Anasayfa/ Karar Bülteni/ Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/588 E. 2025/2894 K.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/588 E. 2025/2894 K.

Bu karar, medeni usul hukukumuzun en temel yapı taşlarından biri olan hukuki dinlenilme hakkı ile silahların eşitliği ilkesinin iş yargılamasındaki mutlak yerini teyit etmektedir. Mahkemelerin, yargılamayı uzatma kastı bulunmayan durumlarda tarafın gösterdiği tanıkları dinlemekten imtina etmesi, adil yargılanma hakkının ve ispat hakkının açık bir ihlali olarak değerlendirilmiştir. Yargıtay, tarafların uyuşmazlığı aydınlatmaya yönelik sunduğu delillerin, özellikle de tanıkların, peşin bir yargıyla veya salt seri dava husumeti gerekçesiyle reddedilemeyeceğini kesin bir dille ortaya koymuştur.
search
6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2025/588
Karar No 2025/2894
Karar Tarihi 19.03.2025
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Hukuki dinlenilme hakkı adil yargılanmanın temelidir.
  • gavel Tanıkların dinlenmemesi ispat hakkının ihlali niteliğindedir.
  • gavel Yargılamayı uzatma amacı yoksa tüm tanıklar dinlenmelidir.
  • gavel Seri davalarda husumetli olmak tanıklığa engel değildir.
  • gavel Hâkim tanık ifadelerini serbestçe takdir etmekle yükümlüdür.

Bu karar, medeni usul hukukumuzun en temel yapı taşlarından biri olan hukuki dinlenilme hakkı ile silahların eşitliği ilkesinin iş yargılamasındaki mutlak yerini teyit etmektedir. Mahkemelerin, yargılamayı uzatma kastı bulunmayan durumlarda tarafın gösterdiği tanıkları dinlemekten imtina etmesi, adil yargılanma hakkının ve ispat hakkının açık bir ihlali olarak değerlendirilmiştir. Yargıtay, tarafların uyuşmazlığı aydınlatmaya yönelik sunduğu delillerin, özellikle de tanıkların, peşin bir yargıyla veya salt seri dava husumeti gerekçesiyle reddedilemeyeceğini kesin bir dille ortaya koymuştur.

Emsal niteliğindeki bu karar, alt derece mahkemelerinin tanık sınırlaması yaparken kanuni yetkilerini nasıl kullanmaları gerektiğine dair çok net bir sınır çizmektedir. Özellikle işe iade veya işçilik alacakları gibi seri davalarda mahkemelerin sıklıkla başvurduğu "husumetli tanık dinlenmez" veya "yeterli kanaat oluştu" şeklindeki şablon gerekçelerin hukuka aykırı olduğu sabittir. Hâkimin tanık beyanlarıyla bağlı olmamakla birlikte, serbest takdir yetkisini ancak tüm delilleri eksiksiz topladıktan sonra kullanabileceği vurgulanarak, uygulamadaki keyfi tanık kısıtlamalarının önüne geçilmiş ve iş davalarında ispat hakkının korunması güvence altına alınmıştır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı işçi, çalıştığı işyerinde Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) düzenlemesi sonrasında işverenin emekliliğe hak kazanan işçilerle çalışmak istemediğini, bu doğrultuda kendisine psikolojik baskı yapılarak emeklilik dilekçesi ve ihtiyari arabuluculuk tutanağı imzalattırıldığını iddia ederek dava açmıştır. Davacı, arabuluculuk sürecinin usulüne uygun olmadığını, iradesinin fesada uğratıldığını ve bazı işçilere ödenen ek menfaatlerin kendisine ödenmeyerek işverenin eşit davranma borcuna aykırı hareket ettiğini belirtmiştir. Bu sebeple, imzalanan ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağının iptali ile eksik ödenen kıdem ve ihbar tazminatları ile ek menfaat alacaklarının tahsili talep edilmiştir. Davalı işveren ise sürecin usulüne uygun ve tamamen yasal olduğunu, arabuluculuk tutanağı ile anlaşılan hususlarda dava açılamayacağını savunarak davanın reddini talep etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi uyuşmazlığı çözerken anayasal güvence altındaki adil yargılanma hakkı ve medeni usul hukukunun temel prensiplerine dayanmıştır. Anayasa'nın 36. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesi ile güvence altına alınan adil yargılanma hakkının en önemli unsuru hukuki dinlenilme hakkıdır. Bu hak, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.27 uyarınca tarafların iddia, savunma ve ispat hakkını teminat altına alır. Yargılama süresince tarafların eşit şartlarda iddialarını sunabilmesi, silahların eşitliği ilkesinin zorunlu bir sonucudur.

Mahkemenin tanık sınırlandırması yapma yetkisi ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.241 çerçevesinde düzenlenmiştir. Buna göre mahkeme, gösterilen tanıklardan bir kısmının dinlenilmesiyle ispat edilmek istenen husus hakkında yeterli bilgiyi edindiğinde diğer tanıkların dinlenmemesine karar verebilir. Ancak bu maddenin yasal gerekçesinde de açıkça belirtildiği üzere, kuralın asıl amacı davayı uzatma niyetiyle hareket eden tarafın bu çabasını engellemektir. İşçilik alacaklarına bir an evvel kavuşmak niyetinde olan bir işçinin davayı uzatma kastından söz edilemeyeceğinden, tanıkların dinlenmesinden keyfi olarak vazgeçilemez.

Usul hukukumuzda, davalı işveren ile başka bir dosyada davası veya husumeti olan kişilerin tanık olarak dinlenemeyeceğine dair yasaklayıcı hiçbir kural bulunmamaktadır. Tanık takdiri bir delildir ve hâkim bu beyanları diğer delillerle birlikte serbestçe takdir edip değerlendirmekle yükümlüdür.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Somut uyuşmazlıkta, davacı vekili tarafından on kişilik bir tanık listesi sunulmasına rağmen İlk Derece Mahkemesi yalnızca iki tanığı dinleyerek yargılamayı sonlandırmıştır. Mahkeme, dinlenmeyen tanıkların davalı işverenle kendi davaları olduğu, EYT kapsamında ayrılarak emsal işçi sıfatına sahip olamayacakları ve olaylara bizzat şahit olmadıkları gibi çeşitli gerekçeler ileri sürerek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.241 uyarınca diğer tanıkların dinlenmesi talebini reddetmiştir. İstinaf incelemesinde Bölge Adliye Mahkemesi de bu kısıtlamayı uygun bularak itirazları esastan reddetmiştir.

Yargıtay incelemesinde bu yaklaşım ağır bir usul hatası olarak değerlendirilmiştir. Duruşma tutanaklarından anlaşıldığı üzere, dinlenmeyen tanıklardan bir kısmı bizzat duruşma salonu dışında hazır edilmiş olup, salt bu durum dahi davacının yargılamayı uzatma gibi bir kastı olmadığını açıkça ispatlamaktadır. Kaldı ki mahkeme, dinlediği iki tanığın davacı lehine olan beyanlarına rağmen iddiaların kanıtlanamadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Mahkemenin mevcut tanıklarla ispat açısından yeterli kanaate ulaşamamış olması, yasanın aradığı "yeterli bilgi edinme" koşulunun gerçekleşmediğini gösterir. Yeterli bilgi edinilinceye kadar diğer tanıkların da dinlenmesi usuli bir zorunluluktur.

Bunun yanı sıra, bazı tanıkların işverenle seri davaları olduğu gerekçesiyle dinlenmemesi hukuka tamamen aykırıdır. İşverenle derdest davası olan işçilerin tanıklık yapmasına yasal bir engel bulunmamaktadır. Mahkemenin peşin bir yargı ve kanaatle bu tanıkları reddetmesi, davacının hukuki dinlenilme hakkı kapsamındaki ispat hakkının ihlali niteliğindedir.

Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, hukuki dinlenilme hakkının ihlali ile eksik inceleme yapıldığı gerekçesiyle kararı bozmuştur.

EYT ile emekli oldum, baskıyla arabuluculuk imzalattılar. İptal davası açabilir miyim? expand_more
Evet, ihtiyari arabuluculuk sürecinde iradenizin psikolojik baskı (mobbing) ile fesada uğratıldığını iddia ediyorsanız, bu anlaşma tutanağının iptali için dava açmanız mümkündür. Nitekim Yargıtay kararlarına konu olan güncel uyuşmazlıklarda, işverenin eşit davranma borcuna aykırı hareket ettiği ve işçiye baskı kurarak arabuluculuk tutanağı imzalattığı yönündeki iddialar yargılamanın hukuki temelini oluşturabilmektedir.
Mahkemeye 10 tanık sundum ama hâkim sadece 2 tanığımı dinledi. Bu durum hukuka uygun mu? expand_more
Hayır, bu durum kural olarak hukuka uygun değildir ve ispat hakkınızın ihlali niteliğindedir. Anayasa ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca hukuki dinlenilme hakkı, adil yargılanmanın en temel unsurudur. Yargıtay kararlarına göre, işçilik alacaklarına bir an evvel kavuşmak niyetinde olan bir işçinin davayı uzatma amacı olamayacağından, mahkemelerin "yeterli kanaat oluştu" gibi şablon gerekçelerle keyfi olarak tanık dinlemekten vazgeçmesi kesinlikle bozma sebebidir. Yeterli bilgi edinilinceye kadar mahkemenin gösterilen tüm tanıkları dinlemesi usuli bir zorunluluktur.
Şirketle davalık olan eski iş arkadaşım benim davamda şahitlik yapabilir mi? expand_more
Evet, işverenle derdest davası veya husumeti olan işçilerin sizin davanızda tanıklık yapmasına yasal hiçbir engel bulunmamaktadır. Yargıtay içtihatları bu konuda çok nettir; alt derece mahkemelerinin "seri davalarda husumetli olmak tanıklığa engeldir" şeklinde peşin bir yargıyla bu tanıkları dinlemeyi reddetmesi hukuka tamamen aykırıdır. Hâkim, tanık beyanlarını peşinen reddedemez; ancak bu tanıkları dinledikten sonra elde ettiği ifadeleri diğer delillerle birlikte serbestçe takdir edip değerlendirmekle yükümlüdür.
Tanıklarım duruşma kapısındayken hâkim davayı uzatmamak için onları dinlemeyi reddedebilir mi? expand_more
Kesinlikle reddedemez. Hâkimin yasadan kaynaklanan tanık sınırlandırması yapabilme yetkisinin (HMK m. 241) asıl amacı, davayı kötü niyetle uzatmaya çalışan tarafın bu eylemini engellemektir. Tanıklarınızın bizzat duruşma salonunun dışında hazır edilmiş olması, salt bu yönüyle bile yargılamayı uzatma gibi bir kastınızın olmadığını açıkça ispatlamaktadır. Yargıtay, kapıda hazır edilen tanıkların dahi dinlenmemesini ağır bir usul hatası ve hukuki dinlenilme hakkı kapsamındaki ispat hakkının açık bir ihlali olarak kabul etmektedir.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir