Anasayfa/ Makale/ Yapay Zekânın Hukuki Statüsü ve Sorumluluğu

Yapay Zekânın Hukuki Statüsü ve Sorumluluğu

Gelişen otonom teknolojilerle birlikte, üretken yapay zekânın hukuki statüsü tartışmalı bir hal almıştır. Bu makalede, yapay zekâyı eşya, köle, gerçek kişi ve tüzel kişi olarak değerlendiren hukuki yaklaşımlar ile Avrupa Parlamentosu tarafından önerilen elektronik kişilik konsepti ve yapay zekânın hukuki sorumluluğu incelenmektedir.
search
6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:

Geleneksel hukuk sistemleri, meydana gelen zararların tanzimini genellikle gerçek veya tüzel kişilerin eylemlerine bağlayan bir yapıya sahiptir. Ancak günümüz teknolojisinde üretken yapay zekâ sistemlerinin ileri düzey otonom karar verme yetenekleri, yerleşik hukuki sorumluluk kavramının yeniden değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır. Programlanmış sınırların ötesine geçerek deneyimlerinden öğrenen ve bağımsız karar alma kapasitesine sahip olan bu sistemlerin davranışlarını öngörmek giderek zorlaşmaktadır. Bu durum, yapay zekânın neden olduğu eylemlerin doğrudan bir insanın iradesiyle ilişkilendirilmesini imkânsız hale getirmektedir. Nitekim Türk hukuk sisteminde yapay zekâ sistemlerinin hukuki kişiliği ile ilgili spesifik bir düzenleme henüz bulunmadığından, otonom davranışlardan doğan sorumlulukların kime atfedileceği belirsizliğini korumaktadır. Teknolojinin hukukun önünde seyrettiği bu süreçte, yapay zekânın hukuki statüsü üzerine doktrinde çeşitli görüşler ortaya atılmış ve bu otonom varlıkların hukuk dünyasında nasıl konumlandırılacağı yoğun bir biçimde tartışılmaya başlanmıştır.

Yapay Zekâyı Eşya veya Köle Olarak Kabul Eden Görüşler

Güncel hukuk sistemimizde ağırlıklı olarak kabul gören yaklaşıma göre, üretken yapay zekâ sistemleri eşya statüsünde değerlendirilmektedir. Bu görüş çerçevesinde, yapay zekâ bir hukuk öznesi değil, gerçek veya tüzel kişiler tarafından mülkiyet hakkına konu edilebilen hukuki bir obje olarak görülmektedir. Yapay zekânın neden olduğu muhtemel zararların, mevcut yasal düzenlemeler çerçevesinde üretici, ithalatçı, mal sahibi veya kullanıcı gibi taraflara yüklenerek ve entegre sigorta sistemleri kullanılarak çözülebileceği savunulmaktadır. Ancak gelişmiş bilişsel özellikler gösteren sistemlerin öngörülemez öğrenme yetenekleri dikkate alındığında, bu varlıkları basit bir eşya olarak nitelendirmenin yetersiz kalacağı eleştirileri getirilmektedir. Öte yandan, yapay zekâyı Roma hukukundaki gibi kendi amacı olmayan ve efendisine hizmet eden bir köle olarak gören yaklaşımlar da mevcuttur. Fakat insanlık tarihinin karanlık bir sayfası olan kölelik statüsünün modern hukuk sistemine uyarlanması, hem ahlaki hem de hukuki açıdan yoğun eleştirilere maruz kalarak kabul görmekten uzak kalmıştır.

Gerçek ve Tüzel Kişi Statüsü Çerçevesindeki Yaklaşımlar

Üretken yapay zekânın insan zekâsına yaklaşan özellikler sergilemesi, ona gerçek kişi benzeri bir hukuki statü verilmesi fikrini doğurmuştur. Ancak hukukumuzda kişiliğin tam ve sağ doğumla başlaması, yazılımsal bir varlık olan yapay zekânın doğum anının belirlenmesini imkânsız kılmaktadır. Ayrıca, yapay zekâya insan benzeri bir statü tanınmasının, bu sistemlerin temel hak ve hürriyetler talep etmesi gibi hukuk sistemini sarsacak öngörülemez sonuçlar doğurabileceği vurgulanmaktadır. Alternatif olarak, yapay zekânın eylemlerinden doğan sorumlulukları sınırlandırmak amacıyla tüzel kişi statüsünün daha uygun olacağı iddia edilmektedir. Bu görüş, yapay zekâyı bir e-şirket olarak konumlandırarak kendisine özgülenen malvarlığı üzerinden sorumluluk üstlenmesini hedefler. Ne var ki tüzel kişilerin fiil ehliyetini kullanmasını sağlayan insanlardan oluşan organların yapay zekâda nasıl vücut bulacağı ve tüzel kişiliğin kötüye kullanılması riski, bu yaklaşımın uygulanabilirliğini zedelemektedir. Türk hukukundaki sınırlı sayı ve tipe bağlılık ilkesi de bu değişimin önünde ciddi bir yasal engel teşkil etmektedir.

Avrupa Parlamentosu Önerisi: Elektronik Kişilik Konsepti

Otonom sistemlerin yol açtığı hukuki boşlukları doldurmak adına en dikkat çekici öneri, Avrupa Birliği Parlamentosu Robotikler Hakkında Medeni Hukuk Kuralları Tavsiye Raporu ile gündeme gelen elektronik kişilik statüsü kavramıdır. Bu statü, insan ve eşya arasında sui generis (kendine özgü) bir yapı barındırmaktadır. Elektronik kişilik statüsü kazanacak olan yapay zekâ sistemlerinin, resmi bir sicil sistemine kaydedilerek hukuki olarak tanımlanabilir hale gelmesi öngörülmektedir. Sicile kaydedilen bu sistemler, sahip oldukları otonomi seviyesi ve faaliyet alanlarına göre belirli haklara ve yapılarına özgü sorumluluklara sahip olabilecektir. Zararların tazmini için ise üreticilerin veya kullanıcıların katılımıyla özel bir fon oluşturulması veya zorunlu sorumluluk sigortası mekanizmalarının devreye sokulması planlanmaktadır. Bu sayede, yapay zekâ sistemleri hukuki bağlamda veri sorumlusu olarak kabul edilebilecek ve üçüncü şahıslara verilen zararlarda kendi malvarlıkları üzerinden bağımsız bir hesap verilebilirlik çerçevesine tabi tutulabilecektir.

Elektronik Kişilik Statüsünün Temel Unsurları

Yapay zekâ teknolojilerinin hukuki bir zemine oturtulması amacıyla doktrinde ve uluslararası raporlarda tartışılan elektronik kişilik statüsünün pratik hayata geçebilmesi için bazı yapısal şartların sağlanması gerekmektedir. Yeni bir hukuki özne yaratmayı hedefleyen bu yaklaşımın ve yasal altyapısının sürdürülebilirliğinin temel unsurları şu şekilde sıralanabilir:

  • Sicil Sisteminin Kurulması: Yapay zekânın üreticisi, kullanım amacı ve hukuki yetkilerinin şeffaf bir şekilde işleneceği resmi bir kayıt mekanizmasının oluşturulması.
  • Malvarlığı Özgülenmesi: Meydana gelebilecek zararların karşılanabilmesi amacıyla, sisteme asgari bir sermaye atanması veya zorunlu sorumluluk sigortasının şart koşulması.
  • Veri Sorumlusu Sıfatı: Yapay zekânın, işleme süreçlerinde bağımsız kararlar alarak hukuken doğrudan veri sorumlusu statüsüne sahip olmasının tanınması.
  • Teşhis Edilebilirlik: Otonom sistemlerin siber ortamda bıraktığı dijital izler sayesinde, diğer hukuki öznelerden ayırt edilebilir bir dijital kimliğe büründürülmesi.
Yapay zeka yüzünden zarara uğradım, kimi dava edeceğim? expand_more
Mevcut Türk hukuk sisteminde yapay zekânın kendine ait spesifik bir hukuki kişiliği bulunmamaktadır. Güncel hukuk uygulamamızda yapay zekâ ağırlıklı olarak mülkiyet hakkına konu edilebilen "eşya" statüsünde değerlendirilmektedir. Bu nedenle, yapay zekânın neden olduğu zararlarda mevcut yasal düzenlemeler çerçevesinde doğrudan üretici, ithalatçı, mal sahibi veya kullanıcı gibi gerçek ya da tüzel kişileri sorumlu tutmak hukuken mümkündür. İlerleyen süreçte bu tür mağduriyetlerin daha kolay giderilmesi adına entegre veya zorunlu sorumluluk sigortası sistemlerinin devreye girmesi de hukuki çözüm yolları arasında öngörülmektedir.
Yapay zekaya da insanlar gibi haklar verilebilir mi, kişi sayılır mı? expand_more
Yapay zekâya insan benzeri "gerçek kişi" statüsü tanınması, hukukumuzda kişiliğin tam ve sağ doğumla başlaması kuralı nedeniyle hukuken oldukça güçtür. Ayrıca yazılımsal bir varlığa böyle bir statü verilmesi, sistemin temel hak ve hürriyetler talep etmesi gibi hukuk düzenini sarsacak öngörülemez sorunlara yol açma riski taşımaktadır. Alternatif olarak e-şirket modeliyle "tüzel kişi" statüsü tartışılsa da, Türk hukukundaki sınırlı sayı ve tipe bağlılık ilkesi şu an için bu değişimin önünde ciddi bir yasal engel teşkil etmektedir. Bu nedenle hukuk dünyasında otonom varlıkların nasıl konumlandırılacağı yönündeki tartışmalar henüz net bir karara bağlanmamıştır.
Gelecekte yapay zeka kendi kararlarından tek başına sorumlu tutulacak mı? expand_more
Avrupa Birliği Parlamentosu tarafından gündeme getirilen "elektronik kişilik" konsepti, yapay zekânın tam olarak kendi eylemlerinden sorumlu tutulabileceği yeni bir model öngörmektedir. Bu yaklaşıma göre, otonom sistemler resmi bir sicile kaydedilerek sahip oldukları otonomi seviyesine ve faaliyet alanlarına göre belirli haklara ve özgü sorumluluklara sahip olabilecektir. Yeni sistemin pratik hayata geçmesi için yapay zekâya asgari bir sermaye atanması veya zorunlu sorumluluk sigortası şart koşularak bağımsız bir malvarlığı oluşturulması hedeflenmektedir. Böylece, üçüncü şahıslara verilen zararlarda yapay zekânın doğrudan kendi malvarlığı üzerinden hesap verebileceği bağımsız bir yasal zemin yaratılması planlanmaktadır.
Yapay zeka programları veri sorumlusu sayılır mı, ondan hesap sorabilir miyim? expand_more
Geleneksel sistemimizde zararlar genellikle gerçek veya tüzel kişilerin eylemlerine bağlandığı için, spesifik bir düzenleme olmaksızın yapay zekâ doğrudan veri sorumlusu olarak kabul edilmemektedir. Ancak Avrupa Parlamentosu'nun "elektronik kişilik" önerisi hayata geçerse, otonom sistemlerin bağımsız karar alma kapasiteleri doğrultusunda bizzat "veri sorumlusu" sıfatı kazanması söz konusu olacaktır. Bu yeni statü, yapay zekânın siber ortamdaki dijital izleri sayesinde diğer hukuki öznelerden ayırt edilebilir teşhis edilebilir bir kimliğe bürünmesini gerektirecektir. Dolayısıyla gelecekteki yasal düzenlemelerle birlikte, veri işleme süreçlerinde bağımsız kararlar alan yapay zekâyı doğrudan hesap verebilir bir veri sorumlusu olarak muhatap almak mümkün hale gelebilecektir.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir