Anasayfa/ Makale/ Kişisel Verilere Karşı Suçlar ve Yargılama Usulü

Kişisel Verilere Karşı Suçlar ve Yargılama Usulü

Türk Ceza Kanunu kapsamında kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi, ele geçirilmesi ve yok edilmemesi suçlarının unsurları, şikayet şartı, görevli ve yetkili mahkemeler ile zamanaşımı süreleri gibi yargılama usulüne ilişkin temel esaslar, bilişim hukuku perspektifiyle ve güncel içtihatlar ışığında detaylı bir şekilde incelenmektedir.
search
6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:

Günümüzde bilişim teknolojilerinin hızla gelişmesi ve internet kullanımının yaygınlaşması, kişisel verilerin elektronik ortamlarda depolanmasını ve işlenmesini kaçınılmaz hale getirmiştir. Bu durum, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak yetkisiz kişilerin eline geçmesi riskini artırmış ve ceza hukuku kapsamında yeni koruma mekanizmalarının oluşturulmasını zorunlu kılmıştır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçlar bölümünde, kişisel verilerin korunmasına yönelik özel düzenlemelere yer vermiştir. İlgili maddelerde düzenlenen bu suçlar, bireylerin veri mahremiyetini güvence altına almayı amaçlamaktadır. Bir hukuk bürosu olarak müvekkillerimize en sık karşılaştığımız sorunlardan biri olan bu ihlallerin sadece maddi ceza hukuku boyutu değil, aynı zamanda yargılama usulü, görevli mahkeme, yetki kuralları ve dava zamanaşımı süreleri gibi usul hukuku boyutları da büyük önem taşımaktadır. Bu makalede, kişisel verilere karşı işlenen suçların ceza muhakemesi sürecindeki temel dinamikleri ele alınacaktır.

Kişisel Verilere Karşı İşlenen Suçların Kapsamı

Türk Ceza Kanunu kapsamında kişisel verilere karşı işlenen temel suçlar üç ana başlık altında toplanmaktadır. Kişisel verilerin kaydedilmesi suçu, verilerin hukuka aykırı olarak herhangi bir sisteme veya ortama aktarılmasını hedeflerken; verileri hukuka aykırı olarak verme, yayma veya ele geçirme eylemleri ise kayıtlı verilerin izinsiz paylaşımını ve ifşasını yaptırıma bağlamaktadır. Kaydedilme amacı sona eren veya kanunen saklanması için öngörülen süre dolan verilerin silinmemesi durumu ise verileri yok etmeme suçu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu suçlar, bireylerin rızası dışında veya kanunun açıkça izin vermediği durumlarda verilerin işlenmesini engelleyerek özel hayatın gizliliğini korumayı hedefler. Söz konusu suçların faili herkes olabilirken, eylemin bir kamu görevlisi tarafından görevinin sağladığı yetkiyle veya belli bir mesleğin sağladığı kolaylıktan yararlanılarak işlenmesi, nitelikli hal kabul edilerek verilecek cezanın yarı oranında artırılmasını gerektirmektedir.

Soruşturma ve Kovuşturma Usulü İle Şikayet Şartı

Kişisel verilere karşı işlenen suçların yargılama usulünde en çok dikkat edilmesi gereken hususlardan biri şikayet kurumudur. Türk Ceza Kanunu'nun ilgili hükümleri uyarınca, özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı işlenen suçların büyük bir kısmı kural olarak şikayete tabi iken; kişisel verilerin kaydedilmesi, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme ve verileri yok etmeme suçları bu kuralın kesin bir istisnasını oluşturur. Bu düzenlemeye göre, kişisel verilere karşı işlenen bu temel suçların soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı değildir. Savcılık makamı, suçun işlendiğini herhangi bir şekilde öğrendiğinde re'sen soruşturma başlatmak zorundadır. Mağdurun yargılama aşamasında şikayetinden vazgeçmesi, açılan kamu davasının düşmesine veya soruşturmanın sonlandırılmasına yol açmaz. Bu durum, yasa koyucunun veri mahremiyetinin ihlalini sadece bireysel bir zarar değil, aynı zamanda kamu düzenini ilgilendiren ağır bir ihlal olarak değerlendirdiğini göstermektedir.

Görevli ve Yetkili Mahkemeler

Kişisel verilere karşı işlenen suçlarda davaya bakmakla görevli mahkemenin tespiti, suçun niteliğine ve eylemin başka bir suça vücut verip vermediğine göre değişiklik gösterir.

  • Asliye Ceza Mahkemesinin Görevi: İlgili yasal düzenlemelerde tanımlanan kişisel verilere karşı suçların yargılaması kural olarak Asliye Ceza Mahkemelerinde görülmektedir. Suçun kamu görevlisi tarafından işlenmesi gibi nitelikli hallerin varlığı dahi bu görevi değiştirmez.
  • Ağır Ceza Mahkemesinin Görevi: Şayet kişisel veriler, bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık gibi daha ağır cezayı gerektiren farklı suçların işlenmesi amacıyla ele geçirilmiş ve kullanılmışsa, içtihatlar doğrultusunda yargılama Ağır Ceza Mahkemesi görev alanına girer.
  • Yetkili Mahkemenin Belirlenmesi: İnternet ve bilişim sistemleri üzerinden işlenen bu suçlarda yetkili mahkeme, kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir. Bilişim ağlarının yapısı gereği, failin sisteme girdiği yer mahkemesi yetkili olabileceği gibi, mağdurun bilgisayarının veya sisteminin bulunduğu yer mahkemesi de yetkili kabul edilmektedir.

Dava Zamanaşımı Süreleri

Ceza muhakemesinde dava zamanaşımı, suçun işlendiği tarihten itibaren belirli bir sürenin geçmesiyle devletin cezalandırma yetkisinin ortadan kalkması anlamına gelir. Kişisel verilere karşı işlenen suçlarda dava zamanaşımı süreleri, isnat edilen suçun kanunda öngörülen ceza üst sınırına göre belirlenir. Verileri kaydetme ve verileri yok etmeme suçlarında ceza üst sınırı dikkate alındığında, olağan dava zamanaşımı süresi sekiz yıldır. Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun üst sınırı dört yıl olduğundan, bu suç için de kural olarak sekiz yıllık zamanaşımı süresi uygulanır. Ancak, eylemin kamu görevlisi tarafından veya mesleğin sağladığı kolaylıkla işlenmesi durumunda ceza yarı oranında artırılacağı için, üst sınır altı yıla çıkar. Bu ihtimalde, kanuni düzenlemeler gereği dava zamanaşımı süresi on beş yıl olarak uygulanır. Bilişim ortamındaki verilerin hukuka aykırı kaydında suç eylem anında tamamlandığı için zamanaşımı doğrudan bu tarihte işlemeye başlar.

Biri kişisel verilerimi izinsiz paylaştı, şikayetimi geri çeksem dava düşer mi? expand_more
Kişisel verilerin hukuka aykırı olarak verilmesi, ele geçirilmesi veya kaydedilmesi suçlarının soruşturulması kural olarak şikayete bağlı değildir. Savcılık makamı durumu herhangi bir şekilde öğrendiği an re'sen soruşturma başlatmak zorundadır. Bu nedenle yargılama aşamasında şikayetinizden vazgeçmeniz, açılan kamu davasının düşmesine veya soruşturmanın kapanmasına kesinlikle yol açmaz. Zira yasa koyucu, veri mahremiyetinin ihlalini yalnızca size yönelik bireysel bir zarar değil, aynı zamanda kamu düzenini bozan ağır bir ihlal olarak değerlendirmektedir.
İnternetten verilerim çalındı, hangi mahkemede dava açmam gerekiyor? expand_more
Kişisel verilere karşı işlenen suçlarda davaya bakmakla görevli mahkeme kural olarak Asliye Ceza Mahkemesidir. Fakat kişisel verileriniz, bilişim sistemleri kullanılarak nitelikli dolandırıcılık gibi daha ağır suçların işlenmesi amacıyla ele geçirilmişse yargılama Ağır Ceza Mahkemesinde yapılır. Bilişim ağlarının yapısı gereği bu suçlarda yetkili mahkeme oldukça geniştir. Failin sisteme girdiği yer mahkemesinde dava açılabileceği gibi, doğrudan sizin bilgisayarınızın veya sisteminizin bulunduğu yer mahkemesi de yetkili mahkeme kabul edilmektedir.
Verilerim yıllar önce çalınmıştı, failin ceza alması için zaman aşımı var mı? expand_more
Kişisel verilere karşı işlenen suçlarda olağan dava zamanaşımı süresi sekiz yıldır. Bilişim ortamındaki verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesi suçu, eylem anında tamamlandığı için zamanaşımı doğrudan bu tarihte işlemeye başlar. Suçun işlendiği tarihten itibaren bu sürenin geçmesiyle birlikte devletin cezalandırma yetkisi ortadan kalkmaktadır. Ancak suç kamu görevlilerince veya mesleki kolaylıktan faydalanılarak nitelikli hallerle işlenmişse, bu zamanaşımı süresi on beş yıl olarak uygulanır.
Memur veya doktor verilerimi sızdırırsa cezası daha mı ağır olur? expand_more
Evet, kişisel verilerinizin bir kamu görevlisi veya mesleğinin sağladığı kolaylıktan yararlanan biri tarafından izinsiz işlenmesi daha ağır yaptırımlara tabidir. Bu eylemler kanunda nitelikli hal olarak kabul edildiğinden, faile verilecek temel ceza yarı oranında artırılmaktadır. Failin kamu görevlisi olması veya eylemin nitelikli hali, davanın Asliye Ceza Mahkemesinde görülmesi kuralını kural olarak değiştirmez. Ayrıca, ceza üst sınırı yükseleceği için bu tür vakalarda dava zamanaşımı süresi de on beş yıl olarak değerlendirilir.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir