Anasayfa Karar Bülteni AYM | Vedat Erat | BN. 2021/39604

Karar Bülteni

AYM Vedat Erat BN. 2021/39604

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi 1. Bölüm
Başvuru No 2021/39604
Karar Tarihi 06.06.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Etkili başvuru hakkı teorik ve pratik olmalıdır.
  • Süre, nihai kararın öğrenildiği tarihten itibaren başlar.
  • Tebligat yoksa süre mahkemeye ulaşma tarihinden hesaplanır.
  • Karara erişim imkânı yoksa başvuru süresi işletilemez.

Bu karar, derece mahkemelerinin ve idari komisyonların bireysel başvuru sürelerini hesaplarken aşırı şekilci ve katı yorumlardan kaçınması gerektiğini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Karar, yüksek mahkeme ilamlarının taraflara tebliğ edilmediği ve yargısal süreçlerin kurum içi aktarımları nedeniyle UYAP veya yerel mahkeme dosyası üzerinden fiilen erişilebilir olmadığı durumlarda, salt dosyanın kapatılma tarihinin başvuru süresine başlangıç yapılamayacağını hukuken tescil etmektedir. Böylece, yargısal mekanizmaların işleyişindeki idari aksaklıkların veya bürokratik gecikmelerin faturasının doğrudan hak arayan vatandaşa kesilemeyeceği anayasal bir zemin üzerinde güvence altına alınmıştır.

Emsal etkisi bakımından bu karar, Tazminat Komisyonu gibi uzun yargılamalardan kaynaklanan hak ihlallerini telafi etmek amacıyla kurulan mekanizmaların sadece kâğıt üzerinde kalmamasını, pratikte de gerçekten ulaşılabilir ve etkili olmasını zorunlu kılmaktadır. Mahkemelerin sürelere ilişkin değerlendirmelerinde, kişinin karara gerçekten erişme imkânı bulup bulmadığını, somut olayın özelliklerine ve dosyanın fiziki durumuna göre detaylıca incelemeleri gerektiği kesin bir dille vurgulanmıştır. Uygulamadaki önemi ise, bilhassa cezaevinde tutuklu veya hükümlü olarak bulunan ve yargısal kararlara erişim imkânı zaten kısıtlı olan kişilerin hak arama hürriyetlerinin, salt idari veya usuli gerekçelerle engellenmesinin kesin olarak önüne geçilmesidir. Bu yönüyle karar, adil yargılanma ve etkili başvuru haklarının pratik hayatta korunması ve hukuki güvenliğin tesisi adına son derece güçlü ve emsal teşkil eden bir güvence sağlamaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu Vedat Erat, tarafı olduğu ceza davasının makul sürede sonuçlanmadığı gerekçesiyle Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna başvurmuştur. Ancak Komisyon, başvurucunun daha önce Anayasa Mahkemesine yaptığı bireysel başvurunun süresinde olmadığını ileri sürerek talebini reddetmiştir. Başvurucunun bu karara karşı idare mahkemesine yaptığı itiraz da aynı gerekçeyle reddedilmiştir. Başvurucu, Yargıtay kararının kendisine tebliğ edilmediğini, dosyanın yerel mahkemeye gönderilmeyip doğrudan Yargıtay Ceza Genel Kuruluna sevkedildiğini ve bu süreçte kararı öğrenme imkânı bulamadığını ifade etmiştir. Başvurucu, fiili imkânsızlıklar dikkate alınmadan başvuru süresinin kaçırıldığı gerekçesiyle verilen ret kararının haksız olduğunu iddia etmiş, makul sürede yargılanma hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğini belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı incelerken temel olarak Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı ile Anayasa'nın 40. maddesinde yer alan etkili başvuru hakkı ilkelerine dayanmıştır.

İçtihatlara ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun m.47 ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü m.64 hükümlerine göre bireysel başvuru süresi, başvuru yollarının tüketildiği veya başvuru yolu öngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gündür. Haberdar olunmayan bir hususta başvuru yapılamayacağı ilkesi gereğince, mevzuatta yer alan bu sürenin her zaman nihai kararın gerekçesinin fiilen öğrenildiği veya ulaşılarak erişilebilir hâle geldiği tarihten itibaren başlatılması zorunludur.

Ceza muhakemesinde Yargıtay ceza dairelerinin kararlarının taraflara tebliğine ilişkin mevzuatta açık ve zorunlu bir düzenleme bulunmamaktadır. Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarına göre, nihai kararın tebliğ edilmediği durumlarda, kararın derece mahkemesine ulaşmasından ve böylece gerekçesinin taraflarca erişilebilir olmasından sonra, özen yükümlülüğü kapsamında makul bir süre (en geç üç ay) içinde kararın öğrenildiği kabul edilir. Ancak bu üç aylık makul süre kuralının işletilebilmesi için öncelikli şart, kararın yerel mahkemeye ulaşmış ve UYAP veya fiziki dosya üzerinden fiilen erişilebilir durumda olmasıdır.

Ayrıca, kişilerin mağduriyetlerinin giderilmesi amacıyla kurulan idari ve yargısal yolların (somut olaydaki Tazminat Komisyonu gibi) sadece mevzuatta şeklen yer alması yeterli görülmemektedir. Bu yolların pratikte de başarı şansı sunması ve işlevsel olarak etkili olması zorunludur. Başvuru şartları değerlendirilirken aşırı şekilci ve katı yorumlardan kesinlikle kaçınılmalı, dayanak işlemden kaynaklanan savunulabilir iddialar mahkemelerce en geniş ve hakkaniyetli şekilde değerlendirilerek karara bağlanmalıdır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun durumunu ve yargılama sürecini detaylıca incelediğinde, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin kararının ardından dava dosyasının yerel mahkemeye iade edilmediğini tespit etmiştir. Kararın ardından Başsavcılığın itirazı üzerine dosya doğrudan Yargıtay Ceza Genel Kuruluna sevk edilmiş, bu nedenle kararın ve dosyanın yerel mahkemeye ulaşması fiilen engellenmiştir.

Yerel mahkemeye gönderilen fiziki bir dosya olmadığı gibi, Daire kararının UYAP sistemine eklenmesi de olay tarihinden aylar sonra gerçekleşmiştir. Üstelik başvurucu müdafiine yapılan diğer ara tebligatlarda da kesinleşen hükümlere dair hiçbir açıklayıcı bilgiye yer verilmemiştir. Bu durum, kararın yerel mahkemeye ulaştığı ve ilgililer için erişilebilir hâle geldiği yönündeki genel varsayımı somut olayda tamamen geçersiz kılmıştır.

Başvurucu, tutuklu olarak cezaevinde bulunması ve dosyanın doğrudan Genel Kurula gitmesi sebepleriyle kararı fiilen öğrenme imkânından uzun süre mahrum kalmıştır. Başvurucu, kararları yasal ve fiili olarak öğrenebildiği tarihleri esas alarak süresi içinde gerekli başvurularını yapmıştır.

Buna rağmen Tazminat Komisyonunun ve itirazı inceleyen Bölge İdare Mahkemesinin, salt dosyanın Yargıtayda kapatıldığı tarihi (04.07.2014) başvuru süresinin başlangıcı olarak kabul etmesi ve karara fiilen erişilemeyen dönemi göz ardı etmesi, öngörülemez ve aşırı katı bir yorum olarak değerlendirilmiştir. Bu öngörülemez yorum sebebiyle, makul sürede yargılanma hakkının ihlalini gidermek için kurulan Tazminat Komisyonu yolu, başvurucu açısından başarı şansı sunma potansiyelini yitirmiş ve etkisiz hâle gelmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, makul sürede yargılanma hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: