Anasayfa/ Karar Bülteni/ Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Szelényı ve Diğerleri - Macaristan Kararı 15147/23 B.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Szelényı ve Diğerleri - Macaristan Kararı 15147/23 B.

Bu karar, kamu görevlilerine ve sağlık çalışanlarına yönelik uygulanan gizli "dürüstlük testleri" ve bu kapsamda gerçekleştirilen gizli gözetim önlemlerinin temel hakları nasıl ihlal edebileceği açısından büyük bir hukuki önem taşımaktadır. Mahkeme, yolsuzlukla mücadele gibi meşru bir amaca hizmet etse dahi, idarenin çalışanlarına yönelik gerçekleştireceği gizli denetim faaliyetlerinin katı yasal güvencelere ve sıkı bir şüphe şartına bağlı olması gerektiğini açıkça ortaya koymuştur. Yargı kararı olmaksızın, ayrım gözetmeksizin ve yeterli bildirim yapılmadan uygulanan gözetim mekanizmalarının hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığı vurgulanmıştır.
search

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
Szelényı ve Diğerleri - Macaristan Kararı 15147/23 B.

6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
Bölüm 2. Bölüm
Başvuru No 15147/23, 38303/23
Karar Tarihi 03.02.2026
Taraflar Szelényı ve Diğerleri - Macaristan
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki HUDOC
Öne Çıkan Hükümler
Gizli gözetim önlemleri kanunla öngörülmelidir.
Dürüstlük testleri keyfi ve ayrım gözetmeksizin uygulanamaz.
Gözetim tedbirleri için makul bir şüphe bulunmalıdır.
Gizli izlemelerde kişilere yeterli bildirim yapılmalıdır.
Bireylerin izlemeye karşı etkili itiraz hakkı olmalıdır.

Bu karar, kamu görevlilerine ve sağlık çalışanlarına yönelik uygulanan gizli "dürüstlük testleri" ve bu kapsamda gerçekleştirilen gizli gözetim önlemlerinin temel hakları nasıl ihlal edebileceği açısından büyük bir hukuki önem taşımaktadır. Mahkeme, yolsuzlukla mücadele gibi meşru bir amaca hizmet etse dahi, idarenin çalışanlarına yönelik gerçekleştireceği gizli denetim faaliyetlerinin katı yasal güvencelere ve sıkı bir şüphe şartına bağlı olması gerektiğini açıkça ortaya koymuştur. Yargı kararı olmaksızın, ayrım gözetmeksizin ve yeterli bildirim yapılmadan uygulanan gözetim mekanizmalarının hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığı vurgulanmıştır.

Emsal etkisi açısından bakıldığında, bu karar, kamu sektöründe çalışanların özel hayatlarının iş yeri ve mesleki denetim adı altında sınırsızca izlenemeyeceğini gösteren çok güçlü bir içtihattır. Benzer davalarda, idarenin çalışanlarını test etmek amacıyla kurduğu gizli izleme mekanizmalarının, açık bir yasal altyapıya, bireyselleştirilmiş makul şüpheye ve sonrasında etkin bir itiraz yoluna sahip olması gerektiği prensibi uygulanacaktır. Aksi takdirde, idarenin keyfi gözetim yetkisine sahip olması tehlikesi doğacak ve bu durum demokratik bir toplumda gerekli olma kriterini ihlal edecektir. Uygulamadaki önemi, devletlerin yolsuzlukla mücadele politikalarını kurgularken çalışanların temel haklarını gözetmek zorunda olmalarını kesin bir şekilde teyit etmesidir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucular, Macaristan'da devlet hastanesinde görevli bir tıp doktoru ve devlet kurumlarında çalışan çeşitli kamu görevlileridir (evlat edinme danışmanı, çocuk koruma görevlisi vb.). Başvurucular, kamu görevlilerinin mesleki yükümlülüklerine uyup uymadığını denetlemek ve yolsuzluğu önlemek amacıyla uygulanan ve Macaristan polis teşkilatına bağlı birimlerce yürütülen gizli "dürüstlük testleri" sisteminden şikayetçi olmuşlardır. Bu testler kapsamında, görevlilere haber verilmeden gizli kameralar, ses kayıt cihazları ve elektronik izleme yöntemleri kullanılarak kurgusal durumlar yaratılmaktadır. Başvurucular, söz konusu izleme ve gözetleme faaliyetlerinin herhangi bir somut şüpheye dayanmadan, ayrım gözetmeksizin herkese uygulanabileceğini ve sonrasında hangi yöntemlerin kullanıldığına dair kendilerine detaylı bilgi verilmediğini belirterek, bu durumun özel hayata saygı hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüşlerdir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, gizli izleme ve gözetim tedbirlerinin hukuka uygunluğunu değerlendirirken, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m.8 kapsamında düzenlenen özel hayata ve aile hayatına saygı hakkını temel almaktadır. Mahkeme içtihatlarına göre, gizli gözetim önlemlerine izin veren mevzuatın "kanunla öngörülme" şartını taşıyabilmesi için yalnızca şekli bir kanun metninin varlığı yeterli değildir. İlgili kanunun kalitesi de büyük önem taşır; kanun, kişilerin hangi durumlarda bu tedbirlere maruz kalacağını açıkça öngörmeli ve idarenin yetkisini kötüye kullanmasını engelleyecek nitelikte katı ve etkili güvenceler içermelidir.

Dürüstlük testleri gibi yolsuzluğu önleme ve mesleki denetim sağlama amacı güden mekanizmalar, kişinin haberleşmesini ve özel hayatını gizlice kaydedebildiği için ceza soruşturmalarındaki telefon dinleme ve gizli izleme tedbirleriyle benzer hassasiyet seviyesindedir. Mahkeme, bu tür müdahalelerin demokratik bir toplumda gerekli olabilmesi için, uygulanan tedbirin izlenen meşru amaçla orantılı olmasını ve mutlaka katı bir gereklilik testinden geçmesini şart koşmaktadır.

Bu bağlamda, gizli gözetim tedbirlerinin hedef gözetmeksizin, tüm çalışanlara genel ve otomatik bir şekilde uygulanması kabul edilemez. İdarenin, ilgili kişinin yolsuzluk veya görevi kötüye kullanma eylemi içinde olduğuna dair makul ve somut bir şüpheyi ortaya koyması gerekir. Ayrıca, uygulanan gizli testin ve izleme faaliyetinin sona ermesinin ardından, kişiye uygulanan gözetim yöntemleri hakkında yeterli bir bildirimde bulunulması, kişinin bu müdahaleye karşı bağımsız ve tarafsız bir yargı mercii önünde etkili bir itiraz hakkını kullanabilmesi için zorunlu bir kuraldır. Bildirim mekanizmasının eksikliği, kanun kalitesi kriterinin ihlali anlamına gelir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Mahkeme, somut olayda başvurucuların tabi olduğu 1994 tarihli ve XXXIV sayılı Polis Kanunu hükümlerini incelediğinde, söz konusu dürüstlük testlerinin ve gizli gözetim önlemlerinin son derece geniş bir kapsama sahip olduğunu tespit etmiştir. İlgili kanun hükümlerinin, kişilere yönelik herhangi bir somut şüphe veya somut olguya dayanma zorunluluğu getirmeden, hedef gözetmeksizin kamu çalışanlarına bu testlerin uygulanmasına izin verdiği görülmüştür. Bu durumun, yetkili makamlara tanınan takdir yetkisinin sınırlarını aştığı ve gizli izleme yetkisinin kötüye kullanılmasına karşı gerekli asgari güvenceleri sağlamadığı anlaşılmıştır.

Dürüstlük testleri kapsamında ses, görüntü kaydı alma ve elektronik iletişim araçlarını izleme gibi yargı kararı olmaksızın uygulanabilen son derece ağır müdahalelerin, yolsuzlukla mücadele gibi meşru bir amaca hizmet etse de, mevcut haliyle demokratik bir kurumun korunması için kesinlikle gerekli olan sınırların ötesine geçtiği belirlenmiştir. Ulusal mevzuatın, bu tür gizli operasyonları emreden idari kararların gerekliliğini ve orantılılığını denetleyecek, örneğin daha hafif tedbirlerin yeterli olup olmayacağını değerlendirecek bağımsız mekanizmalardan yoksun olduğu saptanmıştır.

Ayrıca, uygulanan dürüstlük testinin tamamlanmasının ardından kişiye yapılan bildirimin son derece yetersiz olduğu tespit edilmiştir. Kanunun, kişiye sadece bir dürüstlük testinden geçirildiği bilgisini vermesi, ancak test sırasında gizli gözetim veya izleme yöntemlerinin kullanılıp kullanılmadığına dair detaylı bilgileri gizli tutması eleştirilmiştir. Bu durumun, kişilerin uygulanan haksız veya orantısız bir gözetim tedbirine karşı yasal yollara başvurmasını ve etkili bir hukuki denetim talep etmesini imkansız hale getirdiği sonucuna varılmıştır. Ulusal kanunun kalitesinin, gizli gözetimi sınırlamak ve bireyleri korumak açısından sözleşme standartlarının gerisinde kaldığı değerlendirilmiştir.

Sonuç olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, dürüstlük testlerini düzenleyen ulusal mevzuatın yeterli yasal güvenceleri sağlamaması ve demokratik bir toplumda gerekli olma ölçütünü karşılamaması nedeniyle başvurucuların özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Memur olarak çalışıyorum, devlet beni işyerinde şüphe olmadan gizlice izleyebilir mi? expand_more
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarına göre, devletin kamu çalışanlarını hiçbir makul şüphe olmadan, ayrım gözetmeksizin ve otomatik bir şekilde gizlice izlemesi hukuka aykırıdır. İdarenin bu tür bir denetim yapabilmesi için ilgili kişinin yolsuzluk veya görevi kötüye kullanma eylemi içinde olduğuna dair somut ve makul bir şüpheyi ortaya koyması zorunludur.
İşimde beni denemek için gizli kamera ve ses kaydı kullanmaları yasal mı? expand_more
Çalışanların mesleki yükümlülüklerini denetlemek amacıyla gizli kamera veya ses kaydı gibi yöntemlerin kullanılması çok katı yasal güvencelere tabidir. AİHM, yargı kararı olmadan ve hedef gözetmeksizin uygulanan bu tür ağır müdahalelerin, yolsuzlukla mücadele amacı taşısa bile demokratik bir toplumun sınırlarını aştığını ve özel hayata saygı hakkını ihlal ettiğini belirtmiştir.
Hakkımda gizli izleme yapıldıysa bana detaylı bilgi vermek zorunda değiller mi? expand_more
Kesinlikle zorundalar. AİHM içtihatlarına göre, uygulanan gizli test ve izleme faaliyetleri sona erdikten sonra kişiye uygulanan gözetim yöntemleri hakkında yeterli bildirimde bulunulması temel bir kuraldır. Sadece testten geçirildiğinizi söyleyip hangi elektronik izleme yöntemlerinin kullanıldığını gizli tutmak hukuka aykırıdır.
İşyerinde maruz kaldığım bu gizli izlemelere karşı itiraz hakkım yok mu? expand_more
Evet, etkili bir itiraz hakkınız bulunmalıdır. Bireylerin, maruz kaldıkları gözetim tedbirlerine karşı bağımsız ve tarafsız bir yargı mercii önünde hukuki yollara başvurabilmesi şarttır. AİHM, kişilere yeterli bilgi verilmeyerek hukuki denetim talep etmelerinin imkansız hale getirilmesini Sözleşme'ye aykırı bulmaktadır.
star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir