Anasayfa Karar Bülteni DANIŞTAY | 8. Daire | 2018/4767 E. | 2022/977 K.

Karar Bülteni

DANIŞTAY 8. Daire 2018/4767 E. 2022/977 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Danıştay 8. Daire
Esas No 2018/4767
Karar No 2022/977
Karar Tarihi 18.02.2022
Dava Türü İptal Davası
Karar Sonucu Onama
Karar Linki Danıştay Karar Arama
  • Uzmanlık alanı dışı istihdam zorunluluğu yoktur.
  • Açılamayan program nedeniyle fesih hukuka uygundur.
  • İdare uzmanlık dışı görevlendirmeye zorlanamaz.

Bu karar, vakıf üniversitelerinde çalışan akademik personelin istihdamı, kadro ihtiyaç planlaması ve iş sözleşmelerinin feshi süreçleri açısından büyük bir hukuki önem taşımaktadır. Yükseköğretim Kurulu tarafından ilgili bölümün açılmasına onay verilmemesi durumunda, idarenin o bölüm için beklenti ile işe aldığı personeli başka bir alanda istihdam etme zorunluluğunun kesinlikle bulunmadığı açıkça vurgulanmıştır. Mahkeme, idarelerin kendi ihtiyaçları ve idari özerklik sınırları ile YÖK kararları doğrultusunda personel planlaması yapma haklarını etkin bir şekilde koruyarak, akademik personelin uzmanlık alanı dışında bir göreve atanmasını yargı yoluyla dayatmanın ve zorlamanın mümkün olmadığını net bir şekilde ortaya koymuştur. Akademik çalışma hayatı bakımından idarenin işlemleri değerlendirilirken, çalışanın beklentilerinden ziyade hizmetin hukuki imkanlarının ön planda tutulduğu görülmektedir.

Benzer davalardaki emsal etkisi değerlendirildiğinde, bu karar, üniversitelerin bölüm açma taleplerinin reddedilmesi gibi kendi iradeleri dışındaki gelişmelere bağlı olarak yaşanacak iş akdi fesihlerinde, idarenin elini güçlendiren ve hukuki koruma sağlayan bir niteliğe sahiptir. Akademik personelin sadece salt istihdam edilme beklentisi ile değil, fiilen ve hukuken yürütülebilir, aktif bir akademik programın varlığına dayalı olarak görevde kalabileceği ilkesi güçlü bir şekilde pekiştirilmiştir. Uygulamadaki önemi ise, özellikle yeni açılması planlanan bölümler için yapılan ön istihdamlarda YÖK onayının nihai belirleyici şart olduğunu, onayın alınamaması durumunda iş sözleşmesinin haklı, geçerli ve hukuka uygun bir nedenle feshedilebileceğini açıkça göstermesidir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Bu uyuşmazlıkta, bir vakıf üniversitesinin Odyoloji Bölümünde araştırma görevlisi ve öğretim elemanı olarak çalışmak üzere işe alınan davacı, Sağlık Bilimleri Yüksekokulu bünyesinde söz konusu akademik programın açılması için Yükseköğretim Kuruluna (YÖK) yapılan onay başvurularının reddedilmesi üzerine işten çıkarılmıştır. Üniversite yönetimi, bölümün açılamaması ve davacının uzmanlığı gereği başka bir bölümde istihdam edilmesinin mevzuat ve pratik imkanlar dahilinde mümkün olmaması gerekçesine dayanarak davacının iş sözleşmesini 13.06.2016 tarihi itibarıyla tek taraflı olarak feshetmiştir. Davacı ise uyuşmazlık sürecinde, aslında Sağlık Yönetimi bölümünde çalışmak üzere işe alındığını, akademik çalışmalarının bu alana uygun olduğunu, üniversitede çalışma süresi boyunca kendisine haksız yere mobbing uygulandığını ve bu durumu şikayet ettiği için misilleme olarak sözleşmesinin sonlandırıldığını iddia ederek üniversite rektörlüğüne karşı iptal davası açmıştır. Davacı, bu haksız fesih işlemi nedeniyle işlemin iptalini, işe iadesinin sağlanmasını ve haksız fesih tarihinden işe iade edileceği güne kadar boşta geçen süreler için mahrum kaldığı tüm maaş ile diğer özlük haklarının yasal faiziyle birlikte kendisine ödenmesini talep etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Danıştay 8. Dairesi ve Bölge İdare Mahkemesi kararlarının hukuki temelinde, yükseköğretim kurumlarının akademik personel istihdamı konusundaki geniş takdir yetkisi ve idari kadro planlaması ilkeleri yer almaktadır. Üniversiteler, eğitim-öğretim faaliyetlerini nitelikli ve eksiksiz bir şekilde yürütebilmek amacıyla belirli uzmanlık alanlarına yönelik spesifik akademik personel alımı yapmaktadır. Ancak bir bölümün veya programın fiilen faaliyete geçebilmesi ve öğrenci alabilmesi, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu uyarınca her zaman Yükseköğretim Kurulunun (YÖK) iznine ve katı onayına tabidir.

Uyuşmazlığın çözümünde idari yargı mercilerince dayanılan en temel idare hukuku kuralı, "sebep unsuru" ve "idarenin takdir yetkisi" kavramlarıdır. İdari işlemin sebep unsuru, idareyi o idari işlemi tesis etmeye sevk eden ve işlemi hukuka uygun kılan maddi veya hukuki durumlardır. Bir idari eylem veya işlemin hukuka uygun kabul edilebilmesi için dayandığı objektif sebeplerin gerçek, somut ve hukuken geçerli olması kesin bir zorunluluktur. Somut olayda üniversite idaresinin fesih işlemine dayanak kıldığı ve mahkemece de hukuka uygun bulunan sebep, istihdama esas olan Odyoloji bölümünün açılmasına YÖK tarafından idareden bağımsız olarak onay verilmemesidir.

Bunun yanı sıra, idarelerin kendi kadro ihtiyaçlarını bütçe ve yasal çerçevede belirleme ve personeli yalnızca kendi uzmanlık alanına uygun olan akademik pozisyonlarda istihdam etme serbestisi yerleşik idare hukuku içtihat prensiplerindendir. Bir kamu kurumu veya vakıf üniversitesi, ihtiyaç duymadığı veya mevzuat engeli gereği faaliyete geçiremediği bir akademik alanda personel çalıştırmaya, özellikle de bir personeli uzmanlık alanı ve liyakati dışında bir akademik ders veya görevlendirme ile çalıştırmaya yargı kararıyla veya idari zorlamayla mecbur bırakılamaz. İstinaf merciinin bozma gerekçesinde de açıkça vurgulandığı üzere, çalışanın istihdam beklentisi tek başına yasal bir istihdam zorunluluğu doğurmaz ve idarenin uzmanlık dışı ders verdirmemesi tamamen hukuka uygun, sınırları belli bir idari takdir yetkisinin yasal sonucudur. Taraflar arasındaki iş sözleşmelerinin devamı ve akademik faaliyetin sürdürülmesi, karşılıklı edimlerin (akademik ders verme yükümlülüğü ve buna mukabil ücret ödeme borcu) fiilen ve yasal olarak ifa edilebilirliğine sıkı sıkıya bağlı bulunmaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Dosya kapsamındaki tüm bilgi, belge ve iddiaların titizlikle incelenmesinden, davacının davalı vakıf üniversitesi ile öncelikle Sağlık Yüksekokulu Odyoloji Bölümünde uzmanlık alanına uygun olarak ders vermek üzere bir iş sözleşmesi imzalayarak, araştırma görevlisi sıfatıyla çalışmaya başladığı yasal olarak sabittir. Ancak davalı üniversite idaresi tarafından, sözleşmenin temelini oluşturan söz konusu Odyoloji Programının resmi olarak açılması amacıyla yetkili mercii olan Yükseköğretim Kuruluna (YÖK) gerekli başvurular iki ayrı defa yapılmış olmasına rağmen, bu resmi talepler YÖK tarafından uygun bulunmayarak reddedilmiş ve ilgili akademik programın açılarak faaliyete geçmesine izin verilmemiştir.

Uyuşmazlığı ilk inceleyen mahkeme olan İdare Mahkemesi, davacının işe başladığı tarihte ilgili bölümün henüz zaten bulunmadığını, fiili durumda davacının başka bir bölümde görevlendirildiğini, ayrıca görev yaptığı süre boyunca hakkında herhangi bir disiplin soruşturması açılmadığını ve ceza da almadığını belirterek, fesih işleminin sebep ve konu unsurları yönünden sakat olduğu gerekçesiyle işlemin iptaline karar vermiş olsa da, karara karşı yapılan istinaf incelemesini yürüten Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi bu durumu tamamen farklı bir hukuki perspektiften değerlendirmiştir. Bölge İdare Mahkemesi, davacının temel istihdam ve işe alınma amacının doğrudan doğruya açılması planlanan Odyoloji Bölümünde ders vermek olduğunu, idare dışı sebeplerle bu bölüm açılamadığı için davacının uzmanlık alanı ile ilgili ders verebileceği bir akademik kadronun fiilen ve hukuken ortadan kalktığını somut olarak tespit etmiştir.

İdari yargısal denetim sonucunda istinaf mahkemesince varılan en temel tespit, davalı idarenin bünyesinde hukuken kurulamayan, faaliyet izni alamayan ve dolayısıyla fiilen bulunmayan bir bölümde uzmanlık alanı olan personeli zoraki olarak istihdam etme gibi bir yasal mecburiyetinin bulunmadığı gerçeğidir. İdarenin, sırf iş akdi sona ermesin ve davacı çalışmaya devam etsin diye, davacıyı kendi akademik uzmanlık alanı olmayan başka bölümlerde ve dersleri vermekle görevlendirmeye bir yargı kararıyla zorlanması hukuken mümkün görülmemiştir. Davacının idarecilere yönelik ileri sürdüğü asılsız mobbing iddiaları, şikayet dilekçeleri ve çalışma alanının aslında Sağlık Yönetimi olduğuna dair sunduğu tek taraflı beyanları da feshin temel ve haklı gerekçesini (bölümün yasal otoritelerce açılamaması gerçeğini) ortadan kaldıracak nitelikte ve ağırlıkta bulunmamıştır. Nihai temyiz incelemesini yürüten Danıştay 8. Dairesi de, istinaf mahkemesinin dosyaya ve hukuka uygun olan bu isabetli tespitlerini bütünüyle yerinde bularak kararı oybirliğiyle onamış ve hukuki tartışmayı sonlandırmıştır.

Sonuç olarak Danıştay 8. Dairesi, idarenin açılamayan bir bölümde personel istihdam etmeye hukuken zorlanamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar veren Bölge İdare Mahkemesi kararını hukuka uygun bularak kararı onamıştır .

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: