Anasayfa/ Makale/ TTK Kapsamında Dijital Haksız Rekabet Şartları

TTK Kapsamında Dijital Haksız Rekabet Şartları

Türk Ticaret Kanunu (TTK) kapsamında dijital haksız rekabetin oluşabilmesi için belirli şartların bir arada bulunması gerekir. Bu makalede, bir bilişim hukuku avukatı perspektifiyle, dürüstlük kuralına aykırılık, ticari nitelik ve zarar tehlikesi gibi haksız rekabetin temel kurucu unsurları detaylı bir hukuki analizle incelenmektedir.
search
5 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:

İnternetin ve teknolojinin hızla gelişmesi, ticari faaliyetlerin dijital ortama taşınmasına ve işletmelerin bu yeni mecrada kıyasıya bir yarış içine girmesine neden olmuştur. Serbest piyasa ekonomisinin dijital dünyadaki varlığı, dürüst ve bozulmamış bir rekabet ortamının korunmasını zorunlu kılmaktadır. Türk Ticaret Kanunu madde 54 ve devamı hükümleri, bu ortamın sağlanması amacıyla haksız rekabetin temel ilkelerini düzenlemektedir. Bir bilişim hukuku avukatı olarak değerlendirdiğimizde, internet ortamında gerçekleştirilen bir eylemin haksız rekabet sayılabilmesi için TTK'nın öngördüğü belirli yasal şartların ve kurucu unsurların bir arada bulunması hukuken şarttır. Kanun koyucu, haksız rekabeti tanımlarken rakiplerin yanı sıra tedarikçiler, müşteriler ve tüm piyasa aktörlerini de koruma kapsamına alarak geniş bir yasal zemin oluşturmuştur. Bu yasal çerçevenin doğru anlaşılması, dijital pazarda faaliyet gösteren teşebbüslerin hukuki risklerden kaçınması açısından hayati bir öneme sahiptir.

Dijital Haksız Rekabetin Temel Unsurları

Ticari Nitelik Taşıyan Bir Davranışın Varlığı

TTK madde 54/2 hükmü uyarınca, bir uygulamanın haksız rekabet teşkil edebilmesi için öncelikle ticari nitelik taşıyan bir davranış ve uygulamanın mevcut olması gerekmektedir. İnternet ortamında gerçekleştirilen her eylem doğrudan haksız rekabet oluşturmaz; eylemin rekabet ortamını, piyasayı ve piyasa aktörlerini etkileyen veya etkileme ihtimali bulunan bir niteliğe sahip olması hukuken şarttır. Bu noktada, haksız rekabet hükümlerinin uygulanabilmesi için eylemi gerçekleştiren tarafların mutlaka tacir olması gerekmez. Tacir olmayan kişilerin veya işletmelerin dijital mecradaki eylemleri de, ticari hayatta yarattıkları etkiler göz önünde bulundurularak değerlendirilir. Önemli olan yegâne husus, gerçekleştirilen eylemin ticari bir işletmeye, ticari faaliyete veya ticari rekabet ortamına haksız bir şekilde etki edip etmediğidir.

Dürüstlük Kurallarına Aykırılık ve Aldatıcı Eylemler

Dijital haksız rekabetin tespitinde en belirleyici yasal unsurlardan biri, rekabeti yaratan davranışın dürüstlük kurallarına aykırı veya aldatıcı olmasıdır. TTK madde 54/2, bir uygulamanın haksız rekabet sayılabilmesi için öncelikle dürüstlük kuralının ihlal edilmesini aramaktadır. Türk Medeni Kanunu madde 2'de düzenlenen genel dürüstlük kuralı, haksız rekabet hukukunda daha geniş bir yorumla ele alınır ve hem sözleşmesel ilişkilere hem de haksız fiillere uygulanır. Aldatıcı hareketler, gerçek olmayan beyanlar ve rakipleri ihlale yönelten pasif veya aktif tüm eylemler bu kapsamda değerlendirilir. İnternet ekosisteminde, rakiplerin veya müşterilerin güvenini sarsan, onları hataya düşüren veya piyasanın olağan işleyişine aykırı düşen her türlü aldatıcı tutum, doğrudan dürüst ve bozulmamış rekabet ilkesine aykırılık teşkil eder.

Rekabet İlişkilerinin Zedelenmesi ve Zarar Tehlikesi

Yeni TTK'nın benimsediği geniş koruma anlayışı gereğince, eylemin haksız rekabet sayılabilmesi için sadece rakipler arasındaki ilişkinin değil, tüm piyasa aktörleri arasındaki rekabet ilişkisinin zedelenmesi ihtimali yeterlidir. Hukuk uygulamalarında, doğrudan bir rekabet ilişkisi bulunmayan hallerde dahi, davranışın ekonomik yaşantıyı baltalayacak özelliklere sahip olması haksız rekabetin varlığı için yeterli kabul edilmektedir. İlgili yasal şartları şu şekilde özetleyebiliriz:

  • Zarar tehlikesinin yeterliliği: Fiili bir zararın doğmuş olması şart değildir, eylemin piyasada zarar görme tehlikesi yaratması yasal koruma için kâfidir.
  • Yarar sağlama amacı aranmaması: Failin doğrudan kendisine bir menfaat sağlamış olması gerekmez; önemli olan piyasa düzeninin bozulmuş olmasıdır.
  • Kusurun şart olmaması: Haksız rekabetin varlığının tespiti için failin kusurunun aranmaması kanuni bir kuraldır.
  • İlliyet bağı: Meydana gelen zarar veya zarar tehlikesi ile dürüstlüğe aykırı eylem arasında mutlaka bir sebep-sonuç ilişkisinin bulunması zorunludur.
Rakip firmayı kötüleyen bir paylaşım yaptım, şirketim yok, ceza alır mıyım? expand_more
Türk Ticaret Kanunu'na göre, internet ortamında haksız rekabet sayılacak bir eylemde bulunmak için eylemi gerçekleştiren kişinin mutlaka tacir olması gerekmez. Sizin ticari bir sıfatınız olmasa dahi, dijital mecradaki eylemleriniz ticari hayatta yarattıkları etkiler göz önünde bulundurularak değerlendirilir. Önemli olan yegâne husus, gerçekleştirdiğiniz eylemin ticari bir işletmeye, ticari faaliyete veya ticari rekabet ortamına haksız bir şekilde etki edip etmediğidir.
İnternette asılsız ilanla müşterimi çaldılar ama henüz zararım yok, dava açabilir miyim? expand_more
Türk Ticaret Kanunu'nun haksız rekabete ilişkin benimsediği geniş koruma anlayışı gereğince, yasal yollara başvurmanız için fiili bir zararın çoktan doğmuş olması şart değildir. Eylemin piyasada bir zarar görme tehlikesi yaratması, yasal koruma sağlanması için kâfidir. Rakiplerinizin müşterilerin güvenini sarsan, onları hataya düşüren veya piyasanın olağan işleyişine aykırı düşen aldatıcı tutumları dürüstlük kuralına doğrudan aykırılık teşkil eder. Meydana gelen bu zarar tehlikesi ile dürüstlüğe aykırı eylem arasında bir sebep-sonuç ilişkisinin (illiyet bağı) bulunması durumunda hakkınızı arayabilirsiniz.
Sitemdeki teknik bir hata yüzünden başka şirket zarar gördü, bilerek yapmadım, suçlu muyum? expand_more
Haksız rekabet hükümlerinin uygulanabilmesi için eylemi gerçekleştiren failin doğrudan kendisine bir menfaat sağlama amacı gütmüş olması aranmaz. Kanuni bir kural olarak, haksız rekabetin varlığının tespiti için failin kusuru da şart değildir. Dolayısıyla eylemi bilerek veya isteyerek yapmamış olsanız bile, önemli olan husus eyleminizin piyasa düzenini bozmuş olması ve ekonomik yaşantıyı baltalayacak özelliklere sahip olmasıdır. Ortaya çıkan zarar tehlikesi ile eyleminiz arasında nedensellik bağı kurulabiliyorsa haksız rekabet oluşmuş kabul edilir.
Tedarikçi firmam bana yalan söyleyip piyasayı manipüle etti, haksız rekabet sayılır mı? expand_more
Kesinlikle sayılır, çünkü kanun koyucu haksız rekabeti tanımlarken sadece rakipleri değil; tedarikçileri, müşterileri ve tüm piyasa aktörlerini de koruma kapsamına alarak geniş bir yasal zemin oluşturmuştur. Dürüst ve bozulmamış bir rekabet ortamının korunması esastır ve taraflar arasında doğrudan bir rekabet ilişkisi bulunmayan hallerde dahi haksız rekabet oluşabilir. Tedarikçinizin gerçek olmayan beyanları ve sizi hataya düşüren aldatıcı tutumları, haksız rekabet hukukunun temelini oluşturan dürüstlük kuralını ihlal ettiğinden yasal çerçevede yaptırıma tabidir.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir