Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Hakan Öztürk ve Diğerleri Kararı 2023/69576 B.

Anayasa Mahkemesi Hakan Öztürk ve Diğerleri Kararı 2023/69576 B.

Bu karar hukuken, kamulaştırmasız el atma davalarında vatandaşlar lehine hükmedilen tazminatların ödenmesi sürecinde enflasyon kaynaklı değer kayıplarının mülkiyet hakkını doğrudan ihlal ettiğini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, devletin vatandaşın mal varlığına haksız bir şekilde müdahalesi sonrasında ödenmesi gereken tazminatın, ekonomik koşullar ve enflasyon karşısında erimesine göz yumulmasının, bireye aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklediğini vurgulamaktadır. Aynı zamanda, başvuru yollarının tüketilmesi ilkesinin önemini makul süre şikâyetlerinde idari tazminat komisyonuna gidilmesini şart koşarak göstermektedir.
search

Anayasa Mahkemesi
Hakan Öztürk ve Diğerleri Kararı 2023/69576 B.

6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 1. Bölüm
Başvuru No 2023/69576
Karar Tarihi 18.11.2025
Taraf Hakan Öztürk ve Diğerleri
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
Öne Çıkan Hükümler
Tazminatın enflasyon karşısında erimesi mülkiyet hakkını ihlal eder.
Kamulaştırmasız el atma başvurularında otuz günlük süre aşımı kuralı uygulanır.
Makul süre şikâyetlerinde öncelikle Tazminat Komisyonuna gidilmelidir.
Ölen başvurucunun mirasçıları makul sürede davayı takip iradesi göstermelidir.

Bu karar hukuken, kamulaştırmasız el atma davalarında vatandaşlar lehine hükmedilen tazminatların ödenmesi sürecinde enflasyon kaynaklı değer kayıplarının mülkiyet hakkını doğrudan ihlal ettiğini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, devletin vatandaşın mal varlığına haksız bir şekilde müdahalesi sonrasında ödenmesi gereken tazminatın, ekonomik koşullar ve enflasyon karşısında erimesine göz yumulmasının, bireye aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklediğini vurgulamaktadır. Aynı zamanda, başvuru yollarının tüketilmesi ilkesinin önemini makul süre şikâyetlerinde idari tazminat komisyonuna gidilmesini şart koşarak göstermektedir.

Yargılamaların uzaması ve bu süreçte paranın alım gücünün düşmesi, Türkiye'deki mülkiyet hakkı ihlallerinin temel sebeplerinden biri olarak öne çıkmaktadır. Karar, idarenin tazminat ödemelerini makul olmayan sürelerde geciktirerek enflasyonist ortamda vatandaşı mağdur etmesinin önüne geçmek adına büyük bir emsal değere sahiptir.

Uygulamadaki önemi açısından, benzer kamulaştırmasız el atma tazminatı davalarında idareleri daha hızlı ödeme yapmaya zorlayacak caydırıcı bir hukuki etki yaratması beklenmektedir. Ayrıca, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle doğan zararların Anayasa Mahkemesi yerine öncelikle yasal düzenlemelerle kurulan İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna götürülmesi gerektiği yönündeki kesin içtihat, bireysel başvuru sisteminin ikincil niteliğini iyice pekiştirmektedir. Ölüm hâlinde bireysel başvurunun takibine ilişkin usul kurallarının sıkı bir şekilde işletileceği de kararın uygulayıcılara verdiği bir diğer önemli hukuki mesajdır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucular Hakan Öztürk ve diğerleri, kendilerine ait olan taşınmazlara idare tarafından kamulaştırma işlemi yapılmaksızın fiilen el atıldığını belirterek mülkiyet haklarının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurmuşlardır.

Sürecin temelinde, başvurucuların taşınmazlarına hukuki bir dayanak olmadan müdahale edilmesi ve bu müdahale karşılığında mahkemelerce hükmedilen tazminatların uzun yıllar süren yargılamalar neticesinde ancak ödenebilmesi yatmaktadır. Başvurucular, bu uzun süreçte enflasyon nedeniyle ödenen tazminatların ciddi şekilde değer kaybettiğini, alım güçlerinin eridiğini ifade etmişlerdir. Aynı zamanda dava sürecinin makul süreyi aşacak kadar uzamasından şikâyetçi olmuşlardır. Kısacası vatandaşlar, devletin mallarına el koyması sonrası hak ettikleri bedelin geç ve enflasyon karşısında erimiş bir şekilde ödenmesi nedeniyle doğan mağduriyetlerinin giderilmesini talep etmişlerdir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı çözerken özellikle mülkiyet hakkının korunmasına ve adil yargılanma hakkının güvencelerine ilişkin temel hukuk kurallarını dikkate almıştır. Öncelikle, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 35 uyarınca güvence altına alınan mülkiyet hakkının, ancak kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabileceği kuralı esas alınmıştır. Mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin ölçülü olması ve bireye şahsi olarak aşırı bir külfet yüklememesi gerektiği yerleşik içtihatların temelini oluşturur.

Kamulaştırma ve kamulaştırmasız el atma tazminatlarının enflasyon karşısında değer kaybına uğratılması durumu, Anayasa Mahkemesinin daha önceki yerleşik emsal kararlarında belirlenen ilkelere göre değerlendirilmektedir. Bu ilkelere göre, hükmedilen tazminatların enflasyon karşısında önemli ölçüde erimesi, idarenin eyleminden kaynaklandığı için bireye olağan dışı bir yük getirdiği kabul edilmekte ve mülkiyet hakkının doğrudan ihlali sayılmaktadır.

Makul sürede yargılanma hakkına ilişkin iddialarda ise 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun ve 7445 sayılı Kanun m. 40 ile getirilen değişiklikler harfiyen uygulanmaktadır. Bu yasal düzenlemelere göre, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmadığı iddialarında, Anayasa Mahkemesinden önce zorunlu olarak Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna başvuru yapılması şartı aranmaktadır. Bu durum, bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği prensibinin kanuni bir sonucudur.

Öte yandan, bireysel başvuru süreci devam ederken başvurucunun vefat etmesi hâlinde, 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun m. 49 gereğince, yasal mirasçıların makul bir süre içinde bireysel başvuruyu takip etme iradelerini mahkemeye iletme yükümlülükleri bulunmaktadır. Aksi takdirde, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü uyarınca davanın işlemden kaldırılması kuralı net bir biçimde işletilmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, somut olaydaki iddiaları ayrı başlıklar altında detaylı bir şekilde incelemiş ve önemli tespitlerde bulunmuştur. İlk olarak, yargılama süreci devam ederken vefat eden başvurucu yönünden yapılan incelemede, yasal mirasçılarının bireysel başvuruyu devam ettirme yönünde herhangi bir irade beyanında bulunmadıkları saptanmıştır. Bu nedenle, bu başvurucu yönünden başvurunun esasına girilmemiş ve işlemden kaldırılmasına karar verilmiştir.

İkinci olarak, başvurucuların taşınmazlarına kamulaştırmasız el atılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği şikâyeti süre bakımından incelenmiştir. Mahkeme, başvurucuların kamulaştırmasız el atma olgusunu açtıkları davalarda verilen nihai kararlarla veya en geç icra takibi başlattıkları tarihlerde öğrendiklerini saptamıştır. Bu öğrenme tarihinden itibaren yasal bireysel başvuru süresinin geçirilmesinin ardından Anayasa Mahkemesine başvurulduğu tespit edildiğinden, bizzat kamulaştırmasız el atmaya yönelik şikâyetler süre aşımı nedeniyle reddedilmiştir.

Üçüncü olarak, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine yönelik iddialar değerlendirilmiştir. Yapılan yasal düzenlemeler uyarınca, bu tür şikâyetler için öncelikle Tazminat Komisyonuna başvuru yapılması gerektiği, bu başvuru yolu tüketilmeden Anayasa Mahkemesine gelinmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmadığı tespit edilmiş ve bu iddia da başvuru yollarının tüketilmemesi sebebiyle kabul edilemez bulunmuştur.

Ancak başvurunun temelini oluşturan, kamulaştırmasız el atma tazminatı olarak hükmedilen bedelin enflasyon karşısında değer kaybına uğratılması iddiası haklı bulunmuştur. Mahkeme, idarenin ödemeyi geciktirmesi veya geç ödeme yapması nedeniyle hükmedilen tazminatın enflasyon karşısında erimesinin, başvuruculara şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklediğini, dolayısıyla mülkiyet hakkı ile kamu yararı arasında bulunması gereken adil dengenin başvurucular aleyhine bozulduğunu tespit etmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, mülkiyet hakkının kamulaştırmasız el atma karşılığında hükmedilen tazminatların değer kaybına uğratılması nedeniyle ihlal edildiği iddiasının kabul edilebilir olduğuna ve Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Devlet arazime el koydu, paramı geç ödedi. Enflasyon farkını alabilir miyim? expand_more
Evet, alabilirsiniz. Anayasa Mahkemesi kararlarına göre, idarenin ödemeyi geciktirmesi sonucu tazminatınızın enflasyon karşısında erimesi mülkiyet hakkının ihlalidir. Mahkeme, idarenin geç ödeme yapmasının vatandaşa şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklediğini tespit etmekte ve bu zararın giderilmesi gerektiğine hükmetmektedir.
Davam çok uzun sürdü diye direkt Anayasa Mahkemesine başvurabilir miyim? expand_more
Hayır, doğrudan başvuramazsınız. Yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmadığına yönelik şikâyetlerde, Anayasa Mahkemesinden önce zorunlu olarak Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna başvuru yapılması şarttır. Bu idari yol tüketilmeden yapılan başvurular, bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği doğrudan reddedilmektedir.
Devletin arsama el koymasını AYM'ye şikâyet etmek için bir süre var mı? expand_more
Evet, kamulaştırmasız el atma başvurularında da bireysel başvuru için otuz günlük yasal süre sınırı geçerlidir. Taşınmazınıza el atıldığını açtığınız davanın sonucunda veya başlattığınız icra takibiyle öğrendiğiniz tarihten itibaren bu süreyi geçirirseniz, başvurunuz süre aşımı nedeniyle incelenmeksizin reddedilir.
Babam AYM'ye başvurduktan sonra vefat etti. Dava kendiliğinden düşer mi? expand_more
Davanın devam etmesi için sizin harekete geçmeniz gerekmektedir. Başvurucu süreç devam ederken vefat ederse, yasal mirasçılarının makul bir süre içerisinde bireysel başvuruyu takip etme iradelerini mahkemeye bildirmeleri kanuni bir yükümlülüktür. Mirasçılar tarafından böyle bir irade beyanında bulunulmadığı tespit edilirse dosyanın esasına girilmez ve başvuru işlemden kaldırılır.
star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir