Karar Bülteni
AYM Cemil Fidan ve Diğerleri BN. 2024/13235
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi 1. Bölüm |
| Başvuru No | 2024/13235 |
| Karar Tarihi | 11.02.2026 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Kamulaştırma bedelindeki değer kaybı mülkiyet hakkını ihlal eder.
- Enflasyon farkının ödenmemesi aşırı bir külfet yükler.
- Mülkiyet hakkına müdahale adil dengeyi bozmamalıdır.
- Vefat eden kişi adına bireysel başvuru yapılamaz.
- Başvuru yolunun tüketilmemesi makul süre şikayetini engeller.
Bu karar, kamulaştırma veya kamulaştırmasız el atma davalarında vatandaşlara ödenmesine hükmedilen tazminatların, ödeme tarihine kadar geçen sürede enflasyon karşısında erimesinin hukuki sonuçlarını net bir şekilde ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, bedelin tespit edilip ödenmesine kadar geçen uzun yargılama süreçleri ve ekonomik dalgalanmalar nedeniyle paranın alım gücünde meydana gelen kayıpların, mülkiyet hakkına ağır bir müdahale oluşturduğuna hükmetmiştir. Devletin, el koyduğu taşınmazın gerçek karşılığını değer kaybına uğratmadan malike ödemesi gerektiği anayasal bir zorunluluk olarak teyit edilmiştir.
Emsal teşkil eden bu içtihat, idare tarafından el atılan veya kamulaştırılan taşınmazlara ilişkin davalarda mahkemelerin enflasyon faktörünü mutlaka dikkate alması gerektiğine işaret etmektedir. Sadece ana paranın veya yetersiz kanuni faizin ödenmesi, enflasyonun yüksek olduğu dönemlerde malikler üzerinde aşırı ve olağan dışı bir külfet yaratmaktadır. Bu karar, idare mahkemeleri ve asliye hukuk mahkemeleri nezdinde devam eden benzer bedel tespiti ve tazminat davalarında, alacakların enflasyon karşısında ezilmesini önleyecek hesaplama yöntemlerinin benimsenmesi açısından bağlayıcı bir nitelik taşımakta olup, binlerce hak sahibinin mülkiyet hakkının korunmasında kalkan görevi görecektir. Öte yandan karar, başvuru tarihinden önce vefat eden kişiler adına yapılan başvuruların hakkın kötüye kullanımı sayılacağına dair de önemli bir usul kuralını hatırlatmaktadır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Uyuşmazlık, kendilerine ait taşınmazları idare tarafından kamulaştırılan veya kamulaştırmasız el atılan vatandaşların, bu işlem karşılığında kendilerine ödenen bedellerin yetersizliğinden ve geçen zaman içinde paranın değer kaybetmesinden şikayet etmeleriyle başlamıştır. Taşınmaz sahipleri, mahkemeler aracılığıyla belirlenen kamulaştırma bedellerinin hem taşınmazın gerçek piyasa değerini yansıtmadığını hem de uzun süren mahkeme süreçleri boyunca artan enflasyon karşısında ciddi şekilde eridiğini iddia etmiştir. Ayrıca yargılamaların çok uzun sürdüğü, bu gecikmenin mağduriyetlerini daha da artırdığı belirtilmiştir. Bu şikayetlerle açtıkları davalardan ve başvurdukları hukuki yollardan istedikleri sonucu alamayan vatandaşlar, uğradıkları zararların giderilmesi talebiyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır. Temel talep, enflasyon nedeniyle pula dönen kamulaştırma bedelleri arasındaki farkın ödenmesi ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğinin tespit edilerek mağduriyetlerinin giderilmesidir.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı incelerken öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 35 ile güvence altına alınan mülkiyet hakkını ve Anayasa m. 46'da düzenlenen kamulaştırma ilkelerini temel almıştır. Mülkiyetten yoksun bırakılan malikler için kamulaştırma bedelinin gerçek değer üzerinden ve nakden ödenmesi, anayasal bir güvencedir. Bu güvence, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümleri çerçevesinde şekillenmekte olup, taşınmazın bedelinin teknik uzmanlık gerektiren yöntemlerle mahkemeler tarafından tespit edilmesini öngörmektedir.
Yerleşik içtihat prensiplerine göre, kamulaştırma bedelinin tespiti uzman mahkemelerin ve Yargıtay ilgili dairelerinin yetkisindedir. Anayasa Mahkemesi bir temyiz mercii gibi hareket etmez; ancak bedel tespit yönteminin gerçek bedelin ödenmesini sağlayıp sağlamadığını denetler. Hak sahibine ödenecek bedelin tespitinde uygulanan usul güvencelerinin etkili olması ve mahkemelerin gerçek değeri belirlerken ilgili ve yeterli bir gerekçe sunması Anayasal bir zorunluluktur.
Bununla birlikte, belirlenen kamulaştırma bedellerinin veya kamulaştırmasız el atma tazminatlarının, ödeme anına kadar geçen sürede enflasyon karşısında değer kaybına uğratılması, mülkiyet hakkına yönelik ağır bir müdahaledir. Yüksek mahkeme içtihatlarında, bedelin enflasyon karşısında önemli ölçüde erimesine göz yumulmasının, başvurucular üzerinde şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet oluşturduğu kabul edilmektedir. Ayrıca, yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmamasına yönelik iddialar bakımından, 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun kapsamında kurulan komisyona başvuru yolunun tüketilmesi zorunlu bir hukuki kural olarak uygulanmaktadır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, somut başvuruya ilişkin yaptığı incelemede öncelikle usul yönünden bazı tespitlerde bulunmuştur. Başvuruculardan birinin başvuru tarihinden önce vefat ettiği tespit edildiğinden, ölen kişi adına vekâlet ilişkisi sona ermiş avukat tarafından yapılan başvuru hakkın kötüye kullanımı sayılarak reddedilmiş ve ilgili avukata disiplin para cezası verilmiştir. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine yönelik şikayetler ise 6384 sayılı Kanun kapsamında kurulan Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmediği için incelenememiştir.
Esasa yönelik incelemede ise, kamulaştırma bedelinin düşük belirlendiği yönündeki iddia değerlendirilmiştir. Mahkeme, başvurucuların bedel tespiti sürecine katılıp itirazlarını sunma imkânı bulduklarını, usuli güvencelerin sağlandığını ve mahkeme kararlarında bedele ilişkin yeterli gerekçe sunulduğunu belirterek bu iddiayı açıkça dayanaktan yoksun bulmuştur.
Ancak kamulaştırma bedelinin enflasyon karşısında değer kaybına uğradığı yönündeki iddia haklı bulunmuştur. Somut olayda, başvuruculara ödenmesine hükmedilen tazminat ve bedellerin, enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılarak ödendiği tespit edilmiştir. Bu durumun, malikler açısından kamu yararı ile mülkiyet hakkının korunması arasında bulunması gereken adil dengeyi bozduğu ve kişilere olağan dışı, aşırı bir külfet yüklediği anlaşılmıştır. İdarenin, hak sahibinin alacağını ekonomik dalgalanmalara karşı korumasız bırakması anayasal güvencelerle bağdaşmamaktadır. Tespit edilen bu ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla, derece mahkemesi tarafından yeniden yargılama yapılarak güncel ekonomik gerçeklere ve Anayasa Mahkemesi ilkelerine uygun yeni bir karar verilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, kamulaştırma bedelinin değer kaybına uğratılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.