Anasayfa/ Makale/ Ceza Yargılamasında E-Delil ve Hukuki Kabul...

Makale

Dijital çağda suç ve suçlularla mücadelede kritik bir öneme sahip olan elektronik delillerin, ceza muhakemesinde hukuka uygun yollarla elde edilmesi ve mahkemelerce kabul edilebilirliği üzerine hukuki prensipleri, Yargıtay içtihatları ile Ceza Muhakemesi Kanunu çerçevesinde kapsamlı bir şekilde inceleyen bilişim hukuku rehberidir.

Ceza Yargılamasında E-Delil ve Hukuki Kabul Edilebilirlik

Günümüzde hızla gelişen teknoloji, suç işleme yöntemlerini temelden değiştirirken, hukukun da bu dijital dönüşüme ayak uydurmasını zorunlu kılmıştır. Özellikle ceza yargılaması süreçlerinde maddi gerçeğe ulaşmak amacıyla başvurulan elektronik deliller, soruşturma ve kovuşturma aşamalarının en kritik ispat araçlarından biri haline gelmiştir. Bir bilişim hukuku avukatı perspektifiyle değerlendirdiğimizde, e-delil kavramı; bilgisayar, akıllı telefon, tablet gibi cihazlarda veya internet ağlarında elektronik, optik veya benzeri yollarla üretilen, taşınan ya da saklanan her türlü veriyi ifade etmektedir. E-postalar, log kayıtları, anlık mesajlaşmalar ve dijital fotoğraflar, geleneksel maddi delillerin yetersiz kaldığı durumlarda failin tespitinde çoğunlukla yegane kanıt niteliği taşımaktadır. Ancak, elektronik verilerin yapısı gereği kolaylıkla kopyalanabilir, değiştirilebilir veya silinebilir olması, bu verilerin hukuki kabul edilebilirliği noktasında çok katı usul kurallarının işletilmesini gerektirir. Hukuk sistemimiz, şüpheli veya sanık hakları ile toplumun güvenliği arasındaki dengeyi gözetirken, yalnızca hukuka uygun yollarla elde edilen delillerin mahkûmiyet kararına esas alınabileceğini kesin bir dille emretmektedir.

Türk Ceza Muhakemesi Hukukunda Delil Serbestisi ve E-Delil

Türk hukuk sisteminde, ceza yargılamasının temel amacı hiçbir kuşkuya mahal bırakmadan maddi gerçeğe ulaşmaktır. Bu hedefe ulaşılırken delil serbestisi ilkesi benimsenmiş olup, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 217. maddesi uyarınca yüklenen suçun, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebileceği hüküm altına alınmıştır. Bu bağlamda, elektronik deliller, kanunlarca kabul edilen ispat araçları arasında oldukça önemli bir yere sahiptir. Bununla birlikte, hâkimin vicdani kanaati sisteminde, delil serbestisi sınırsız değildir; sunulan dijital verilerin akla, mantığa ve bilime uygun olması şarttır. Bilişim sistemlerinden elde edilen veriler, soyut bir yapıda olmalarına rağmen, meta data (üst veri) gibi doğrulayıcı unsurlarla desteklendiğinde, olayın kim tarafından ve ne zaman gerçekleştirildiğini net bir şekilde ortaya koyabilmektedir. Ancak mahkemeler, "şüpheden sanık yararlanır" (in dubio pro reo) evrensel ilkesini gözeterek, e-delilin suçluluğu yüzde yüz bir kesinlikle kanıtlayıp kanıtlamadığını titizlikle denetlemek zorundadır.

E-Delillerin Hukuki Kabul Edilebilirliği ve CMK 134. Madde Şartları

Bir e-delilin ceza yargılamasında geçerli bir delil olarak hükme esas alınabilmesi için öncelikli şart, hukuka uygun yollarla elde edilmiş olmasıdır. Elektronik delillerin arama ve el koyma işlemleri, Türk hukukunda CMK Madde 134 kapsamında çok sıkı kurallara bağlanmıştır. Bu maddeye göre; bir bilgisayar, bilgisayar programı veya kütüğünde arama yapılabilmesi için somut delillere dayanan kuvvetli suç şüphesi bulunmalı ve başka surette delil elde etme imkânının olmaması gerekmektedir. İşlem mutlaka bir hâkim kararına veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının emrine dayanmalıdır. Usul kanunlarına aykırı olarak toplanan, örneğin şifreleri yasadışı yollarla kırılan veya usulsüz el konulan dijital medyalar, hukuka aykırı delil niteliği taşıyacağından yargılama aşamalarının hiçbir safhasında kullanılamazlar. Dolayısıyla, delil zincirinin bozulmaması, işlemlerin tamamen belgelenmesi ve şüpheli haklarının ihlal edilmemesi, hukuki kabul edilebilirlik için olmazsa olmaz kriterlerdir.

Yargıtay İçtihatları Işığında E-Delillerin Değerlendirilmesi

Yüksek mahkemelerin elektronik delillere yaklaşımı, adil yargılanma hakkının korunması adına son derece belirleyicidir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve ilgili ceza daireleri, dijital delillerin suistimale ve manipülasyona müsait yapısı nedeniyle, arama ve el koyma işlemlerinde veri bütünlüğünün sağlanmasını mutlak şart olarak görmektedir. Nitekim Yargıtay içtihatlarında, dijital delillerin mahkûmiyet kararına dayanak yapılabilmesi için aşağıdaki temel hususların eksiksiz yerine getirilmesi aranmaktadır:

  • Arama mahallinde sistemdeki verilerin imajının (birebir kopyasının) alınması ve şüpheliye kopyasının verilmesi.
  • Bilirkişi incelemesi yapılarak, suç konusu eylem ile ilgili emarelerin teknik raporlarla kesin olarak tespit edilmesi.
  • Elektronik delillerin diğer maddi delillerle bir bütün halinde değerlendirilerek, aralarında tutarsızlık bulunmaması.

Bu katı kurallar bütününe uyulmadan, kanuni gerekçesi tutanağa geçirilmeden uygulanan el koyma işlemleri sonucunda elde edilen dijital medyalar, hukuka aykırı delil kabul edilecek ve yargılama makamınca hükme esas alınamayacaktır.

4 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme: