Anasayfa/ Makale/ İşe Alımda Yapay Zekâ: Algoritmik Ayrımcılık ve Sınırlar

İşe Alımda Yapay Zekâ: Algoritmik Ayrımcılık ve Sınırlar

İşe alım süreçlerinde kullanılan yapay zekâ uygulamaları, hız ve verimlilik sağlasa da algoritmik ayrımcılık gibi ciddi hukuki riskler barındırmaktadır. Bu makalede, işverenlerin adayları değerlendirirken algoritmalar sebebiyle yol açabileceği ayrımcılık türleri, bilgi edinme hakkının sınırları ve hukuki sorumluluklar incelenmektedir.
search
5 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:

Günümüzde iş dünyasının hızla dijitalleşmesiyle birlikte, insan kaynakları yönetimi ve özellikle işe alım süreçlerinde yapay zekâ teknolojilerinin kullanımı giderek yaygınlaşmaktadır. İşverenler, yapay zekâ destekli uygulamalar sayesinde binlerce öz geçmişi dakikalar içinde tarayabilmekte, aday havuzunu genişletebilmekte ve video mülakatlar üzerinden adayların işe uygunluğunu nesnel kriterlerle değerlendirme hedefine ulaşmaya çalışmaktadır. Ne var ki, insan müdahalesinin azaldığı bu otomatik süreçler, görünürde objektif olsa da arka planda ciddi hukuki ve etik ihlallere zemin hazırlayabilmektedir. İşe alım sürecinde taraflar arasında hukuki anlamda kurulan sözleşme benzeri güven ilişkisi gereği, işverenin işçi adayına karşı ayrımcılık yapmama ve dürüstlük kuralına uyma yükümlülüğü bulunmaktadır. Tam da bu noktada, algoritmik ayrımcılık kavramı karşımıza çıkmakta olup, algoritmaların eğitildiği verilerdeki insani ön yargıların karar mekanizmalarına yansıması, temel hak ve özgürlüklerin ihlali boyutuna ulaşabilmektedir.

Algoritmik Ayrımcılık Kavramı ve Ortaya Çıkış Şekilleri

Yapay zekâ sistemleri, verileri işleyerek mantıksal çıkarımlar yapan algoritmalar bütünüdür. Her ne kadar algoritmaların kendi başlarına ön yargı, duygu veya düşünceleri olmasa da, bu sistemler nihayetinde insan elinden çıkan kodlara ve insanların sağladığı veri setlerine dayanmaktadır. Bu nedenle, insan geliştiricilerin bilinçli ya da bilinçsiz olarak sahip olduğu ön yargılar, eğitim verileri aracılığıyla algoritmalara aktarılmaktadır. Algoritmanın hatalı, eksik veya belirli bir grubu dışlayan verilerle eğitilmesi sonucu objektif karar verememesine algoritmik ön yargı denilmektedir. Bu ön yargıların, işe alım gibi kritik karar verme süreçlerinde bireylerin temel hak ve özgürlüklerini kısıtlayıcı nitelikte olumsuz çıktılar üretmesi ise algoritmik ayrımcılık olarak adlandırılmaktadır. Örneğin, yalnızca erkek adayların ağırlıkta olduğu bir veri setiyle eğitilen sistemin, kadın adayları otomatik olarak daha düşük puanlaması bu durumun tipik bir sonucudur. Hukuki açıdan bu ihlal, doğrudan ayrımcılık veya görünürde tarafsız kuralların dezavantajlı gruplar üzerinde orantısız etki yaratması şeklinde dolaylı ayrımcılık olarak tezahür edebilir.

İşe Alımda Bilgi Edinme Hakkının Hukuki Sınırları

İşverenlerin, başvuran adaylar arasından en uygun olanını seçebilmek için aday hakkında çeşitli yöntemlerle bilgi edinme hakkı ve menfaati bulunmaktadır. Ancak bu hak mutlak ve sınırsız değildir; Anayasa, İş Kanunu ve Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu (TİHEKK) gibi mevzuatlar çerçevesinde ayrımcılık yasakları ile sınırlandırılmıştır. İşveren, bilgi edinme hakkını kullanırken dürüstlük kuralı çerçevesinde hareket etmeli ve adayın özel yaşamına müdahale teşkil edecek, işin doğasıyla doğrudan ilgili olmayan sorular sormaktan kaçınmalıdır. Algoritmaların, adayların yüz ifadelerinden, ses tonlarından veya sosyal medya verilerinden siyasi görüş, cinsel yönelim veya sağlık durumu gibi bilgileri analiz edebilme kapasitesi, bilgi edinme hakkının sınırlarının zımni olarak aşılmasına sebep olabilmektedir. Adaya yöneltilen soruların yasal sınırları aşması durumunda, hukuken adayın doğru yanıt vermeme, yani yalan söyleme hakkı doğduğu kabul edilmektedir. İşe alım sürecinde yapay zekânın bu sınırları ihlal eden dolaylı çıkarımları, hukuka aykırı bilgi edinme faaliyetidir.

Algoritmik Ayrımcılığın Hukuki Yaptırımları ve İspat Sorunu

Türk hukukunda doğrudan yapay zekâyı veya algoritmik sistemleri düzenleyen özel bir kanun bulunmamakla birlikte, işe alım süreçlerinde meydana gelen zararlar mevcut borçlar ve iş hukuku ilkeleri çerçevesinde çözümlenmektedir. İşe alım görüşmeleri esnasında taraflar arasında oluşan sosyal temas, işverene koruyucu yan yükümlülükler yükler. Algoritmik ayrımcılık sebebiyle adayın zarara uğraması, sözleşme görüşmelerindeki kusurlu davranış olan culpa in contrahendo sorumluluğu kapsamında değerlendirilebilir. Ayrıca, hukuka aykırı fiil sonucu oluşan zararlar, Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) haksız fiil sorumluluğu hükümlerine tabi tutulabilmektedir. İşverenin, ayrımcılık riski taşıyan bir yapay zekâ sistemini kullanırken gerekli özeni göstermemesi, organizasyon eksikliği kapsamında TBK m. 66/3 uyarınca adam çalıştıranın kusursuz sorumluluğunu da gündeme getirebilir.

Algoritmik ayrımcılık vakalarında yargı süreçlerinde karşılaşılan en büyük engel ispat zorluğudur. Aşağıdaki sebepler ispat yükünü ağırlaştırmaktadır:

  • Kara Kutu Etkisi (Black Box): Algoritmaların arka planda kararları nasıl ve hangi ağırlıktaki kriterlerle aldığının insanlar tarafından dahi tam olarak çözümlenememesi.
  • İlliyet Bağının Kurulamaması: Zarar veren sonuç ile algoritmanın işleyişi arasındaki neden-sonuç ilişkisinin istatistiksel olasılıklara dayanması.
  • Şeffaflık Eksikliği: Adayın, çoğu zaman yapay zekâ tarafından değerlendirildiğinden veya hangi verilerinin ayrımcılığa yol açtığından haberdar olmaması.
İş başvurumu bir yapay zeka sırf kadınım diye eledi, dava açabilir miyim? expand_more
Yapay zekâ algoritmalarının eğitim verilerindeki insan kaynaklı ön yargılar, işe alım süreçlerinde temel hak ve özgürlükleri kısıtlayan ayrımcılıklara yol açabilmektedir. Bu durum, dolaylı veya doğrudan algoritmik ayrımcılık olarak kabul edilir ve hukuki yaptırımlara tabidir. İş görüşmeleri sırasında oluşan sözleşme benzeri güven ilişkisi nedeniyle işverenin adaylara karşı ayrımcılık yapmama yükümlülüğü bulunmaktadır. Böyle bir zarara uğradığınızda sözleşme görüşmelerindeki kusurlu davranış (culpa in contrahendo) veya haksız fiil hükümleri kapsamında hukuki yollara başvurarak hakkınızı arayabilirsiniz.
İş mülakatında sistem bana özel hayatımla ilgili şeyler sordu, yalan söyleyebilir miyim? expand_more
İşverenin veya kullandığı yapay zekâ sistemlerinin adaylar hakkında bilgi edinme hakkı mutlak ve sınırsız değildir. Sistemlerin sizin özel yaşamınıza müdahale teşkil edecek, örneğin siyasi görüş, cinsel yönelim veya sağlık durumu gibi bilgileri analiz etmesi veya sorması hukuka aykırıdır. Adaya yöneltilen soruların veya analizlerin bu yasal sınırları aşması durumunda, hukuken sizin doğru yanıt vermeme, yani yalan söyleme hakkınız doğmaktadır. Dolayısıyla, işin doğasıyla doğrudan ilgisi olmayan bu tarz sorulara karşı kendinizi koruma hakkınız yasal güvence altındadır.
Beni işe almayan yapay zekanın bana haksızlık yaptığını mahkemede nasıl ispatlarım? expand_more
Algoritmik ayrımcılık vakalarında yargı süreçlerinde karşılaşılan en büyük hukuki zorluk ispat meselesidir. Algoritmaların kararları nasıl aldığının arka planda tam olarak çözümlenememesi hukukta "kara kutu etkisi" olarak adlandırılmaktadır. Ayrıca sistemlerin şeffaf olmaması ve uğradığınız zarar ile algoritmanın işleyişi arasındaki bağın istatistiksel olasılıklara dayanması ispat yükünü ağırlaştırmaktadır. Tüm bu zorluklara rağmen, mevcut borçlar ve iş hukuku ilkeleri çerçevesinde, algoritmayı kullanan işverenin sorumluluğuna gitmek hukuken mümkündür.
Patron "ben yapmadım, yapay zeka eledi" diyerek ayrımcılık suçundan kurtulabilir mi? expand_more
Hayır, işveren sorumluluktan bu şekilde kurtulamaz. İşverenin, ayrımcılık riski barındıran bir yapay zekâ sistemini kullanırken gerekli özeni gösterme yükümlülüğü bulunmaktadır. Sistemde meydana gelen bu tür bir organizasyon eksikliği kapsamında, Türk Borçlar Kanunu uyarınca "adam çalıştıranın kusursuz sorumluluğu" gündeme gelecektir. Hukukumuzda doğrudan yapay zekâyı düzenleyen özel bir kanun bulunmasa bile, meydana gelen zararlar mevcut hukuki ilkeler ışığında çözümlenerek algoritmayı işe alım sürecine entegre eden işveren sorumlu tutulmaktadır.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir