Anasayfa/ Karar Bülteni/ Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2016/17009 E. 2016/15569 K.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2016/17009 E. 2016/15569 K.

Bu karar, işçi sendikaları arasındaki rekabet ve ücret uyuşmazlıkları zemininde gelişen toplu iş bırakma eylemlerinin hukuki niteliğini netleştirmesi açısından endüstriyel ilişkiler alanında büyük bir öneme sahiptir. Kararda, halihazırda yürürlükte olan bağlayıcı bir toplu iş sözleşmesi bulunmasına rağmen, işçilerin fiili olarak üretimi durdurarak işyerini işgal etmeleri net bir biçimde kanun dışı grev olarak nitelendirilmiştir. İşçilerin anayasal ve uluslararası sözleşmelerden doğan demokratik protesto hakları bulunsa da, bu hakların kullanılmasının sınırsız olmadığı, eylemin işverene zarar verme kastı taşımaması ve ölçülülük ilkesine sıkı sıkıya uyması gerektiği vurgulanmıştır. İşyerindeki eylemin günlerce sürmesi ve üretimin sekteye uğraması bu ölçülülük sınırının aşıldığını göstermektedir.
search

Yargıtay
9. Hukuk Dairesi 2016/17009 E. 2016/15569 K.

7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2016/17009
Karar No 2016/15569
Karar Tarihi 29.06.2016
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama
Öne Çıkan Hükümler
Kanuni şartları taşımayan iş bırakma eylemi yasadışıdır.
Barışçıl eylemler mutlaka ölçülü ve makul olmalıdır.
Kanun dışı greve katılım haklı fesih nedenidir.
Yetkili sendika varken gayriresmi temsilci tanınamaz.

Bu karar, işçi sendikaları arasındaki rekabet ve ücret uyuşmazlıkları zemininde gelişen toplu iş bırakma eylemlerinin hukuki niteliğini netleştirmesi açısından endüstriyel ilişkiler alanında büyük bir öneme sahiptir. Kararda, halihazırda yürürlükte olan bağlayıcı bir toplu iş sözleşmesi bulunmasına rağmen, işçilerin fiili olarak üretimi durdurarak işyerini işgal etmeleri net bir biçimde kanun dışı grev olarak nitelendirilmiştir. İşçilerin anayasal ve uluslararası sözleşmelerden doğan demokratik protesto hakları bulunsa da, bu hakların kullanılmasının sınırsız olmadığı, eylemin işverene zarar verme kastı taşımaması ve ölçülülük ilkesine sıkı sıkıya uyması gerektiği vurgulanmıştır. İşyerindeki eylemin günlerce sürmesi ve üretimin sekteye uğraması bu ölçülülük sınırının aşıldığını göstermektedir.

Emsal etkisi bakımından bu karar, işverenlerin kanun dışı toplu eylemler karşısındaki fesih hakkının hukuki sınırlarını çizmektedir. Yargıtay, yasalar nezdinde yetkili sendikanın dışlanarak hiçbir hukuki statüsü bulunmayan gayriresmi sözcülerin tanınması gibi imkansız taleplerle işi durduran işçilerin iş akitlerinin haklı nedenle derhal feshedilebileceğine hükmetmiştir. Özellikle işverenin barışçıl çözüm yollarını denediği, işçilere yasal uyarılarda bulunduğu ve sadece eyleme katılanları sendikal ayrım gözetmeksizin işten çıkardığı durumlarda, işverenin fesih hakkının mutlak bir yasal koruma altında olduğu uygulamadaki tüm aktörlere açıkça gösterilmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Bir fabrikada çalışan yüzlerce işçi, üyesi oldukları yetkili sendikanın imzaladığı toplu iş sözleşmesindeki ücret artışlarını, aynı sektörde faaliyet gösteren diğer fabrikalara kıyasla yetersiz bularak sendikadan istifa etmiştir. İşçiler, sendikadan ayrılma sürecinde işveren ve sendika temsilcileri tarafından kendilerine baskı ve mobbing uygulandığını iddia etmiştir. Tepkilerini göstermek, yetkili sendika temsilciliklerinin kaldırılmasını sağlamak ve kendi seçtikleri gayriresmi sözcülerin işverence muhatap alınmasını talep etmek amacıyla fabrikada iş başı yapmayarak toplu üretimi durdurma eylemi başlatmışlardır. Üç gün boyunca fabrikayı terk etmeyen, üretim alanlarını işgal eden ve uyarılara uymayan işçilerin iş akitleri, işveren tarafından kanun dışı grev yaptıkları gerekçesiyle tazminatsız olarak feshedilmiştir. İşçiler, işten çıkarılmalarının asıl sebebinin sendikal tercihlerini değiştirmeleri olduğunu öne sürerek işe iade ve sendikal tazminat talebiyle dava açmıştır. İlk derece mahkemesi işçileri haklı bulsa da dosya temyiz incelemesi üzerine Yargıtay önüne taşınmıştır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Yargıtay incelemesinde, uyuşmazlığın çözümü için ulusal mevzuatımızdaki sendikal haklar ve grev kuralları ile uluslararası sözleşmelerin bağlayıcılığı temel alınmıştır. Uyuşmazlığın merkezinde yer alan grev kavramı, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu m. 58 düzenlemesinde açıkça tanımlanmıştır. İlgili kanun maddesine göre, işçilerin aralarında anlaşarak işyerindeki faaliyeti durdurmak amacıyla topluca iş bırakmaları grevdir. Ancak bir grevin kanuni sayılabilmesi için, toplu iş sözleşmesinin yapılması aşamasında yasal bir uyuşmazlık çıkması zorunludur. Kanuni şartları taşımayan tüm iş bırakma eylemleri kanun dışı grev kabul edilir ve aynı kanunun 6356 sayılı Kanun m. 70 hükmü kapsamında işverene haklı fesih imkanı verir.

Bununla birlikte, işçilerin bireysel veya toplu iş hukukuna dair haklarını savunmak amacıyla demokratik ve barışçıl eylem yapma hakları; 87 ve 98 sayılı İLO Sözleşmeleri, Avrupa Sosyal Şartı ve temel hakları düzenleyen Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 51, 54 ve 90 ile güvence altına alınmıştır. Yargıtay içtihatlarında uluslararası hukuk normları ile korunan bu demokratik tepki hakkının mutlak olmadığı belirtilmiştir. Eylemin barışçıl nitelik taşıması, ölçülülük ilkesine tam anlamıyla uygun olması ve işverene doğrudan zarar verme kastı içermemesi şarttır.

İşverenin haklı fesih hakkı ise 4857 sayılı İş Kanunu m. 25/II çerçevesinde değerlendirilmiştir. İşçilerin iş görme borcunu topluca ihlal ederek işin akışını durdurmaları, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller kapsamında işverene iş sözleşmesini bildirim süresi tanımaksızın ve tazminatsız olarak derhal sona erdirme yetkisi vermektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, dosya kapsamındaki tüm delilleri, emniyet tutanaklarını, işveren ihtarlarını ve taraf tanık beyanlarını detaylı bir biçimde incelediğinde, işyerinde uyuşmazlık dönemini kapsayan geçerli bir toplu iş sözleşmesinin fiilen yürürlükte olduğunu tespit etmiştir. Bu sözleşme 2014 ile 2017 yılları arasını kapsamakta olup, yetkili sendika ile işveren örgütü arasında usulüne uygun şekilde bağıtlanmıştır. Dolayısıyla, toplu iş sözleşmesinin bütünüyle yürürlükte olduğu ve uygulanmaya devam ettiği bir dönemde işçilerin ücret zammı talebiyle iş bırakma eylemi yapması, hukuken kanuni grev şartlarını hiçbir şekilde taşımamaktadır.

İşçiler eylemlerini demokratik bir hak arayışı ve barışçıl bir tepki olarak nitelendirmiş olsalar da, Yargıtay meydana gelen eylemin ölçülülük sınırını fersah fersah aştığını vurgulamıştır. Yüzlerce işçinin katılımıyla üç tam gün boyunca gece gündüz devam eden ve üretimi tamamen felce uğratan bu işgal eylemi, işverene hem maddi hem de ticari anlamda ciddi zararlar vermiştir. Ayrıca eylemin temel amacı, işverenin tutumundan ziyade, işçilerin kendi aralarındaki sendikal çekişmelere ve memnuniyetsizliklere dayanmaktadır. İşçilerin, yasal olarak yetkili konumda bulunan sendikanın temsilcilik odalarının kaldırılmasını ve hukuki hiçbir statüsü bulunmayan gayriresmi grup sözcülerinin işverence resmi muhatap olarak tanınmasını talep etmeleri, yasal çerçevede mümkün değildir. İşverenin kanunlara aykırı davranmasını veya yürürlükteki sözleşmeyi tek taraflı ihlal etmesini beklemek hukuken korunamaz.

Olayların gelişimi incelendiğinde, işverenin başından beri barışçıl bir çözüm bulmak için çaba sarf ettiği, işçilere işbaşı yapmaları yönünde sayısız defa sözlü ve yazılı uyarıda bulunduğu, belli bir saate kadar işe dönenlere yasal işlem başlatmayacağına dair fırsat verdiği görülmüştür. Ancak işçilerin bu sağduyulu çağrılara direnerek fabrikayı işgal etmeye devam etmeleri ve işin niteliğini bozucu tavırlar sergilemeleri, işverenin fesih hakkını hukuka uygun hale getirmiştir. İşverenin sadece sendikadan istifa edenleri değil, sendika üyesi olsun olmasın kanun dışı eyleme katılan herkesi eşit işlem borcuna uygun olarak işten çıkardığı anlaşıldığından, ortada feshin sendikal bir nedene dayandığını gösteren somut bir delil bulunmamaktadır.

Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, kanun dışı grev niteliğindeki eylemler sebebiyle işverenin yaptığı feshin haklı nedene dayandığı sonucuna vararak yerel mahkeme kararını bozmuştur.

Maaş zammını az bulup fabrikada eylem yapsak işten atılabilir miyiz? expand_more
Yargıtay içtihatlarına göre, işyerinde halihazırda yürürlükte olan bir toplu iş sözleşmesi (TİS) varken ücret artışı talebiyle üretimi durdurarak iş bırakmak açıkça "kanun dışı grev" olarak kabul edilmektedir. İşçilerin iş görme borcunu topluca ihlal etmesi, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller kapsamında değerlendirilir. Bu durum, işverenin 4857 sayılı İş Kanunu madde 25/II uyarınca iş sözleşmenizi bildirim süresi tanımaksızın ve tazminatsız olarak haklı nedenle derhal feshetme yetkisini doğurur.
Hak aramak için fabrikada işi gücü bırakıp protesto hakkımız yok mu? expand_more
Ulusal mevzuatımız ve taraf olduğumuz uluslararası sözleşmeler uyarınca işçilerin elbette demokratik ve barışçıl eylem yapma, haklarını savunma hürriyeti bulunmaktadır. Ancak Yargıtay kararlarında çok net belirtildiği üzere bu hak sınırsız değildir; eylem barışçıl nitelik taşımalı, ölçülülük ilkesine kesinlikle uymalı ve işverene zarar verme kastı içermemelidir. Fabrikayı terk etmeyerek günlerce üretimi felce uğratmak veya işyerini işgal etmek ölçülülük sınırını fersah fersah aştığından yasal koruma kapsamından çıkar ve bu durum işverene haklı fesih imkanı tanır.
Mevcut sendikadan ayrılıp kendi temsilcimizle patronla görüşebilir miyiz? expand_more
Hukuken işverenin, yasal olarak yetkili konumda bulunan sendikanın varlığını yok sayarak işçilerin kendi seçtiği gayriresmi grup sözcülerini resmi muhatap olarak kabul etmesi mümkün değildir. Yargıtay kararlarında, işçilerin yasal olarak yetkili sendika temsilciliklerinin kaldırılmasını ve hiçbir hukuki statüsü bulunmayan kişilerin muhatap alınmasını talep etmeleri, yasal çerçevede mümkün olmayan bir beklenti olarak görülmektedir. Dolayısıyla işvereni yasalara aykırı davranmaya zorlamak için yapılan bu tarz eylemler hukuken korunamamaktadır.
Yasadışı grev yaparsam kıdem tazminatımı alarak işten ayrılabilir miyim? expand_more
Hayır, kanun dışı grev ve izinsiz iş bırakma eylemleri nedeniyle yapılan işten çıkarmalarda kıdem veya ihbar tazminatı hakkınız bulunmamaktadır. 6356 sayılı Kanun'un 70. maddesi ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/II bendi gereğince, kanuni şartları taşımayan iş bırakma eylemleri işverene derhal ve tazminatsız fesih hakkı verir. Üstelik işveren barışçıl çözüm yolları arayarak işbaşı yapmanız için uyarılarda bulunmuş ve buna rağmen eyleme devam etmişseniz, tazminatsız feshin haklılığı Yargıtay nezdinde de onanmaktadır.
star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir