Anasayfa/ Karar Bülteni/ Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2021/2792 E. 2021/6581 K.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2021/2792 E. 2021/6581 K.

Bu karar, iş sözleşmesini kendi isteğiyle sona erdiren, bir başka deyişle istifa eden işçilerin, fesih bildirimlerinde kullandıkları yazılı ifadelerin hukuki bağlayıcılığını son derece net bir şekilde ortaya koymaktadır. Yargıtay, işçinin istifa dilekçesinde işten ayrılma sebebi olarak belirttiği ibarelerin hukuken kendisini bağlayacağını ve yargılama aşamasında bu sebeplerin dışına çıkılarak yeni bir fesih nedeni yaratılamayacağını vurgulamaktadır. Bir işçi, istifa dilekçesinde "özel nedenler" diyerek iş sözleşmesini feshettiyse, sonradan açtığı davada aslında işyerinde mobbinge uğradığını veya ücretlerinin ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı talep edemez. İş sözleşmesinin sonlandırılması aşamasında kullanılan genel ve muğlak ifadeler, sonradan işçi lehine yorumlanıp genişletilemez.
search
7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2021/2792
Karar No 2021/6581
Karar Tarihi 22.03.2021
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Fesih bildirimindeki gerekçeler sonradan değiştirilemez.
  • gavel "Özel nedenler" şeklindeki fesih haklı neden oluşturmaz.
  • gavel İşçi, beyan ettiği fesih sebepleriyle sıkı sıkıya bağlıdır.
  • gavel Ucu açık fesih sebepleri yargılamada sonradan doldurulamaz.
  • gavel Haklı fesih iddiası fesih anında açıkça belirtilmelidir.

Bu karar, iş sözleşmesini kendi isteğiyle sona erdiren, bir başka deyişle istifa eden işçilerin, fesih bildirimlerinde kullandıkları yazılı ifadelerin hukuki bağlayıcılığını son derece net bir şekilde ortaya koymaktadır. Yargıtay, işçinin istifa dilekçesinde işten ayrılma sebebi olarak belirttiği ibarelerin hukuken kendisini bağlayacağını ve yargılama aşamasında bu sebeplerin dışına çıkılarak yeni bir fesih nedeni yaratılamayacağını vurgulamaktadır. Bir işçi, istifa dilekçesinde "özel nedenler" diyerek iş sözleşmesini feshettiyse, sonradan açtığı davada aslında işyerinde mobbinge uğradığını veya ücretlerinin ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı talep edemez. İş sözleşmesinin sonlandırılması aşamasında kullanılan genel ve muğlak ifadeler, sonradan işçi lehine yorumlanıp genişletilemez.

Uygulamadaki emsal etkisi ve önemi bakımından bu karar, işçiler ve işverenler arasındaki fesih süreçlerinde yazılı belgelerin ve bu belgelerdeki kelime seçimlerinin ne denli kritik olduğunu göstermektedir. İşçi, haklı bir nedeni olsa dahi bunu fesih dilekçesinde açık ve anlaşılır bir şekilde belirtmek zorundadır. "Özel nedenler", "şahsi gerekçeler" veya "gördüğüm lüzum üzerine" gibi ucu açık ve yoruma muhtaç ifadeler kullanmak, işçiye sonradan bu hukuki boşluğu iddialarıyla doldurma hakkı vermez. Bu durum, işçilerin istifa dilekçesi hazırlarken çok daha dikkatli ve somut olmaları gerektiğini, aksi halde haklıyken haksız duruma düşebileceklerini teyit etmektedir. Benzer davalarda, mahkemelerin öncelikle fesih ihtarnamesindeki yazılı beyanlara odaklanması gerektiği prensibi bu kararla bir kez daha sağlamlaştırılmıştır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Uyuşmazlık, davalı şirketin ihale alarak yürüttüğü projede genel müdür yardımcısı pozisyonunda çalışan davacı işçi ile işveren arasındadır. Davacı işçi, başlangıçta kendi el yazısıyla sunduğu fesih bildiriminde "özel nedenler" gerekçesiyle işten ayrıldığını belirtmiştir. Ancak işçi daha sonra mahkemeye başvurarak, çalışırken ücretlerinin hiç ödenmediğini, sigorta primlerinin gerçek ücreti üzerinden değil eksik ücret üzerinden yatırıldığını, işyerinde kendi personel kadrosunun tasfiye edildiğini ve tarafına yoğun bir mobbing uygulandığını iddia etmiştir.

Davacı, bu baskı ve usulsüzlükler neticesinde istifaya zorlandığını belirterek iş sözleşmesini aslında haklı nedenle feshettiğini savunmuş; kıdem tazminatı, ödenmeyen ücret, prim alacağı, yıllık izin ile ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin tahsilini talep etmiştir. Davalı işveren ise işçinin kendi isteğiyle ve özel nedenlerle istifa ettiğini, kendisine yapılan avans ödemelerinin iade edilmediğini ve davacının hiçbir alacağının bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

İş hukukunda, iş sözleşmesinin işçi tarafından haklı nedenle derhal feshedilebilmesi için 4857 sayılı İş Kanunu m.24 kapsamında sayılan ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan haller veya benzeri şartlardan birinin fiilen gerçekleşmiş olması gerekmektedir. Yasa koyucu, işçiye ücretinin ödenmemesi, eksik ödenmesi, sigorta primlerinin gerçek ücreti üzerinden yatırılmaması veya kendisine psikolojik taciz (mobbing) uygulanması gibi durumlarda iş sözleşmesini tek taraflı, haklı nedenle ve derhal feshederek kıdem tazminatına hak kazanma imkânı tanımıştır.

Ancak, iş hukukunun yerleşik içtihat prensiplerine göre, iş sözleşmesini fesheden taraf, fesih iradesini ve feshin dayandığı gerekçeleri açık, somut ve kesin bir dille karşı tarafa bildirmek zorundadır. Fesih bildirimi, karşı tarafa ulaşmasıyla sonuç doğuran ve kural olarak tek taraflı geri alınamayan bozucu yenilik doğuran bir haktır. Hukuki güvenilirlik ve dürüstlük kuralı gereği, fesih bildiriminde belirtilen sebepler, o bildirimi yapan tarafı sıkı sıkıya bağlar. Yargıtay içtihatlarında istikrarlı bir şekilde vurgulandığı üzere, işçi istifa dilekçesinde hangi hukuki veya fiili nedeni göstermişse, açacağı muhtemel bir işçilik alacağı davasında da yalnızca o nedenlerle sınırlı kalır; dava aşamasında fesih sebebini değiştiremez veya genişletemez.

"Özel nedenler", "gördüğüm lüzum üzerine" veya "şahsi sebepler" gibi genel, muğlak ve kanunda spesifik bir haklı fesih nedeni olarak tanımlanmayan ifadelerle yapılan fesihler, işçiye daha sonra mahkemede bu muğlaklığı kendi lehine doldurma hakkı vermez. Ayrıca, fesih dilekçesinin altına "her türlü yasal hakkımı saklı tutuyorum" şeklinde genel geçer bir not düşülmesi, feshin asıl niteliğini ve metinde açıkça belirtilen ayrılış gerekçesini hukuken değiştirmez.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Somut olayda, davacı işçi davalı şirkete ait işyerinde genel müdür yardımcısı gibi üst düzey ve sorumluluk gerektiren bir pozisyonda görev yapmıştır. Dosya kapsamındaki belgeler incelendiğinde, davacının işverene sunduğu yazılı fesih bildiriminde işten ayrılma gerekçesini açıkça "özel nedenler" olarak belirttiği görülmektedir. Fakat davacı işçi, daha sonra adli yargıya başvurarak açtığı davada, iş sözleşmesini aslında ücretlerinin ödenmemesi ve kendisine sistematik şekilde mobbing uygulanması sebebiyle haklı nedenle sona erdirdiğini iddia etmiş ve bu temele dayanarak kıdem tazminatı talep etmiştir.

İlk derece mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi, davacının yargılama aşamasında ileri sürdüğü iddiaları ve dosya kapsamındaki bilirkişi raporlarını dikkate alarak davacının bakiye ücret, izin alacakları ve kıdem tazminatı taleplerini kabul etmiştir. Ne var ki, Yargıtay incelemesinde alt derece mahkemelerinin bu kabulünün yasal düzenlemelere ve yerleşik içtihatlara uygun olmadığı tespit edilmiştir. Genel müdür yardımcısı sıfatını taşıyan, deneyimli ve işleyişe hakim olan davacının, yazılı fesih bildiriminde özel nedenlerle işten ayrıldığını belirtmesi kendi özgür iradesiyle yapılmış bağlayıcı bir işlemdir. "Özel nedenler" kavramı, mevzuatta haklı fesih sebebi olarak düzenlenmediği gibi, işverene yüklenebilecek bir kusuru da ihtiva etmemektedir. İş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini iddia eden tarafın, fesih anında bu haklı gerekçeyi şüpheye veya yoruma yer bırakmayacak şekilde açıkça belirtmesi yasal bir zorunluluktur.

Davacının yazılı fesih bildiriminde her türlü yasal hakkını saklı tuttuğunu belirtmiş olması, fesihte gösterilen "özel nedenler" gibi ucu açık ve belirsiz bir kavramı, yargılama aşamasında istediği gibi değiştirme, sonradan mobbing veya ücret ödenmemesi iddialarıyla doldurma hakkını işçiye vermez. Somut olayın gelişimi ve kesin nitelikteki fesih belgesi ışığında, davacı işçinin iş sözleşmesini haklı bir hukuki neden ileri sürmeden kendi isteğiyle feshettiği kabul edilmek zorundadır. Haklı nedene dayanmayan, salt kişisel iradeyle gerçekleşen fesihlerde kıdem tazminatına hak kazanılması yasal olarak mümkün değildir; bu nedenle kıdem tazminatı talebinin reddi gerekir.

Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, iş sözleşmesinin davacı tarafından haklı bir neden iddia edilmeden feshedildiği anlaşıldığından kıdem tazminatı talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle kararı bozmuştur.

İstifa dilekçeme "özel nedenler" yazarsam kıdem tazminatı alabilir miyim? expand_more
Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, istifa dilekçesinde fesih nedeni olarak "özel nedenler", "şahsi gerekçeler" veya "gördüğüm lüzum üzerine" gibi genel ve muğlak ifadeler kullanılması durumunda, bu feshin haklı bir nedene dayandığı kabul edilmez. İş sözleşmesini kendi isteğiyle sona erdiren ve kanunda belirtilen geçerli bir hukuki gerekçe sunmayan işçiler kıdem tazminatına hak kazanamazlar. "Özel nedenler" kavramı işverene yüklenebilecek bir kusur barındırmadığı için, bu durum salt kişisel iradeyle yapılmış bir fesih sayılır ve yasal olarak tazminat talebiniz reddedilir.
İstifa ettikten sonra mahkemede asıl sebebin mobbing olduğunu söyleyebilir miyim? expand_more
Hayır, istifa sürecinde yazılı olarak beyan ettiğiniz fesih sebepleri hukuken sizi sıkı sıkıya bağlar. İş hukukundaki dürüstlük ve hukuki güvenilirlik kuralları gereğince, fesih bildirimindeki gerekçeler sonradan mahkeme aşamasında değiştirilemez veya genişletilemez. Eğer istifanızı "özel nedenler" diyerek gerçekleştirdiyseniz, daha sonra dava açarak aslında ücretlerinizin ödenmediğini veya işyerinde sistematik bir şekilde mobbinge maruz kaldığınızı iddia etmeniz hukuken geçerli sayılmaz ve bu yeni iddialarla tazminat talep edemezsiniz. Yargıtay, ucu açık fesih sebeplerinin yargılama aşamasında sonradan yeni iddialarla doldurulamayacağını çok açık bir biçimde belirtmektedir.
Dilekçeye "yasal haklarım saklıdır" yazmak sonradan dava açmamı sağlar mı? expand_more
İstifa dilekçenizin altına "her türlü yasal hakkımı saklı tutuyorum" şeklinde genel geçer bir not düşmeniz, dilekçenin ana metninde kendi rızanızla belirttiğiniz ayrılış gerekçesini hukuken değiştirmez. Örneğin, feshinize "özel nedenler" gibi ucu açık ve belirsiz bir kavram yazdıysanız, bu saklı tutma ibaresi size mahkemede fesih gerekçenizi değiştirme ve işvereni mobbing veya ücret ödenmemesiyle suçlayarak kıdem tazminatı alma hakkı vermez. Yargılamalarda mahkemeler öncelikle fesih ihtarnamesindeki veya dilekçesindeki açık yazılı beyanlarınıza odaklanmak zorundadır.
Maaşım ödenmediği için istifa ediyorsam dilekçeye ne yazmalıyım? expand_more
İş Kanunu madde 24 kapsamında, ücretlerinizin ödenmemesi, eksik ödenmesi veya sigorta primlerinizin gerçek ücretiniz üzerinden yatırılmaması gibi durumlar iş sözleşmenizi haklı nedenle ve derhal feshetme hakkı verir. Ancak bu hakkı kullanırken kıdem tazminatınızı alabilmeniz için, fesih anında bu haklı gerekçeleri şüpheye veya yoruma yer bırakmayacak kesin ve somut bir dille fesih bildiriminize yazmanız yasal bir zorunluluktur. Haklı fesih iddiası fesih anında belgede açıkça belirtilmelidir; aksi halde haklı nedeniniz olsa dahi "özel nedenler" veya "şahsi gerekçeler" gibi ifadeler kullandığınızda hukuken haklıyken haksız duruma düşer ve tazminat hakkınızı kaybedersiniz.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir