Anasayfa/ Makale/ Yapay Zekâ Çıktılarının Telif Hakkı ve Hukuki Statüsü

Yapay Zekâ Çıktılarının Telif Hakkı ve Hukuki Statüsü

Yapay zekâ sistemleri tarafından üretilen metin, görsel ve müzik gibi çıktıların telif hakkına konu olup olamayacağı ile bu ürünler üzerindeki hukuki statü tartışmaları, bilişim hukukunun en güncel sorunlarındandır. Eser sahipliği kavramının insan odaklı yapısı, yapay zekâ üretimlerinde yeni hukuki yaklaşımları zorunlu kılmaktadır.
search
6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:

Günümüzde yapay zekâ sistemleri, yalnızca önceden belirlenmiş komutları yerine getiren bir araç olmaktan çıkarak, derin öğrenme yetenekleriyle otonom bir şekilde yeni, özgün ve şaşırtıcı çıktılar üretebilen bir yapıya bürünmüştür. Bilişim hukuku perspektifinden değerlendirildiğinde, yapay zekâ tarafından oluşturulan resim, şiir, makale veya müzik bestesi gibi ürünlerin fikri mülkiyet hukuku kapsamında korunup korunamayacağı sorunu, mevcut hukuk sistemlerini ciddi bir şekilde zorlamaktadır. Zira geleneksel telif hakkı hukuku, eser sahibinin insan olduğu ön kabulüne dayanmakta ve korumayı insanın yaratıcı çabasına özgülemektedir. Ancak insan zekasını taklit eden ve hatta onun ötesine geçebilen yeni nesil algoritmaların ürettiği çıktıların hukuki statüsünün belirsiz olması, bu alana yapılan ekonomik yatırımları ve inovasyonu tehlikeye atma potansiyeli taşımaktadır. Bu makalede, bir bilişim hukuku uzmanı gözüyle, yapay zekâ çıktılarının telif hakkına konu olup olamayacağı, bu ürünler üzerindeki mülkiyet iddiaları ve yargı makamlarının konuya yaklaşımı ele alınacaktır.

Yapay Zekâ Çıktılarının Eser Niteliği ve Yaratıcılık

Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında bir fikri ürünün eser sayılabilmesi için, sahibinin hususiyetini taşıması ve kanunda sayılan eser türlerinden birine girmesi şarttır. Yapay zekâ çıktılarının eser niteliği tartışılırken en büyük engel, bu hususiyet yani yaratıcılık ve özgünlük koşulunun bir makine tarafından sağlanıp sağlanamayacağıdır. Hukuk uygulamasında hususiyet, bireyin kişiliğini ve yaratıcı zihnini esere yansıtması olarak tanımlanır. Günümüzde üretici yapay zekâ modelleri, devasa veri setlerini analiz edip sentezleyerek tamamen orijinal ve şaşırtıcı çıktılar üretebilmektedir. Hukuki açıdan bakıldığında, makinenin ürettiği bu çıktının tesadüfi olmaması ve belirli bir algoritmik sürecin eseri olması, yaratıcılık unsurunun varlığı yönünde güçlü bir argüman sunmaktadır. Ancak sorunun asıl kaynağı, bu yaratıcılığın kime atfedileceğidir; zira makinenin kendi başına bir hukuki statüsü bulunmamaktadır ve telif koruması geleneksel olarak insan ruhunun bir yansıması olarak görülür.

Çıktılar Üzerindeki Hak Sahipliğine Yönelik Teoriler

Yapay zekâ çıktılarının telif hakkı ve statüsü konusunda doktrinde üç ana hukuki yaklaşım bulunmaktadır. Romantik okul, eseri meydana getirenin mutlaka bir insan olması gerektiğini savunarak, yapay zekâ çıktılarının kimseye ait olmadığını ve doğrudan kamu malı (public domain) sayılması gerektiğini ileri sürer. Buna karşılık reformist okul, yapay zekânın otonom yapısını dikkate alarak bu sistemlere elektronik kişilik verilmesini ve bizzat yapay zekânın eser sahibi kabul edilmesini savunur. Ancak mevcut hukuk sistemleri yapay zekâyı bir kişi olarak tanımadığından, bu görüş şu an için uygulanabilir olmaktan uzaktır. Modern okul ise daha pragmatik bir yaklaşımla, yapay zekâyı bir araç olarak konumlandırır ve eserin arkasındaki insan faktörüne odaklanır. Bu yaklaşıma göre telif hakkı, yapay zekâya veri giren kullanıcıya, sistemi geliştiren programcıya veya sürece finansal destek sağlayan yatırımcıya verilmelidir.

Alternatif Korumalar ve Küresel Yargı Pratiği

Bilişim hukuku uygulayıcıları, telif hakkı düğümünü tam olarak çözmek için geleneksel yöntemlerin tıkandığı noktada artık yeni ve alternatif koruma modellerine yönelmektedir. Özellikle veri tabanı korumasına benzer bir sui generis (kendine özgü) hak modeli veya haksız rekabet kurallarının işletilmesi, yapay zekâ sektöründeki büyük yatırımların karşılıksız kalmasını engellemek adına oldukça makul bir çözüm olarak değerlendirilmektedir. Bununla birlikte, dünya genelindeki yargı kararlarına bakıldığında, makine çıktılarının hukuki statüsünün henüz tam bir yeknesaklığa kavuşmadığı, ülkelere göre farklılıklar barındırdığı açıkça görülmektedir. Çıktının niteliğine ve insan müdahalesinin yoğunluğuna göre mahkemeler çok farklı sonuçlara ulaşabilmektedir:

  • Thaler v. Perlmutter Davası: ABD mahkemeleri, insan zekâsının ürünü olmayan ve tamamen makine tarafından üretilen çıktılara telif koruması sağlanamayacağına hükmetmiştir.
  • Shenzhen Tencent Davası: Çin mahkemesi, yapay zekâ algoritmasının ürettiği bir finansal makalede, insan ekibinin veri seçimini ve format düzenlemesini yaratıcı bir faaliyet sayarak telif hakkını kabul etmiştir.
  • Li v Liu Kararı: Çin Pekin İnternet Mahkemesi, görüntü oluşturma modeline girilen detaylı komutları (prompt) ve parametre ayarlarını orijinal fikri çaba olarak nitelendirip, yapay zekâ çıktısı üzerinde kullanıcıya mülkiyet hakkı tanımıştır.
Yapay zekaya çizdirdiğim bir resmin telifini kendi üstüme alabilir miyim? expand_more
Mevcut telif hukuku sistemimiz, bir ürünün eser sayılabilmesi için insan ruhunun ve zihninin yaratıcı çabasını, yani kanundaki tanımıyla sahibinin hususiyetini arar. Tamamen otonom bir şekilde sadece makine tarafından üretilmiş çıktılarda geleneksel anlamda telif hakkı iddiasında bulunmak günümüzde oldukça zordur ve örneğin ABD mahkemeleri bu yönde ret kararları vermiştir. Ancak, Çin'deki Li v Liu kararı gibi güncel içtihatlar göstermektedir ki; sisteme girdiğiniz komutların (prompt) detayları ve parametre ayarları sizin özgün fikri çabanızı yansıtıyorsa, mahkemeler bu çıktılar üzerinde mülkiyet veya telif hakkı elde etmenizi mümkün kılabilmektedir. Modern hukuki yaklaşımlar da yapay zekayı sadece bir araç olarak görüp eserin arkasındaki insan faktörüne odaklanma eğiliminde olduğundan, resme olan yaratıcı katkınızı ispatlamanız halinde hukuki koruma elde edebilirsiniz.
Kullandığım yapay zeka programının şirketi ürettiğim şeylerde hak iddia edebilir mi? expand_more
Bilişim hukuku doktrininde yapay zekâ çıktılarının mülkiyetinin tam olarak kime ait olacağı hususunda henüz mutlak bir fikir birliği bulunmamaktadır. Modern okul olarak adlandırılan hukuki teoriye göre yapay zekâ yalnızca bir araç olup, ortaya çıkan telif hakkı duruma göre sisteme veri giren kullanıcıya, sistemi geliştiren programcıya ya da sürece finansal destek sağlayan yatırımcıya ait olabilmektedir. Uygulamada mahkemeler, eser üzerindeki insan müdahalesinin yoğunluğuna bakarak karar vermekte olup, sizin veri seçiminiz, yönlendirmeniz veya format düzenlemeniz yaratıcı bir faaliyet sayılırsa hakkın size ait olduğu yönünde hükümler kurulabilmektedir. Her halükarda program üreticilerinin veya sizin büyük ekonomik yatırımlarınızı korumak adına telif dışında haksız rekabet kurallarına veya kendine özgü (sui generis) hak modellerine başvurulması da oldukça makul bir hukuki çözüm yoludur.
Yapay zekanın kendi kendine yazdığı bir makaleyi herkes bedava kullanabilir mi? expand_more
Bu durum tamamen benimsenen hukuki yaklaşıma ve makalenin üretim aşamasındaki insan müdahalesinin seviyesine bağlı olarak değişmektedir. Hukuk dünyasında "Romantik okul" olarak bilinen doktriner görüş, eseri meydana getirenin mutlaka insan olması gerektiğini savunur ve yapay zekânın tamamen kendi kendine ürettiği çıktıların doğrudan "kamu malı" (public domain) sayılması gerektiğini ifade eder. Nitekim ABD'de görülen Thaler v. Perlmutter davasında da mahkeme, insan zekâsının ürünü olmayan otonom makine çıktılarına hiçbir şekilde telif koruması sağlanamayacağına karar vermiştir. Dolayısıyla, eğer üretim sürecinde sizin yaratıcı bir katkınız, detaylı bir prompt yönlendirmeniz veya sonradan oluşturduğunuz özgün bir müdahale yoksa, o eserin kamuya mal edilmesi ve telifsiz olarak herkesçe kullanılabilmesi muhtemel bir hukuki sonuçtur.
Şirketimde çalışan bir yapay zekayı yazar veya eser sahibi olarak kaydedebilir miyim? expand_more
Günümüz hukuk sistemlerinde yapay zekânın kendisinin doğrudan eser sahibi veya yazar olarak kaydedilmesi maalesef mümkün değildir. Doktrinde "reformist okul" adı verilen bazı görüşler, yapay zekânın gelişmiş otonom yapısı gereği ona "elektronik kişilik" verilmesini ve bizzat eser sahibi olarak kabul edilmesini savunsalar da, mevcut kanunlarımız makineyi bir hukuki kişi olarak tanımamaktadır. Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında bir ürünün hukuken korunabilmesi için, mutlaka bir insanın şahsi hususiyetini, yani bireysel yaratıcılığını taşıması şart koşulmaktadır. Bu nedenle, makinenin ürettiği değerleri korumak için doğrudan onu yazar göstermek yerine, eserin arkasındaki yönlendirici kullanıcı, programcı veya şirketinizi temsilen yatırımcı sıfatıyla hukuki hak iddia etmeniz mevzuata çok daha uygun bir strateji olacaktır.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir