Anasayfa Karar Bülteni AYM | Mehmet Aksal | BN. 2023/90642

Karar Bülteni

AYM Mehmet Aksal BN. 2023/90642

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2023/90642
Karar Tarihi 11.02.2026
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Kamulaştırmasız el atma eylemi mülkiyet hakkını ihlal eder.
  • Tazminatın enflasyon karşısında değer kaybetmesi ölçüsüzdür.
  • Makul süre şikayetleri doğrudan Tazminat Komisyonuna yöneltilmelidir.
  • Olağan kanun yolları tüketilmeden bireysel başvuru yapılamaz.

Bu karar hukuken, mülkiyet hakkının devlete ve idari kurumlara karşı etkin bir şekilde korunması noktasında son derece kritik bir anlama sahiptir. Devletin herhangi bir resmi idari işlem veya geçerli hukuki dayanak olmaksızın vatandaşın mülkiyetindeki taşınmaza fiilen el koyması anlamına gelen kamulaştırmasız el atma eylemi, doğrudan doğruya mülkiyet hakkının özüne yönelik en ağır ihlallerden biri olarak değerlendirilmektedir. İdarelerin, Anayasa ve yasalarda öngörülen meşru usullere uymadan mülkiyet hakkına müdahale etmesinin demokratik hukuk devleti ilkesiyle hiçbir koşulda bağdaşmadığı bu kararla bir kez daha net bir şekilde ortaya konulmuştur. Ayrıca, vatandaş lehine hükmedilen tazminatların yüksek enflasyonist ortamda uzun süre ödenmeyerek veya gecikmeli olarak ödenerek değer kaybına uğratılması da mülkiyet hakkı ihlali kabul edilmiş, ağır işleyen adalet mekanizmasının vatandaş üzerinde orantısız bir mali külfet yaratamayacağı teyit edilmiştir.

Benzer davalardaki emsal etkisi ve uygulamadaki önemi bakımından bu karar, idarelerin sıklıkla başvurduğu fiilî el atma yöntemlerinin ağır hukuki sonuçları olacağını ve devletin bu nedenle ödeyeceği tazminatların enflasyon karşısında reel değerini koruması gerektiğini kanıtlamaktadır. Özellikle uzun yıllar süren yargılamalarda güncelliğini yitiren tazminat alacaklarının enflasyon farkları dikkate alınarak güncellenmesi yönündeki Anayasa Mahkemesi iradesi, yerel mahkemelerin ve bilirkişilerin tazminat hesaplamalarında çok daha hassas davranmalarını zorunlu kılmaktadır. Öte yandan, yargılamanın makul sürede bitirilmemesi şikâyetlerinde doğrudan bireysel başvuru yapmak yerine artık öncelikle Tazminat Komisyonuna gidilmesi gerektiği yönündeki usul kuralının katı bir şekilde uygulandığı bir kez daha vurgulanmış olup, hukuk profesyonellerinin başvuru stratejilerini bu yeni yasal usule göre kurgulamaları gerektiği açıkça gösterilmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu Mehmet Aksal, yasal maliki bulunduğu taşınmazına devletin ilgili idari kurumları tarafından usulüne uygun bir kamulaştırma işlemi yapılmaksızın fiilen el atıldığını ve taşınmazının haksız şekilde işgal edildiğini belirterek idareye karşı dava açmıştır. Başvurucu, mülkiyet hakkına yönelik bu haksız ve hukuka aykırı müdahale nedeniyle doğan zararının giderilmesini talep etmiş, yerel mahkemelerce yapılan yargılama sonucunda lehine bir miktar kamulaştırmasız el atma tazminatına hükmedilmiştir. Ancak başvurucu, yerel mahkemeler tarafından lehine belirlenen bu tazminat miktarının taşınmazının gerçek değerinin çok altında kaldığını ifade etmiştir. Üstelik bu düşük tazminatın, yıllar süren yargılama aşamasında yüksek enflasyon karşısında ciddi bir değer kaybına uğradığını ve yargılama sürecinin makul süreyi aşarak çok uzun sürdüğünü belirtmiştir. Tüm bu sebeplerle başvurucu, kamulaştırmasız el atma, eksik tazminat, enflasyon kaynaklı değer kaybı ve yargılamanın uzaması iddialarıyla adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine başvurmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkına yönelik her türlü müdahaleyi incelerken temel referans normu olarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 35 hükmünü esas almaktadır. Bu madde kapsamında herkesin mülkiyet hakkına sahip olduğu, bu hakkın ancak kamu yararı amacıyla ve mutlaka kanunla sınırlanabileceği güvence altına alınmıştır. İdarelerin, özel mülkiyete konu taşınmazları kamu hizmetine tahsis edebilmesi için Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 46 uyarınca gerçek karşılığını peşin ödemek suretiyle yasal usullere uygun bir kamulaştırma işlemi yapması anayasal bir zorunluluktur.

Bu bağlamda 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümlerine ve usullerine riayet edilmeksizin, idarenin bir taşınmaza fiilen veya hukuken el koyması durumu yargı içtihatlarında "kamulaştırmasız el atma" olarak tanımlanmakta olup bu eylem, anayasal güvencelerin ve kanunilik ilkesinin açık bir ihlalini oluşturmaktadır. İdarelerin, yasal usulleri atlayarak mülkiyet hakkına müdahale etmesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 13 hükmünde yer alan temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması rejimine taban tabana zıttır.

Ayrıca, kamulaştırma bedelinin veya kamulaştırmasız el atma tazminatının tespitinde, bedelin gerçek değeri yansıtması mülkiyet hakkının en temel güvencelerindendir. Ancak, hükmedilen tazminatların yargısal süreçler boyunca yüksek enflasyon karşısında değer kaybına uğratılarak ödenmesi, yerleşik içtihat prensipleri gereğince maliklere şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklemekte, kamu yararı ile mülkiyet hakkının korunması arasında bulunması gereken adil dengeyi malik aleyhine bozmaktadır.

Son olarak, makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddialarında, 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun ile 7499 sayılı Kanun kapsamında yapılan usuli değişiklikler önem arz etmektedir. Söz konusu yasal düzenlemeler uyarınca, yargılamanın uzamasına dayalı ihlal iddialarının doğrudan Anayasa Mahkemesine taşınmadan önce oluşturulan Tazminat Komisyonuna yöneltilmesi zorunlu kılınmış, bu idari yol tüketilmeden yapılan başvuruların ikincillik ilkesi gereği incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut başvuruda ileri sürülen iddiaları ayrı ayrı ele alarak detaylı bir hukuki inceleme gerçekleştirmiştir. İlk olarak, başvurucunun maliki olduğu taşınmaza hiçbir kamulaştırma işlemi tesis edilmeksizin fiilen el atılması şikâyeti değerlendirilmiştir. Mahkeme, idarenin bu eyleminin Anayasa'da ve yasalarda öngörülen kanuni usullere uymayan, keyfî bir müdahale olduğunu tespit etmiş ve kamulaştırmasız el atma eyleminin mülkiyet hakkına yönelik açık bir ihlal teşkil ettiğine karar vermiştir.

İkinci olarak, kamulaştırmasız el atma eylemi karşılığında Dargeçit Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından hükmedilen tazminat tutarının aradan geçen süre zarfında enflasyon karşısında değer kaybına uğratıldığı iddiası incelenmiştir. Yüksek yargı, hükmedilen tazminatın enflasyonist ortamda önemli ölçüde aşınmasının, başvurucuya kamu külfeti karşısında tek başına aşırı ve olağandışı bir yük yüklediğini belirlemiştir. Bu durumun kamu yararı ile mülkiyet hakkı arasındaki adil dengeyi başvurucu aleyhine bozduğu kanaatine varılarak, değer kaybı yönünden de mülkiyet hakkının ihlal edildiğine hükmedilmiştir.

Üçüncü şikâyet konusu olan kamulaştırmasız el atma tazminatının baştan itibaren düşük belirlendiği iddiasına gelince, Anayasa Mahkemesi başvuru dosyasını usul yönünden incelemiştir. Yapılan incelemede, başvurucunun lehine tazminata hükmeden ilk derece mahkemesinin kararına karşı olağan bir kanun yolu olan istinaf talebinde bulunmadığı saptanmıştır. Bu nedenle, hukuk sistemindeki mevcut olağan yollar tüketilmeden doğrudan bireysel başvuru yapıldığı anlaşıldığından, bu iddia başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulunmuştur.

Dördüncü ve son iddia olan makul sürede yargılanma hakkının ihlali şikâyeti ise yeni yasal düzenlemeler ışığında değerlendirilmiştir. Mevzuatta yapılan son güncellemeler doğrultusunda, yargılamanın uzun sürmesine ilişkin iddialar için Tazminat Komisyonuna başvuru yolunun olağan bir idari çözüm mekanizması olarak tüketilmesi gerektiği, bu yol kullanılmadan yapılan başvuruların bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmadığı ifade edilerek ilgili talep kabul edilemez bulunmuştur.

Tespit edilen ihlaller neticesinde Anayasa Mahkemesi, kamulaştırmasız el atma ihlalinden doğan manevi zararın tazmini için başvurucuya net 50.000 TL ödenmesine, tazminat bedelinin enflasyon karşısında değer kaybetmesi ihlalinin sonuçlarının giderilmesi için ise dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere Dargeçit Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönünde karar vererek maddi ve manevi mağduriyetin giderilmesi için başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: