Anasayfa/ Makale/ Ceza Yargılamasında E-Delil ve Hukuki Kabul Edilebilirlik

Ceza Yargılamasında E-Delil ve Hukuki Kabul Edilebilirlik

Dijital çağda suç ve suçlularla mücadelede kritik bir öneme sahip olan elektronik delillerin, ceza muhakemesinde hukuka uygun yollarla elde edilmesi ve mahkemelerce kabul edilebilirliği üzerine hukuki prensipleri, Yargıtay içtihatları ile Ceza Muhakemesi Kanunu çerçevesinde kapsamlı bir şekilde inceleyen bilişim hukuku rehberidir.
search
5 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:

Günümüzde hızla gelişen teknoloji, suç işleme yöntemlerini temelden değiştirirken, hukukun da bu dijital dönüşüme ayak uydurmasını zorunlu kılmıştır. Özellikle ceza yargılaması süreçlerinde maddi gerçeğe ulaşmak amacıyla başvurulan elektronik deliller, soruşturma ve kovuşturma aşamalarının en kritik ispat araçlarından biri haline gelmiştir. Bir bilişim hukuku avukatı perspektifiyle değerlendirdiğimizde, e-delil kavramı; bilgisayar, akıllı telefon, tablet gibi cihazlarda veya internet ağlarında elektronik, optik veya benzeri yollarla üretilen, taşınan ya da saklanan her türlü veriyi ifade etmektedir. E-postalar, log kayıtları, anlık mesajlaşmalar ve dijital fotoğraflar, geleneksel maddi delillerin yetersiz kaldığı durumlarda failin tespitinde çoğunlukla yegane kanıt niteliği taşımaktadır. Ancak, elektronik verilerin yapısı gereği kolaylıkla kopyalanabilir, değiştirilebilir veya silinebilir olması, bu verilerin hukuki kabul edilebilirliği noktasında çok katı usul kurallarının işletilmesini gerektirir. Hukuk sistemimiz, şüpheli veya sanık hakları ile toplumun güvenliği arasındaki dengeyi gözetirken, yalnızca hukuka uygun yollarla elde edilen delillerin mahkûmiyet kararına esas alınabileceğini kesin bir dille emretmektedir.

Türk Ceza Muhakemesi Hukukunda Delil Serbestisi ve E-Delil

Türk hukuk sisteminde, ceza yargılamasının temel amacı hiçbir kuşkuya mahal bırakmadan maddi gerçeğe ulaşmaktır. Bu hedefe ulaşılırken delil serbestisi ilkesi benimsenmiş olup, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 217. maddesi uyarınca yüklenen suçun, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebileceği hüküm altına alınmıştır. Bu bağlamda, elektronik deliller, kanunlarca kabul edilen ispat araçları arasında oldukça önemli bir yere sahiptir. Bununla birlikte, hâkimin vicdani kanaati sisteminde, delil serbestisi sınırsız değildir; sunulan dijital verilerin akla, mantığa ve bilime uygun olması şarttır. Bilişim sistemlerinden elde edilen veriler, soyut bir yapıda olmalarına rağmen, meta data (üst veri) gibi doğrulayıcı unsurlarla desteklendiğinde, olayın kim tarafından ve ne zaman gerçekleştirildiğini net bir şekilde ortaya koyabilmektedir. Ancak mahkemeler, "şüpheden sanık yararlanır" (in dubio pro reo) evrensel ilkesini gözeterek, e-delilin suçluluğu yüzde yüz bir kesinlikle kanıtlayıp kanıtlamadığını titizlikle denetlemek zorundadır.

E-Delillerin Hukuki Kabul Edilebilirliği ve CMK 134. Madde Şartları

Bir e-delilin ceza yargılamasında geçerli bir delil olarak hükme esas alınabilmesi için öncelikli şart, hukuka uygun yollarla elde edilmiş olmasıdır. Elektronik delillerin arama ve el koyma işlemleri, Türk hukukunda CMK Madde 134 kapsamında çok sıkı kurallara bağlanmıştır. Bu maddeye göre; bir bilgisayar, bilgisayar programı veya kütüğünde arama yapılabilmesi için somut delillere dayanan kuvvetli suç şüphesi bulunmalı ve başka surette delil elde etme imkânının olmaması gerekmektedir. İşlem mutlaka bir hâkim kararına veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının emrine dayanmalıdır. Usul kanunlarına aykırı olarak toplanan, örneğin şifreleri yasadışı yollarla kırılan veya usulsüz el konulan dijital medyalar, hukuka aykırı delil niteliği taşıyacağından yargılama aşamalarının hiçbir safhasında kullanılamazlar. Dolayısıyla, delil zincirinin bozulmaması, işlemlerin tamamen belgelenmesi ve şüpheli haklarının ihlal edilmemesi, hukuki kabul edilebilirlik için olmazsa olmaz kriterlerdir.

Yargıtay İçtihatları Işığında E-Delillerin Değerlendirilmesi

Yüksek mahkemelerin elektronik delillere yaklaşımı, adil yargılanma hakkının korunması adına son derece belirleyicidir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve ilgili ceza daireleri, dijital delillerin suistimale ve manipülasyona müsait yapısı nedeniyle, arama ve el koyma işlemlerinde veri bütünlüğünün sağlanmasını mutlak şart olarak görmektedir. Nitekim Yargıtay içtihatlarında, dijital delillerin mahkûmiyet kararına dayanak yapılabilmesi için aşağıdaki temel hususların eksiksiz yerine getirilmesi aranmaktadır:

  • Arama mahallinde sistemdeki verilerin imajının (birebir kopyasının) alınması ve şüpheliye kopyasının verilmesi.
  • Bilirkişi incelemesi yapılarak, suç konusu eylem ile ilgili emarelerin teknik raporlarla kesin olarak tespit edilmesi.
  • Elektronik delillerin diğer maddi delillerle bir bütün halinde değerlendirilerek, aralarında tutarsızlık bulunmaması.

Bu katı kurallar bütününe uyulmadan, kanuni gerekçesi tutanağa geçirilmeden uygulanan el koyma işlemleri sonucunda elde edilen dijital medyalar, hukuka aykırı delil kabul edilecek ve yargılama makamınca hükme esas alınamayacaktır.

Telefonumdaki WhatsApp mesajları mahkemede delil sayılır mı? expand_more
Ceza yargılamasında maddi gerçeğe ulaşmak amacıyla delil serbestisi ilkesi benimsenmiştir ve hukuka uygun elde edilen her türlü delil ispat aracı olarak kullanılabilir. Akıllı telefonlarda yer alan anlık mesajlaşmalar, e-postalar veya dijital fotoğraflar, hukuki anlamda oldukça önemli birer elektronik delil niteliği taşımaktadır. Ancak bu verilerin mahkemede geçerli bir delil olarak kabul edilebilmesi için mutlaka hukuka uygun yollarla elde edilmiş olması gerekmektedir. Ayrıca bu mesajların kim tarafından ve ne zaman gönderildiğinin net bir şekilde üst verilerle (meta data) ve bilime uygun yöntemlerle doğrulanması şarttır.
Polis bilgisayarımın şifresini zorla kırıp içindekilere bakabilir mi? expand_more
Hayır, kolluk kuvvetlerinin bilgisayar veya benzeri dijital cihazlarınızda arama yapabilmesi Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 134. maddesi kapsamında çok katı usul kurallarına bağlanmıştır. Cihazınızda arama yapılabilmesi için somut delillere dayanan kuvvetli suç şüphesinin bulunması ve başka surette delil elde etme imkânının kalmamış olması gerekmektedir. Bu işlemin gerçekleştirilebilmesi mutlaka bir hâkim kararına veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının emrine dayanmalıdır. Şifrelerin yasadışı yollarla kırılması suretiyle usulsüz olarak toplanan dijital veriler "hukuka aykırı delil" niteliği taşıyacağından, yargılamanın hiçbir aşamasında aleyhinize kullanılamaz.
Bilgisayarıma el konuldu, dosyalarla oynamadıkları ne malum? expand_more
Elektronik veriler, yapıları gereği kolaylıkla kopyalanabilir, değiştirilebilir veya silinebilir oldukları için toplanma aşamasında katı kuralların işletilmesi zorunludur. Yargıtay içtihatları doğrultusunda, manipülasyon riskini önlemek ve veri bütünlüğünü sağlamak adına arama mahallinde sistemdeki verilerin birebir kopyasının (imajının) mutlaka alınması gerekmektedir. Bu güvencenin bir parçası olarak, alınan imajın bir kopyasının da şüpheliye verilmesi kanuni bir zorunluluktur. Delil zinciri bozulursa veya imaj alma kuralına uyulmadan cihazınıza el konulursa, elde edilen deliller hukuka aykırı kabul edilecek ve mahkûmiyet kararına dayanak yapılamayacaktır.
Bilgisayarımdaki tek bir belge yüzünden hapis cezası alır mıyım? expand_more
Ceza yargılamasında evrensel bir kural olan "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi gereğince, dosyaya sunulan dijital delilin suçluluğu yüzde yüz bir kesinlikle kanıtlaması gerekmektedir. Yargıtay uygulamalarına göre, elektronik deliller üzerinden mahkûmiyet kararı kurulabilmesi için öncelikle bilirkişi incelemesi yapılarak suç konusu emarelerin teknik raporlarla kesin olarak tespit edilmesi aranır. Bununla birlikte, söz konusu dijital verilerin dosyada bulunan diğer maddi delillerle bir bütün halinde değerlendirilmesi ve aralarında hiçbir tutarsızlık bulunmaması şarttır. Dolayısıyla, bahsi geçen dijital belge diğer kanıtlar ve teknik tespitlerle desteklenmediği sürece tek başına hükme esas alınamaz.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir