Anasayfa Karar Bülteni AİHM | SZELÉNYI VE DİĞERLERİ | BN. 15147/23,...

Karar Bülteni

AİHM SZELÉNYI VE DİĞERLERİ BN. 15147/23, 38303/23

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi / 2. Bölüm
Başvuru No 15147/23, 38303/23
Karar Tarihi 03.02.2026
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki HUDOC
  • Gizli gözetim önlemleri kanunla öngörülmelidir.
  • Dürüstlük testleri keyfi ve ayrım gözetmeksizin uygulanamaz.
  • Gözetim tedbirleri için makul bir şüphe bulunmalıdır.
  • Gizli izlemelerde kişilere yeterli bildirim yapılmalıdır.
  • Bireylerin izlemeye karşı etkili itiraz hakkı olmalıdır.

Bu karar, kamu görevlilerine ve sağlık çalışanlarına yönelik uygulanan gizli "dürüstlük testleri" ve bu kapsamda gerçekleştirilen gizli gözetim önlemlerinin temel hakları nasıl ihlal edebileceği açısından büyük bir hukuki önem taşımaktadır. Mahkeme, yolsuzlukla mücadele gibi meşru bir amaca hizmet etse dahi, idarenin çalışanlarına yönelik gerçekleştireceği gizli denetim faaliyetlerinin katı yasal güvencelere ve sıkı bir şüphe şartına bağlı olması gerektiğini açıkça ortaya koymuştur. Yargı kararı olmaksızın, ayrım gözetmeksizin ve yeterli bildirim yapılmadan uygulanan gözetim mekanizmalarının hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığı vurgulanmıştır.

Emsal etkisi açısından bakıldığında, bu karar, kamu sektöründe çalışanların özel hayatlarının iş yeri ve mesleki denetim adı altında sınırsızca izlenemeyeceğini gösteren çok güçlü bir içtihattır. Benzer davalarda, idarenin çalışanlarını test etmek amacıyla kurduğu gizli izleme mekanizmalarının, açık bir yasal altyapıya, bireyselleştirilmiş makul şüpheye ve sonrasında etkin bir itiraz yoluna sahip olması gerektiği prensibi uygulanacaktır. Aksi takdirde, idarenin keyfi gözetim yetkisine sahip olması tehlikesi doğacak ve bu durum demokratik bir toplumda gerekli olma kriterini ihlal edecektir. Uygulamadaki önemi, devletlerin yolsuzlukla mücadele politikalarını kurgularken çalışanların temel haklarını gözetmek zorunda olmalarını kesin bir şekilde teyit etmesidir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucular, Macaristan'da devlet hastanesinde görevli bir tıp doktoru ve devlet kurumlarında çalışan çeşitli kamu görevlileridir (evlat edinme danışmanı, çocuk koruma görevlisi vb.). Başvurucular, kamu görevlilerinin mesleki yükümlülüklerine uyup uymadığını denetlemek ve yolsuzluğu önlemek amacıyla uygulanan ve Macaristan polis teşkilatına bağlı birimlerce yürütülen gizli "dürüstlük testleri" sisteminden şikayetçi olmuşlardır. Bu testler kapsamında, görevlilere haber verilmeden gizli kameralar, ses kayıt cihazları ve elektronik izleme yöntemleri kullanılarak kurgusal durumlar yaratılmaktadır. Başvurucular, söz konusu izleme ve gözetleme faaliyetlerinin herhangi bir somut şüpheye dayanmadan, ayrım gözetmeksizin herkese uygulanabileceğini ve sonrasında hangi yöntemlerin kullanıldığına dair kendilerine detaylı bilgi verilmediğini belirterek, bu durumun özel hayata saygı hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüşlerdir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, gizli izleme ve gözetim tedbirlerinin hukuka uygunluğunu değerlendirirken, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m.8 kapsamında düzenlenen özel hayata ve aile hayatına saygı hakkını temel almaktadır. Mahkeme içtihatlarına göre, gizli gözetim önlemlerine izin veren mevzuatın "kanunla öngörülme" şartını taşıyabilmesi için yalnızca şekli bir kanun metninin varlığı yeterli değildir. İlgili kanunun kalitesi de büyük önem taşır; kanun, kişilerin hangi durumlarda bu tedbirlere maruz kalacağını açıkça öngörmeli ve idarenin yetkisini kötüye kullanmasını engelleyecek nitelikte katı ve etkili güvenceler içermelidir.

Dürüstlük testleri gibi yolsuzluğu önleme ve mesleki denetim sağlama amacı güden mekanizmalar, kişinin haberleşmesini ve özel hayatını gizlice kaydedebildiği için ceza soruşturmalarındaki telefon dinleme ve gizli izleme tedbirleriyle benzer hassasiyet seviyesindedir. Mahkeme, bu tür müdahalelerin demokratik bir toplumda gerekli olabilmesi için, uygulanan tedbirin izlenen meşru amaçla orantılı olmasını ve mutlaka katı bir gereklilik testinden geçmesini şart koşmaktadır.

Bu bağlamda, gizli gözetim tedbirlerinin hedef gözetmeksizin, tüm çalışanlara genel ve otomatik bir şekilde uygulanması kabul edilemez. İdarenin, ilgili kişinin yolsuzluk veya görevi kötüye kullanma eylemi içinde olduğuna dair makul ve somut bir şüpheyi ortaya koyması gerekir. Ayrıca, uygulanan gizli testin ve izleme faaliyetinin sona ermesinin ardından, kişiye uygulanan gözetim yöntemleri hakkında yeterli bir bildirimde bulunulması, kişinin bu müdahaleye karşı bağımsız ve tarafsız bir yargı mercii önünde etkili bir itiraz hakkını kullanabilmesi için zorunlu bir kuraldır. Bildirim mekanizmasının eksikliği, kanun kalitesi kriterinin ihlali anlamına gelir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Mahkeme, somut olayda başvurucuların tabi olduğu 1994 tarihli ve XXXIV sayılı Polis Kanunu hükümlerini incelediğinde, söz konusu dürüstlük testlerinin ve gizli gözetim önlemlerinin son derece geniş bir kapsama sahip olduğunu tespit etmiştir. İlgili kanun hükümlerinin, kişilere yönelik herhangi bir somut şüphe veya somut olguya dayanma zorunluluğu getirmeden, hedef gözetmeksizin kamu çalışanlarına bu testlerin uygulanmasına izin verdiği görülmüştür. Bu durumun, yetkili makamlara tanınan takdir yetkisinin sınırlarını aştığı ve gizli izleme yetkisinin kötüye kullanılmasına karşı gerekli asgari güvenceleri sağlamadığı anlaşılmıştır.

Dürüstlük testleri kapsamında ses, görüntü kaydı alma ve elektronik iletişim araçlarını izleme gibi yargı kararı olmaksızın uygulanabilen son derece ağır müdahalelerin, yolsuzlukla mücadele gibi meşru bir amaca hizmet etse de, mevcut haliyle demokratik bir kurumun korunması için kesinlikle gerekli olan sınırların ötesine geçtiği belirlenmiştir. Ulusal mevzuatın, bu tür gizli operasyonları emreden idari kararların gerekliliğini ve orantılılığını denetleyecek, örneğin daha hafif tedbirlerin yeterli olup olmayacağını değerlendirecek bağımsız mekanizmalardan yoksun olduğu saptanmıştır.

Ayrıca, uygulanan dürüstlük testinin tamamlanmasının ardından kişiye yapılan bildirimin son derece yetersiz olduğu tespit edilmiştir. Kanunun, kişiye sadece bir dürüstlük testinden geçirildiği bilgisini vermesi, ancak test sırasında gizli gözetim veya izleme yöntemlerinin kullanılıp kullanılmadığına dair detaylı bilgileri gizli tutması eleştirilmiştir. Bu durumun, kişilerin uygulanan haksız veya orantısız bir gözetim tedbirine karşı yasal yollara başvurmasını ve etkili bir hukuki denetim talep etmesini imkansız hale getirdiği sonucuna varılmıştır. Ulusal kanunun kalitesinin, gizli gözetimi sınırlamak ve bireyleri korumak açısından sözleşme standartlarının gerisinde kaldığı değerlendirilmiştir.

Sonuç olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, dürüstlük testlerini düzenleyen ulusal mevzuatın yeterli yasal güvenceleri sağlamaması ve demokratik bir toplumda gerekli olma ölçütünü karşılamaması nedeniyle başvurucuların özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: