Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Turgut Beklen Kararı 2021/60390 B.

Anayasa Mahkemesi Turgut Beklen Kararı 2021/60390 B.

Bu karar hukuken, ceza yargılamalarında sanığın en temel savunma araçlarından biri olan tanık sorgulama hakkının vazgeçilmez niteliğini vurgulamaktadır. Mahkemelerin, sanığın aleyhine ifade veren ve mahkûmiyet kararında belirleyici bir ağırlığa sahip olan tanıkları, sanığın soru sormasına imkân tanımadan sadece yazılı beyanlar üzerinden dosyaya katması, adil yargılanma hakkının özüne aykırı bulunmuştur. Yargılama makamlarının hukuki ve geçerli bir dayanak olmaksızın tanıkları duruşmadan uzak tutması ve savunmanın çapraz sorgu ile test etmediği ifadeleri doğrudan hükme esas alması ağır bir usul ihlali olarak tanımlanmıştır.
search

Anayasa Mahkemesi
Turgut Beklen Kararı 2021/60390 B.

7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 1. Bölüm
Başvuru No 2021/60390
Karar Tarihi 11.06.2024
Taraf Turgut Beklen
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
Öne Çıkan Hükümler
Belirleyici tanık duruşmada sorgulanabilmelidir.
Sanığa tanığı sorgulama imkânı verilmesi zorunludur.
İstinabe yerine teknolojik iletişim vasıtaları kullanılmalıdır.
Dengeleyici güvenceler sağlanmadan mahkûmiyet hükmü kurulamaz.
Sorgulanmayan tanık beyanı belirleyici delil yapılamaz.

Bu karar hukuken, ceza yargılamalarında sanığın en temel savunma araçlarından biri olan tanık sorgulama hakkının vazgeçilmez niteliğini vurgulamaktadır. Mahkemelerin, sanığın aleyhine ifade veren ve mahkûmiyet kararında belirleyici bir ağırlığa sahip olan tanıkları, sanığın soru sormasına imkân tanımadan sadece yazılı beyanlar üzerinden dosyaya katması, adil yargılanma hakkının özüne aykırı bulunmuştur. Yargılama makamlarının hukuki ve geçerli bir dayanak olmaksızın tanıkları duruşmadan uzak tutması ve savunmanın çapraz sorgu ile test etmediği ifadeleri doğrudan hükme esas alması ağır bir usul ihlali olarak tanımlanmıştır.

Benzer ceza davalarındaki emsal etkisi ve uygulamadaki önemi ise oldukça büyüktür. Özellikle terör örgütü üyeliği suçlamaları gibi gizli ve kapalı yapıların yargılandığı dosyalarda, itirafçı tanık beyanlarının ağırlığı dikkate alındığında, mahkemelerin bu kişileri dinlerken çok daha hassas davranması gerekmektedir. Karar, yerel mahkemelere teknolojik imkânları (SEGBİS gibi sesli ve görüntülü araçları) sanığın savunma hakkı lehine kullanma konusunda kesin bir yükümlülük getirmektedir. Mahkemeler bundan sonra uzaktaki belirleyici tanıkları dinlerken mutlaka sanığın da onlara eşzamanlı olarak soru sorabileceği, tepkilerini ve beden dilini gözlemleyebileceği bir ortam oluşturmak zorundadır. Aksi hâlde, elde edilen mahkûmiyetlerin adil yargılanma ilkeleri çerçevesinde hukuka aykırı bulunacağı bu karar ile bir kez daha kesin biçimde tescillenmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu, Türk Silahlı Kuvvetlerinde üsteğmen rütbesiyle görev yapmaktayken, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasına (FETÖ/PDY) yönelik yürütülen ankesörlü telefon soruşturmaları kapsamında gözaltına alınmış ve hakkında dava açılmıştır. Yargılama sürecinde, aleyhine ifade veren iki tanık, mahkeme huzuruna getirilmeden ve başvurucuya soru sorma hakkı tanınmadan, başka bir şehirde talimat (istinabe) yoluyla dinlenmiştir. Başvurucu, tanıkların etkin pişmanlıktan yararlanmak için aleyhine yalan beyanda bulunmuş olabileceklerini iddia ederek bu ifadeleri kesinlikle kabul etmemiş ve mahkemeden çeşitli itirazlarda bulunmuştur. Ancak yerel mahkeme, başvurucunun bu itirazlarını reddederek, kendisine çapraz sorgulama imkânı verilmeyen tanıkların yazılı ifadelerine ve telefon arama kayıtlarına dayanarak hapis cezası vermiştir. Başvurucu, aleyhindeki en önemli delillerden biri olan tanık beyanlarını duruşmada çürütme ve tanıklara bizzat soru sorma fırsatı verilmediği için adil yargılanma hakkının elinden alındığını belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı çözümlerken öncelikle Anayasa'nın 36. maddesinde koruma altına alınan adil yargılanma hakkını ve bu hakkın ayrılmaz bir bileşeni olan tanık sorgulama hakkını temel dayanak olarak almıştır. Ceza yargılamasında en temel prensip, sanığın aleyhine olan tanıkları bizzat sorguya çekme veya çektirme hakkına sahip olmasıdır. Nitekim 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, yargılamanın doğrudan doğruyalığı ve sözlülüğü ilkelerini benimsemiş olup, yargılamanın sağlıklı ilerlemesi için tanıkların kural olarak mahkeme huzurunda dinlenmesini emretmektedir.

Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarına göre, sanığın bizzat sorgulayamadığı tanık beyanlarının mahkûmiyete esas alınabilmesi için "üç aşamalı test" yöntemi uygulanmaktadır. Birinci aşamada, tanığın mahkemede hazır edilmemesinin veya uzaktan canlı dinlenememesinin kabul edilebilir geçerli bir nedene dayanıp dayanmadığı sorgulanır. İkinci aşamada, sanığın sorgulama imkânı bulamadığı tanık beyanının, mahkûmiyetin dayandığı "tek veya belirleyici delil" olup olmadığına bakılır. Üçüncü ve son aşamada ise, eğer bu beyan belirleyici bir delil ise, savunma tarafının maruz kaldığı dezavantajı telafi edecek düzeyde yeterli "karşı dengeleyici güvencelerin" sağlanıp sağlanmadığı incelenir. Bu telafi edici güvencelerin en başında, tanığın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu kapsamında SEGBİS (Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi) gibi araçlarla dinlenerek sanığa soru sorma hakkının kullandırılması gelmektedir.

Yerleşik yargısal içtihatlarda da vurgulandığı üzere, özellikle ankesörlü hat soruşturmalarında ardışık arama kayıtları önemli bir veri kabul edilmekle birlikte, sanığın örgütle hiyerarşik bağını somutlaştıran itirafçı tanık beyanları mahkûmiyet açısından çok kritik ve belirleyici bir ağırlığa sahiptir. Bu sebeple, belirleyici delil niteliğindeki tanık ifadelerinin, sanığın veya avukatının katılımı sağlanmadan dosyaya kazandırılması silahların eşitliği ilkesine açık bir aykırılık oluşturmaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayı incelerken ilk derece mahkemesinin yürüttüğü yargılama usullerini Anayasa'nın güvence altına aldığı standartlar çerçevesinde kapsamlı bir şekilde denetlemiştir. Yerel mahkeme, başvurucunun aleyhine beyanda bulunan E.A. ve H.H.O. İsimli tanıkları duruşmada bizzat dinlememiş, ifadelerini istinabe (talimat) yoluyla, başka bir mahkeme vasıtasıyla almıştır. Dava dosyası incelendiğinde, bu tanıkların duruşma salonunda neden hazır edilemediğine veya SEGBİS sistemiyle neden canlı olarak dinlenemediğine dair gerekçeli kararda veya duruşma tutanaklarında hiçbir haklı nedene veya geçerli açıklamaya yer verilmediği tespit edilmiştir.

Gerekçeli kararın içeriğine bakıldığında, tanıkların başvurucunun örgüt toplantılarına katıldığına, örgüt evlerinde kaldığına ve mahrem imamlar tarafından ardışık aranma yöntemiyle arandığına yönelik ifadelerinin, mahkûmiyetin en temel dayanaklarından biri olduğu görülmektedir. Dolayısıyla, duruşmada bizzat dinlenmeyen ve çapraz sorgusu yapılmayan bu tanıkların beyanları, başvurucunun mahkûmiyet kararına ulaşılmasında belirleyici nitelikte deliller olarak kullanılmıştır.

Yargılama süresince başvurucuya kendi genel savunmasını yapma imkânı tanınmış ve dosyada başkaca bazı telefon kayıtları bulunmuş olsa da, mahkemenin tanıkları SEGBİS vasıtasıyla dinlemek için hiçbir girişimde bulunmaması büyük bir hukuki eksiklik olarak nitelendirilmiştir. Tanıkların yalnızca yazılı tutanaklara geçen beyanları duruşmada okunmuş, başvurucu bu kişilere anlık olarak soru sorma, ifadelerindeki çelişkileri ortaya çıkarma veya mahkemenin tanıkların hâl ve hareketlerini bizzat gözlemleme fırsatından mahrum bırakılmıştır. Bu ağır eksiklik, tanık beyanlarının güvenilirliğinin ve doğruluğunun sanık tarafından test edilmesini imkânsız hâle getirmiştir. Sonuç itibarıyla, karşı dengeleyici hiçbir güvence sağlanmadan, doğruluğu test edilmemiş tanık ifadelerinin hükme esas alınması yargılamanın hakkaniyetini temelden zedelemiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, başvurucunun tanık sorgulama hakkının ihlal edildiği yönünde karar vererek başvuruyu kabul etmiştir.

Hakkımdaki tanıklar mahkemeye gelmeden ceza alabilir miyim? expand_more
Anayasa Mahkemesi kararlarına göre, aleyhinize ifade veren ve ceza almanızda belirleyici olan tanıkların beyanlarının doğruluğunu sorgulama hakkınız elinizden alınamaz. Mahkeme, sadece yazılı tanık ifadelerine veya talimatla (istinabe yoluyla) alınan beyanlara dayanarak, size tanığı sorgulama imkânı tanımadan doğrudan mahkûmiyet kararı veremez. Aksi durum, Anayasa'nın 36. maddesi kapsamında koruma altına alınan adil yargılanma hakkının ve tanık sorgulama hakkının açık bir ihlali olarak kabul edilmektedir.
Başka şehirdeki tanığa mahkemede nasıl soru soracağım? expand_more
Ceza Muhakemesi Kanunu ve Anayasa Mahkemesi içtihatları gereği, başka şehirde bulunan tanıkların SEGBİS (Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi) gibi teknolojik araçlar vasıtasıyla duruşmaya canlı olarak bağlanması ve dinlenmesi gerekmektedir. Mahkemenin hiçbir haklı gerekçe göstermeden bu teknolojik imkânları kullanmaması ve tanıkları istinabe (başka mahkeme aracılığıyla talimat) yoluyla sizden habersiz dinlemesi büyük bir hukuki eksikliktir. Mahkemeler, sanığın tanığa eşzamanlı olarak soru sorabileceği, tepkilerini ve beden dilini gözlemleyebileceği bir yargılama ortamı oluşturmak zorundadır.
Mahkeme, aleyhime ifade veren tanığı bana sormadan dinleyebilir mi? expand_more
Hayır, Anayasa Mahkemesi bu durumu silahların eşitliği ilkesine ve adil yargılanma hakkının özüne aykırı bulmaktadır. Yargılama makamları, geçerli ve hukuki bir dayanak olmadan tanıkları duruşmadan uzak tutamaz; savunmanın çapraz sorgu ile çelişkilerini test etmediği bu itirafçı veya aleyhe beyanları doğrudan hükme esas alamaz. Mahkûmiyete giden yolda belirleyici delil niteliğindeki tanık beyanları, mutlaka sanığın veya avukatının katılımı ile, onlara soru sorma imkânı verilerek dosyaya kazandırılmalıdır.
Tanık yüzleşmesi olmadan verilen hapis cezası bozulur mu? expand_more
Evet, Anayasa Mahkemesi'nin Turgut Beklen emsal kararına göre, sanığa çapraz sorgulama ve aleyhindeki iddiaları bizzat çürütme imkânı verilmeden sadece yazılı tutanaklara dayanılarak verilen cezalar hak ihlali sayılmaktadır. Sanığın dezavantajını giderecek SEGBİS bağlantısı gibi yeterli "karşı dengeleyici güvenceler" sağlanmadan, doğruluğu test edilmemiş tanık ifadeleriyle kurulan mahkûmiyet hükümleri, hukuka aykırı bulunarak yeniden yargılama yapılmak üzere ihlal kararı verilmesiyle sonuçlanmaktadır.
star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir