Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Emine H. Celalyan ve N.N. İmre Kararı 2019/22729 B.

Anayasa Mahkemesi Emine H. Celalyan ve N.N. İmre Kararı 2019/22729 B.

Bu karar, yargılama sürecinde yürürlüğe giren ve uyuşmazlığı davacı lehine çözen yasal düzenlemeler sonrasında verilecek "karar verilmesine yer olmadığına" dair kararlarda yargılama giderlerinin nasıl paylaştırılması gerektiği hususunda kritik bir öneme sahiptir. Anayasa Mahkemesi, kanun koyucunun bir sorunu çözmek amacıyla sonradan müdahale etmesinin, aslında davanın açıldığı tarihte davacının haklı olduğunu gösterdiğini açıkça ortaya koymuştur. Karar, vergilendirme işlemlerindeki ölçüsüz artışlara karşı dava yoluna başvuran kişilerin, hukuka aykırılığın yasama organı tarafından düzeltilmesi durumunda dahi usule ilişkin maliyetler yönünden korunması gerektiğini vurgulamaktadır.
search
7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 1. Bölüm
Başvuru No 2019/22729
Karar Tarihi 30.10.2024
Taraf Emine H. Celalyan ve N.N. İmre
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Konusuz kalan davalarda haklılık durumu incelenmelidir.
  • gavel Yasal düzenleme davacıyı geriye dönük haksız hâle getirmez.
  • gavel Haksız yargılama gideri mahkemeye erişim hakkını engeller.

Bu karar, yargılama sürecinde yürürlüğe giren ve uyuşmazlığı davacı lehine çözen yasal düzenlemeler sonrasında verilecek "karar verilmesine yer olmadığına" dair kararlarda yargılama giderlerinin nasıl paylaştırılması gerektiği hususunda kritik bir öneme sahiptir. Anayasa Mahkemesi, kanun koyucunun bir sorunu çözmek amacıyla sonradan müdahale etmesinin, aslında davanın açıldığı tarihte davacının haklı olduğunu gösterdiğini açıkça ortaya koymuştur. Karar, vergilendirme işlemlerindeki ölçüsüz artışlara karşı dava yoluna başvuran kişilerin, hukuka aykırılığın yasama organı tarafından düzeltilmesi durumunda dahi usule ilişkin maliyetler yönünden korunması gerektiğini vurgulamaktadır.

Benzer davalarda emsal etkisi taşıyan bu karar, idari işlemlerin iptali talebiyle açılan ancak sonradan çıkan kanuni düzenlemelerle konusuz kalan uyuşmazlıklarda, mahkemelerin şekilci bir yaklaşımla yargılama giderlerini taraflara eşit paylaştırmasının veya davacı aleyhine vekâlet ücretine hükmetmesinin önüne geçmektedir. Mahkemelerin, davanın açıldığı tarihteki haklılık durumunu titizlikle değerlendirmesi ve mahkemeye erişim haklarına orantısız külfet yüklememesi gerektiği prensibi yerleşik içtihat hâline getirilmiştir. Bu durum, idarenin hatalı işlemlerine karşı dava açan vatandaşların, sonradan lehlerine çıkan yasalar nedeniyle yargılama gideri ödemek gibi haksız bir külfetle karşılaşmalarını engelleyerek hak arama özgürlüğünü güçlü bir şekilde teminat altına almaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucular, kendilerine ait arsa, arazi ve binalar için 2018 yılı emlak vergisine esas asgari metrekare birim değerlerinin Takdir Komisyonu tarafından fahiş oranlarda artırılması üzerine, söz konusu değerlerin iptal edilmesi talebiyle vergi mahkemelerinde dava açmıştır. Yargılama süreci devam ederken Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından yasal bir düzenleme yapılarak söz konusu emlak vergisi artış oranları yüzde elli ile sınırlandırılmıştır.

Bu kanuni gelişme üzerine davaya bakan vergi mahkemeleri, uyuşmazlığın yeni yasal düzenlemeyle çözüldüğünü belirterek davanın esası hakkında karar vermeye gerek olmadığına hükmetmiştir. Ancak mahkemeler, davanın ilk açıldığı tarihte aslında kimin haklı olduğunu hiçbir şekilde değerlendirmeden yargılama masraflarını taraflar arasında yarı yarıya paylaştırmış ve her iki taraf lehine avukatlık ücretine karar vermiştir. Başvurucular, baştan beri haklı oldukları bir davada yasa değişikliği gerekçe gösterilerek aleyhlerine masraf çıkarılmasının hak arama özgürlüklerini kısıtladığı gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama hürriyeti ve adil yargılanma hakkı, mahkemeye erişim hakkını da güçlü bir şekilde kapsamaktadır. Kişilerin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren her türlü sınırlama ve aşırı şekilci uygulamalar mahkemeye erişim hakkını doğrudan ihlal edebilir.

Uyuşmazlık konusu olayda belirleyici olan temel kural, 7061 sayılı Kanun'un 35. maddesi ile 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu'na eklenen geçici 23. maddedir. Bu düzenleme, takdir komisyonlarınca 2017 yılı genel takdir döneminde 2018 yılı için belirlenen asgari ölçüde arsa ve arazi metrekare birim değerlerinin, 2017 yılı değerlerinin %50'sini aşması durumunda, vergi hesabında sadece %50 fazlasının esas alınmasını emredici olarak öngörmektedir.

Yerleşik içtihat prensiplerine göre, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.331 uyarınca davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde hâkimin, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir etmesi gerekmektedir. Kanun koyucunun yasal bir düzenleme yaparak idarenin aşırı vergi değer artışlarına müdahale etmesi, idarenin başlangıçta yaptığı işlemlerin hakkaniyete aykırı olduğunun zımnen kabulü niteliğini taşır. Mahkemelerin bu hukuki gerçeği göz ardı ederek sadece kanun hükmünün uyuşmazlığı ortadan kaldırdığı gerekçesiyle tarafların haklılık incelemesinden kaçınması ve yargılama giderlerini davacıya yüklemesi, hakkın kullanımına ölçüsüz bir müdahale oluşturmaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut başvuruda başvuranların idareye karşı açtığı iptal davalarının, yargılama aşamasında 1319 sayılı Kanun'a eklenen geçici madde gereğince yasal olarak konusuz kaldığını tespit etmiştir. İlgili yasal düzenlemenin ihdas edilmesinin temel sebebinin, 2017 yılı genel takdir döneminde Takdir Komisyonlarınca bir önceki yıla nazaran oldukça yüksek oranlarda fahiş değer takdiri yapılması olduğu Anayasa Mahkemesince önemle vurgulanmıştır.

Kanun koyucunun vatandaşlar aleyhine oluşan bu fahiş artışlara bizzat müdahale ederek artış oranını %50 ile sınırlandırması, söz konusu oranın üzerindeki değerler yönünden kamu otoritelerinin haksız olduğunun açıkça kabulü anlamına gelmektedir. Vergi mahkemeleri, davaların konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına hükmederken tarafların davanın ilk açıldığı tarihteki haklılık durumunu usulüne uygun şekilde incelememiştir. Anayasa Mahkemesi, vergi mahkemelerinin 6100 sayılı Kanun'un 331. maddesini somut olaya uygularken kanun koyucunun düzenleme yapma sebebini hesaba katmadan ulaştıkları bu sonucun bariz bir takdir hatası içerdiğini değerlendirmiştir.

Davanın açıldığı tarihte tamamen haklı konumda olan başvurucuların, sonradan çıkan ve idarenin hatalı işlemini düzelten bir yasa nedeniyle yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulması ve aleyhlerine vekâlet ücretine hükmedilmesi, hak arama özgürlüğüne yönelik orantısız ve haksız bir külfet yüklemiştir. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde bırakılmasının kanuni ve meşru bir dayanağı bulunmadığı tespit edilerek, bu durumun mahkemeye erişim hakkını aşırı derecede güçleştirdiği ve ölçüsüz bir müdahale teşkil ettiği kanaatine varılmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, başvurucuların adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Emlak vergim çok arttı diye dava açtım, sonra yasa çıktı. Dava ne olur? expand_more
Bu tür durumlarda davanız, uyuşmazlığı lehinize çözen yeni yasal düzenleme sebebiyle konusuz kalmış sayılır ve mahkemelerce esasa ilişkin "karar verilmesine yer olmadığına" hükmedilir. Ancak mahkeme bu şeklî kararı verirken, davanın ilk açıldığı tarihte aslında kimin haklı olduğunu titizlikle değerlendirmek zorundadır. Anayasa Mahkemesi'nin içtihatlarına göre; vergi gibi konularda idarenin fahiş değer takdiri yapması ve ardından kanun koyucunun bizzat müdahale edip artış oranını sınırlandırması, aslında başlangıçta davanızda ne kadar haklı olduğunuzun açık bir kabulüdür.
Dava yasa çıkınca düştü ama benden avukatlık ve mahkeme masrafı istiyorlar, bu yasal mı? expand_more
Hayır, bu durum hak arama özgürlüğünüze ve adalete erişim hakkınıza açıkça aykırıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 331. maddesi uyarınca, dava konusuz kalsa bile hâkimin yargılama giderlerini davanın ilk açıldığı günkü haklılık durumunuza göre takdir etmesi gerekir. Eğer siz idarenin tamamen hatalı ve ölçüsüz bir işlemine karşı dava açtıysanız ve sonradan lehinize çıkan bir kanun ile sorun çözüldüyse, mahkemenin masrafları taraflara yarı yarıya paylaştırması veya idare lehine vekâlet ücreti çıkarması haklı ve meşru bir uygulama değildir.
Mahkemenin haksız yere masraf ödetmesi anayasal haklarımı ihlal eder mi? expand_more
Kesinlikle ihlal eder. Anayasa'nın 36. maddesi kapsamında güvence altına alınan hak arama hürriyeti ve adil yargılanma hakkı, mahkemeye erişim hakkınızı çok güçlü bir biçimde korur. Başlangıçta tamamen haklı olduğunuz bir durumda, idarenin hatasını sonradan düzelten bir yasa gerekçe gösterilerek size yargılama masrafı yüklenmesi mahkemeye erişim hakkınızı aşırı derecede güçleştirir. Anayasa Mahkemesi, bu tarz şekilci mahkeme kararlarının bireylere haksız bir külfet yüklediğine ve mahkemeye erişim hakkına yönelik ölçüsüz bir müdahale teşkil ederek hak ihlali yarattığına karar vermiştir.
Devlet hatasını sonradan yasayla düzeltirse davadaki masrafları kim öder? expand_more
Kanun koyucunun, vatandaş aleyhine oluşan fahiş vergi artışları gibi hukuka aykırı durumlara yeni bir yasa ile müdahale etmesi, kamu otoritelerinin en baştan itibaren haksız bir işlem tesis ettiğinin zımnen kabulü anlamına gelir. Bu sebeple davanın açıldığı tarihte haklı konumda olan vatandaşın, yasa değişikliği yüzünden konusuz kalan dava sonucunda yargılama giderlerinden sorumlu tutulmaması gerekir. Tüm yargılama giderlerinin ve avukatlık masraflarının, en başta hukuka aykırı bir işlem yaparak vatandaşı dava açmaya mecbur bırakan idarenin üzerinde bırakılması Anayasa Mahkemesi kararları ışığında hukukun temel bir gereğidir.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir