Anasayfa Karar Bülteni AİHM | A.J. VE L.E. | BN. 40312/23

Karar Bülteni

AİHM A.J. VE L.E. BN. 40312/23

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi / 5. Bölüm
Başvuru No 40312/23
Karar Tarihi 23.10.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki HUDOC
  • Cinsel saldırı iddiaları etkili soruşturulmalıdır.
  • Polis gözetimindeki delillerin kaybı ihlal yaratır.
  • Soruşturma makamları şüphelilerden mutlak bağımsız olmalıdır.
  • Kimyasal maddeyle cinsel saldırı titizlikle incelenmelidir.

Bu karar, kimyasal madde kullanılarak işlendiği iddia edilen cinsel saldırı suçlarına yönelik devletin pozitif yükümlülüklerini ve soruşturma süreçlerindeki bağımsızlık ile şeffaflık ilkelerinin önemini hukuken ortaya koymaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, cinsel saldırı iddialarının soruşturulması sırasında kolluk kuvvetlerinin elindeki kritik delillerin kaybolmasını veya tahrif edilmesini, soruşturmanın etkililiğine vurulmuş ağır bir darbe olarak nitelendirmektedir. Ayrıca, şüphelilerden biri ile soruşturmayı yürüten kolluk görevlilerinden biri arasındaki akrabalık bağının bulunması, soruşturmanın bağımsızlık şartını zedeleyen temel bir hukuki sakatlık olarak kabul edilmiştir. Mahkeme bu eksikliklerin, mağdurların adalete erişim hakkını fiilen imkansız kıldığına kanaat getirmiştir.

Benzer davalardaki emsal etkisi, özellikle kadına yönelik şiddet ve cinsel saldırı iddialarında devletin çok daha titiz, hızlı ve tarafsız bir soruşturma yürütme mecburiyetini pekiştirmesinden ileri gelmektedir. İstanbul Sözleşmesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ilgili maddeleri uyarınca, cinsel saldırı mağdurlarının ikincil bir mağduriyet yaşamaması için usuli güvencelerin katı bir şekilde uygulanması gerektiği vurgulanmıştır. Bu karar, uygulamada kolluk kuvvetlerinin delil toplama ve muhafaza etme süreçlerindeki ihmallerinin doğrudan doğruya Sözleşme'nin usul boyutuyla ihlaline yol açacağını net bir şekilde göstererek, soruşturma makamları üzerinde daha sıkı bir yargısal denetim kurulmasına emsal teşkil edecektir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Olay, İspanya'nın Pamplona kentinde iki kadının bir barda tanıştıkları iki erkekle alkol aldıktan sonra ertesi sabaha kadar olan biten hiçbir şeyi hatırlamamalarıyla başlamıştır. Başvurucular, içkilerine kimyasal madde katılarak iradelerinin sakatlandığını ve kendilerine cinsel saldırıda bulunulduğunu iddia ederek şikayetçi olmuşlardır. Ancak polis soruşturması sırasında, barın güvenlik kamerası görüntüleri ve adli bilişim raporları gibi çok kritik deliller polis gözetimindeyken kaybolmuş veya silinmiştir. Üstelik, soruşturmayı yürüten polis memurlarından birinin, şüphelilerden birinin eniştesi olduğu ortaya çıkmıştır. Yerel mahkemeler, elde yeterli delil kalmadığı gerekçesiyle şüpheliler hakkında dava açılmasına yer olmadığına karar vererek dosyayı kapatmıştır. Bunun üzerine başvurucular, devletin etkili bir soruşturma yürütmeyerek adil yargılanma, özel hayata saygı ve kötü muamele yasağı haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurmuşlardır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Mahkeme, uyuşmazlığı çözerken öncelikle devletin temel hak ve özgürlükleri koruma ve etkili soruşturma yapma yükümlülüklerine dayanmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m.3 ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m.8, devletlere rızaya dayalı olmayan tüm cinsel eylemleri suç sayma ve bu eylemleri hızlı ve kapsamlı bir soruşturmayla aydınlatma yönünde pozitif yükümlülük yüklemektedir.

Ayrıca, Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi hükümleri de karara temel teşkil etmiştir. Anılan sözleşmenin 1., 2. ve 3. maddeleri ile soruşturma usullerini düzenleyen 49. ve 50. maddeleri uyarınca, devletlerin kadına yönelik şiddet vakalarında delillere dayalı, hızlı ve etkili soruşturmalar yürütmesi uluslararası bir zorunluluktur.

Ulusal mevzuat bağlamında, İspanya Anayasası m.10 insan onurunu, temel hakları ve kişiliğin serbestçe geliştirilmesini güvence altına alırken, İspanya Anayasası m.14 kanun önünde eşitlik ilkesini düzenlemektedir. Olay tarihinde yürürlükte olan İspanya Ceza Kanunu m.181/2, mağdurun iradesini ilaç, uyuşturucu veya başkaca kimyasal maddeler kullanarak sakatlamak suretiyle işlenen cinsel istismar eylemlerini açıkça ve özel olarak suç saymaktadır.

Yerleşik içtihat prensipleri gereğince, soruşturmayı yürüten makamların ve kişilerin, olayla veya şüphelilerle herhangi bir bağı olmamalı, soruşturma mutlak bir hiyerarşik ve pratik bağımsızlık içinde yürütülmelidir. Olayın aydınlatılmasını sağlayacak delillerin hızla toplanması ve güvenle muhafaza edilmesi, usuli yükümlülüklerin temel şartıdır. Delillerin bizzat polis gözetiminde kaybolması veya manipüle edilmesi, devletin pozitif yükümlülüklerini ağır şekilde ihlal eden bir hukuki sorun olarak kabul edilmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, somut olayı incelerken devletin cinsel saldırı iddialarını soruşturma konusundaki pozitif yükümlülüklerinin yerine getirilip getirilmediğini detaylı bir şekilde değerlendirmiştir. Mahkeme, kimyasal madde kullanılarak işlendiği iddia edilen cinsel saldırı eylemlerinin soruşturulması için İspanya'da yeterli yasal çerçevenin bulunduğunu, ilgili polis birimlerinin bu tür suçlar için özel protokollere sahip olduğunu, ancak bu çerçevenin somut olayda etkili bir şekilde uygulanmadığını tespit etmiştir.

Dosya kapsamındaki en dikkat çekici bulgu, soruşturmanın seyri açısından büyük önem taşıyan dijital delillerin, özellikle barın güvenlik kamerası görüntülerinin ve şüphelilerin cep telefonlarındaki adli bilişim verilerinin polis gözetimi altındayken sistematik olarak kaybolması veya silinmesidir. Mahkeme, devletin kendi kontrolü altındaki delillerin güvenliğini sağlama konusundaki bu ağır ihmalini, diğer soruşturma işlemleriyle telafi edilemeyecek düzeyde, soruşturmanın etkililiğine vurulmuş onarılamaz bir darbe olarak nitelendirmektedir.

Bununla birlikte, soruşturmayı yürüten Ulusal Polis Aile ve Kadın Birimi görevlilerinden birinin, şüphelilerden birinin eniştesi olması, bağımsızlık ilkesinin açık bir ihlali olarak görülmüştür. Mahkeme, böylesine hassas bir soruşturmada, söz konusu polis memurunun durumu üstlerine bildirerek soruşturmadan derhal kendi isteğiyle çekilmesi gerekirken bunu yapmamasını ve ancak meslektaşları tarafından durumun tesadüfen fark edilmesine kadar görevde kalmasını kabul edilemez bulmuştur. Bu akrabalık bağı, soruşturmanın hem fiili yürütülüşünü hem de gerçekleri ortaya çıkarma kapasitesini telafisi imkansız şekilde zedelemiştir.

Yerel mahkemelerin, polis teşkilatındaki bu ciddi usulsüzlükleri ayrı bir soruşturma konusu yapmasına rağmen, ana cinsel saldırı dosyasını yetersiz delil gerekçesiyle kapatması Mahkeme tarafından hak ihlali olarak değerlendirilmiştir. Delillerin bizzat devlet görevlilerinin gözetimindeyken yok edilmesinin, mağdurların iddialarını ispatlamasını imkansız hale getirdiği vurgulanmıştır.

Sonuç olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, devletin etkili soruşturma yürütme yükümlülüğünü ağır bir biçimde ihlal ettiği gerekçesiyle usul yönünden ihlal kararı vererek başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: