Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Memet Nuri Korkmaz Kararı 2021/25935 B.

Anayasa Mahkemesi Memet Nuri Korkmaz Kararı 2021/25935 B.

Bu karar, mahkemelerin verdikleri kısa kararlarda gerekçe bulunmaması durumunda, kanun yolu başvuru süresinin salt kısa kararın tefhimi (yüze karşı okunması) ile başlatılamayacağını net bir şekilde ortaya koyması bakımından hukuken büyük bir önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, tarafların kararın gerekçesini bilmeden sağlıklı ve etkili bir kanun yolu başvurusu yapmalarının beklenemeyeceğini vurgulayarak, sürenin ancak gerekçeli kararın tebliğ edilmesiyle işlemeye başlayacağını hüküm altına almıştır. Aksi bir uygulamanın kişilere ağır bir külfet yükleyeceği ve hak arama hürriyetini ihlal edeceği tescillenmiştir.
search
6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 1. Bölüm
Başvuru No 2021/25935
Karar Tarihi 30.04.2024
Taraf Memet Nuri Korkmaz
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Gerekçesiz kısa kararla kanun yolu süresi başlamaz.
  • gavel Sürenin tefhimle başlatılması mahkemeye erişimi kısıtlar.
  • gavel Gerekçeli kararın tebliği hak arama için zorunludur.
  • gavel Gerekçe bilinmeden istinafa başvurulması beklenemez.

Bu karar, mahkemelerin verdikleri kısa kararlarda gerekçe bulunmaması durumunda, kanun yolu başvuru süresinin salt kısa kararın tefhimi (yüze karşı okunması) ile başlatılamayacağını net bir şekilde ortaya koyması bakımından hukuken büyük bir önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, tarafların kararın gerekçesini bilmeden sağlıklı ve etkili bir kanun yolu başvurusu yapmalarının beklenemeyeceğini vurgulayarak, sürenin ancak gerekçeli kararın tebliğ edilmesiyle işlemeye başlayacağını hüküm altına almıştır. Aksi bir uygulamanın kişilere ağır bir külfet yükleyeceği ve hak arama hürriyetini ihlal edeceği tescillenmiştir.

Benzer davalardaki emsal etkisi değerlendirildiğinde, bu karar, özellikle hukuk ve icra mahkemelerinde sıkça rastlanan "sürenin tefhimle başlaması" kuralının katı ve şekilci uygulamasının önüne geçecektir. Uygulamada kanun yolu merciinin, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesi açıklanmadan tefhim tarihinden itibaren süreyi başlatmasına yönelik yorumunun öngörülemez nitelikte olduğu ve mahkemeye erişim hakkının özünü zedelediği belirtilmiştir. Karar, avukatlar ve vatandaşlar için gerekçesiz kısa kararlara karşı kanun yolu sürelerinin kaçırılması sebebiyle yaşanan mağduriyetleri ve hak kayıplarını engelleyici nitelikte güçlü bir usul güvencesi sağlamaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu, alacaklı taraf olarak başlattığı bir icra takibine karşı borçlu tarafından açılan itiraz davası sonucunda Doğubayazıt İcra Hukuk Mahkemesi tarafından verilen aleyhe karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Ancak ilk derece mahkemesi, duruşmada sadece hüküm fıkrasını içeren kısa kararı tefhim etmiş, kararın gerekçesini açıklamamıştır. Başvurucunun istinaf başvurusu, kanun yolu başvuru süresinin kısa kararın yüze karşı okunduğu tarihten başlatılarak hesaplanması nedeniyle Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi tarafından süre aşımı gerekçesiyle kesin olarak reddedilmiştir. Başvurucunun bu ret kararına karşı yaptığı temyiz başvurusu bölge adliye mahkemesince ek kararla reddedilmiş, sonrasında Yargıtay bu kararı onamıştır. Yaşanan bu süreç üzerine başvurucu, gerekçeli kararı görmeden istinaf süresinin başlatılmasının hak arama hürriyetini engellediğini belirterek Anayasa Mahkemesine başvurmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri mahkemeye erişim hakkıdır. Bu hak, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelir. Dava açmayı imkânsız kılacak ya da aşırı zorlaştıracak ölçüde kısa olmadıkça dava açma ya da kanun yollarına başvurma için belli sürelerin öngörülmesi hukuki belirlilik ilkesinin bir gereğidir ve tek başına mahkemeye erişim hakkına aykırılık oluşturmaz. Ancak mahkemelerin usul kurallarını uygularken yargılamanın hakkaniyetine zarar getirecek ölçüde katı şekilcilikten ve kanunla öngörülmüş usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak aşırı esneklikten kaçınmaları anayasal bir zorunluluktur.

Kanun yolu incelemesi yapılabilmesi ve bu incelemenin taraflar açısından etkili olabilmesi için kararın gerekçesinin taraflarca bilinmesi mutlak bir şarttır. Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarına göre, gerekçesi açıklanmamış bir hüküm, hukuken tefhim edilmiş bir hüküm olarak kabul edilemez. Hukuk sistemimizde genel kural olarak, kanun yoluna başvuru süresi, gerekçeli kararın taraflara tebliğ edilmesiyle başlar. Mahkemelerin kısa kararında hükmün gerekçesini ana hatlarıyla dahi olsa açıklamadığı durumlarda, tarafların sadece hüküm fıkrasını duyarak kapsamlı ve hukuken geçerli bir kanun yolu itiraz dilekçesi hazırlamaları beklenemez.

Dolayısıyla, başta 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu olmak üzere mevzuatta öngörülen kanun yolu süreleri yorumlanırken, Anayasa'nın hak arama hürriyeti ve mahkemeye erişim hakkı standartları titizlikle göz önünde bulundurulmalıdır. Gerekçeli karar tebliğ ya da tefhim edilmeden kanun yoluna başvurma süresinin başlayacağının kabulü, yargılamanın taraflarına makul olmayan ve katlanılması imkânsız bir külfet yüklemekte olup ölçülülük ilkesiyle kesinlikle bağdaşmamaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun iddialarını adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkı çerçevesinde incelemiştir. Somut olayda, başvurucunun taraf olduğu icra hukuk mahkemesindeki davada verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurduğu, ancak istinaf mahkemesinin süreyi kısa kararın tefhim tarihinden itibaren başlatarak başvuruyu süre aşımı nedeniyle reddettiği görülmüştür.

Yüksek Mahkeme, daha önceki emsal kararlarına atıf yaparak, gerekçesi açıklanmamış bir hükmün usulünce tefhim edilmiş bir hüküm sayılamayacağını vurgulamıştır. İncelemeye konu olayda da ilk derece mahkemesi kısa kararında kararın gerekçesini hiçbir şekilde açıklamamıştır. Başvurucunun kısa kararla birlikte hükmün arkasında yatan hukuki sebepleri ve gerekçeyi öğrenemediği açıktır. Karar gerekçesini bilmeyen bir başvurucudan, sırf kısa kararın duruşmada yüzüne karşı okunmasından hareketle derhâl istinaf kanun yoluna başvurmasını ve gerekçeli itirazlarını sunmasını beklemek, başvurucuya hak arama sürecinde çok ağır bir külfet yüklemektedir.

Kanun yolu merciinin, somut olayın şartlarında istinaf süresini, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesi tam olarak açıklanmadan tefhim tarihinden itibaren başlatmasına yönelik yorumu son derece öngörülemez niteliktedir. Bu tür katı ve şekilci bir yorum, davanın esasına girilmesini ve tarafların iddialarının üst yargı makamınca denetlenmesini imkânsız hâle getirmiştir. Başvurucunun katlanmak zorunda kaldığı bu aşırı külfet, usul kurallarının uygulanmasında hedeflenen hukuki belirlilik ve usul ekonomisi gibi meşru amaçlarla orantısızdır. Yapılan bu ölçüsüz müdahale, mahkemeye erişim hakkının özünü zedelemiştir. Mahkemeye erişim hakkının ihlali tespit edildiğinden, bu ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, istinaf süresinin gerekçesiz kısa kararın tefhiminden başlatılması nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği yönündeki başvuruyu kabul etmiştir.

Mahkemede sadece kısa karar okundu, itiraz sürem başladı mı? expand_more
Hayır, itiraz (istinaf veya temyiz) süreniz sadece kısa kararın duruşmada yüzünüze karşı okunmasıyla (tefhim edilmesiyle) başlamaz. Anayasa Mahkemesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, bir mahkeme kısa kararında hükmün gerekçesini ana hatlarıyla dahi açıklamamışsa, bu durum hukuken usulünce tefhim edilmiş bir karar olarak kabul edilemez. Kanun yolu başvuru süreniz, ancak gerekçeli kararın tarafınıza resmi olarak tebliğ edilmesiyle işlemeye başlar.
Gerekçeli kararı görmeden itiraz dilekçesi yazmak zorunda mıyım? expand_more
Kesinlikle hayır. Mahkemenin karar gerekçesini bilmeden sizden kapsamlı ve hukuken geçerli bir kanun yolu itiraz dilekçesi hazırlamanız beklenemez. Anayasa Mahkemesi, gerekçesi bilinmeyen bir karara karşı derhâl istinaf yoluna başvurmaya zorlanmanın hak arama sürecinde kişilere katlanılması imkânsız, çok ağır bir külfet yüklediğini belirtmektedir. Kanun yolu incelemesinin etkili olabilmesi için kararın arkasında yatan hukuki sebeplerin tarafınızca bilinmesi mutlak bir şarttır.
Mahkeme itirazımı süre geçti diye reddetti, ne yapabilirim? expand_more
Eğer istinaf mahkemesi, ilk derece mahkemesinin gerekçesiz kısa kararının yüzünüze okunmasını sürenin başlangıcı olarak kabul edip başvurunuzu süre aşımı gerekçesiyle reddettiyse, bu durum Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan "mahkemeye erişim hakkınızın" açık bir ihlalidir. Bu tür katı ve öngörülemez usul yorumları adil yargılanma hakkının özünü zedelediğinden, Anayasa Mahkemesi bu ihlallerde kararın kaldırılarak yeniden yargılama yapılmasına hükmetmektedir.
Bu AYM kararı hukuki süreçlerimizde bize nasıl bir koruma sağlar? expand_more
Bu emsal karar, özellikle hukuk ve icra mahkemelerinde yargılamanın taraflarına karşı sıkça uygulanan "sürenin tefhimle (yüze okumayla) başlaması" kuralının aşırı şekilci ve katı yorumlanmasının önüne geçmektedir. Uygulamada sırf karar metni tebliğ edilmeden sürenin başlatılması yüzünden yaşanan hak kayıplarını ve süre kaçırma mağduriyetlerini engelleyen, hem vatandaşlar hem de avukatlar için mahkemeye erişim hakkını koruyan çok güçlü bir usul güvencesi tesis etmiştir.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir