Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Hatice Aksuyek Kararı 2020/36166 B.

Anayasa Mahkemesi Hatice Aksuyek Kararı 2020/36166 B.

Bu karar, ceza yargılaması sonucunda beraat eden ve yargılama sürecinde kendisini vekille temsil ettiren sanıkların lehine hükmedilmesi gereken maktu vekâlet ücretinin, mülkiyet hakkı kapsamında korunan "meşru bir beklenti" niteliğinde olduğunu net bir şekilde ortaya koymaktadır. Karar, yargı mercilerinin kanun ve tarifelerle güvence altına alınmış bir ekonomik değeri elde etme talebini yanıtsız bırakmasının hukuki güvenlik ilkesiyle bağdaşmadığını göstermektedir. İstinaf makamının, sanığın yalnızca vekâlet ücretine yönelik kanun yolu başvurusunu olumlu veya olumsuz hiçbir gerekçe sunmadan cevapsız bırakması, mülkiyet hakkının usuli güvencelerinin ihlali olarak değerlendirilmiştir.
search

Anayasa Mahkemesi
Hatice Aksuyek Kararı 2020/36166 B.

6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 1. Bölüm
Başvuru No 2020/36166
Karar Tarihi 30.04.2024
Taraf Hatice Aksuyek
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
Öne Çıkan Hükümler
Beraat eden sanık lehine vekâlet ücreti ödenmelidir.
Vekâlet ücreti talebi meşru beklenti kabul edilir.
İstinaf talebinin cevapsız bırakılması mülkiyet hakkını zedeler.
Mülkiyet hakkı usuli güvencelerden etkin yararlanmayı gerektirir.

Bu karar, ceza yargılaması sonucunda beraat eden ve yargılama sürecinde kendisini vekille temsil ettiren sanıkların lehine hükmedilmesi gereken maktu vekâlet ücretinin, mülkiyet hakkı kapsamında korunan "meşru bir beklenti" niteliğinde olduğunu net bir şekilde ortaya koymaktadır. Karar, yargı mercilerinin kanun ve tarifelerle güvence altına alınmış bir ekonomik değeri elde etme talebini yanıtsız bırakmasının hukuki güvenlik ilkesiyle bağdaşmadığını göstermektedir. İstinaf makamının, sanığın yalnızca vekâlet ücretine yönelik kanun yolu başvurusunu olumlu veya olumsuz hiçbir gerekçe sunmadan cevapsız bırakması, mülkiyet hakkının usuli güvencelerinin ihlali olarak değerlendirilmiştir.

Emsal etkisi açısından bu karar, derece mahkemelerinin kanun yolu başvurularını incelerken tarafların tüm iddia ve taleplerini, özellikle de doğrudan mülkiyet hakkını ilgilendiren yasal alacak kalemlerini titizlikle değerlendirmesi gerektiğine yönelik güçlü bir hukuki standart getirmektedir. Uygulamada zaman zaman rastlanan, beraat eden sanık lehine vekâlet ücreti verilmesinin atlanması veya bu yöndeki itirazların kanun yolu mercilerince ana uyuşmazlık konuları arasında göz ardı edilmesi pratiğine karşı kesin bir duruş sergilenmektedir. Meslektaşlarımızın beraat kararları sonrası vekâlet ücreti taleplerinin reddi veya cevapsız bırakılması durumlarında, konuyu doğrudan mülkiyet hakkı ihlali olarak bireysel başvuruya taşıyabilecekleri somut ve yerleşik bir içtihat zemini oluşmuştur.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Özel bir eğitim kurumunda sorumlu müdür olarak görev yapan başvurucu hakkında, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık ile resmî belgede sahtecilik suçlarından ceza davası açılmıştır. Fethiye Ağır Ceza Mahkemesi, yargılama sonucunda başvurucunun suç işleme kastı bulunmadığı gerekçesiyle beraatine karar vermiştir. Kendisini davanın başından sonuna kadar vekille temsil ettiren başvurucu, beraat kararına rağmen lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmemesi nedeniyle kararı istinaf etmiştir. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesi, katılan idarenin ve Cumhuriyet savcısının istinaf taleplerini esastan reddederek kararı kesinleştirmiş ancak başvurucunun vekâlet ücretine yönelik kendi istinaf başvurusunu hiç değerlendirmemiştir. Bunun üzerine başvurucu, lehe vekâlet ücretine hükmedilmemesi ve istinaf başvurusunun sonuçsuz bırakılması nedenleriyle mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa'nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkı, mevcut mal ve varlıkları koruyan bir güvencedir. Kural olarak, kişinin hâlihazırda sahip olmadığı bir mülkü kazanma beklentisi mülkiyet hakkı kapsamında korunmaz. Ancak belli durumlarda bir ekonomik değer veya icrası mümkün bir alacağı elde etmeye yönelik "meşru beklenti" Anayasa'daki mülkiyet hakkı güvencesinden yararlanır. Meşru beklenti, objektif temelden uzak olmayan; belirli bir kanun hükmüne, yerleşik yargı içtihadına veya hukuki bir işleme dayanan somut nitelikteki bir beklentidir.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 324 uyarınca, tarifesine göre ödenmesi gereken avukatlık ücretleri yargılama giderlerine dâhildir. Hüküm ve kararda yargılama giderlerinin kimlere yükletileceği gösterilmeli, miktar ile tarafların ödemesi gereken para hâkim tarafından açıkça belirlenmelidir. Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi m. 14 hükmü gereğince, beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına Maliye Hazinesi aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilir. Bu mevzuat hükümleri ışığında, vekille temsil edilen sanığın beraat kararı sonrası vekâlet ücreti talep etmesi, mülkiyet hakkı kapsamında korunması gereken meşru bir beklentidir. Ayrıca mülkiyet hakkının gerçek anlamda korunabilmesi için mülk sahibinin müdahaleye ilişkin savunma ve itirazlarını sorumlu makamlar önünde etkin bir biçimde ortaya koyabilme usuli güvencesinden yararlandırılması şarttır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Başvurucu hakkında yürütülen ceza davası sonucunda beraat kararı verilmiştir. Başvurucu, kanun hükmü ve tarife gereği vekille temsil edildiği için lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği itirazıyla yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesi kararında, Cumhuriyet savcısı ve katılan idarenin istinaf başvurularını değerlendirerek esastan reddetmiş, yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olduğunu belirtmiştir. Ancak anılan kararda, başvurucunun lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi yönündeki hukuki talebiyle ilgili hiçbir değerlendirmeye, olumlu veya olumsuz bir gerekçeye yer verilmemiştir. Başvurucunun talebi esastan incelenmediği gibi, usulden reddedildiğini gösterir bir açıklama da yapılmamış; başvuru bütünüyle sonuçsuz bırakılmıştır.

Anayasa Mahkemesi, beraat eden sanık lehine avukatlık ücretine hükmedilmesinin ilgili kanun ve tarife gereği meşru bir beklenti oluşturduğunu ve bu beklentinin mülkiyet hakkı güvencesi altında olduğunu tespit etmiştir. İlgili uyuşmazlıkta başvurucunun mülkiyet hakkına ilişkin hukuki argümanlarını ve itirazlarını olağan kanun yolu olan istinaf makamı önünde zamanında ve usulüne uygun şekilde dile getirdiği, ancak bu itirazların hiçbir şekilde karşılanmadığı görülmüştür. Bu durum, başvurucunun mülkiyet hakkının korunması noktasında sahip olması gereken usuli güvencelerden etkin biçimde yararlandırılmadığını göstermektedir. Başvurucunun haklı beklentisine yönelik itirazının incelenmemesi, mülkiyet hakkının korunması ile kamu yararı arasında bulunması gereken adil dengeyi başvurucu aleyhine bozmuş ve usuli müdahaleyi ölçüsüz kılmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkının usuli güvencelerinin sağlanmaması nedeniyle Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönünde başvuruyu kabul etmiştir.

Beraat ettim ama avukatımın parasını devletten alamadım, ne yapmalıyım? expand_more
Ceza yargılaması sonucunda beraat ettiyseniz ve kendinizi bir avukatla (vekil) temsil ettirdiyseniz, Ceza Muhakemesi Kanunu ve ilgili tarifeler gereği lehinize maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi gerekir. Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre, vekâlet ücreti talebiniz Anayasa'nın 35. maddesi kapsamında korunan ve somut bir yasal temele dayanan "meşru bir beklenti" niteliğindedir. Eğer mahkeme beraat kararında tarafınıza vekalet ücreti ödenmesine karar vermediyse, bu durumu yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna taşıyarak hakkınızı aramalısınız.
Avukat ücreti için istinafa başvurdum ama mahkeme hiç cevap vermedi, yasal mı? expand_more
Hayır, ilgili mahkemenin yasal bir alacak kalemi olan talebinizi hiçbir gerekçe sunmadan cevapsız bırakması hukuka aykırıdır. Anayasa Mahkemesi, beraat eden sanığın yalnızca vekâlet ücreti verilmemesine yönelik istinaf talebinin esastan veya usulden değerlendirilmeyip tamamen sonuçsuz bırakılmasını, mülkiyet hakkının usuli güvencelerinin ihlali olarak kabul etmektedir. Yargı makamlarının, kanunlarla güvence altına alınmış bir ekonomik değeri elde etme talebinizi görmezden gelmesi hukuki güvenlik ilkesiyle bağdaşmaz ve mülkiyet hakkınızı ihlal eder.
Beraat edip avukatlık ücretimi alamadığımda Anayasa Mahkemesine gidebilir miyim? expand_more
Evet, olağan kanun yollarında (istinaf gibi) ileri sürdüğünüz mülkiyet hakkına ilişkin hukuki argümanlarınız ve talepleriniz derece mahkemeleri tarafından değerlendirilmezse Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilirsiniz. Anayasa Mahkemesi, kanun yolu mercilerinin beraat eden sanık lehine vekâlet ücreti taleplerini ana uyuşmazlık konuları arasında göz ardı edip yanıtsız bırakması durumunda ihlal kararı vermektedir. Avukatlık ücreti taleplerinizin reddi veya cevapsız bırakılması hallerinde, konuyu doğrudan mülkiyet hakkı ihlali çerçevesinde bireysel başvuruya taşıyabileceğiniz somut ve yerleşik bir içtihat zemini bulunmaktadır.
Mahkemenin bana ödemediği avukatlık ücreti mülkiyet hakkına mı girer? expand_more
Evet, mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilir. Kural olarak bir kişinin henüz sahip olmadığı bir mülkü kazanma ihtimali mülkiyet hakkı korumasından yararlanmasa da, belirli bir kanun hükmüne dayanan alacaklar "meşru beklenti" sayılır. Ceza yargılamasında beraat eden ve vekille temsil edilen sanığın vekâlet ücreti talep etmesi, doğrudan Ceza Muhakemesi Kanunu ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne dayandığı için mülkiyet hakkı güvencesi altındaki haklı ve yasal bir ekonomik değerdir.
star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir