Anasayfa/ Karar Bülteni/ Danıştay Danıştay 8. Dairesi 2018/6439 E. 2021/1780 K.

Danıştay Danıştay 8. Dairesi 2018/6439 E. 2021/1780 K.

Bu karar hukuken, bir kamu personelinin statüsü hakkında yanılgıya düşerek (örneğin kendisini işçi zannederek) adli yargıda dava açması ve ardından adli yargı merciinin görevsizlik kararı vermesi durumunda, idari yargıda açılacak davanın süresinin nasıl hesaplanacağı açısından büyük önem taşımaktadır. Personelin çalıştığı kurumdaki konumu gereği tabi olduğu mevzuatı tam olarak bilememesi ve yanlış yargı koluna başvurması, görevsizlik kararı sonrasında idari yargıda hak arama sürecini doğrudan etkileyen bir durumdur. Mahkemenin idari işlemi öğrenme tarihi ile görevsizlik kararının kesinleşme tarihlerini birlikte değerlendirmesi, usul hukukunun temel prensiplerinin somut olaya nasıl uygulanacağını göstermektedir.
search

Danıştay
Danıştay 8. Dairesi 2018/6439 E. 2021/1780 K.

6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Danıştay 8. Dairesi
Esas No 2018/6439
Karar No 2021/1780
Karar Tarihi 24.03.2021
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Danıştay Karar Arama
Öne Çıkan Hükümler
Görevsizlik kararı sonrası idari dava süresi başlar.
Statü yanılgısı hak arama hürriyetini doğrudan etkileyebilir.
Disiplin işlemlerinde usul güvencelerine mutlak riayet edilmelidir.

Bu karar hukuken, bir kamu personelinin statüsü hakkında yanılgıya düşerek (örneğin kendisini işçi zannederek) adli yargıda dava açması ve ardından adli yargı merciinin görevsizlik kararı vermesi durumunda, idari yargıda açılacak davanın süresinin nasıl hesaplanacağı açısından büyük önem taşımaktadır. Personelin çalıştığı kurumdaki konumu gereği tabi olduğu mevzuatı tam olarak bilememesi ve yanlış yargı koluna başvurması, görevsizlik kararı sonrasında idari yargıda hak arama sürecini doğrudan etkileyen bir durumdur. Mahkemenin idari işlemi öğrenme tarihi ile görevsizlik kararının kesinleşme tarihlerini birlikte değerlendirmesi, usul hukukunun temel prensiplerinin somut olaya nasıl uygulanacağını göstermektedir.

Benzer davalarda emsal etkisi bakımından bu karar, statüsü gereği memur mevzuatına tabi olduğu halde iş sözleşmesiyle çalıştığını zannederek iş mahkemelerinde hak arayan diğer personeller için yol göstericidir. Zira adli yargı merciinde açılan davada verilen görevsizlik kararının ardından kanuni süreler içerisinde idari yargıya başvurulması gerekliliği, idari dava açma sürelerinin kesinliği kuralının en önemli istisnai durumlarından biridir. Danıştay'ın bu kararı, usule ilişkin hak düşürücü sürelerin hesabında, ilgilinin kurumu tarafından tesis edilen disiplin işlemi ile bu işleme karşı başvurduğu yanlış yargı yolunda idarenin cevap dilekçesindeki beyanlarının "öğrenme tarihi" olarak kabul edilip edilemeyeceği konusunda idari yargı pratiğine yön veren bir içtihat niteliğindedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Kayseri Sanayi Odası'nda çay ocağı personeli olarak çalışan davacı, Oda Yönetim Kurulu Başkanı'na hediye edilen bir cep telefonunun çalınması olayında şüpheli olarak tespit edilmiş ve yürütülen idari soruşturma sonucunda memurluk sıfatıyla bağdaşmayan yüz kızartıcı fiil işlediği gerekçesiyle görevden çıkarılmıştır. Ancak davacı, kurumdaki pozisyonu itibarıyla kendisinin işçi statüsünde olduğunu düşünmüş ve işten ayrılma iradesini noter ihtarnamesiyle bildirerek işçi alacakları talebiyle öncelikle İş Mahkemesinde dava açmıştır. İş Mahkemesi, davacının tabi olduğu statünün memuriyet olduğunu belirleyerek görevsizlik kararı vermiştir. Bu kararın kesinleşmesi üzerine davacı, İdare Mahkemesinde görevden çıkarma işleminin iptali istemiyle dava açmıştır. Uyuşmazlığın temel konusu; yanlış yargı kolunda açılan davanın görev reddiyle sonuçlanması üzerine idari yargıda açılan işbu iptal davasının kanuni dava açma süresi içerisinde açılıp açılmadığı ve görevden çıkarma işleminin hukuka uygun olup olmadığı hususudur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Mahkemenin ve idarelerin uyuşmazlığın çözümünde dayandığı temel hukuk kuralı, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m.125'te düzenlenen disiplin suç ve cezalarına ilişkin amir hükümlerdir. Özellikle maddenin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi olan "Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" eylemi, doğrudan devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren en ağır disiplin ihlallerinden biri olarak mevzuatımızda yer almaktadır. Davalı idarenin tesis ettiği disiplin cezasının temel yasal dayanağını bu madde oluşturmaktadır.

Hak arama hürriyeti ve yargı yolları arasındaki ilişkiyi düzenleyen usul kuralları da bu uyuşmazlıkta ön plana çıkmaktadır. Uyuşmazlığın usul hukuku boyutunda 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.9 hükmü son derece kritik bir role sahiptir. Bu kanun maddesi, adli veya askeri yargı yerlerinde açılan ve görevsizlik sebebiyle reddedilen davalarda, görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren görevli idari yargı merciinde dava açılabilmesi için ilgililere tanınan otuz günlük özel bir yasal süreyi düzenlemektedir. Bu usul kuralı, adalete erişim hakkının ve hak arama hürriyetinin korunması amacıyla yanlış yargı yoluna başvuran kişilere tanınmış önemli bir yasal teminattır.

Ayrıca, idare hukukunun yerleşik içtihat ve prensipleri uyarınca bir memura görevden çıkarma gibi son derece ağır bir disiplin cezası verilebilmesi için soruşturma usullerine tam olarak riayet edilmesi, savunma hakkının eksiksiz olarak kullandırılması ve isnat edilen eylemin her türlü şüpheden uzak, somut delillerle kanıtlanması gereklidir. Disiplin cezasının tebliğ usulü ve ilgilinin bu idari cezadan hukuken geçerli şekilde haberdar olma (öğrenme) anı, idari davanın açılma süresinin hesabında doğrudan belirleyici yegane unsurlardandır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Davacı, Kayseri Sanayi Odası bünyesinde çay ocağı personeli olarak görev yaparken, 29.12.2016 tarihinde meydana gelen bir hırsızlık olayı sebebiyle idari tahkikat geçirmiş ve nihayetinde Kayseri Sanayi Odası Yönetim Kurulu'nun kararıyla memuriyet görevinden çıkarılmıştır. Ancak davacı, kurumdaki çay ocağı görevlisi pozisyonu nedeniyle İş Kanunu'na tabi bir işçi olduğunu düşünmüş ve bir kısım işçi alacaklarının ödenmesi talebiyle İş Mahkemesinde dava açmıştır. İş Mahkemesi, davacının aslında idari statüde görev yapan bir personel olduğunu tespit ederek davanın idari yargıda görülmesi gerektiği gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiştir. Bu görevsizlik kararının 06.10.2017 tarihinde kesinleşmesi üzerine davacı idari yargıya başvurmuştur.

İlk Derece İdare Mahkemesi, davanın süresi içinde açılmadığı tespitinde bulunmuştur. Mahkeme, görevsizlik kararının kesinleştiği tarihten itibaren otuz günlük süre içinde dava açılması gerektiğini belirtmiş, ayrıca İş Mahkemesindeki yargılama sırasında davalı idarenin 13.02.2017 tarihli cevap dilekçesinde memuriyetten çıkarma işleminden bahsettiğini ve bu dilekçenin davacı tarafına tebliğ edilmesiyle işlemin en geç bu tarihte öğrenildiğini kabul etmiştir. Bu iki duruma göre de davanın en geç 07.09.2017 tarihine kadar açılması gerekirken 08.12.2017 tarihinde açıldığını belirterek davanın süre aşımı nedeniyle reddine hükmetmiş, Bölge İdare Mahkemesi de bu kararı usul ve yasaya uygun bularak istinaf başvurusunu reddetmiştir.

Danıştay 8. Dairesi ise temyiz incelemesi neticesinde, uyuşmazlıkta dava açma süresinin hesaplanmasına etki eden faktörlerin daha detaylı irdelenmesi gerektiğine hükmetmiştir. Davacının disiplin sürecinde hukuki statüsüne dair düştüğü yanılgı, memuriyetten çıkarma kararına ilişkin rapor, karar gerekçesi, itiraz merci ve sürelerinin davacıya usulüne uygun şekilde tebliğ edilip edilmediği gibi temel güvencelerin göz ardı edilmemesi gerektiği açıktır. Dolayısıyla salt İş Mahkemesindeki dilekçeler teatisi üzerinden işlemden haberdar olunduğuna dair süre hesabı yapılıp davanın usulden reddedilmesi hukuka uygun bulunmamıştır.

Sonuç olarak Danıştay 8. Dairesi, davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin ilk derece mahkemesi kararını onayan Bölge İdare Mahkemesi kararını bozmuştur.

Yanlışlıkla iş mahkemesine dava açtım ama memurmuşum. Ne yapmam lazım? expand_more
İş sözleşmesiyle çalıştığınızı zannederek İş Mahkemesinde açtığınız davanın, aslında memur statüsünde olduğunuz gerekçesiyle görevden reddedilmesi durumunda idari yargıya başvurmanız gerekmektedir. Adli yargıda verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren görevli idare mahkemesinde dava açabilmeniz için 30 günlük yasal süreniz bulunmaktadır. Danıştay, statünüz hakkındaki bu tür yanılgıların adalete erişim hakkınızı ve hak arama hürriyetinizi engellememesi gerektiğini vurgulamaktadır.
Kurumdan atıldığımı mahkemedeki dilekçeden öğrendim. Dava sürem başlar mı? expand_more
Kural olarak işlemin öğrenilmesi idari dava açma süresini başlatabilse de, memuriyetten çıkarma gibi en ağır disiplin cezalarında usul güvenceleri çok daha katı uygulanmaktadır. Danıştay'ın emsal kararına göre, salt İş Mahkemesindeki cevap dilekçeleri üzerinden işlemden haberdar olduğunuz kabul edilerek dava açma süresinin hesaplanması hukuka aykırıdır. İdarenin; disiplin raporunu, karar gerekçesini, başvurulabilecek yasa yollarını ve itiraz sürelerini size usulüne uygun şekilde, açıkça tebliğ etmesi zorunludur.
İş mahkemesi görevsizlik kararı verdi. İdareye gitmek için kaç günüm var? expand_more
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 9. maddesi uyarınca, adli yargı yerlerinde açılan ve görevsizlik kararıyla reddedilen uyuşmazlıklarda özel bir usul kuralı işletilir. İş Mahkemesi tarafından verilen görevsizlik kararının hukuken kesinleştiği tarihten itibaren idari yargıda dava açabilmeniz için 30 günlük yasal süreniz mevcuttur. Bu yasal süre, mahkemeler arasındaki görev sınırlarını bilmeyen vatandaşların hak kaybı yaşamasını engellemek ve hak arama hürriyetini korumak amacıyla getirilmiş önemli bir hukuki teminattır.
star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir