Anasayfa/ Karar Bülteni/ Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2016/31165 E. 2017/3810 K.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2016/31165 E. 2017/3810 K.

Bu karar, işçilerin anayasal ve uluslararası sözleşmelerden doğan demokratik protesto ve toplu eylem haklarının sınırlarını net bir biçimde çizmektedir. İşçilerin, üyesi oldukları sendikaya yönelik tepkilerini dile getirmek amacıyla işyerinde üretimi durdurmaları ve fabrika binasını terk etmemeleri şeklindeki eylemleri, demokratik hak arama hürriyeti ile işverenin yönetim hakkı ve mülkiyet hakkı arasındaki ince çizgide değerlendirilmiştir. Yargıtay, barışçıl protesto hakkının varlığını kabul etmekle birlikte, bu hakkın kullanımının ölçülü olması gerektiğinin ve doğrudan işverene zarar verme kastı taşımaması gerektiğinin altını çizmiştir.
search
6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2016/31165
Karar No 2017/3810
Karar Tarihi 13.03.2017
Karar Sonucu Bozma ve Ret
Karar Linki Yargıtay Karar Arama

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Kanun dışı grev haklı fesih nedenidir.
  • gavel Toplu eylemlerin ölçülü ve barışçıl olması zorunludur.
  • gavel İşyeri işgali demokratik eylem hakkı kapsamında korunmaz.
  • gavel İşverene zarar verme kastı feshin haklılığını gösterir.

Bu karar, işçilerin anayasal ve uluslararası sözleşmelerden doğan demokratik protesto ve toplu eylem haklarının sınırlarını net bir biçimde çizmektedir. İşçilerin, üyesi oldukları sendikaya yönelik tepkilerini dile getirmek amacıyla işyerinde üretimi durdurmaları ve fabrika binasını terk etmemeleri şeklindeki eylemleri, demokratik hak arama hürriyeti ile işverenin yönetim hakkı ve mülkiyet hakkı arasındaki ince çizgide değerlendirilmiştir. Yargıtay, barışçıl protesto hakkının varlığını kabul etmekle birlikte, bu hakkın kullanımının ölçülü olması gerektiğinin ve doğrudan işverene zarar verme kastı taşımaması gerektiğinin altını çizmiştir.

Emsal nitelikteki bu içtihat, yürürlükte bir toplu iş sözleşmesi bulunduğu dönemde işçilerin gayri resmi temsilcilerinin tanınması veya yetkili sendikanın işyerinden çıkarılması gibi hukuken karşılanması mümkün olmayan taleplerle başlattıkları kanun dışı grev niteliğindeki eylemlerin, işveren açısından haklı fesih nedeni oluşturacağını açıkça ortaya koymaktadır. Karar, benzer nitelikteki sendikal rekabet ve toplu iş bırakma eylemlerinde, işverenin işyeri güvenliğini ve üretim düzenini korumak adına uyguladığı fesih işlemlerinin hukuka uygunluğuna dair önemli bir rehber işlevi görecektir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı işçi, işyerinde yetkili sendikadan istifa etmesi üzerine işveren ve sendika temsilcilerinin ortak baskısına ve mobbingine maruz kaldığını, bu sürecin sonunda iş sözleşmesinin haksız ve geçersiz bir şekilde feshedildiğini ileri sürerek işe iade ve sendikal tazminat talebiyle dava açmıştır. Davalı işveren ise işyerinde diğer fabrikalardaki ücret artışlarından etkilenen bir grup işçinin yasa dışı olarak işi bıraktığını, üretimi durdurduğunu ve fabrikayı işgal ettiğini belirtmiştir. İşverenin işçilerle uzlaşma çabalarına, yapılan uyarılara ve sağlanan ek maddi desteklere rağmen eylemin sona erdirilmemesi üzerine, can ve mal güvenliğini sağlamak amacıyla eyleme katılan işçilerin sözleşmelerinin haklı nedenle tazminatsız olarak feshedildiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir. Uyuşmazlık, işçilerin iş bırakma eyleminin demokratik bir hak arama yöntemi mi yoksa kanun dışı bir grev mi olduğu noktasında toplanmaktadır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Mahkemenin uyuşmazlığı değerlendirirken temel aldığı yasal düzenlemelerin başında 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu m. 58 gelmektedir. Bu maddeye göre, işçilerin topluca çalışmamak suretiyle işyerinde faaliyeti durdurmak veya işin niteliğine göre önemli ölçüde aksatmak amacıyla aralarında anlaşarak işi bırakmaları grev olarak tanımlanmaktadır. Kanuni grev için aranan şartlar gerçekleşmeden yapılan grev ise kanun dışı grev sayılmaktadır.

İşçilerin bireysel veya toplu iş hukukuna dair haklarını savunmak amacıyla demokratik ve barışçıl eylem hakları bulunmaktadır. Bu haklar, Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) 87 ve 98 sayılı Sözleşmeleri, Avrupa Sosyal Şartı ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 51, m. 54 ve m. 90 hükümleri ile güvence altına alınmıştır. Ancak, bu uluslararası ve ulusal güvencelerin uygulanabilmesi için eylemin belirli kriterleri taşıması gerekmektedir. Yargıtay içtihatlarına göre, toplu eylem hakkının kullanılmasında en önemli ölçüt, eylemin işverene özel olarak zarar verme kastı içermemesi ve ölçülülük ilkesine uygun olmasıdır.

Ayrıca, işverenin iş sözleşmesini haklı nedenle derhal fesih hakkı 4857 sayılı İş Kanunu m. 25/II bendi kapsamında değerlendirilmektedir. İşçilerin yürürlükte bir toplu iş sözleşmesi varken, yasalara aykırı taleplerle işi durdurmaları ve uyarılarına rağmen işbaşı yapmamaları, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller kapsamında işverene haklı fesih imkanı tanımaktadır. Yargıtay, sendikalı veya sendikasız işçiler arasında işverenin ayrımcılık yaptığına dair somut bir delil bulunmadığı hallerde, salt yasa dışı eyleme katılım sebebiyle yapılan feshin hukuka uygun olduğuna işaret etmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Davaya konu somut olayda, işyerinde 01.09.2014 – 31.08.2017 tarihleri arasında yürürlükte olan bir toplu iş sözleşmesinin bulunduğu ve metal sektöründeki diğer işyerlerinde yaşanan ücret artışı taleplerinin bir yansıması olarak davalı fabrikada eylemlerin başladığı görülmüştür. İlk derece mahkemesi, işçilerin işbaşı yapmamalarını ve üretimi durdurmalarını barışçıl bir hak arama özgürlüğü olarak nitelendirip işe iade kararı vermiş olsa da, Yargıtay dosya kapsamındaki deliller ışığında eylemin niteliğini farklı değerlendirmiştir.

Yargıtay'ın tespitlerine göre, davalı işyerinde gerçekleşen ve nihayetinde emniyet güçlerinin müdahalesiyle son bulan fabrika binasından çıkmama şeklindeki iş bırakma eylemi; zamanlaması, katılan kişi sayısı ve devam ettiği süre göz önüne alındığında ölçülülük sınırlarını açıkça aşmıştır. Tanık beyanları da eylemin doğrudan işverene karşı değil, işyerinde örgütlü olan yetkili sendikaya yönelik bir tepki olduğunu doğrulamaktadır. İşçilerin, eylemi sonlandırmak için öne sürdükleri "sendika temsilcilerinin odalarının kaldırılması ve kendi gayri resmi temsilcilerinin tanınması" gibi talepler, toplu iş sözleşmesinin ve yetkili sendikanın bulunduğu bir işyerinde hukuken karşılanması mümkün olmayan taleplerdir. İşverenin, kanundan kaynaklanmayan ve tüzel kişiliği bulunmayan bir topluluğun temsilcilerini muhatap alarak toplu iş sözleşmesi prosedürünü ihlal etmesi beklenemez.

Ayrıca dosya kapsamında, işverenin sendikalı işçiler ile sendikasız işçiler arasında yetkili sendikayı korumaya yönelik ayrımcı bir tutum sergilediğine dair hiçbir somut delil tespit edilememiştir. İşveren, uyarılara rağmen eylemine devam eden ve işyerini işgal ederek üretimi durduran işçilerin sözleşmelerini, toplu iş sözleşmesindeki fesih prosedürüne ve yasal mevzuata uygun olarak feshetmiştir. Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, feshin yasa dışı grev sebebiyle haklı nedene dayandığı ve davanın reddedilmesi gerektiği yönünde kararı bozmuştur.

İşyerinde eylem yaptık diye patron beni hemen tazminatsız kovabilir mi? expand_more
İşçilerin demokratik eylem ve hak arama hürriyeti anayasa ve uluslararası sözleşmeler ile güvence altındadır. Ancak Yargıtay'a göre, bu hakkın kullanımının barışçıl olması, doğrudan işverene zarar verme amacı taşımaması ve ölçülü olması şarttır. İşyerini terk etmemek ve üretimi durdurmak suretiyle gerçekleştirilen, kanun dışı grev niteliğindeki taşkın eylemler işverene sözleşmeyi haklı nedenle ve tazminatsız feshetme hakkı verir.
Sendikaya kızıp fabrikada işi bırakırsam bu yasal bir grev sayılmaz mı? expand_more
Yetkili sendikaya duyulan tepki nedeniyle, kanuni şartlar sağlanmadan işin topluca bırakılması yasal bir grev değil, kanun dışı grev kabul edilmektedir. İşyerinde yürürlükte olan bir toplu iş sözleşmesi varken yetkili sendikanın çıkarılıp gayri resmi temsilcilerin muhatap alınması gibi hukuken karşılanması imkansız taleplerle işi durdurmak yasa dışıdır ve işveren açısından haklı fesih nedenidir.
Yasa dışı eylem yüzünden kovuldum, işe iade davası açsam kazanır mıyım? expand_more
Yargıtay, eylemin zamanlaması, katılan kişi sayısı ve süresi gibi kriterleri dikkate alarak ölçülülük sınırının aşıldığını tespit ederse işe iade davanız reddedilir. İşverenin uyarılarına rağmen işbaşı yapmayarak üretimi engelleyen ve mülkiyet hakkını ihlal eden işçilerin sözleşmelerinin feshedilmesi haklı nedene dayandığı için işe iade kararı verilmez.
Eylem yaparken patron bizi uyarmadan direkt işten çıkarabilir mi? expand_more
Mahkemeler bu tür uyuşmazlıklarda işverenin uzlaşma çabalarına ve eylemi sonlandırmak için uyarıda bulunup bulunmadığına dikkat etmektedir. İşverenin işbaşı yapılması yönündeki ikazlarına ve sağladığı ek imkanlara rağmen işçilerin fabrikayı işgal etmeye devam etmesi halinde, işveren işyeri güvenliğini sağlamak için İş Kanunu madde 25/II uyarınca derhal fesih hakkını kullanabilir.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir