Anasayfa Karar Bülteni DANIŞTAY | 5. Daire | 2024/19975 E. | 2025/7192 K.

Karar Bülteni

DANIŞTAY 5. Daire 2024/19975 E. 2025/7192 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Danıştay 5. Daire
Esas No 2024/19975
Karar No 2025/7192
Karar Tarihi 16.06.2025
Dava Türü İptal (Kamu Görevinden Çıkarma)
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Danıştay Karar Arama
  • Beraat kararı idari yaptırımı otomatik engellemez.
  • Örgütle iltisak memuriyete devam etmeye engeldir.
  • Devlete sadakat kamu hizmetinin en temelidir.
  • Samimi ikrar iltisakın ispatında geçerli kabul edilir.

Bu karar, idare hukukunun temel prensiplerinden biri olan devlete sadakat yükümlülüğünün olağanüstü rejim tedbirleriyle nasıl bir arada yorumlanması gerektiği konusunda son derece belirleyici bir nitelik taşımaktadır. İdari yargı yerlerinin uyuşmazlıkları çözerken yalnızca idarenin sunduğu delillerle veya ceza mahkemelerinin vardığı sonuçlarla sınırlı kalmayıp, dosyadaki tüm verileri re'sen (kendiliğinden) araştırma yükümlülüğünü ne derece geniş yorumladığı hukuken tescil edilmiştir. Özellikle ceza yargılamasında "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi doğrultusunda verilen beraat kararının, idari bir yaptırım olan kamu görevinden çıkarma işlemi bakımından personelin örgütle iltisakını ortadan kaldırmayacağı net bir biçimde ifade edilmiştir.

Bu kararın benzer davalardaki emsal etkisi ve uygulamadaki önemi oldukça yüksektir. Ceza mahkemelerinde kesin delil yetersizliği sebebiyle beraat eden, ancak soruşturma aşamasında örgütle belirli dönemlerde temas kurduğunu ikrar eden kamu görevlilerinin ihraç iptal davalarında mahkemelerin nasıl bir inceleme yapması gerektiği yönünde yol gösterici bir kılavuzdur. İdare mahkemelerinin salt beraat kararına dayanarak iptal kararı veremeyeceği, kişinin kendi samimi beyanlarıyla ortaya koyduğu eylemlerin iltisak ve irtibat bağını kurmaya yeterli olacağı kesinleşmiştir. Bu durum, kamu idarelerinin güvenlik gerekçesiyle uyguladığı ihraç kararlarının hukuki zeminini sağlamlaştırmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Milli Savunma Bakanlığı bünyesinde görev yapmakta olan bir personel, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatı olduğu iddiaları gerekçe gösterilerek kanun hükmünde kararname uyarınca kamu görevinden çıkarılmıştır. Davacı personel, ihraç edilmesine neden olan süreçte ceza mahkemesinde silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılandığını ve bu yargılama neticesinde delil yetersizliğinden dolayı beraat ettiğini belirterek hakkındaki ihraç işleminin açıkça hukuka aykırı olduğunu savunmuştur. Bu iddialarla birlikte, haksız yere işine son verildiğini belirterek ihraç işleminin iptali istemiyle idare mahkemesinde iptal davası açmıştır. İlk derece idare mahkemesi, ceza davasında verilen beraat kararını dikkate alarak işlemi iptal etmiş, ardından konuyu inceleyen bölge idare mahkemesi de bu iptal kararını onamıştır. Bunun üzerine davalı Milli Savunma Bakanlığı, kamu görevinden çıkarılma yaptırımı için kesinleşmiş bir ceza mahkumiyetinin şart olmadığını, davacının söz konusu terör örgütü ile açık bir irtibatının bulunduğunu savunarak verilen kararın Danıştay nezdinde temyizen bozulmasını talep etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Danıştay, önündeki uyuşmazlığı çözerken idare hukukunun en temel prensiplerinden biri olan kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü ve bu yükümlülüğün olağanüstü dönemlerdeki yansımalarını merkeze alarak bir hukuki inceleme yapmıştır. Bu kapsamda mahkemenin dayandığı en temel kurallar 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname geçici m.35 ve olağanüstü hal kapsamında çıkarılan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname m.4 düzenlemeleridir. İlgili kanun maddeleri, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulu tarafından devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin idari bir tasarrufla kamu görevinden çıkarılmasını açıkça öngörmektedir.

Karar metninde, idari yaptırımların temelini oluşturan "iltisak" ve "irtibat" kavramları Anayasa Mahkemesi içtihatlarına atıf yapılarak özel olarak tanımlanmıştır. Buna göre iltisak kavramı "kavuşan, bitişen, birleşen", irtibat kavramı ise "bağlantılı" olarak ele alınmıştır. Bu kavramların, ceza hukukunda kişinin doğrudan hapis cezası almasını gerektiren "silahlı örgüt üyeliği" suçundan çok daha esnek, alt düzeyde ve atipik bir bağı ifade ettiği kabul edilmiştir. Dolayısıyla kişinin örgüte organik bir üye olmasa dahi, yarar sağladığı veya örgütle amaç birliği içinde olduğu yönünde idarede haklı bir kanaat oluşması, idari ihraç yaptırımı için tek başına yeterli sayılmıştır.

Bununla birlikte, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına yer verilerek, demokratik bir hukuk devletinin, kamu hizmetini yürüten memurlarından anayasal prensiplere kesin bir sadakat göstermelerini beklemesinin en doğal hakkı olduğu yerleşik içtihat prensibi olarak vurgulanmıştır. Bu çerçevede, ceza yargılamasında şüpheden sanık yararlanır gibi katı ceza hukuku ilkeleri gereği verilen beraat kararının, idari yargılamadaki disiplin ve sadakat değerlendirmesini doğrudan bağlamayacağı kuralı benimsenmiştir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Danıştay 5. Dairesi, uyuşmazlığa konu dosyayı tüm yönleriyle esastan incelerken alt derece mahkemelerinin eksik inceleme ve hatalı değerlendirme yaptığını açıkça tespit etmiştir. Hem ilk derece idare mahkemesi hem de bölge idare mahkemesi, davacının ceza mahkemesinde silahlı terör örgütü üyeliğinden beraat etmiş olmasını nihai bir gerçeklik olarak kabul etmiş ve idarenin davacı aleyhine başkaca somut delil sunamamasını gerekçe göstererek ihraç işleminin iptaline hükmetmişlerdir. Ancak Daire, idari yargılamaya hakim olan re'sen araştırma ilkesi gereğince, davacı hakkında yürütülmüş olan ceza yargılaması dosyasını bizzat celbederek derinlemesine bir inceleme yapmıştır.

Yapılan titiz inceleme sonucunda, her ne kadar davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan delil yetersizliği, yani mahkumiyete yetecek her türlü şüpheden uzak kesin delil elde edilememesi nedeniyle beraat kararı verilmiş olsa da, kişinin yargılama sırasındaki kendi ikrarlarının durumu değiştirdiği görülmüştür. Davacının ceza soruşturması aşamasında kolluk ve savcılık makamlarına verdiği samimi ikrar içeren ifadelerinde; lise çağlarında askeri okullara hazırlık sürecinde terör örgütüne müzahir evlerde kaldığı, harp okuluna girmeye hak kazandıktan sonra örgüt içindeki mahrem imamlarla ankesörlü telefon hatları üzerinden gizlilik içinde belirli periyotlarda görüştüğü ve bu yapının toplantılarına fiilen katıldığı net bir şekilde tespit edilmiştir.

Mahkeme, davacının kendi iradesiyle dile getirdiği bu somut beyanları dikkate alarak, kişinin terör örgütü ile cezai anlamda üyelik boyutu kesinleşmemiş olsa dahi, idari bir yaptırım olan kamu görevinden çıkarma cezasını gerektiren iltisak ve irtibat boyutunda son derece açık ve inkar edilemez bir bağının bulunduğunu saptamıştır. Kişinin kendi samimi beyanlarıyla bizzat ortaya koyduğu bu örgütsel temaslar, kamu görevlisinin devlete sadakat yükümlülüğünü derinden zedeleyici nitelikte görülmüş ve tesis edilen ihraç işlemi için fazlasıyla yeterli ve hukuka uygun bir sebep olarak kabul edilmiştir.

Sonuç olarak Danıştay 5. Dairesi, davacının terör örgütüyle iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı yönünde karar vererek alt derece mahkemesinin iptal kararını bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: