Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Kutbettin Onur Kararı 2022/41697 B.

Anayasa Mahkemesi Kutbettin Onur Kararı 2022/41697 B.

Bu karar, ceza infaz kurumlarında barındırılan tutuklu ve hükümlülerin haberleşme hürriyeti ile ifade özgürlüğünün, kurum güvenliği ve disiplini çerçevesinde nasıl dengelenmesi gerektiği hususunda oldukça önemli bir hukuki zemin sunmaktadır. Anayasa Mahkemesi, cezaevinde bulunan mahpusların dış dünyayla iletişim kurma haklarının var olduğunu ancak bu anayasal hakkın mutlak ve sınırsız bir hak olmadığını belirtmiştir. Özellikle terör suçlarından hükümlü olan şahısların, örgütsel iletişim kurmasını ve dışarıdan talimat almasını engelleyecek nitelikte makul tedbirlerin idare tarafından alınabileceği yüksek mahkemece vurgulanmıştır. Kısa ve orta dalga frekanslı radyo bulundurmanın veya bu radyoların çekim gücünü artıracak anten benzeri aparatlar yapmanın kurum güvenliğini telafisi imkansız şekilde zedeleyebileceği tespiti, ceza infaz kurumlarının iç güvenlik tedbirlerine oldukça geniş bir takdir marjı tanındığını göstermektedir.
search
7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 1. Bölüm
Başvuru No 2022/41697
Karar Tarihi 16.09.2025
Taraf Kutbettin Onur
Karar Sonucu İhlal Yok
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Cezaevinde iletişim araçları güvenliği tehlikeye atamaz.
  • gavel Kısa ve orta dalga radyolar yasaklanabilir.
  • gavel Kurum düzeni için disiplin cezası verilebilir.
  • gavel Savcı görüşünün bildirilmemesi doğrudan ihlal yaratmaz.
  • gavel Özgürlükler kurum güvenliği amacıyla meşru sınırlandırılabilir.

Bu karar, ceza infaz kurumlarında barındırılan tutuklu ve hükümlülerin haberleşme hürriyeti ile ifade özgürlüğünün, kurum güvenliği ve disiplini çerçevesinde nasıl dengelenmesi gerektiği hususunda oldukça önemli bir hukuki zemin sunmaktadır. Anayasa Mahkemesi, cezaevinde bulunan mahpusların dış dünyayla iletişim kurma haklarının var olduğunu ancak bu anayasal hakkın mutlak ve sınırsız bir hak olmadığını belirtmiştir. Özellikle terör suçlarından hükümlü olan şahısların, örgütsel iletişim kurmasını ve dışarıdan talimat almasını engelleyecek nitelikte makul tedbirlerin idare tarafından alınabileceği yüksek mahkemece vurgulanmıştır. Kısa ve orta dalga frekanslı radyo bulundurmanın veya bu radyoların çekim gücünü artıracak anten benzeri aparatlar yapmanın kurum güvenliğini telafisi imkansız şekilde zedeleyebileceği tespiti, ceza infaz kurumlarının iç güvenlik tedbirlerine oldukça geniş bir takdir marjı tanındığını göstermektedir.

Benzer davalardaki emsal etkisi değerlendirildiğinde, bu karar infaz hâkimlikleri ile ceza infaz kurumu idareleri için son derece yön gösterici bir niteliğe sahiptir. Yüksek Mahkeme, mahpusların anayasal temel haklarına müdahale edilirken mutlaka orantılılık ilkesinin gözetilmesi gerektiğini, mahpusun eyleminin ağırlığına uygun olarak alt sınırdan verilen bir günlük hücre cezasının hukuka ve hakkaniyete uygun makul bir müdahale olduğunu kabul etmiştir. Uygulamadaki önemi bakımından, mahpusların sahip oldukları ifade özgürlüğünün cezaevi düzeni ve katı güvenlik ihtiyacı ile çatıştığı durumlarda kamu yararının, genel asayişin ve güvenliğinin üstün tutulabileceği net bir şekilde ortaya konulmuş ve idarenin bu alandaki hareket sınırları çizilmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan hüküm özlü olarak yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumunda bulunan başvurucu, koğuşunda idare tarafından yapılan genel arama sırasında komodininin çekmecesinde saklanmış bir radyo bulunması üzerine idareye karşı şikayet yoluna başvurmuştur. Gerçekleştirilen aramada, bütün bir ekmek içerisine gizlenmiş vaziyette, kısa ve orta dalga çekim özelliğine sahip bir radyo ile anten görevi gören sarılı bakır tel ele geçirilmiştir. Bulunan radyonun kendisine ait olduğunu açıkça kabul eden başvurucuya, cezaevi idaresi tarafından kurum kurallarını ihlal ettiği gerekçesiyle bir gün hücreye koyma disiplin cezası verilmiştir. Başvurucu, cezaevinde radyo kullanmanın yasak olmadığını ve kendisine verilen disiplin cezasının tamamen keyfi olduğunu iddia ederek infaz hâkimliğine ve ardından ağır ceza mahkemesine itirazlarda bulunmuş, ancak bu talepleri reddedilmiştir. Bunun üzerine başvurucu, haber alma ve ifade özgürlüğünün kısıtlandığını ve savcılık görüşünün kendisine bildirilmediğini ileri sürerek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, bu uyuşmazlığı çözerken Anayasa'nın ifade özgürlüğünü düzenleyen 26. maddesi ile 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun hükümlerini temel bir dayanak olarak ele almıştır. Temel hak ve özgürlüklerin yalnızca Anayasa'da belirtilen meşru sebeplere bağlı olarak ve kanunla, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmayacak şekilde sınırlanabileceği kuralı üzerinde durulmuştur.

Ceza infaz kurumlarındaki disiplin kurallarının yasal dayanağı olan 5275 sayılı Kanun m.37 gereğince, kurumda düzenli bir yaşamın sürdürülmesi, güvenliğin ve disiplinin tam anlamıyla sağlanması amacıyla belirlenen kuralların kusurlu olarak ihlal edilmesi durumunda eylemin ağırlığına göre disiplin cezası uygulanması öngörülmektedir. Aynı kanunda yer alan 5275 sayılı Kanun m.44 ise ceza infaz kurumlarında yasaklı eşya bulundurma gibi kuralları ihlal eden fiiller karşısında uygulanacak hücreye koyma disiplin cezasını ayrıntılı olarak düzenlemektedir. Bunun yanı sıra, mahpusların radyo dinleme ve televizyon izleme gibi temel hakları 5275 sayılı Kanun m.67 ile güvence altına alınmış olmakla birlikte, kuruma dışarıdan izinsiz cihaz sokulması veya idare kurallarına aykırı şekilde eşya bulundurulması kesin bir biçimde sınırlandırılmıştır.

Yerleşik içtihat prensiplerine göre, hükümlü ve tutuklular dışarıdaki bireyler gibi temel hak ve hürriyetlere sahip olsa da cezaevi şartlarının doğası, suçun önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi meşru amaçlarla bu haklara her zaman sınırlama getirilebilir. Özellikle yüksek güvenlikli ceza infaz kurumlarında, mahpusların terör örgütlerine olan bağlılığını canlı tutmaya yarayabilecek veya dışarıyla örgütsel iletişime imkan tanıyabilecek özellikli iletişim araçlarına karşı idarenin çok daha hassas davranması gerektiği kabul edilmektedir. İdarenin bu konudaki aldığı kısıtlayıcı tedbirler, kamu düzeni ve güvenliği kapsamında demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun bir idari müdahale olarak değerlendirilmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayın esasına yönelik değerlendirmesinde başvurucunun koğuşunda yapılan aramada ele geçirilen radyonun teknik niteliğini ve kuruma sokulup saklanma şeklini öncelikle dikkate almıştır. Başvurucunun, bir bütün ekmek içerisine dikkatlice gizlenmiş vaziyette kısa dalga (SW) ve orta dalga (MW) bantlarına sahip özel bir radyo ile bu radyonun çekim gücünü artırmak amacıyla kullanılabilecek bakır bir tel bulundurduğu idare tarafından tespit edilmiştir. Mahkeme, cezaevinde her türlü radyonun yasak olmadığını, kurum kantininden usulüne uygun şekilde temin edilen standart radyoların dinlenmesine mevzuatça izin verildiğini ancak kısa ve orta dalga yayınları alabilen cihazların güvenlik zafiyeti yaratabileceğini açıkça vurgulamıştır.

Yüksek Mahkeme, devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma gibi ağır bir suçtan hüküm özlü olarak yüksek güvenlikli cezaevinde tutuklu bulunan başvurucunun, cezaevi güvenliğini doğrudan tehdit edebilecek şekilde yasaklı yayınları takip edebilme veya mensubu olduğu terör örgütünün gizli mesajlarını dışarıdan alma riski doğuran modifiye edilmiş bir cihazı bulundurmasını açık bir disiplin ihlali olarak kabul etmiştir. Cezaevi idaresinin, kurum güvenliği ve disiplinin kesintisiz sağlanması amacıyla böyle bir cihazı yasaklaması ve başvurucuya disiplin cezası uygulaması, kamu düzeninin korunması bakımından oldukça meşru ve zorunlu bir hukuki tedbir olarak nitelendirilmiştir.

Disiplin cezası verilirken kanunda öngörülen bir günden on bir güne kadar hücreye koyma yaptırımı içerisinden en alt sınır olan sadece bir günlük cezanın seçilmiş olması da yapılan müdahalenin ölçülü olduğunu açıkça göstermektedir. Ayrıca, infaz hâkimliğindeki itiraz sürecinde savcılık makamının yazılı görüşünün başvurucuya bildirilmemesi şeklindeki itiraz da, bu görüşün içeriğinde yeni bir olgu barındırmaması ve davanın esas sonucunu doğrudan etkilememesi nedeniyle anayasal ve kişisel önemden yoksun bulunmuştur. Son tahlilde, başvurucunun gizli radyo bulundurma eyleminin kurum düzeni ve güvenliği açısından oluşturduğu ciddi tehdit ile idare tarafından verilen disiplin cezası arasında hakkaniyete uygun ve makul bir denge kurulduğu kanaatine varılmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, başvurucunun ifade özgürlüğünün ihlal edilmediği yönünde karar vermiştir.

Cezaevinde radyo dinlemek tamamen yasak mı? expand_more
Hayır, cezaevlerinde radyo dinlemek tamamen yasak değildir. Kantinden usulüne uygun olarak temin edilen standart radyoların kullanılmasına mevzuatça izin verilmektedir. Ancak, kısa ve orta dalga yayın alabilen veya dışarıyla örgütsel iletişime imkân tanıyabilecek özellikteki modifiye cihazların kurum güvenliği gerekçesiyle yasaklanması ve bunlara el konulması hukuka uygundur.
Koğuşumda gizli radyo bulundu diye hücre cezası almam yasal mı? expand_more
Evet, yasaldır. Ceza infaz kurumlarına dışarıdan izinsiz cihaz sokulması veya idare kurallarına aykırı şekilde yasaklı eşya bulundurulması kanunen disiplin ihlali sayılmaktadır. Anayasa Mahkemesi, kurum güvenliğini tehdit edebilecek bir radyonun gizlenerek bulundurulması durumunda mahpusa verilen bir günlük hücre cezasını, eylemin ağırlığına uygun ve ölçülü bir idari tedbir olarak kabul etmiştir.
Mahkemede savcının mütalaası bana verilmedi, hakkım yenmedi mi? expand_more
İnfaz hâkimliğine yapılan itiraz süreçlerinde savcılık makamının yazılı görüşünün size bildirilmemesi her durumda doğrudan bir hak ihlali oluşturmaz. Anayasa Mahkemesi, savcılık görüşünün davanın esas sonucunu etkileyecek yeni bir olgu barındırmaması halinde, bu bildirimin yapılmamasını anayasal açıdan bir ihlal nedeni olarak görmemektedir.
Cezaevinde dış dünyadan haber alma hakkım kısıtlanabilir mi? expand_more
Hükümlü ve tutukluların dış dünyayla iletişim kurma hakları bulunmakla birlikte, bu anayasal hak mutlak ve sınırsız değildir. Ceza infaz kurumunun doğası gereği, düzenin sürdürülmesi, suçun önlenmesi ve yüksek güvenlik ihtiyacı gibi meşru amaçlarla haberleşme ve ifade özgürlüğünüze demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun sınırlamalar getirilebilir.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir