Anasayfa/ Makale/ İhlal Suçunda Muhakeme, Yaptırımlar ve Delil Yasakları

İhlal Suçunda Muhakeme, Yaptırımlar ve Delil Yasakları

Özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun ceza muhakemesi süreci, uygulanacak hapis cezaları, güvenlik tedbirleri ve yargılamada kullanılamayacak hukuka aykırı delillere ilişkin yasal çerçeve, Türk Ceza Kanunu ile Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri ve Yargıtay içtihatları ışığında, hukuki uygulamalar bağlamında incelenmektedir.
search
5 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:

Türk Ceza Kanunu kapsamında düzenlenen ihlal suçları, hukuki güvenliği temin etmek amacıyla faillerin karşılaşacağı yaptırımlar ve ceza muhakemesi süreçleri ile sıkı kurallara bağlanmıştır. Hukuk uygulamalarında, ihlal eylemlerinin tespiti sonrasında başlayan soruşturma ve kovuşturma evreleri, şikayet, uzlaştırma ve zamanaşımı gibi temel usuli şartlara tabidir. Yargılama neticesinde failler hakkında hükmedilecek süreli hapis cezaları ve uygulanacak çeşitli güvenlik tedbirleri, ihlalin ağırlığına ve niteliğine göre farklılık göstermektedir. Bu ceza muhakemesi sürecinin en kritik halkalarından birini ise şüphesiz hukuka aykırı delil kullanımı ve delil yasakları oluşturmaktadır. Zira, adli makamlarca gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla dahi olsa, usule ve kanuna aykırı yollarla elde edilen kayıtların yargılamada delil olarak kullanılması kesin surette engellenmiştir.

İhlal Suçlarında Uygulanacak Yaptırımlar ve Güvenlik Tedbirleri

Türk Ceza Kanunu'nun 134. maddesi uyarınca, ihlal suçlarının karşılığı kural olarak süreli hapis cezasıdır. Suçun temel halinde faile bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörülürken, gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlali halinde verilecek ceza bir kat artırılmaktadır. İhlal konusu hukuka aykırı kayıtların ifşa edilmesi durumunda ise, failler iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmaktadır. Verilen hapis cezalarının süresine ve failin durumuna göre, kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar, hapis cezasının ertelenmesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararları verilebilmektedir. Hapis cezalarının yanı sıra, failler hakkında belirli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma, suçta kullanılan veya elde edilen eşya ve kazançlar için müsadere tedbiri uygulanabilir. İhlal, tüzel kişilerin faaliyeti çerçevesinde işlenmişse, tüzel kişilere özgü iznin iptali ve müsadere hükümleri devreye girecektir.

Ceza Muhakemesi Kuralları ve Yargılama Süreci

İhlal suçlarında yargılama usulü, kendine has muhakeme engelleri ve yetki kuralları barındırmaktadır. Görevli mahkeme, ceza üst sınırları dikkate alınarak kural olarak Asliye Ceza Mahkemesi şeklinde belirlenmiş olup, suçun işlendiği yer veya yayın merkezi mahkemeleri yetkilidir. Bu suçların soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlıdır. Suçtan zarar gören kişi, fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren altı aylık şikayet süresi içerisinde adli mercilere başvuruda bulunmalıdır. Şikayetten vazgeçilmesi halinde, sanığın da kabulüyle davanın düşmesine karar verilir. Şikayete tabi olması nedeniyle bu suçlar aynı zamanda uzlaştırma kapsamındadır. Soruşturma aşamasında taraflara öncelikle uzlaşma teklif edilmesi yasal bir zorunluluktur; uzlaşma sağlanamaması durumunda yargılamaya devam edilir. Dava zamanaşımı süreleri ise, suçun nitelikli halleri dikkate alınarak sekiz yıl ile on beş yıl arasında değişmektedir.

Hukuka Aykırı Delil Kullanımı ve Delil Yasakları

Ceza muhakemesinde temel kural, hukuka aykırı yollardan elde edilen delillerin yargılamada kullanılamaması ve hiçbir şekilde hükme esas alınamamasıdır. Özel şahısların, başkalarının mahremiyetini ihlal ederek elde ettikleri ses ve görüntü kayıtları yasak delil niteliğindedir. Ancak Yargıtay, bazı sıkı şartların bir arada bulunması halinde bu tür gizli kayıtların iddia ve savunma hakkı kapsamında istisnai olarak hukuka uygun delil sayılabileceğini kabul etmektedir:

  • Kişiye karşı bizzat işlenmekte olan ani ve haksız bir saldırının bulunması,
  • Olay anında kolluk güçleri gibi yetkili makamlara başvurma olanağının olmaması,
  • İlgili saldırıyı kanıtlayacak başka türlü delil elde etme imkanının kesinlikle bulunmaması.

Bu istisnai şartlar taşınmadığı müddetçe, taraf ihtilaflarında veya ceza davalarında kullanılmak üzere planlı ve sistematik şekilde elde edilen gizli kayıtlar hukuka aykırı kabul edilerek mahkemelerce dosyadan dışlanmaktadır.

Biri gizlice videomu çekip internete yaydı. Ne kadar ceza alır, hapse girer mi? expand_more
Özel hayatın gizliliğinin görüntü veya ses kaydı alınarak ihlal edilmesi halinde, kanunda öngörülen temel hapis cezası bir kat artırılarak uygulanmaktadır. Ayrıca, hukuka aykırı olarak elde edilen bu kayıtların internet gibi mecralarda ifşa edilmesi durumunda failler iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak sanığın alacağı hapis cezasının süresine ve somut olayın özelliklerine göre farklı hukuki sonuçlar doğabilmektedir. Mahkeme tarafından şartlar uygun görüldüğünde; kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar, cezanın ertelenmesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) gibi kararlar verilebilmektedir.
Özel hayatımın ihlal edildiğini aylar sonra öğrendim. Şikayet için geç mi kaldım? expand_more
Özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarının soruşturulması ve kovuşturulması kanun gereği şikayete tabi suçlar arasında yer almaktadır. Suçtan zarar gören kişi olarak, fiili ve eylemi gerçekleştiren faili öğrendiğiniz tarihten itibaren adli mercilere başvurmak için altı aylık yasal şikayet süreniz bulunmaktadır. Bu yasal süre zarfında başvuruda bulunduğunuz takdirde, kural olarak Asliye Ceza Mahkemelerinde yargılama süreci başlayacaktır. Ayrıca, şikayete tabi olan bu suçlar aynı zamanda uzlaştırma kapsamında olduğundan, yargılama öncesinde soruşturma aşamasında taraflara uzlaşma teklif edilmesi yasal bir zorunluluktur.
Davamda haklı olduğumu ispatlamak için karşı tarafın sesini gizlice kaydedebilir miyim? expand_more
Ceza muhakemesinde temel kural, hukuka aykırı yollardan elde edilen delillerin hiçbir şekilde hükme esas alınamaması ve yargılamada kullanılamamasıdır. Davalarınızda kullanmak üzere planlı ve sistematik şekilde elde ettiğiniz gizli ses veya görüntü kayıtları yasak delil niteliği taşır ve mahkemelerce derhal dosyadan dışlanır. Yargıtay'ın bu konudaki istisnası ise son derece dar ve katı şartlara bağlanmıştır. Yalnızca size karşı ani ve haksız bir saldırı varsa, o an kolluk güçlerine başvurma imkanınız yoksa ve olayı başka türlü kanıtlama ihtimaliniz kesinlikle bulunmuyorsa bu gizli kayıtlar istisnai olarak delil kabul edilebilmektedir.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir