Anasayfa/ Makale/ Biyosantrik Yaklaşım Ve Jeokırım Kapsamında Hayvanlar

Biyosantrik Yaklaşım Ve Jeokırım Kapsamında Hayvanlar

Bu makale, hayvan hukukunda giderek daha fazla önem kazanan biyosentrik yaklaşımı ve Lynn Berat tarafından ortaya atılan jeokırım kavramını incelemektedir. Hayvanların sadece bir kaynak değil, kendi başlarına değerli canlılar olarak kabul edildiği bu yeni hukuki perspektif, hayvan hakları alanında devrim niteliğinde bir koruma sunmaktadır.
search
5 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:

Geleneksel hukuk sistemleri uzun yıllar boyunca insan merkezli (antroposentrik) bir anlayışla şekillenmiş ve diğer canlıları, özellikle de hayvanları, insanın yararlanabileceği birer kaynak veya eşya olarak görmüştür. Ancak, gelişen çevre etiği ve hukuki perspektifler sayesinde bu anlayış köklü bir değişime uğramaktadır. Bir hayvan hukuku avukatı olarak belirtmek isterim ki, günümüzde hukukun koruma alanını genişleten en önemli felsefi ve hukuki akımlardan biri biyosentrik (tür merkezli) yaklaşımdır. Bu yaklaşım, insanı diğer canlılardan üstün gören geleneksel yapıyı reddederek, tüm canlı türlerinin aynı ahlaki değere sahip olduğunu savunmaktadır. Hukuki düzenlemelerin sadece insanın değil, yaban hayatının ve türlerin bütünlüğünün korunmasına odaklanması gerektiğini ileri süren bu paradigma, hayvan hakları pratiğinde de yepyeni pencereler açmaktadır. Bu yazıda, biyosentrik felsefenin hukuki tezahürlerinden biri olan ve türlerin yok edilmesini suç sayan jeokırım (geocide) kavramını, ceza adaleti ve hayvan hakları bağlamında mercek altına alacağız.

Hayvan Hukuku Perspektifinden Biyosentrik Yaklaşım

Biyosentrik yaklaşım, temel olarak insanın diğer canlı türleriyle aynı ahlaki değere sahip, sıradan bir tür olduğunu kabul eder. İnsanın diğerlerinden üstün ve farklı bir canlı olmadığını, tüm canlıların eşit derecede önemli ve kendi başlarına değerli olduğunu merkeze alır. Bu yaklaşımın ceza hukuku ve çevre hukuku alanındaki en büyük yansıması, yasal düzenlemelerin temel amacının insanın faydası değil, doğal çevrenin, biyolojik çeşitliliğin ve türlerin bütünlüğünün korunması olması gerektiği fikridir. hayvan hukuku uygulamaları açısından bu durum, vahşi doğanın ve içindeki canlıların, sadece ekosistemin bir parçası olarak insanlara sundukları dolaylı hizmetlerden ötürü değil, salt varlıkları sebebiyle hukuki korumadan yararlanmalarını zorunlu kılmaktadır.

Lynn Berat Ve Jeokırım (Geocide) Kavramı

Hayvanların ve türlerin korunması noktasında, uluslararası hukukta öne çıkan en çarpıcı kavramlardan biri Lynn Berat tarafından 1993 yılında ortaya atılan jeokırım (geocide) kavramıdır. Berat, insanın sağlıklı bir çevrede yaşama hakkının ihlalini temel alarak, 1948 tarihli Birleşmiş Milletler soykırım suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi'nden ilham almıştır. soykırım suçunun insan gruplarını koruyan yapısını, ekosistemleri ve hayvan türlerini koruyacak şekilde devrimsel bir yorumla genişletmiştir. jeokırım, global ekosistemin herhangi bir parçasının tamamının ya da bir bölümünün kasten yok edilmesi olarak tanımlanmaktadır. Bu kavram, sadece bir savaş suçu olmakla kalmayıp barış zamanında da uygulanabilen, hayvanlara ve doğal yaşama yönelik sistematik eylemleri en ağır suçlar kategorisinde değerlendiren bir hukuki argümandır.

Jeokırım Suçunun Hayvanlara Yönelik Unsurları

Jeokırım kavramı, odağına doğrudan türleri alması yönüyle hayvan hukuku açısından muazzam bir öneme sahiptir. Hukuki bir terim olarak jeokırım, bir türün kasten yok edilmesi amacıyla işlenen çeşitli fiilleri doğrudan suç kapsamına alır. Geliştirilen bu hukuki çerçeveye göre jeokırım suçunu oluşturan, doğrudan hayvan türlerini hedef alan eylemler şunlardır:

  • Bir türün üyelerinin kasten öldürülmesi,
  • Bir türün üyelerine ciddi fiziksel veya zihinsel zararlar verilmesi,
  • Bir türün tamamının veya bir bölümünün fiziksel zararına sebep olacak ağır yaşam şartlarının getirilmesi,
  • Tür içinde doğumları engelleyen veya doğumsal bozukluklara yol açan önlemler alınması.

Hukuk uygulamalarında, hayvanlara karşı işlenen bu yokedici eylemlerin sadece bir idari ihlal veya mala zarar verme suçu olmaktan çıkarılıp, uluslararası düzeyde ceza yargılamasına konu edilebilmesi hayvan hakları için son derece önemlidir.

Barış Zamanında İşlenen İhlaller: Avcılık Ve Endüstriyel Üretim

Jeokırımın en sarsıcı hukuki sonuçlarından biri, ceza hukuku mekanizmalarının sadece istisnai durumlarla sınırlı kalmayıp, günlük ve ticari hayatımızdaki sistematik uygulamalara da müdahale etme potansiyelidir. Öyle ki, jeokırımın teorik yapısında, bir türün üyelerinin tamamının veya bir bölümünün kasten öldürülmesi suçun oluşması için yeterli bir maddi unsur olarak kabul edilmiştir. Teorik olarak, insanlığın meşru gördüğü pek çok faaliyet bu eylemler dizisine girebilir. Bu yeni ve ufuk açıcı hukuki perspektif, sadece münferit hayvan istismarlarını değil; sistematik olarak yürütülen avcılık faaliyetlerini ve hayvanların ağır şartlarda kitlesel olarak sömürüldüğü endüstriyel et üretimi gibi ticari faaliyetleri de potansiyel olarak jeokırım suçu kapsamına sokmaktadır.

Biyosentrik Yaklaşım, #jeokırım, #hayvan Hukuku, #hayvan Hakları, #çevre Etiği, #uluslararası Ceza Hukuku

Hayvanlar kanunda sadece mal olarak mı görülüyor, onların hakları yok mu? expand_more
Geleneksel hukuk sistemleri uzun yıllar boyunca hayvanları insanın yararlanabileceği birer eşya veya kaynak olarak görmüştür. Ancak günümüzde gelişen biyosentrik yaklaşım sayesinde, insanı diğer canlılardan üstün gören bu antroposentrik (insan merkezli) anlayış köklü bir değişime uğramaktadır. Bu yeni felsefi ve hukuki perspektife göre hayvanlar insanın faydasına sunulmuş araçlar değil, kendi başlarına değerli olan ve insanlarla eşit ahlaki değere sahip canlılar olarak kabul edilmektedir,. Dolayısıyla yasal düzenlemelerin sadece insana faydası üzerinden değil, türlerin bütünlüğünü ve salt varlıklarını koruma amacıyla şekillenmesi gerektiği savunulmaktadır.
Hayvanlara karşı işlenen toplu katliamların uluslararası bir cezası var mı? expand_more
Hayvanların ve türlerin kasten yok edilmesini cezalandırmak amacıyla uluslararası hukukta "jeokırım (geocide)" kavramı öne çıkmaktadır. Bu kavram, 1948 tarihli Birleşmiş Milletler Soykırım Suçunun Önlenmesi Sözleşmesi'nden ilham alınarak geliştirilmiş olup, hayvanlara yönelik sistematik eylemleri en ağır suçlar kategorisinde değerlendirmektedir. Bir türün üyelerinin kasten öldürülmesi, onlara ciddi fiziksel veya zihinsel zararlar verilmesi ya da doğumlarını engelleyen önlemler alınması jeokırım suçunun yasal unsurlarını oluşturur. Bu sayede hayvanlara karşı işlenen yok edici eylemlerin basit bir idari ihlal veya mala zarar verme suçu olmaktan çıkarılıp, uluslararası düzeyde ceza yargılamasına konu edilmesi hedeflenmektedir.
Endüstriyel çiftliklerdeki zulüm veya toplu avcılık yasal olarak suç sayılamaz mı? expand_more
Jeokırım kavramının en sarsıcı hukuki sonuçlarından biri, ceza hukuku mekanizmalarının barış zamanındaki günlük ve ticari hayatımızdaki sistematik uygulamalara da müdahale etme potansiyelidir. Bu teorik yapıya göre, bir türün üyelerinin kasten öldürülmesi veya ağır yaşam şartlarına maruz bırakılması suçun oluşması için yeterli görülmektedir,. Dolayısıyla, sistematik olarak yürütülen avcılık faaliyetleri ve hayvanların ağır şartlarda kitlesel olarak sömürüldüğü endüstriyel et üretimi gibi meşru sanılan ticari faaliyetler de potansiyel olarak jeokırım suçu kapsamına girmektedir. Bu yeni hukuki perspektif, kitlesel ticari sömürüyü uluslararası düzeyde bir ceza yargılamasına dönüştürebilecek bir argüman sunmaktadır.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir