Anasayfa/ Makale/ Medeni Hukuk Bağlamında Yapay Zekanın Kişilik Statüsü

Medeni Hukuk Bağlamında Yapay Zekanın Kişilik Statüsü

Yapay zeka sistemlerinin otonomi seviyelerinin gelişmesiyle birlikte, bu varlıkların medeni hukukta sadece mülkiyete konu bir eşya mı yoksa hak ve borç ehliyetine sahip bir kişi mi olacağı tartışılmaktadır. Bu makale, yapay zekaya tanınabilecek elektronik kişilik, tüzel kişi benzeri kişilik ve sınırlı amaçlı kişilik modellerini incelemektedir.
search
5 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:

Geleneksel hukuk sistemlerinde hak ve borçlara sahip olabilme yeteneği, yani hukuki kişilik statüsü, yalnızca biyolojik bir varlık olan insanlara ve belirli bir amacı gerçekleştirmek üzere bir araya gelmiş kişi veya mal topluluklarına tanınmıştır. Ancak günümüzde, makine öğrenmesi ve derin öğrenme gibi teknolojiler sayesinde kendi kendine kararlar alabilen, dış müdahaleye ihtiyaç duymadan hareket edebilen otonom yapay zeka sistemleri hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Bu otonom varlıkların kapasitelerinin insan zekasını taklit etme ve hatta aşma potansiyeli taşıması, onların hukuk nezdinde yalnızca mülkiyete konu basit bir eşya olarak değerlendirilmelerinin yetersiz kalacağını göstermektedir. Dolayısıyla, bu sistemlerin kendi eylemleri neticesinde hak sahibi olabilmesi ve borç altına girebilmesi için medeni hukuk düzleminde yeni bir kişilik statüsünün belirlenmesi kaçınılmaz bir hukuki ve sosyolojik ihtiyaç olarak karşımıza çıkmaktadır.

Yapay Zekaya Kişilik Tanınmasını Reddeden Yaklaşımlar

Yapay zekaya bir kişilik statüsü tanınmasını reddeden görüşler, temelde insan merkezli yaklaşım ve ahlaki kişilik felsefesine dayanmaktadır. Bu yaklaşıma göre, hukuki bağlamda hak ve borçlara ehil olabilmek için özgür irade, bilinç, öz farkındalık ve ahlaki değerler gibi tamamen insana özgü niteliklerin bulunması zorunludur. Yapay zeka, ne kadar gelişmiş olursa olsun nihayetinde algoritmik değerlere dayalı olarak veriyi işleyen ve insan eliyle programlanan sentetik bir mekanizmadır. Bu görüşü savunan hukukçular, yapay zekanın hukukun bir süjesi değil, yalnızca uyuşmazlığın konusu olan bir eşya olarak kalması gerektiğini ileri sürer. Buna göre, otonom varlıkların faaliyetlerinden dolayı bizzat kendilerine değil, onları üreten, programlayan veya kullanan gerçek kişilere sorumluluk yüklenmesi hukuki belirlilik ilkeleri açısından en rasyonel yoldur.

Hukuki Kişiliği Kabul Eden Görüşler ve Yeni Kişilik Modelleri

Teknolojinin geldiği nokta, yapay zekanın basit bir araçtan ziyade bağımsız kararlar alabilen otonom bir aktör konumuna evrildiğini açıkça kanıtlamaktadır. Bu nedenle, hukuki güvenlik ve şeffaflık ilkelerinin temini adına, söz konusu teknolojik varlıklara uygun bir statü tanınması gerektiğini savunan yenilikçi teoriler geliştirilmiştir. Klasik medeni hukuk doktrinlerindeki biyolojik insanı merkeze alan gerçek kişi ve sadece belirli bir amacı gerçekleştirmeye odaklı tüzel kişi ayrımları, bu yeni nesil akıllı varlıkları karşılamada yetersiz kalmaktadır. Bu açığı kapatmak amacıyla, makine öğrenmesi yeteneklerine uygun şekilde özgün yapılarına hizmet edecek yepyeni kişilik modelleri önerilmektedir:

  • Elektronik Kişilik: Avrupa Parlamentosu'nun 2017 tarihli kararlarında da vurgulanan bu modele göre, otonom robotlar resmi bir yapay zeka siciline kaydedilerek kendi eylemlerinden sorumlu yasal bir statü kazanmalı ve zararların tazmini için özel bir elektronik kişilik fonu oluşturulmalıdır.
  • Tüzel Kişi Benzeri Kişilik: Şirketler veya vakıflar gibi, yapay zekanın da belirli ve sürekli bir amaca özgülenerek, kendisine tanınan görev sahası ve amacıyla sınırlı bir hak ve fiil ehliyetine sahip olabileceğini öngörür.
  • Sınırlı Amaçlı Kişilik: Roma Hukukundaki peculium kavramına benzetilen bu model, yapay zekaya yalnızca faaliyet gösterdiği ve fayda sağladığı belirli teknik alanlarla kısıtlı olarak hak ve borç ehliyeti tanınmasını ifade eder.

Disiplinler Arası Bir Regülasyon İhtiyacı

Bilişim çağı olarak adlandırılan günümüzde, gelişmiş yapay zeka sistemlerinin toplumsal yaşama entegrasyonu, mevcut hukuki statü eksikliğinin bir an önce giderilmesini zorunlu kılmaktadır. Sadece bir eşya olarak görülemeyecek kadar karmaşık olan bu varlıkların hukuki kişiliğinin belirlenmesi, sadece bir hukuk politikası değil, aynı zamanda disiplinler arası sosyolojik ve felsefi bir karardır. Hukuki geçiş sürecinde bu akıllı varlıkların medeni kanun kapsamında özel bir kıymetli taşınır olarak konumlandırılması pratik ve geçici bir çözüm sunsa da, nihai ve kalıcı olarak kendine has (sui generis) üçüncü bir tür kişiliğin, örneğin elektronik kişiliğin ihdas edilmesi en pragmatist yaklaşımdır. Bu yasama sürecinde salt yasaklayıcı ve teknolojik gelişimi durdurucu bir tutum yerine, insan haklarını güvence altına alan, potansiyel riskleri minimize eden ve hukuki sorumluluğun sınırlarını net bir şekilde çizen kapsamlı bir kodifikasyon sürecinin başlatılması modern hukuk sistemlerinin en temel görevlerinden biri haline gelmiştir.

Yapay zeka bana zarar verirse kimi dava edeceğim? expand_more
Hukuken yapay zeka şu an için kendi başına bir kişi değil, mülkiyete konu olan bir eşya olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle, yapay zekanın eylemlerinden dolayı ortaya çıkan zararlarda doğrudan yapay zekayı dava etmeniz mümkün değildir. Hukuki belirlilik ilkesi gereği, bu tür durumlarda söz konusu sistemi üreten, programlayan veya kullanan gerçek ya da tüzel kişilere karşı sorumluluk davası açılması gerekmektedir. Gelecekte, Avrupa Parlamentosu'nun da gündeminde olan "elektronik kişilik fonu" gibi özel sistemler kurulana dek tüm sorumluluk sistemi yöneten insanlar üzerindedir.
Kendi kendine çalışan bir robot şirket kurup para kazanabilir mi? expand_more
Mevcut medeni hukuk sistemimizde hak sahibi olabilme ve borç altına girebilme yeteneği yalnızca biyolojik insanlara ve mevcut tüzel kişilere tanınmıştır. Dolayısıyla bir robotun veya yapay zekanın kendi adına doğrudan mülk edinmesi, şirket kurması veya ticari bir yapı oluşturması yasal olarak mümkün değildir. Ancak makine öğrenmesiyle kendi kararlarını alabilen bu sistemler için şirketlere benzeyen "tüzel kişi benzeri kişilik" veya faaliyet alanıyla sınırlı haklar veren "sınırlı amaçlı kişilik" modellerinin yasalaşması tartışılmaktadır. Bu yeni modellerin yürürlüğe girmesi halinde, otonom sistemler belirlenen görev sahası kapsamında kısmi bir hak ehliyetine kavuşabilecektir.
Mahkemeye göre yapay zeka sadece sıradan bir eşya mı sayılıyor? expand_more
İnsan merkezli hukuk anlayışına göre yapay zeka, özgür irade ve bilince sahip olmadığı için uyuşmazlığın konusu olan sıradan bir eşya statüsündedir. Ancak bu varlıkların dış müdahaleye ihtiyaç duymadan otonom kararlar alabilmesi, onların yalnızca mülkiyete konu basit bir eşya olarak değerlendirilmesini günümüzde yetersiz kılmaktadır. Hukuki geçiş sürecinde bu akıllı cihazların özel bir "kıymetli taşınır" olarak görülmesi pratik bir adım olarak öne çıkmaktadır. Kalıcı çözüm olarak ise, yalnızca eşya sayılmaktan çıkarılıp "elektronik kişilik" adı altında yapay zekaya has (sui generis) yeni bir yasal statü tanınması hukuki bir ihtiyaç haline gelmiştir.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir