Anasayfa/ Makale/ Dijital Delillerin Hukuki Niteliği ve Türleri

Dijital Delillerin Hukuki Niteliği ve Türleri

Bilişim teknolojilerinin gelişimiyle hukuki uyuşmazlıklarda büyük önem kazanan dijital delillerin soyut ve hassas hukuki niteliği ile oluşturulma şekilleri ve bulundukları durumlara göre türlerini bilişim hukuku perspektifiyle inceliyoruz. Somut olayların aydınlatılmasında bu verilerin nasıl değerlendirildiğini keşfedin.
search
5 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:

Bilişim teknolojilerinin hayatımızın her alanına entegre olması, hukuki uyuşmazlıkların ve suç tiplerinin de dijital ortama taşınmasına neden olmuştur. Bu dönüşüm, ceza muhakemesinde maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla kullanılan ispat araçlarına dijital delil kavramını kazandırmıştır. Bir bilişim hukuku avukatı perspektifiyle değerlendirildiğinde, klasik ispat araçlarından oldukça farklı, soyut ve hassas bir yapıya sahip olan bu delillerin hukuki niteliğinin doğru anlaşılması son derece önemlidir. Elektronik cihazlar, bilgisayarlar veya akıllı telefonlar vasıtasıyla oluşturulan, depolanan veya iletilen her türlü veri, uyuşmazlık konusu olayla bağlantılı olduğu takdirde hukuki bir ispat aracına dönüşmektedir. Bu makalemizde, uygulamada sıklıkla karşılaştığımız dijital verilerin yargılama süreçlerindeki yerini, klasik delillerden ayrılan yönlerini ve adli bilişim uygulamalarında karşılaşılan temel dijital delil türlerini detaylı bir şekilde ele alacağız.

Dijital Delilin Hukuki Niteliği ve Klasik Delillerden Farkı

Ceza muhakemesi hukukunda delil serbestliği ilkesi geçerli olup, hukuka uygun elde edilmiş her türlü vasıta ispat aracı olarak kullanılabilir. Bu bağlamda, dijital deliller de mahkemeler tarafından hükme esas alınabilen geçerli ispat araçlarıdır. Hukuki açıdan bakıldığında dijital deliller; e-postalar, konum kayıtları, sistem logları, silinmiş dosyalar veya mesaj geçmişleri gibi bilgisayar, ağ veya mobil cihazlarda bulunan soyut verilerdir. Ancak, salt bir verinin dijital veri olması onun doğrudan delil olacağı anlamına gelmez; bir verinin delil vasfı kazanabilmesi için mutlaka yargılamaya konu somut olayla bağlantılı olması gerekir. Ayrıca, bu deliller beş duyu organıyla doğrudan algılanamadığından, özel adli bilişim yazılımları ve uzman donanımları vasıtasıyla nicel gözlem yapılarak incelenebilir niteliktedir.

Dijital delillerin belge delili mi yoksa belirti delili mi olduğu hususu hukuk doktrininde tartışmalıdır. Bir kısım görüş, okunabilir nitelikteki elektronik verilerin belge delili, yalnızca ses veya görüntü formatındakilerin ise belirti delili olduğunu savunurken; bir diğer görüş olayla doğrudan bağı olmayan her türlü dijital verinin belirti delili sayılması gerektiğini ileri sürer. Hukuki uygulamada asıl önemli olan husus, dijital delillerin sınıflandırılmasından ziyade, bu verilerin bütünlüğü bozulmadan ve güvenilirliği zedelenmeden mahkemeye sunulmasıdır. Fiziki delillerden farklı olarak dijital deliller tahrifata çok daha açıktır; saniyeler içinde değiştirilebilir, kopyalanabilir veya silinebilirler. Bu hassas yapıları nedeniyle, tek başlarına hükme esas alınmaları her zaman mümkün olmayıp, genellikle yan delillerle desteklenmeleri ve uzmanlarca doğrulanmaları gerekmektedir.

Oluşturulma Şekillerine Göre Dijital Delil Türleri

Adli bilişim ve ceza muhakemesi uygulamalarında dijital deliller öncelikle oluşturulma şekillerine göre sınıflandırılır. Bu ayrımdaki ilk kategori, doğrudan bilişim sisteminin kullanıcısı tarafından oluşturulan delillerdir. Bunlar, kişiler arası iletişimi sağlayan e-postalar veya bir kelime işlemci programında hazırlanan belgeler olabilir. İkinci kategori, herhangi bir insan müdahalesi olmaksızın doğrudan bilişim sistemi tarafından üretilen delillerdir. Arka planda otomatik olarak tutulan ağ kayıtları bu türe örnek teşkil eder ve sistemin doğru çalıştığının ispatıyla hukuki geçerlilik kazanır. Üçüncü kategori ise kullanıcı ve sistemin birlikte oluşturduğu karma delillerdir. Kişinin sisteme girdiği bir komutun veya verinin, yazılımlar tarafından işlenerek yeni bir dijital formata dönüştürülmesiyle meydana gelirler. Tüm bu türlerin yargılamada kabul edilebilir olması için verinin orijinal halinin korunmuş olduğunun ispatlanması elzemdir.

Bulundukları Duruma Göre Dijital Delil Türleri

Suç şüphesi altındaki kişilerin veri gizleme çabaları, dijital delillerin bulundukları duruma göre de farklı türlere ayrılmasına neden olmuştur. Adli bilişim incelemeleri sırasında uzmanların en çok karşılaştığı bu formatları şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Şifrelenmiş dijital deliller, hassas nitelikteki bilgilerin veya finansal verilerin korunması amacıyla özel kriptografik algoritmalar ve anahtarlar kullanılarak yetkisiz erişime kapatılmış okunamaz haldeki verilerdir.
  • Gizlenmiş dijital deliller, failin suç unsuru içeren dosyanın uzantısını kasıtlı olarak değiştirerek veya steganografi yöntemiyle bir fotoğrafın içine gömerek sıradan bir veri izlenimi yarattığı dosyalardır.
  • Silinmiş dijital veriler, kullanıcı tarafından basit komutlarla dizin adresi kaldırılarak görünmez hale getirilmiş veya üzerine özel yazılımlarla kalıcı veri yazılarak yok edilmeye çalışılmış verilerdir. Basit silme işlemlerinde, donanım üzerine yeni bir veri yazılana kadar bu kayıtların adli bilişim teknikleriyle kurtarılması ve ispat aracı olarak kullanılması mümkündür.
Biriyle mesajlaşmalarım veya e-postalarım mahkemede delil sayılır mı? expand_more
Ceza muhakemesinde delil serbestliği ilkesi geçerli olduğu için, hukuka uygun yollarla elde edilmiş e-posta veya mesaj geçmişleri mahkemeler tarafından geçerli ispat araçları olarak kabul edilmektedir. Ancak salt dijital bir veri olması, bu kayıtların otomatik olarak delil kabul edileceği anlamına gelmez. Bir verinin hukuken delil vasfı kazanabilmesi için uyuşmazlığa konu olan somut olayla muhakkak bağlantılı olması gerekmektedir. Ayrıca dijital deliller saniyeler içinde değiştirilebileceğinden, bütünlükleri bozulmadan mahkemeye sunulmaları ve çoğu zaman yan delillerle desteklenmeleri şarttır.
Bilgisayardan veya telefondan sildiğim dosyalar davada karşıma çıkar mı? expand_more
Evet, cihazınızdan sildiğinizi düşündüğünüz dijital verilerin adli bilişim uzmanlarınca bulunarak davada karşınıza çıkması hukuken mümkündür. Kullanıcılar basit silme işlemleri yaptıklarında, çoğu zaman sadece dosyanın dizin adresi kaldırılarak veri görünmez hale getirilir. O donanım alanının üzerine özel yazılımlarla veya zamanla kalıcı yeni bir veri yazılana kadar, söz konusu eski veriler fiziksel olarak diskte kalmaya devam eder. Bu sebeple söz konusu gizli kalmış kayıtlar özel adli bilişim teknikleriyle kurtarılabilir ve maddi gerçeği aydınlatan ispat aracı olarak mahkeme dosyasına sunulabilir.
Karşı taraf dosyaları değiştirip kumpas kurmuş, mahkeme buna hemen inanır mı? expand_more
Hayır, yargı makamları sunulan dijital verilere doğrudan ve şüphe etmeden itibar etmezler. Dijital deliller soyut yapıları gereği fiziki delillere göre tahrifata çok daha açıktır; saniyeler içinde oynanabilir, kopyalanabilir veya değiştirilebilirler. Mahkemeye sunulan dijital verilerin bütünlüğünün zedelenmediğinin, güvenilirliğinin korunduğunun ve orijinal olduğunun adli bilişim uzmanlarınca incelenip teyit edilmesi esastır. Bu hassas ve tahrifata açık yapılarından dolayı, elektronik kayıtların tek başlarına hükme esas alınmaları her zaman mümkün olmaz ve muhakkak surette diğer yan delillerle desteklenmeleri istenir.
Dosya uzantısını değiştirip gizlediğim veriler mahkemede çıkar mı? expand_more
Adli bilişim incelemelerinde bu tür basit gizleme yöntemleri uzmanlar tarafından rahatlıkla tespit edilebilmektedir. Bir olayda şüpheli kişilerin dosya uzantısını kasıtlı olarak değiştirmesi veya steganografi denilen yöntemlerle veriyi başka bir dosya içerisine gömerek sıradan bir izlenim yaratmaya çalışması oldukça sık karşılaşılan bir durumdur. Özel donanımlar ve adli bilişim yazılımları kullanılarak yapılan detaylı teknik analizler sonucunda bu tarz gizlenmiş dijital dosyalar ortaya çıkarılmaktadır. Elde edilen bulgular daha sonra yargılama süreçlerinde hukuki bir ispat aracı olarak dosyaya dâhil edilerek değerlendirilir.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir