Makale
Bu makale, bilişim hukuku perspektifiyle unutulma hakkının karşılaştırmalı hukuk sistemlerinde ve Türk hukukundaki yasal gelişimini, emsal mahkeme kararlarını ve yasal mevzuatı incelemektedir.
Karşılaştırmalı Hukuk ve Türk Hukukunda Unutulma Hakkı
Bilişim hukukunun en güncel alanlarından biri olan bu mefhum, bireylerin dijital dünyadaki geçmişleriyle sonsuza kadar anılmalarını engellemeyi amaçlayan yasal bir hukuki mekanizma niteliğindedir. Küresel ölçekte farklı hukuk sistemleri, bu kuruma kendi anayasal değerleri ve toplumsal yapıları çerçevesinde yaklaşmaktadır. Karşılaştırmalı hukukta mahkemelerin yaklaşım farklılıkları, çok çeşitli içtihatların doğmasına zemin hazırlamıştır. Avrupa, Amerika ve diğer ülkelerin yargı mercileri farklı hukuki sınırları çizerken, Türk hukuku da uluslararası gelişmelere paralel olarak yasal düzeyde bu yapıyı kendi sistemine entegre etmiştir. Kanun koyucular, çağın getirdiği teknolojik zorluklar karşısında kişi haklarını korumak amacıyla çeşitli adımlar atmaktadır. Bu çalışmada uzman bir bilişim hukuku avukatı perspektifiyle, çeşitli ülkelerdeki güncel emsal kararlar, yasal yaklaşımlar ve Türk mevzuatı detaylıca analiz edilecektir.
Avrupa Birliği ve Adalet Divanı Kararları
Avrupa Birliği, kişisel verilerin yasal güvencesi bağlamında mevzuatın en güçlü uygulandığı coğrafyadır. Bu konudaki en kritik dönüm noktası, Avrupa Adalet Divanı tarafından verilen Mario Costeja González kararıdır. Bu emsal kararda divan, hizmet sağlayıcıların yalnızca bir aracı olmadığını, aynı zamanda veri denetleyicisi sıfatını taşıdıklarını açıkça hükme bağlamıştır. İlgili karar uyarınca, bireylerin adlarıyla yapılan aramalarda ortaya çıkan ve artık güncelliğini yitirmiş, yetersiz veya ilgisiz hale gelmiş içeriklerin, sonuçlardan kısmen kaldırılması talep edilebilmektedir. Adalet Divanı, bireyin kişilik haklarının çoğu zaman toplumun salt erişim menfaatinden daha ağır bastığına karar vererek, ilgili uygulamanın Avrupa Birliği veri koruma mevzuatı (Direktif 95/46/EC) çerçevesindeki bağlayıcılığını pekiştirmiştir. Söz konusu karar sonrası Fransa ve Hollanda gibi birlik üyesi ülkeler de, ulusal idari kurumları ve mahkemeleri aracılığıyla mevcut sınırları kendi ulusal içtihatlarında şekillendirmeye devam etmektedir.
Farklı Coğrafyalardaki Hukuki Gelişmeler
Amerika Birleşik Devletleri ile Avrupa'nın konuya bakış açısı hukuki temellerde ciddi ayrılıklar göstermektedir. Amerikan hukuk sistemi, Anayasa'nın Birinci Değişikliği ile koruma altına alınan ifade ve basın özgürlüğüne Avrupa'ya kıyasla çok daha geniş bir değer atfetmektedir. Melvin v. Reid davasında bazı korumalar sağlanmış olsa da, kamuya açık olan verilerin tekrar yayımlanması ABD yargısında büyük ölçüde ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilir. Arjantin hukukunda ise Virginia Da Cunha davası gibi emsal kararlarla konu yargı mercilerinin önüne taşınmış, mahkemeler sorumluluğu tartışırken kişilik hakları ekseninde değerlendirmeler yapmıştır. Almanya'da Nüfus Sayımı davası ile temelleri atılan yaklaşım, ilerleyen yıllarda Sedlmayr cinayeti faillerinin açtığı davalarda topluma kazandırılma menfaati ile kamuoyunun bilgi alma hakkı çerçevesinde mahkemelerce şekillendirilmiş ve yasal zemine oturtulmuştur.
Türk Hukukunda AYM Perspektifiyle)">AYM Perspektifiyle)">Unutulma Hakkı ve Yasal Dayanaklar
Türk hukuk sisteminde bu yapı, hem anayasal düzeyde hem de özel yasal düzenlemelerle sıkı bir güvence altına alınmıştır. 1982 Anayasası'nın 20. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliği ve verilerin korunmasını isteme hakkı, bireylerin kendileriyle ilgili kayıtların silinmesini talep etme hakkını açıkça anayasal temele bağlamıştır. Bu anayasal ilke, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ile daha somut bir yasal çerçeveye kavuşmuştur. İlgili kanunun 7. maddesi, işlenmesini gerektiren sebeplerin ortadan kalkması hâlinde kişisel verilerin silinmesi, yok edilmesi veya anonim hâle getirilmesini amirdir. Aynı kanunun 11. maddesi ise ilgili kişiye, yasal şartlar oluştuğunda bu silme veya yok etme işlemini doğrudan veri sorumlusundan talep etme imkânı tanımaktadır. Bilişim hukuku uygulamaları açısından, yasal dayanağı bulunmayan veya zamanla bu dayanağını yitiren kayıtların internet ortamında varlığını sürdürmesi hukuka aykırı kabul edilmektedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu İçtihadı
İlgili uygulamanın Türk içtihat hukukuna yerleşmesinde Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2015/1679 sayılı kararı tarihi bir öneme sahiptir. Söz konusu uyuşmazlıkta, geçmişte bir mağduriyet yaşayan kişinin tam adının, yıllar sonra yayımlanan bilimsel nitelikli bir hukuk kitabında rumuzlanmadan kullanılması konuyu yargıya taşımıştır. Yargıtay, mağdur olan kişinin adının açıkça yazılarak ifşa edilmesini kişilik haklarının ihlali olarak değerlendirmiştir. Yüksek Mahkeme, bireyin geçmişinde yaşadığı talihsiz bir olayın toplum hafızasından silinmesini isteme hakkına sahip olduğunu açıkça vurgulamıştır. Kararda, bu durumun yalnızca dijital ortamdaki kayıtlar için değil, kamunun kolayca ulaşabileceği yerlerde tutulan veriler için de geçerli olması gerektiği belirtilmiştir. Bu içtihat, kavramın Türk yargı pratiğinde bağımsız bir hak olarak kabul edildiğini ve bireylerin geleceklerini özgürce şekillendirebilmeleri adına mahkemelerce aktif olarak korunduğunu somutlaştırmaktadır.
| Ülke veya Bölge | İlgili Hukuki Dayanak ve Emsal Karar | Hukuki Yaklaşım ve Uygulama |
|---|---|---|
| Avrupa Birliği | Adalet Divanı C-131/12 (Costeja) Kararı | Arama motorları veri denetleyicisi kabul edilir, güncel olmayan veriler kısıtlanabilir. |
| Amerika Birleşik Devletleri | Anayasa Birinci Değişiklik, Melvin v. Reid | İfade ve basın özgürlüğü üstün tutulur, uygulama alanı Avrupa'ya göre oldukça dardır. |
| Almanya Federal Cumhuriyeti | Nüfus Sayımı ve Sedlmayr Davaları | Bireylerin geçmişten sıyrılma ve topluma kazandırılma hakkı mahkemelerce gözetilir. |
| Türkiye Cumhuriyeti | 1982 Anayasası, 6698 s. KVKK, Yargıtay 2015 Kararı | Anayasal güvence altındadır, yargı kararıyla dijital ve fiziki arşivleri kapsayacak şekilde korunur. |