bilinen düzenleme kapsamında emekli olması ve bu süreçle bağlantılı olarak imzalanan ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağının iptali talebine dayanmaktadır. Davacı işçi, işverenin EYT kapsamına giren işçilerle çalışmak istemediğini sürekli olarak vurguladığını, kendisinin de bu söylemler ve baskı (psikolojik taciz) altında emeklilik dilekçesini imzalamak zorunda bırakıldığını iddia etmiştir. Davacı taraf ayrıca, işten ayrılan bazı işçilere ödenen özel ek menfaatlerin kendisine ödenmediğini, bu durumun eşit davranma borcuna ve işyeri uygulamalarına aykırı hareket edildiğini göstermekte olduğunu ileri sürmüştür. Davacı, yürütülen ihtiyari arabuluculuk sürecinde iradesinin fesada uğratıldığını ve kendisine ödenen tazminatların eksik olduğunu belirterek söz konusu anlaşma tutanağının iptali ile birlikte eksik ödenen kıdem, ihbar tazminatı ve ek menfaat alacaklarının tahsilini talep etmiştir. Davalı işveren ise sürecin usulüne tamamen uygun işlediğini, davacının hak ettiği tüm tutarları eksiksiz olarak aldığını ve ihtiyari arabuluculuk sonrasında aynı konularda dava açılamayacağını belirterek davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, taraflar arasındaki bu karmaşık uyuşmazlığı çözerken adil yargılanma hakkı, hukuki dinlenilme hakkı ve usul hukukunun ispat kurallarına ilişkin temel prensiplerini esas almıştır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 36. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesi uyarınca adil yargılanma hakkı güvence altındadır. Bu anayasal hakkın en önemli unsurlarından biri olan hukuki dinlenilme hakkı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.27 ile usul hukukumuza dâhil edilmiş olup, davanın taraflarına iddialarını ispat etme ve mahkemeye açıklama yapma imkânı sunar. Taraflar arasındaki hukuki mücadelenin eşit silahlarla yürütülmesi olarak bilinen silahların eşitliği ilkesi, adil ve şeffaf bir yargılamanın vazgeçilmez unsurudur.

Uyuşmazlıkta öne çıkan ve değerlendirilmesi gereken bir diğer temel kural, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.241 kapsamında düzenlenen "tanıklardan bir kısmının dinlenilmesiyle yetinilmesi" ilkesidir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, bu hükmün temel amacı yalnızca davayı haksız yere uzatma niyetiyle hareket eden tarafın kötüniyetli çabalarını engellemektir. Mahkeme, ancak dinlenen tanık beyanlarından ispat edilmek istenen maddi vakıa hakkında "yeter derecede bilgi edindiği" takdirde geri kalan tanıkları dinlemekten vazgeçebilir.

Bunun yanı sıra, usul hukukumuzda davalı işverenle husumetli olan veya işverene karşı kendi alacak davasını açan kişilerin tanıklık yapamayacağına dair hiçbir hukuki engel bulunmamaktadır. Hâkim, her ne kadar tanık beyanlarını serbestçe takdir etme yetkisine sahip olsa da, salt husumet bahanesiyle tanığın peşinen reddedilmesi ispat hakkının açık bir ihlali olarak değerlendirilmektedir. İrade fesadı iddialarının bulunduğu uyuşmazlıklarda, gösterilen tüm delillerin toplanması ve tartışılması maddi gerçeğe ulaşmak için kanuni bir zorunluluktur.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Yargıtay incelemesi sonucunda, İlk Derece Mahkemesinin davacı tarafından gösterilen on tanıktan sadece ikisini dinleyerek sonuca gitmesi usul ve kanuna aykırı bulunmuştur. Mahkemenin, dinlenmeyen tanıkların bir kısmının davalı işverenle husumetli olması, bir kısmının ise EYT kapsamında işten ayrılmış olması nedeniyle dosyaya herhangi bir katkı sağlamayacakları yönündeki baştan kabullenici gerekçesi Yargıtay tarafından kesin bir dille reddedilmiştir. Özellikle duruşma salonu dışında ifade vermek üzere hazır edilen tanıkların dinlenmemesi, işçinin davayı uzatma amacının bulunmadığı açık olan hâllerde dahi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.241 hükmünün yanlış uygulandığını gözler önüne sermiştir.

Yargıtay incelemesinde, İlk Derece Mahkemesinin bir yandan "davacı iddialarının mevcut tanık beyanlarıyla ispat edilemediği" gerekçesine dayanırken, diğer yandan "yeterli bilgi edinildiği" iddiasıyla diğer tanıkları dinlemekten kaçınmasının kendi içinde büyük bir çelişki barındırdığı vurgulanmıştır. Yargıtay'a göre, eğer mevcut beyanlarla yeterli kanaate varılamamışsa, diğer tanıkların da mutlaka dinlenmesi gerekmektedir. Davalı işverenle husumeti bulunan işçilerin veya benzer süreçleri yaşamış kişilerin tanıklığının peşinen reddedilmesi, usul hukukunda hiçbir karşılığı olmayan hatalı bir yaklaşımdır. Hâkimin asıl görevi, tanık ifadelerini peşinen dışlamak değil, beyanları serbestçe takdir ederek maddi gerçeği şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkarmaktır. Aksi bir tutum, hukuki dinlenilme hakkının son derece ağır bir ihlalidir.

Diğer taraftan, dava şartı arabuluculuk tutanağında hiç uyuşmazlık konusu yapılmayan ihbar tazminatı talebinin dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddedilmesi doğru bir tespit olarak kabul edilmiştir. Ancak kıdem tazminatı talebinin, ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin geçerliliği esastan tartışılmadan sırf anlaşma tutanağının varlığı bahane edilerek usulden reddedilmesi hatalı bulunmuştur. Yargıtay, anlaşma belgesi geçerli kabul ediliyorsa, kıdem tazminatı talebinin usulden değil, esastan reddedilmesi gerektiğini açıkça ifade etmiştir. Tüm bu usulü ve esasa ilişkin eksiklikler neticesinde mahkeme kararları hukuka aykırı bulunmuştur.

Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, hukuki dinlenilme hakkının kısıtlanması ve tanıkların haksız yere dinlenmemesi gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarını ortadan kaldırarak kararı bozmuştur.

Patronla davalık olan işçi benim davamda şahitlik yapamaz mı? expand_more
İşverenle husumetli olan veya işverene karşı kendi alacak davasını açan kişilerin mahkemede tanıklık yapamayacağına dair usul hukukumuzda hiçbir engel bulunmamaktadır. Yargıtay'a göre, salt husumet bahanesiyle veya EYT kapsamında benzer şekilde işten ayrıldı diye tanığın peşinen reddedilmesi adil yargılanma ve ispat hakkının açık bir ihlalidir. Hâkimin görevi bu şahitleri peşinen reddetmek değil, beyanlarını serbestçe takdir ederek maddi gerçeği ortaya çıkarmaktır.
Hakim gösterdiğim şahitlerin hepsini dinlemek zorunda değil mi? expand_more
Hukuk kurallarına göre hâkim, sadece davayı haksız yere uzatma amacı güdülen durumlarda ve konuyu yeterince aydınlattığı kanaatine varırsa diğer tanıkları dinlemekten vazgeçebilir. Ancak Yargıtay, mahkemenin bir yandan "iddialar ispat edilemedi" gerekçesiyle davayı reddedip, diğer yandan "yeterli bilgi edinildi" diyerek geri kalan şahitleri dinlememesini çelişki kabul etmektedir. İddianız ispatlanamadıysa, mahkeme henüz kanaate varamamış demektir ve gösterdiğiniz tüm şahitleri mutlak surette dinlemek zorundadır.
Zorla imzaladığım EYT arabuluculuk tutanağını iptal ettirebilir miyim? expand_more
Evet, işverenin baskısı ve söylemleri altında emeklilik dilekçesi verip iradenizin fesada uğratıldığı durumlarda ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağının iptalini talep edebilirsiniz. Ancak bu iptal sürecinde, iradenizin fesada uğrayıp uğramadığının aydınlatılabilmesi için mahkemenin gösterdiğiniz tüm delilleri eksiksiz toplaması ve tanıklarınızı dinlemesi kanuni bir zorunluluktur.
Arabuluculuk tutanağı var diye davam doğrudan reddedilir mi? expand_more
İhtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin geçerliliği mahkemece esastan tartışılmadan, sırf ortada bir anlaşma tutanağı var bahanesiyle kıdem tazminatı talebiniz dava şartı yokluğundan usulden reddedilemez. Yargıtay, bu anlaşma belgesi geçerli kabul edilse dahi, davanın usulden değil ancak esastan reddedilebileceğini açıkça belirtmektedir. Fakat hiç uyuşmazlık konusu yapılmamış alacak kalemleri (örneğin ihbar tazminatı) dava şartı yokluğundan usulden reddedilebilir.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir