Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Dijvar Nesri İsmail Kararı 2022/50323 B.

Anayasa Mahkemesi Dijvar Nesri İsmail Kararı 2022/50323 B.

Bu karar, ceza infaz kurumlarında tutulan mahpusların ifade özgürlüğü ile cezaevi idaresinin düzen ve güvenliği sağlama yükümlülüğü arasındaki hassas dengeyi hukuken ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, mahpusların da Anayasa ile güvence altına alınan temel hak ve hürriyetlere sahip olduğunu prensipte kabul etmekle birlikte, bu hakların mutlak olmadığını ve cezaevi koşullarının getirdiği zorunluluklar sebebiyle kanunla sınırlandırılabileceğini vurgulamıştır. Özellikle terör suçlarından hükümlü kişilerin, örgüt propagandası niteliği taşıyan ve devleti karalayan dokümanları bulundurması, kurum disiplinini bozucu ve güvenlik zafiyeti yaratıcı eylemler olarak nitelendirilmiş; bu eylemlere karşılık idarece uygulanan disiplin yaptırımlarının hukuka uygun olduğu tescil edilmiştir.
search
7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 2. Bölüm
Başvuru No 2022/50323
Karar Tarihi 29.07.2025
Taraf Dijvar Nesri İsmail
Karar Sonucu İhlal Yok
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Cezaevinde ifade özgürlüğü güvenlik amacıyla sınırlandırılabilir.
  • gavel Terör övgüsü içeren dokümanlar disiplin cezası nedenidir.
  • gavel Mahpusların ifade özgürlüğü mutlak bir hak değildir.
  • gavel Kurum güvenliği için mahpus haklarına sınırlama getirilebilir.

Bu karar, ceza infaz kurumlarında tutulan mahpusların ifade özgürlüğü ile cezaevi idaresinin düzen ve güvenliği sağlama yükümlülüğü arasındaki hassas dengeyi hukuken ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, mahpusların da Anayasa ile güvence altına alınan temel hak ve hürriyetlere sahip olduğunu prensipte kabul etmekle birlikte, bu hakların mutlak olmadığını ve cezaevi koşullarının getirdiği zorunluluklar sebebiyle kanunla sınırlandırılabileceğini vurgulamıştır. Özellikle terör suçlarından hükümlü kişilerin, örgüt propagandası niteliği taşıyan ve devleti karalayan dokümanları bulundurması, kurum disiplinini bozucu ve güvenlik zafiyeti yaratıcı eylemler olarak nitelendirilmiş; bu eylemlere karşılık idarece uygulanan disiplin yaptırımlarının hukuka uygun olduğu tescil edilmiştir.

Uygulamadaki önemi bakımından bu karar, ceza infaz kurumu idarelerinin ve infaz hâkimliklerinin benzer disiplin soruşturmalarında izlemesi gereken hukuki rotayı netleştirmektedir. Yüksek Mahkeme, salt düşünce açıklaması veya not tutma faaliyeti olarak maskelenen ancak içeriğinde terör örgütünün övüldüğü, örgüt elebaşının eylemlerinin haklı gösterildiği ve devletin asılsız iddialarla suçlandığı metinlerin cezaevinde bulundurulmasının, örgütsel bağlılığı canlı tutma ve kurum güvenliğini doğrudan tehlikeye atma riski taşıdığını emsal bir ilke olarak ortaya koymuştur. Benzer davalarda, yüksek güvenlikli kurumlarda uygulanan hücre cezası gibi ağır disiplin yaptırımlarının, eylemin ağırlığıyla orantılı olduğu ve zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı sürece hak ihlali yaratmayacağı yönünde kalıcı bir etki yaratacaktır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Bir ceza infaz kurumunda devletin egemenliği altındaki toprakların bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya çalışmak suçundan hükümlü olarak bulunan başvurucu, kendisine verilen hücre cezası ve bu cezanın yargı makamlarınca onanması üzerine Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

Olayın temelinde, cezaevinde yapılan rutin bir arama sırasında başvurucunun koğuşunda dolap üzerinde açıkça duran iki adet ajandanın bulunması yatmaktadır. Bu ajandaların içinde terör örgütünü ve elebaşını öven, devleti soykırım ve asimilasyon yapmakla suçlayan, yasaklı yayınlardan alınan notların yer aldığı tespit edilmiştir. Cezaevi idaresi bu notların tehlike arz ettiğine hükmederek hükümlüye 13 gün hücre cezası vermiştir. Başvurucu ise ajandaların yıllardır yanında olduğunu, içindeki notları sadece haberlerden ve okuduğu kitaplardan derlediğini, kişisel notlar tutması sebebiyle hücre cezası verilmesinin ifade özgürlüğünü ihlal ettiğini ileri sürerek kararın iptalini talep etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarına göre, herkes gibi ceza infaz kurumlarında bulunan tutuklu ve hükümlüler de kural olarak ifade özgürlüğüne sahiptir. Bu özgürlük, anayasal bir güvence olan Anayasa m. 26 çerçevesinde korunmaktadır. Ancak bu hak mutlak bir nitelik taşımamakta olup, Anayasa'nın ilgili maddesinin ikinci fıkrasında yer alan kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi ve ceza infaz kurumlarındaki temel disiplinin sağlanması gibi meşru, zorunlu amaçlarla kanun koyucu tarafından sınırlandırılabilir.

Somut olayda idarenin uyguladığı işlemin ve yargısal kararların temelini, mahpusların disiplin suç ve cezalarını düzenleyen 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun m. 44 hükmü oluşturmaktadır. Bu maddenin (3) numaralı fıkrasının (l) bendi, ceza infaz kurumlarında "suç örgütlerinin eğitim ve propaganda faaliyetlerini yapmak veya yaptırmak" fiilini açıkça yasaklamış ve bu fiili işleyen mahpusların on bir günden yirmi güne kadar hücreye koyma disiplin cezası ile tecziye edileceğini emredici bir kural olarak düzenlemiştir.

Yüksek Mahkemenin istikrar kazanmış içtihat prensiplerine göre, disiplin suçları yönünden genel hüküm niteliği taşıyan 5275 sayılı Kanun m. 37 uyarınca, bir hükümlüye disiplin cezası verilebilmesi için ilgili eylemin yalnızca kanunda sayılan şeklî tipe uyması tek başına yeterli kabul edilmemektedir. İfade özgürlüğü ile kamu düzeni arasındaki dengenin tesisi için eylemin aynı zamanda ceza infaz kurumunda güvenliği, disiplini veya düzenli yaşamı bozacak ya da tehlikeye düşürecek nitelikte olması şartı aranır. Doktrin ve yargısal içtihatlar ışığında, özellikle terör suçlarından hüküm giymiş kişilerin, kurum içerisinde örgütsel ideolojiyi canlı tutmaya yarayan, terör eylemlerini öven veya devleti karalayan dokümanları açıkça bulundurmaları basit bir fikir açıklaması olarak değerlendirilemez.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Başvuruya konu olayda, devletin egemenliği altındaki toprakların bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya çalışmak suçundan yüksek güvenlikli bir ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan başvurucunun koğuşunda yapılan kısmî aramada iki adet ajanda ele geçirilmiştir. Cezaevi idaresinin Mektup Okuma Komisyonu tarafından incelenen bu ajandalarda, terör örgütü mensuplarının faaliyetlerinin desteklendiği, örgüt elebaşının eylemlerinin meşru bir hak arama mücadelesi olarak nitelendirildiği ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Kürtlere yönelik soykırım ve asimilasyon yapmakla suçlandığı tespit edilmiştir. İdare, bu notların açıkça teşhir edilecek şekilde dolap üzerinde bulunmasını, cezaevi içerisinde örgüt faaliyetlerini sürdürmeye yönelik bir davranış ve güvenlik zafiyeti yaratacak bir unsur olarak değerlendirmiş, başvurucuya 13 gün hücre cezası vermiştir.

Anayasa Mahkemesi, somut olayı değerlendirirken öncelikle başvurucunun mensup olduğu suç grubunun niteliğine dikkat çekmiştir. Terör örgütü mensubu olan tutuklu ve hükümlülerin barındığı ceza infaz kurumlarında, idarenin güvenlik ve düzeni sağlama noktasındaki takdir yetkisinin çok daha geniş yorumlanması gerektiği vurgulanmıştır. Başvurucunun ajandalarında yer alan notların, kişisel bir düşünce gelişiminden ziyade, örgüt ideolojisini ve bağlılığını canlı tutmaya yarayacak nitelikte örgütsel propaganda içerdiği tespit edilmiştir.

Yüksek Mahkeme, bu içerikteki dokümanların yüksek güvenlikli bir infaz kurumunda bulundurulmasının, kurumun iç disiplinini ve düzenli yaşamını doğrudan tehlikeye sokabilecek şüphe götürmez bir risk barındırdığını ifade etmiştir. Derece mahkemelerinin ve infaz kurumunun kararlarının keyfi olmadığı, aksine yeterli ve makul gerekçelere dayandığı belirtilmiştir. İfade hürriyeti kapsamında değerlendirilemeyecek olan bu eylem karşısında verilen hücre cezasının, hedeflenen caydırıcılık amacı ile kurulan denge bakımından orantısız olmadığı kanaatine varılmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, uygulanan disiplin cezasının demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun ve orantılı olduğuna kanaat getirerek ifade özgürlüğünün ihlal edilmediği yönünde karar vermiştir.

Cezaevinde kendi kendime tuttuğum notlar yüzünden hücre cezası alabilir miyim? expand_more
Evet, alabilirsiniz. Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre, cezaevinde tutuklu veya hükümlü olsanız dahi ifade özgürlüğünüz mutlak değildir ve kurum güvenliği için kanunla sınırlandırılabilir. Ajandanızda tuttuğunuz notların içeriği terör örgütünü övücü, devleti karalayıcı nitelikteyse ve kurum disiplinini bozucu bir mahiyet taşıyorsa idarenin disiplin cezası uygulaması hukuka uygundur.
Terör suçlusu olmam cezaevindeki haklarımı kısıtlar mı? expand_more
Kural olarak tüm mahpuslar Anayasa ile güvence altına alınan ifade özgürlüğü gibi temel haklara sahiptir. Ancak terör örgütü mensuplarının barındığı yüksek güvenlikli ceza infaz kurumlarında, idarenin güvenlik ve düzeni sağlama noktasındaki takdir yetkisi çok daha geniş yorumlanmaktadır. Örgütsel bağlılığı canlı tutmaya yarayan dokümanların bulundurulması, basit bir düşünce açıklaması değil, doğrudan kurum güvenliğini tehlikeye atan bir risk olarak değerlendirilir.
Odada açıkta duran kitabım veya ajandam örgüt propagandası sayılır mı? expand_more
Eğer söz konusu materyallerin içeriğinde terör örgütü mensuplarının faaliyetleri destekleniyor, örgüt elebaşı övülüyor veya devlet karalanıyorsa bu durum suç örgütü propagandası kapsamında değerlendirilebilir. Yüksek Mahkeme, bu tür yasaklı ve örgütsel notların dolap üzerinde açıkça teşhir edilecek şekilde bulundurulmasını cezaevi güvenliği için şüphe götürmez bir risk ve disiplin suçu olarak kabul etmektedir.
Hücre cezasına karşı ifade özgürlüğümü gerekçe göstererek itiraz edebilir miyim? expand_more
İfade özgürlüğünüzün ihlal edildiği gerekçesiyle itiraz yollarına başvurabilirsiniz; ancak eyleminiz kurum düzenini bozacak nitelikteyse Anayasa Mahkemesi bu başvurularda ihlal bulmamaktadır. Mahkeme, terör eylemlerini öven notlar bulunduran bir mahpusa verilen 13 günlük hücre cezasının caydırıcılık amacı güttüğünü ve demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun, orantılı bir müdahale olduğunu emsal bir kararla tescillemiştir.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir