Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Mehmet Toprak ve Nafiye Toprak Kararı 2021/19541 B.

Anayasa Mahkemesi Mehmet Toprak ve Nafiye Toprak Kararı 2021/19541 B.

Bu karar, vatandaşların hukuki yollara başvurarak elde etmeyi umdukları meşru alacak haklarının, devam eden yargılama süreci içerisinde yürürlüğe giren yeni yasal düzenlemelerle ortadan kaldırılamayacağını net bir biçimde ortaya koyması açısından büyük bir hukuki öneme sahiptir. Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkının yalnızca bir malvarlığı değerine sahip olmayı değil, aynı zamanda bu değere ulaşmayı sağlayacak idari ve yargısal yolların da etkili bir şekilde işletilmesini gerektirdiğini vurgulamaktadır. Yargılama devam ederken yapılan ve alacağın tahsilini imkânsız hâle getiren kanuni düzenlemeler, kişilerin hak arama hürriyetini ve adalete erişim hakkını doğrudan zedelemektedir.
search
6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 1. Bölüm
Başvuru No 2021/19541
Karar Tarihi 10.12.2024
Taraf Mehmet Toprak ve Nafiye Toprak
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Kanuni düzenlemeyle alacak tahsilinin engellenmesi hak ihlalidir.
  • gavel Kişilerin hukuki mekanizmaları işletme imkânı elinden alınamaz.
  • gavel Mülkiyet hakkıyla bağlantılı etkili başvuru hakkı güvence altındadır.
  • gavel Hukuki yolların sonradan işlevsiz kılınması Anayasa'ya aykırıdır.

Bu karar, vatandaşların hukuki yollara başvurarak elde etmeyi umdukları meşru alacak haklarının, devam eden yargılama süreci içerisinde yürürlüğe giren yeni yasal düzenlemelerle ortadan kaldırılamayacağını net bir biçimde ortaya koyması açısından büyük bir hukuki öneme sahiptir. Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkının yalnızca bir malvarlığı değerine sahip olmayı değil, aynı zamanda bu değere ulaşmayı sağlayacak idari ve yargısal yolların da etkili bir şekilde işletilmesini gerektirdiğini vurgulamaktadır. Yargılama devam ederken yapılan ve alacağın tahsilini imkânsız hâle getiren kanuni düzenlemeler, kişilerin hak arama hürriyetini ve adalete erişim hakkını doğrudan zedelemektedir.

Benzer davalarda bu kararın emsal etkisi oldukça güçlüdür. Özellikle çıkarılan kanunlar veya kanun hükmünde kararnamelerle vatandaşların alacak haklarının tahsil edilebilirliğinin engellenmesi durumunda, mahkemelerin Anayasa'nın mülkiyet ve etkili başvuru hakları ışığında değerlendirme yapması gerektiği tescillenmiştir. Karar, idarenin ve yasama organının mülkiyet hakkına müdahale ederken kişileri hukuki korumadan bütünüyle mahrum bırakamayacağını göstermekte, mahkemelere ise vatandaşın hakkını arayabileceği etkili mekanizmaları açık tutma yükümlülüğünü hatırlatmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Mehmet Toprak ve Nafiye Toprak, bir şirkete yatırdıkları paranın iadesini sağlamak amacıyla hukuki yollara başvurarak alacak davası açmışlardır. Ancak açılan bu iade davası süreci devam ederken, yasama organı tarafından yeni bir kanuni düzenleme hayata geçirilmiş ve bu düzenleme sonucunda başvurucuların söz konusu şirketten olan alacaklarını tahsil etme imkânları hukuken ortadan kaldırılmıştır.

Başvurucular, alacaklarını tahsil etmek için usulüne uygun şekilde yargı yollarına müracaat etmelerine rağmen, sonradan çıkarılan bu yasa sebebiyle mahkemelerin işletilemez hâle geldiğini ve alacaklarına kavuşmalarının imkânsızlaştığını belirtmişlerdir. Bu durumun sahip oldukları mülkiyet hakkını ihlal ettiğini ve haklarını arayabilecekleri etkili bir başvuru yolundan mahrum bırakıldıklarını iddia ederek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır. Temel uyuşmazlık, devam eden bir davada sonradan yürürlüğe giren bir yasanın, vatandaşın meşru alacağını tahsil etmesini engelleyip engelleyemeyeceği noktasında toplanmaktadır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, bu başvuruyu incelerken temel olarak Anayasa m.35'te düzenlenen mülkiyet hakkı ile Anayasa m.40'ta güvence altına alınan etkili başvuru hakkını birlikte değerlendirmiştir. Anayasa m.35 uyarınca herkes mülkiyet ve miras haklarına sahiptir ve bu haklar ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının etkili bir şekilde korunabilmesi için, kişilerin mülkiyet haklarına yönelik müdahalelere karşı başvurabilecekleri, haklarını arayabilecekleri ve zararlarını telafi edebilecekleri hukuki mekanizmaların var olması zorunludur.

Anayasa m.40 ise, anayasal hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkesin, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını devlete bir yükümlülük olarak yükler. Etkili başvuru hakkı, yalnızca teorik olarak mahkemeye dava açabilme hakkını değil, açılan davanın pratikte de bir başarı şansı sunmasını, hakkın fiilen elde edilebilmesini güvence altına alır.

Mahkeme, bu başvuru tipinde daha önce verdiği yerleşik içtihada dayanmıştır. Yerleşik içtihat prensipleri gereğince; bir kişinin alacağının tahsili için uygun ve geçerli hukuki yollara başvurmasına rağmen, yargılama süresi devam ederken yapılan yeni bir kanuni düzenleme ile bu yolların anlamsız hâle getirilmesi veya alacağın tahsilinin tamamen imkânsız kılınması, hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz. Yargılama sürecinde sonradan yapılan yasal değişikliklerin, bireylerin hukuki mekanizmaları işletme imkânını ellerinden alması, mülkiyet hakkının korunmasına hizmet eden usul güvencelerini ve etkili başvuru hakkını ciddi şekilde zedelemektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, somut olayda başvurucuların durumunu değerlendirirken, öncelikle aralarında konu yönünden hukuki irtibat bulunan diğer bireysel başvuru dosyalarının birleştirilmesine karar vermiştir. Mahkemece yapılan incelemede, başvurucuların şirkete yatırdıkları paranın iadesi için hukuki süreci başlattıkları ve alacaklarını tahsil etmek gayesiyle dava yoluna gittikleri tespit edilmiştir. Ancak bu yargılama henüz sonuçlanmadan yürürlüğe giren yeni bir yasal düzenlemenin, başvurucuların alacaklarını tahsil edebilme ihtimalini tamamen ortadan kaldırdığı ve yasal süreci işlevsiz kıldığı anlaşılmıştır.

Yüksek Mahkeme, bu davanın daha önce incelenen ve benzer nitelikteki olguları barındıran emsal kararlar ile birebir örtüştüğünü saptamıştır. Anılan içtihatlarda da vurgulandığı üzere, bir vatandaş alacağını elde etmek için kanunların kendisine tanıdığı yollara başvurduğunda, devletin bu yolları daha sonra çıkardığı bir yasa ile pratikte işlevsiz hâle getirmesi mülkiyet hakkının özüne dokunmaktadır. Somut olayda başvurucular, davanın açıldığı tarihte mevcut olan hukuki mekanizmaları işletmiş olmalarına karşın, yargılama esnasında gerçekleştirilen kanuni düzenleme neticesinde bu mekanizmaları kullanma imkânından kesin olarak mahrum bırakılmışlardır. Mahkemelerin bu yeni kanuni düzenlemeyi uygulayarak alacağın tahsilini engellemesi, mülkiyet hakkının korunması için gerekli olan etkili başvuru imkânının ortadan kaldırılması anlamına gelmektedir.

Anayasa Mahkemesi, tespit edilen hak ihlalinin ve bu ihlalin sonuçlarının tamamen ortadan kaldırılması amacıyla yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğuna hükmetmiştir. Derece mahkemelerinin, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkeler doğrultusunda dava dosyasını ele alarak yeniden yargılama işlemlerini başlatması ve ihlali giderecek yeni bir karar vermesi gerektiği vurgulanmıştır. Yeniden yargılama kararı verilmesi yeterli bir giderim olarak kabul edildiğinden, başvurucuların ayrıca talep ettikleri maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddedilmesine hükmedilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Dava sürerken çıkan yeni kanunla alacağımı almam engellenebilir mi? expand_more
Hayır, engellenemez. Anayasa Mahkemesine göre, alacağınızın tahsili için geçerli yasal yollara başvurduğunuzda, yargılama sürerken devletin sonradan çıkardığı bir kanunla bu hakkınızı almanızı imkânsız hâle getirmesi mülkiyet hakkının ve hak arama hürriyetinizin açık bir ihlalidir.
Paramı geri almak için açtığım dava yeni kanunla düşerse ne olur? expand_more
Böyle bir durumda Anayasa'nın güvence altına aldığı mülkiyet hakkınızla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkınız ihlal edilmiş olur. Anayasa Mahkemesi, kişilerin hukuki yolları işletme imkânının sonradan çıkarılan yasalarla işlevsiz kılınamayacağını açıkça belirtmektedir. Bu tip durumlarda yeniden yargılama kararı verilerek ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması hedeflenir.
Devletin mahkemede hakkımı aramamı tamamen engelleme yetkisi var mı? expand_more
Hayır, devletin yasama organı eliyle dahi sizi hukuki korumadan bütünüyle mahrum bırakma yetkisi bulunmamaktadır. Anayasa'nın 40. maddesi uyarınca, devlet size yalnızca kâğıt üzerinde dava açma hakkı sunmakla kalmamalı, davanın başarı şansı sunmasını ve hakkın fiilen elde edilebilmesini sağlayacak etkili mekanizmaları işletmekle yükümlüdür.
AYM beni haklı bulursa alacağım paranın yanında tazminat da ödenir mi? expand_more
Anayasa Mahkemesi, tespit edilen hak ihlalinin ve sonuçlarının tamamen ortadan kaldırılması için dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere derece mahkemesine gönderilmesini yeterli bir hukuki çözüm olarak görmektedir. Yeniden yargılama kararı verilmesi yeterli bir giderim sayıldığı için ayrıca talep edilen maddi veya manevi tazminat istemleri reddedilmektedir.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir