Anasayfa/ Makale/ SEGBİS Mevzuatı Çerçevesinde Adil Yargılanma

SEGBİS Mevzuatı Çerçevesinde Adil Yargılanma

Ceza yargılamasında Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) uygulamalarının yasal dayanakları ile bu sistemin adil yargılanma hakkı, yüzyüzelik ve doğrudanlık ilkeleri üzerindeki etkilerini, mevzuat değişiklikleri ve savunma makamının itirazları bağlamında hukuki bir perspektifle inceleyen uzman değerlendirmesidir.
search
5 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:

Hukuk sistemlerinin teknolojik gelişmelere entegrasyonu, yargılama süreçlerinin hızlandırılması ve usul ekonomisi açısından önemli avantajlar sunmaktadır. Bu bağlamda Türk ceza adalet sistemine dahil edilen Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi, kısaca SEGBİS, mahkemeler, savcılıklar ve ceza infaz kurumları arasında elektronik ortamda eşzamanlı iletişim kurulmasını sağlayan temel bir bilişim hukuku enstrümanıdır. Ancak bu teknolojik imkanın hukuki yargılama usullerine entegrasyonu, özellikle adil yargılanma hakkı ve savunma hakkı bağlamında ciddi hukuki tartışmaları beraberinde getirmiştir. Teknolojik altyapının sunduğu kolaylıklar ile ceza muhakemesinin temelini oluşturan yüzyüzelik ilkesi arasındaki hassas dengenin korunması, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması açısından hayati bir öneme sahiptir. İdarenin usul ve esasları belirlerken yasama yetkisinin sınırlarına müdahale edip etmediği, hukuki normlar hiyerarşisi ve sanığın mahkeme huzurunda bulunma hakkının kısıtlanması, ceza muhakemesi mevzuatı kesişiminde titizlikle incelenmesi gereken konulardır.

SEGBİS Yönetmeliği ve İdari Tasarruflar

SEGBİS’in ceza muhakemesindeki kullanım sınırları, 2011 tarihinde yürürlüğe giren Ceza Muhakemesinde Ses ve Görüntü Bilişim Sisteminin Kullanılması Hakkında Yönetmelik ile belirlenmiştir. Bu idari düzenleme, temel dayanağını 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, Çocuk Koruma Kanunu ve Tanık Koruma Kanunu hükümlerinden almaktadır. İlgili mevzuat uyarınca, mağdur çocukların ve duruşmaya getirilmesi fiilen mümkün olmayan ancak tanıklığı maddi gerçeğin aydınlatılması için zorunlu olan kişilerin dinlenmesinde video konferans yönteminin kullanılması zorunlu tutulmuştur. Bunun haricindeki durumlarda sistemin kullanımı, teknik altyapının varlığı halinde mahkemelerin takdirine bırakılmıştır. Ancak bu durum, Türkiye Barolar Birliği tarafından idarenin yetki sınırlarını aşarak ceza muhakemesi işlemlerine yönelik kanunsuz hükümler ihdas ettiği gerekçesiyle yargıya taşınmıştır. İptal davasında, yönetmeliğin yasal dayanaktan yoksun olduğu ve idari bir işlemle temel hak ve özgürlüklerin kısıtlanamayacağı hususu önemle vurgulanmıştır.

KHK Değişiklikleri ile Daralan Hukuki Sınırlar

SEGBİS mevzuatında yaşanan en köklü ve tartışmalı hukuki kırılma, olağanüstü hal döneminde çıkarılan ve daha sonra yasalaşan 694 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile gerçekleşmiştir. Bu düzenleme ile Ceza Muhakemesi Kanunu içerisinde yer alan sanığın duruşmadan bağışık tutulması ve sorgusuna ilişkin kurallarda kritik değişiklikler yapılmıştır. Daha önce alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda uygulanan istinabe yasağı ile bilişim sistemi kullanımı arasındaki bağ koparılmış, mahkemenin zorunlu gördüğü hallerde sanığın rızası aranmaksızın SEGBİS ile sorgusunun yapılmasına imkan tanınmıştır. Ayrıca aynı kararnameyle, gizli soruşturmacıların sanık ve avukatının yokluğunda, ses veya görüntüleri değiştirilerek özel ortamda dinlenebilmesinin önü açılmıştır. Bu radikal mevzuat değişiklikleri, sanığın kendi davasında fiziksel olarak bulunma iradesini tamamen ortadan kaldırarak, hukuki çevrelerde sanıksız yargılama eleştirilerine ve savunma imkanlarının daraltıldığı yönündeki itirazlara zemin hazırlamıştır.

Adil Yargılanma Hakkı ve Yüzyüzelik İlkesi

Ceza yargılamasının nihai amacı olan maddi gerçeğe ulaşabilmek, ancak ve ancak doğrudanlık ilkesi ve yüzyüzelik ilkesi ile mümkündür. Hakimin, sanığı bizzat görerek vicdani kanaatini oluşturması, tanıkların çapraz sorguya tabi tutulabilmesi ve mahkemedeki psikolojik atmosferin tahlil edilebilmesi, adil yargılanma hakkı standartlarının ayrılmaz bir parçasıdır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamında güvence altına alınan kendini bizzat savunma ve iddia tanıklarını sorguya çekme hakkı, sanığın fiziken mahkeme salonunda bulunmasıyla doğrudan ilintilidir. Uygulamada zorunluluk haline getirilen veya dayatılan bilişim sistemi kullanımı, hukukun öznelerini sadece birer ekrandan ibaret hale getirerek, savunma makamının yargılamaya aktif ve etkili katılımını zedelemektedir. Bu nedenle, teknolojik imkanlar idari bir tasarruf aracı olarak değil, yalnızca adalete erişimi artıran destekleyici bir unsur olarak konumlandırılmalıdır. Bilişim sistemleri aracılığıyla tesis edilen yargılamalarda adil yargılanma hakkı çerçevesinde hukuken gözetilmesi gereken temel ihlal riskleri şunlardır:

  • Sanığın bizzat yargılamayı yapan mahkeme heyetiyle yüz yüze gelerek kendini savunma ve masumiyetini doğrudan kanıtlama imkanının ortadan kalkması.
  • İddia makamının sunduğu delillerin veya dinlenen tanıkların, sanık ve savunma makamı tarafından eşzamanlı ve doğrudan çapraz sorguya tabi tutulabilmesi hakkının fiilen zedelenmesi.
  • Olağanüstü hallerde getirilen yasal düzenlemelerle, savunma makamının sanık veya gizli tanık ile hukuki iletişim kurma ve itiraz etme süreçlerinin usul güvencelerinden yoksun bırakılması.
  • Anayasa ve insan hakları sözleşmeleriyle güvence altına alınan, duruşmada bizzat hazır bulunma hakkının idari kararlar veya altyapısal tercihlerle sanığın aleyhine sınırlandırılması.
Mahkemeye bizzat gitmek istiyorum ama beni SEGBİS'ten bağlayacaklar, itiraz edemez miyim? expand_more
Ceza Muhakemesi Kanunu'nda yapılan KHK değişiklikleri ile mahkemenin zorunlu gördüğü hallerde sanığın rızası aranmaksızın SEGBİS ile sorgusunun yapılmasına ne yazık ki yasal imkan tanınmıştır. Bu durum, sanığın kendi davasında fiziksel olarak bulunma iradesini ortadan kaldırmakta ve "sanıksız yargılama" eleştirilerine zemin hazırlamaktadır. Ancak uzman bir avukat olarak belirtmeliyim ki, bu uygulamanın adil yargılanma ve yüzyüzelik ilkelerini zedelediği gerekçesiyle duruşmalarda usul itirazlarının yapılması savunma hakkınızın bir gereğidir.
Yargılandığım davada hakimi hiç yüz yüze görmeden ceza almam hukuka uygun mu? expand_more
Ceza yargılamasının temel amacı maddi gerçeğe ulaşmaktır ve bu ancak hakimin sanığı bizzat görerek vicdani kanaatini oluşturmasını sağlayan doğrudanlık ve yüzyüzelik ilkesi ile mümkündür. Uygulamada bilişim sistemlerinin dayatılması, hukukun öznelerini sadece birer ekrandan ibaret hale getirerek savunma makamının yargılamaya aktif katılımını derinden zedelemektedir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile de güvence altına alınan duruşmada bizzat hazır bulunma hakkınızın kısıtlanması, adil yargılanma hakkı çerçevesinde en temel ihlal risklerinden biri olarak kabul edilmektedir.
Gizli tanık mahkemeye gelmeden ekrandan ifade verecekmiş, avukatım ona nasıl soru soracak? expand_more
Mevzuatımızda olağanüstü hal döneminde yapılan değişikliklerle, ne yazık ki gizli soruşturmacıların sanık ve avukatının yokluğunda, ses veya görüntüleri değiştirilerek özel ortamda dinlenebilmesinin önü açılmıştır. Bu yasal düzenleme, aleyhinize ifade veren tanıkların savunma makamı tarafından eşzamanlı ve doğrudan çapraz sorguya tabi tutulabilmesi hakkını fiilen ortadan kaldırma tehlikesi taşımaktadır. Savunma makamının usul güvencelerinden yoksun bırakılmasına yol açan bu duruma karşı yargılama sürecinde gerekli itirazlar en güçlü şekilde ileri sürülmelidir.
Çocuğum olayın mağduru oldu, duruşma salonuna gidip sanıkla yüz yüze mi gelmek zorunda? expand_more
Hayır, mağdur olan çocuğunuzun duruşma salonunda bizzat bulunması ve sanıkla aynı ortamda yüz yüze gelmesi zorunlu değildir. Ceza Muhakemesinde Ses ve Görüntü Bilişim Sisteminin Kullanılması Hakkında Yönetmelik ve Çocuk Koruma Kanunu hükümleri uyarınca, mağdur çocukların dinlenmesinde video konferans (SEGBİS) yönteminin kullanılması emredici olarak zorunlu tutulmuştur. Bu uygulama, çocuğun psikolojik olarak yıpranmasını önlemek amacıyla idarenin getirdiği ve teknolojik altyapıyla desteklenen önemli bir güvencedir.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir