Anasayfa/ Karar Bülteni/ Danıştay Danıştay 8. Dairesi 2020/516 E. 2023/582 K.

Danıştay Danıştay 8. Dairesi 2020/516 E. 2023/582 K.

Bu karar, askeri okullardan kendi isteğiyle veya başka bir sebeple ayrılan kişilerin, daha sonrasında Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi bünyesinde sözleşmeli subay olarak istihdam edilip edilemeyeceği yönündeki hukuki tartışmalara netlik kazandırması açısından büyük önem taşımaktadır. İdare hukukunun temel prensiplerinden olan normlar hiyerarşisi ilkesi, bu uyuşmazlığın çözümünde merkezde yer almıştır. Karar, kanun koyucunun mevzuatta yer verdiği "her ne sebeple olursa olsun" şeklindeki mutlak ve emredici lafzının, idareye bu konuda herhangi bir esneklik veya istisna uygulama marjı tanımadığını kesin bir biçimde teyit etmektedir.
search

Danıştay
Danıştay 8. Dairesi 2020/516 E. 2023/582 K.

7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Danıştay 8. Dairesi
Esas No 2020/516
Karar No 2023/582
Karar Tarihi 15.02.2023
Karar Sonucu Ret
Karar Linki Danıştay Karar Arama
Öne Çıkan Hükümler
Askeri okullardan ayrılanlar sözleşmeli subay olamazlar.
İdari düzenlemeler üst hukuk normlarına aykırı olamaz.
Ayrılma sebebi idari işlemin hukuka uygunluğunu etkilemez.
Kanunun açık lafzı idarenin takdir yetkisini kısıtlar.

Bu karar, askeri okullardan kendi isteğiyle veya başka bir sebeple ayrılan kişilerin, daha sonrasında Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi bünyesinde sözleşmeli subay olarak istihdam edilip edilemeyeceği yönündeki hukuki tartışmalara netlik kazandırması açısından büyük önem taşımaktadır. İdare hukukunun temel prensiplerinden olan normlar hiyerarşisi ilkesi, bu uyuşmazlığın çözümünde merkezde yer almıştır. Karar, kanun koyucunun mevzuatta yer verdiği "her ne sebeple olursa olsun" şeklindeki mutlak ve emredici lafzının, idareye bu konuda herhangi bir esneklik veya istisna uygulama marjı tanımadığını kesin bir biçimde teyit etmektedir.

Özellikle on beş Temmuz darbe girişimi öncesinde askeri okullarda yaşanan sistematik mobbing ve baskı süreçleri nedeniyle okuldan ayrılmak zorunda kaldığını iddia eden adayların durumu, idari yargıda sıklıkla tartışma konusu olmaktadır. Ancak Danıştay bu kararında, üst hukuk normu olan Kanun metninde yer alan kesin yasaklayıcı hüküm karşısında, ayrılma gerekçesinin (kötü muamele ve FETÖ baskısı dahi olsa) idari işlemin hukuka uygunluğunu kusurlandırmayacağına hükmetmiştir. Bu yönüyle karar, benzer durumdaki çok sayıda adayın askeri kurumlara ve iç güvenlik teşkilatlarına giriş şartlarına yönelik açacakları davalarda belirleyici bir emsal teşkil etmekte ve idarenin mevzuata sıkı sıkıya bağlı kalma yükümlülüğünü bir kez daha kuvvetle vurgulamaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı, 2019 yılı Jandarma Genel Komutanlığı Sözleşmeli Subay Adayı sınavına girerek yedek aday sıfatıyla başarılı olmuş ve kayıt hakkı kazanmıştır. Ancak kayıt işlemleri sırasında, davacının daha önce 2011 yılında Deniz Harp Okuluna kayıt yaptırdığı ve 2012 yılında kendi isteğiyle okuldan ayrıldığı tespit edilmiştir. Davalı idare, ilgili temin yönetmeliğinde yer alan "askeri okullardan ayrılmamış veya çıkarılmamış olmak" şartının ihlal edildiği gerekçesiyle davacının kaydını yapmamıştır. Davacı, Deniz Harp Okulundan FETÖ/PDY mensuplarının baskısı, mobbing ve kötü muamelesi nedeniyle ayrılmak zorunda kaldığını, kendi hür iradesiyle okuldan ayrılmadığını belirterek, kaydının yapılmaması işleminin ve ilgili Yönetmelik'te yer alan "ayrılmamış veya" ibaresinin iptali istemiyle İçişleri Bakanlığı ile Jandarma Genel Komutanlığına karşı dava açmıştır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Danıştay 8. Dairesi, uyuşmazlığı çözerken idare hukukunun temel prensibi olan normlar hiyerarşisi ilkesine ve ilgili kanunların emredici hükümlerine dayanmıştır. Uyuşmazlığın temelini oluşturan 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu m.13/A hükmü uyarınca, Akademiye alınacak öğrencilerin nitelikleri ile giriş usul ve esaslarının yönetmelikle belirleneceği kurala bağlanmıştır. Bunun yanı sıra, aynı Kanunun 2803 sayılı Kanun Ek m.10 hükmüyle, sözleşmeli subay statüsündeki personel için diğer kanunlarda Türk Silahlı Kuvvetlerine yapılan atıfların Jandarma Genel Komutanlığına ve İçişleri Bakanlığına yapılmış sayılacağı ifade edilmiştir.

Bu atıf doğrultusunda dikkate alınan 4678 sayılı Türk Silahlı Kuvvetlerinde İstihdam Edilecek Sözleşmeli Subay ve Astsubaylar Hakkında Kanun m.4 hükmünde, askeri okullardan ve Türk Silahlı Kuvvetlerinden her ne sebeple olursa olsun ilişikleri kesilen personelin sözleşmeli subay olarak alınmayacağı açıkça ve kesin bir dille düzenlenmiştir.

Bu yasal çerçevede hazırlanan Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi Başkanlığı Eğitim Merkezi Komutanlığı Temin Yönetmeliği m.9 hükmünde yer alan "herhangi bir nedenle askeri okullardan ayrılmamış veya çıkarılmamış olmak" şartı, normlar hiyerarşisi bağlamında üst normlara uygunluk açısından değerlendirilmiştir. Hukuk düzenimizde her norm, kendisinden bir üstteki norma uygun olmak zorundadır. Kanun koyucu, 4678 sayılı Kanun ile ilişik kesilme sebebine bakılmaksızın mutlak bir yasak getirmiş olduğundan, Yönetmelik ile getirilen bu kısıtlamanın dayanağını doğrudan yasalardan aldığı ve kanunların uygulanmasını sağlamak amacına hizmet ettiği belirtilmiştir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Danıştay 8. Dairesi, dosyadaki bilgi ve belgeler ışığında hem düzenleyici işlem olan Yönetmelik hükmünün hem de davacı hakkında uygulanan bireysel idari işlemin hukuka uygunluğunu incelemiştir. Öncelikle, dava konusu Yönetmelikte yer alan "ayrılmamış veya" ibaresinin normlar hiyerarşisine uygunluğu detaylıca değerlendirilmiştir. Mahkeme, 2803 sayılı Kanun ve bu Kanunun atıf yaptığı 4678 sayılı Kanun hükümlerini birlikte yorumlamış; askeri okullardan her ne sebeple olursa olsun ilişiği kesilenlerin sözleşmeli subay olarak istihdam edilemeyeceğinin Kanun ile açıkça yasaklandığını tespit etmiştir. Dolayısıyla, dava konusu Yönetmelik düzenlemesinin, üst norm olan Kanun hükmünün sınırları içinde kaldığı ve bu yasal zorunluluğun hukuki bir yansıması olduğu kanaatine varılmıştır.

Davacının kaydının yapılmaması yönündeki bireysel işlem incelendiğinde ise; davacının 2012 yılında Deniz Harp Okulundan ayrıldığı hususunun tartışmasız bir biçimde sabit olduğu, bu durumun adaylarda aranacak nitelikler kapsamında açık bir engel teşkil ettiği vurgulanmıştır. Davacı her ne kadar FETÖ/PDY terör örgütü üyelerinin baskısı, kötü muamelesi ve mobbing uygulamaları nedeniyle kendi iradesi dışında okuldan ayrılmak zorunda bırakıldığını iddia etmiş olsa da, Mahkeme bu iddiayı idari işlemin iptali için hukuken geçerli ve yeterli görmemiştir.

Gerekçe olarak, ilgili yasal mevzuatta "her ne sebeple olursa olsun" ilişiği kesilenlerin tekrar subay olarak alınmayacağının emredici bir şekilde kurala bağlanmış olması gösterilmiştir. Kanunun bu mutlak lafzı karşısında, ayrılma sebebinin veya arka planda yatan mağduriyet iddialarının, tesis edilen idari işlemi hukuken kusurlandırmayacağı ve idarenin bu konuda yasal olarak bir takdir yetkisinin veya istisna uygulama şansının bulunmadığı açıkça ifade edilmiştir.

Sonuç olarak Danıştay 8. Dairesi, dava konusu işlemlerin hukuka, üst normlara ve mevzuata uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.

Askeri okuldan kendi isteğimle ayrıldım, şimdi sözleşmeli subay olabilir miyim? expand_more
Maalesef, askeri okuldan ayrılmış olmanız durumunda sözleşmeli subay olmanıza yasal olarak imkân bulunmamaktadır. İdare hukukunun temel kuralları ve Danıştay içtihatları çerçevesinde konuyu incelediğimizde, 4678 sayılı Türk Silahlı Kuvvetlerinde İstihdam Edilecek Sözleşmeli Subay ve Astsubaylar Hakkında Kanun uyarınca, askeri okullardan her ne sebeple olursa olsun ilişiği kesilenlerin sözleşmeli subay olarak alınmayacağı kesin bir dille hüküm altına alınmıştır. Mahkemeler, mevzuatta yer alan "herhangi bir nedenle askeri okullardan ayrılmamış veya çıkarılmamış olmak" şartının tartışmaya yer bırakmayan mutlak bir yasak getirdiğini ve idarelerin bu şarta dayanarak kayıt yapmama veya eleme işlemi tesis etmesinin hukuka tamamen uygun olduğunu kabul etmektedir.
Askeri okuldan FETÖ baskısıyla ayrılmak zorunda kaldım, bu mazeret sayılır mı? expand_more
Danıştay'ın bu husustaki emsal kararlarına göre, askeri okullardan ayrılma gerekçenizin FETÖ/PDY baskısı, yoğun mobbing veya kötü muamele gibi tamamen iradeniz dışında gelişen zorlayıcı sebepler olması ne yazık ki hukuki sonucu değiştirmemektedir. İlgili kanun metninde yer alan amir hüküm, ilişiği kesilenlerin "her ne sebeple olursa olsun" tekrar subay olarak alınamayacağını son derece net ve mutlak bir dille ifade etmiştir. Yargı mercileri, kanunun bu açık lafzı karşısında, geçmişte yaşadığınız mağduriyet iddialarını veya haklı ayrılma gerekçelerinizi, tesis edilen idari işlemin hukuka uygunluğunu kusurlandıracak veya idari işlemi iptal ettirecek geçerli bir sebep olarak değerlendirmemektedir.
İdare, okuldan ayrılma sebebime bakarak bana bir istisna tanıyabilir mi? expand_more
Hayır, ilgili kanuni düzenlemeler idareye bu konuda hiçbir esneklik, takdir hakkı veya istisna uygulama yetkisi tanımamaktadır. Kanun koyucu yasayı hazırlarken özellikle "her ne sebeple olursa olsun" ibaresine yer vererek idarenin takdir yetkisini mutlak surette kısıtlamış ve katı bir kural ihdas etmiştir. İdare hukukunun en temel prensiplerinden olan normlar hiyerarşisi gereğince, idari makamlar bir işlem tesis ederken üst norm konumunda olan kanunların bu emredici ve yasaklayıcı hükümlerine sıkı sıkıya uymakla yükümlüdür. Dolayısıyla, mevzuatın kesin yasaklayıcı dili nedeniyle kurumların adayların özel durumunu, ayrılma mazeretini ya da geçmişini göz önüne alarak bu kuralı esnetme şansı kanunen mümkün değildir.
Askeri okuldan ayrılanların subay olmasını yasaklayan yönetmelik iptal edilir mi? expand_more
Söz konusu düzenlemeler hukuka uygun bulunmakta olup, bu yönetmeliğin iptali mümkün gözükmemektedir. İdare hukukunda geçerli olan normlar hiyerarşisi ilkesine göre yönetmelik gibi alt düzenleyici işlemler, dayanağını aldıkları kanun hükümlerinin sınırları içerisinde kalmak ve o kanunlara tamamen uygun olmak zorundadır. Danıştay 8. Dairesi, adaylar hakkında uygulanan Temin Yönetmeliği'ndeki "ayrılmamış veya çıkarılmamış olmak" şartını detaylıca incelemiş ve bu kuralın doğrudan üst norm konumundaki kanunun bir yansıması olduğuna hükmetmiştir. Mahkeme, yönetmelik ile getirilen kısıtlamanın yasal dayanağını bulduğu gerekçesiyle düzenlemenin hukuka tam uyum sağladığına karar vererek iptal taleplerini reddetmektedir.
star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir