Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi K.K. Kararı 2020/34532 B.

Anayasa Mahkemesi K.K. Kararı 2020/34532 B.

Bu karar, devletin gözetimi altındaki ceza infaz kurumlarında meydana gelen fiziksel yaralanmalara ilişkin kamu makamlarının ispat ve açıklama yükümlülüğünün sınırlarını net bir şekilde çizmektedir. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, cezaevinde bulunan bir hükümlünün infaz koruma memurları tarafından uygulanan güç neticesinde yaralandığına yönelik iddialarının, sadece idarenin tuttuğu tutanaklar veya yüzeysel soruşturmalarla geçiştirilemeyeceğini kuvvetle vurgulamaktadır. Karar, kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlal edildiğini tespit ederek şikayet edilen kolluk görevlilerinin tek taraflı beyanlarına dayanan ve eksik delil toplanarak verilen takipsizlik kararlarının hukuka aykırı olduğunu tescil etmektedir.
search

Anayasa Mahkemesi
K.K. Kararı 2020/34532 B.

7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm Genel Kurul
Başvuru No 2020/34532
Karar Tarihi 29.05.2024
Taraf K.K.
Karar Sonucu İhlal (Usul Boyutu)
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
Öne Çıkan Hükümler
Kötü muamele iddiaları etkili soruşturmayı gerektirir.
Devlet kontrolündeki yaralanmalar makul şekilde açıklanmalıdır.
Zor kullanımı kesin zorunluluk hâlinde mümkündür.
Savcılık makamı zor kullanmanın orantılılığını araştırmalıdır.
Eksik delil toplanması usul yükümlülüğünü ihlal eder.

Bu karar, devletin gözetimi altındaki ceza infaz kurumlarında meydana gelen fiziksel yaralanmalara ilişkin kamu makamlarının ispat ve açıklama yükümlülüğünün sınırlarını net bir şekilde çizmektedir. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, cezaevinde bulunan bir hükümlünün infaz koruma memurları tarafından uygulanan güç neticesinde yaralandığına yönelik iddialarının, sadece idarenin tuttuğu tutanaklar veya yüzeysel soruşturmalarla geçiştirilemeyeceğini kuvvetle vurgulamaktadır. Karar, kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlal edildiğini tespit ederek şikayet edilen kolluk görevlilerinin tek taraflı beyanlarına dayanan ve eksik delil toplanarak verilen takipsizlik kararlarının hukuka aykırı olduğunu tescil etmektedir.

Söz konusu kararın emsal etkisi, özellikle kapalı ceza infaz kurumlarında yaşanan benzer uyuşmazlıklarda savcılıkların derhâl ve bağımsız bir ceza soruşturması yürütme mecburiyetini güçlendirmesinden ileri gelmektedir. Olayın aydınlatılmasını sağlayacak tarafsız tanık beyanlarının, kamera kayıtlarının ve farklı hastanelerdeki tüm tıbbi teşhis belgelerinin eksiksiz olarak toplanması gerektiği, eksik inceleme ile verilecek kararların temel hak ihlali doğuracağı uyarısı yapılmaktadır. Uygulamadaki asıl önemi ise, devletin kontrolü altındaki mahpusların yaralanmalarında, idarenin genel geçer "zor kullanma yetkisi" savunmasının peşinen doğru kabul edilemeyeceğini, her somut olayda kullanılan gücün kesin olarak gerekli ve orantılı olduğunun adli makamlarca somut delillerle kanıtlanması şartını bir kez daha ortaya koymasıdır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası kapsamında bir kapalı ceza infaz kurumunda bulunmaktadır. Uyuşmazlık, başvurucunun koğuşunda yapılan genel arama esnasında, ibadet amacıyla seccade olarak kullandığını belirttiği yarım bir battaniyenin infaz koruma memurları tarafından dışarı çıkarılmak istenmesiyle başlamıştır. Başvurucunun bu duruma sözlü olarak tepki göstermesi ve koğuşun dışına doğru yönelmesi üzerine görevli memurlar duruma müdahale etmiştir.

Müdahale sonucunda etkisiz hâle getirilip müşahede odasına götürülen başvurucu, bu esnada görevlilerin orantısız fiziksel şiddet uyguladığını ve sol kolunun kırıldığını iddia ederek hastaneye sevk edilmiştir. Farklı hastanelerde yapılan muayenelerde kolunda kırık olmadığı ancak yumuşak doku zedelenmesi olduğu tespit edilmiştir. Başvurucu, olay sonrasında kendisine şiddet uygulandığı ve olayın üstünün örtülmeye çalışıldığı iddiasıyla infaz koruma memurlarından şikayetçi olmuştur. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada, sadece şüpheli memurların ifadeleri alınmış ve güç kullanımının mevzuat sınırları içinde olduğu belirtilerek kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Başvurucu, etkili bir soruşturma yürütülmeden dosyanın kapatıldığını ve haksız yere darbedildiğini ileri sürerek anayasal haklarının ihlal edildiği iddiasıyla bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın çözümünde dayanılan temel hukuk kuralı, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 17 hükmüdür. İlgili kural, herkesin maddi ve manevi varlığını koruma hakkına sahip olduğunu, kimseye işkence ve eziyet yapılamayacağını, hiç kimsenin insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir muameleye tabi tutulamayacağını güvence altına almaktadır. Kötü muamele yasağı mutlak bir hak olup, olağanüstü hâllerde dahi askıya alınamaz.

Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarına göre, kötü muamele yasağının ihlal edildiğinin kabul edilebilmesi için eylemin asgari bir ağırlık derecesine ulaşması zorunludur. Güç kullanmaya yetkili kamu görevlilerinin, kişinin kendi tutumu nedeniyle kesin olarak zorunlu kılmadıkça fiziksel güce başvurmaları Anayasa'ya aykırıdır. Müdahalenin kesin olarak gerekli olduğu hâllerde dahi, kullanılan gücün aşırıya kaçmaması ve ilgilinin eylemi ile orantılı olması şarttır.

Gözaltı veya cezaevinde bulunma gibi bireyin devletin kontrolü altında olduğu durumlarda gerçekleşen yaralanmalarda, yetkili makamlar bu yaralanmanın nasıl oluştuğuna dair tatmin edici ve inandırıcı bir açıklama getirmekle yükümlüdür. Anayasal kuralın usul yükümlülüğü (etkili soruşturma yükümlülüğü) boyutu ise iddialar hakkında derhâl bağımsız bir ceza soruşturması başlatılmasını zorunlu kılar. Bu soruşturmada, olayı aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini sağlayacak tüm delillerin toplanması, müştekinin sürece dâhil edilmesi ve güç kullanımının orantılı olup olmadığının makul bir özenle incelenmesi esastır. Delillerin tam toplanmadan, olayın mağdurunun veya görgü tanıklarının dinlenmeden karar verilmesi etkili soruşturma yükümlülüğünün ihlali anlamına gelir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, somut başvuruya konu olayı kötü muamele yasağının maddi ve usul boyutları açısından ayrı ayrı değerlendirmiştir. Maddi boyut bakımından yapılan incelemede; başvurucunun maruz kaldığı müdahale neticesinde kolunda kırık meydana geldiği yönündeki iddialarının hastane ve radyoloji raporlarıyla doğrulanmadığı, tıbbi raporlarda yalnızca basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek yumuşak doku zedelenmesi teşhisi konulduğu saptanmıştır. Ayrıca, memurların düzenlediği tutanaklar ile başvurucunun anlatımları arasında ciddi çelişkiler olduğu ve başvurucunun aktif/pasif direnci neticesinde uygulanan zor kullanmanın, mevcut dosya delillerine göre makul şüphenin ötesinde gereksiz veya orantısız olduğunun ispatlanamadığı belirtilmiştir. Bu nedenle kötü muamele yasağının maddi boyutunun ihlal edilmediği kabul edilmiştir.

Buna karşın, usul boyutu (etkili soruşturma yükümlülüğü) açısından yapılan değerlendirmede Başsavcılık tarafından yürütülen soruşturmanın ciddi eksiklikler barındırdığı tespit edilmiştir. Olayın asıl mağduru olan başvurucunun Cumhuriyet Savcısı tarafından ifadesinin alınmadığı, olayın gerçekleşme koşullarının aydınlatılması için büyük önem taşıyan ve o sırada koğuşta bulunan diğer mahpusların görgü tanığı olarak dinlenmediği anlaşılmıştır. Başsavcılığın, sadece şüpheli sıfatıyla infaz koruma memurlarının beyanlarına ve idarenin sunduğu tek taraflı evraklara itibar ederek dosyayı sonlandırdığı görülmüştür.

Ayrıca soruşturma makamının, başvurucunun iki farklı hastanede muayene edilmesine rağmen sadece ilk hastanedeki tıbbi belgelerle yetindiği, ortopedi uzmanının görev yaptığı diğer hastanedeki kesin sonuçları ve raporları dosyaya kazandırmak için asgari bir çaba dahi göstermediği saptanmıştır. Başsavcılık kararında, memurların sahip olduğu zor kullanma yetkisinin hangi şartlarda doğduğu ve güç kullanımının başvurucunun davranışı karşısında kesin olarak gerekli olup olmadığı, orantılılık sınırında kalıp kalmadığı gibi hayati hususlar da hiçbir şekilde gerekçelendirilmemiştir. Soruşturmanın olayı aydınlatacak temel adımlardan yoksun olduğu açıktır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Cezaevinde gardiyanlar beni dövdü ama savcı takipsizlik verdi, ne yapabilirim? expand_more
Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre, devletin gözetimi altındaki kişilerin yaralanmalarında savcılıkların derhâl ve bağımsız bir ceza soruşturması yürütmesi zorunludur. Yalnızca şikayet edilen memurların beyanlarına dayanılarak, olayın mağduru olan tarafın ifadesi alınmadan ve eksik delille verilen takipsizlik kararları, kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlali niteliğindedir. Bu durumda etkili soruşturma yürütülmediği gerekçesiyle bireysel başvuru hakkınızı kullanabilirsiniz.
Hapishanede şiddet gördüm, diğer mahkumlar da gördü ama savcı onları dinlemedi. expand_more
Savcılık makamı, olayı aydınlatabilecek tarafsız tanık beyanlarını, kamera kayıtlarını ve olay sonrasındaki tüm hastane raporlarını eksiksiz olarak toplamakla yükümlüdür. Olay anında koğuşta bulunan diğer mahpusların görgü tanığı sıfatıyla dinlenmemesi ve sadece idarenin sunduğu tek taraflı evraklara itibar edilmesi, devletin Anayasa'dan kaynaklanan etkili soruşturma yükümlülüğünün açık bir ihlalidir.
Memurlar zor kullanma yetkisi var diyerek istedikleri gibi şiddet uygulayabilir mi? expand_more
Hayır, uygulayamaz. Kamu görevlilerinin fiziksel güce başvurmaları, ancak kişinin kendi tutumu nedeniyle kesin bir zorunluluk doğması hâlinde mümkündür. İdarenin öne sürdüğü "zor kullanma yetkisi" savunması adli makamlarca peşinen doğru kabul edilemez; müdahale kesin olarak gerekli olsa bile kullanılan gücün eylemle orantılı olduğu somut delillerle ispatlanmak zorundadır.
Kolum kırıldı dedim ama raporda zedelenme çıkmış, haklıyken haksız duruma mı düşerim? expand_more
İddia edilen şiddet neticesindeki yaralanmaların (örneğin kırık iddialarının) hastane ve radyoloji raporlarıyla doğrulanması şarttır. Tıbbi raporlarda iddia ettiğiniz gibi bir kırık yerine basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek yumuşak doku zedelenmesi saptanırsa, mahkeme orantısız güç kullanıldığının ispatlanamadığına kanaat getirerek kötü muamele yasağının maddi boyuttan ihlal edilmediğine karar verebilir. Ancak yaranızın boyutu ne olursa olsun, eksiksiz delil toplanıp olayın tam olarak aydınlatılması zorunluluğu ortadan kalkmaz.
star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir