Anasayfa/ Makale/ Elektronik Deliller ve Ceza Muhakemesi Usulü

Elektronik Deliller ve Ceza Muhakemesi Usulü

Bilişim çağında suçların aydınlatılmasında elektronik deliller kritik bir role sahiptir. Bu makalede, adli bilişim süreçleri, dijital verilerin yasalara uygun şekilde elde edilmesi ve Ceza Muhakemesi Kanunu madde 134 kapsamında bilişim sistemlerinde arama ve el koyma tedbirleri hukuki bir perspektifle incelenmektedir.
search
6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:

Günümüz teknoloji çağında, suçların işleniş biçimleri köklü bir değişime uğramış ve elektronik delil kavramı ceza yargılamasının merkezine yerleşmiştir. Maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkarılmasını hedefleyen ceza muhakemesinde, dijital ortamdaki verilerin hukuka uygun olarak elde edilmesi büyük önem taşımaktadır. Zira bir uyuşmazlığın çözümünde hakimde doğru kanaati oluşturacak olan araçlar, ancak akla uygun ve bilimsel yöntemlerle toplanmış delillerdir. Bilişim sistemleri, bilgisayarlar, akıllı telefonlar ve taşınabilir bellekler gibi cihazlarda barındırılan veriler, olayın nasıl gerçekleştiğini gösteren en güçlü ispat araçları haline gelmiştir. Bu durum, hukuki sürecin sağlıklı işlemesi adına adli bilişim disiplininin ve mevzuattaki arama, kopyalama ve el koyma tedbirlerinin bir uzman avukat titizliğiyle değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır. Delil niteliği taşıyan sayısal verilerin hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmesi, adil yargılanma hakkını zedeleyeceği gibi telafisi güç mağduriyetlere de yol açabilecektir.

Ceza Muhakemesinde Elektronik Delillerin Niteliği

Ceza muhakemesi hukukunda temel gaye, yaşanmış bir olayın parçalarını bugüne taşıyarak maddi gerçeğe ulaşmak ve adaleti tesis etmektir. Yüklenen suçun ispatı, ancak hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delil ile mümkündür. Modern suç tiplerinde, olayın aydınlatılmasını sağlayacak bulgular genellikle dijital ortamdaki verilerden oluşmaktadır. Disket, CD, DVD, bilgisayar, cep telefonu ve tablet gibi sayısal veri depolayabilen tüm elektronik cihazlar, mahkemelere sunulabilecek birer elektronik delil niteliği taşımaktadır. Yargıtay kararlarında da vurgulandığı üzere, bir metanın delil olabilmesi için gerçeği akla uygun olarak ifade etmesi, bilim tarafından kabul edilebilir olması ve kaynağının belirli olması şarttır. Ayrıca, tarafların delillere itiraz edebilmesi ve etkin bir savunma yapabilmesi için delillerin davanın taraflarınca ve yargı makamınca duruşmada tartışılabilecek, müşterek nitelikte araçlar olması kanuni bir zorunluluktur. Güvenilir olmayan veya hukuka aykırı yollarla toplanan dijital bulgular, mahkemeler nezdinde ispat edici vasfını yitirmektedir.

Adli Bilişim ve Dijital Delillerin Toplanması

Bir suçun aydınlatılabilmesi için olay yerindeki dijital materyallerin bilimsel tekniklerle, zarar görmeden yasal mercilere sunulması işlemine adli bilişim adı verilmektedir. Bilişim cihazlarına ilk müdahale aşaması son derece hassastır; zira olay yerindeki incelemelerde "her temas bir iz bırakır" prensibi gereği, bilinçsizce yapılacak her işlem dijital delillerin bozulmasına veya değişmesine yol açabilir. Örneğin, olay yerinde açık bulunan bir bilgisayar doğrudan fişten çekilmemeli, kapalı olan bir cihaz ise asla açılmamalıdır. Cep telefonları, dışarıdan gelebilecek arama veya mesajlarla içeriklerinin değişmesini veya konum bilgilerinin güncellenmesini önlemek amacıyla faraday poşetlerinde taşınmalıdır. Toplanan elektronik cihazların incelenmesinde ana kural, orijinal delilin bütünlüğünün korunmasıdır. Bu nedenle incelemeler doğrudan orijinal medya üzerinde değil, elde edilen verilerin güvenilir yöntemlerle alınan birebir kopyası üzerinden gerçekleştirilmektedir. Bu sayede verilerin ilk ele geçirildiği andaki haliyle muhafaza edilmesi ve sonradan inkar edilmesinin önüne geçilmesi hukuki açıdan güvence altına alınmaktadır.

CMK Madde 134 Kapsamında Arama ve El Koyma

Bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama, kopyalama ve el koyma tedbirleri, Ceza Muhakemesi Kanunu madde 134 hükmü ile özel olarak düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre, bir suç dolayısıyla yapılan soruşturmada, öncelikle başka surette delil elde etme imkanının bulunmaması şartı aranır. Bu şartın varlığı halinde, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine şüphelinin kullandığı bilişim sistemlerinde arama yapılmasına ve kayıtların kopyalanmasına yalnızca hakim kararı ile hükmedilebilir. Eğer sisteme konulan şifrelerin çözülememesi nedeniyle kayıtlara ulaşılamıyorsa, çözümün yapılabilmesi için cihazlara el konulmasına cevaz verilmiştir. Ancak şifrenin çözümü ve gerekli kopyaların alınmasının ardından el konulan cihazlar gecikmeksizin iade edilmelidir. El koyma işlemi sırasında sistemdeki tüm verilerin yedeklenmesi kanuni bir zorunluluktur ve şüphelinin talep etmesi durumunda bu yedekten elektronik ortamda bir kopya çıkarılarak kendisine veya vekiline verilmektedir. Bilişim cihazlarına el konulmadan olay yerinde kopya alınması durumunda ise kopyası alınan verilerin kağıda yazdırılarak tutanağa geçirilmesi usulü öngörülmüştür.

CMK 134'ün Uygulamadaki Sınırları ve Eksiklikleri

Her ne kadar CMK madde 134, elektronik delillerin elde edilmesinde temel dayanak olsa da, teknolojik gelişmeler karşısında uygulamanın belirli noktalarda yetersiz kaldığı görülmektedir. Mevzuatta karşılaşılan temel eksiklikler şunlardır:

  • Kanun metninde yalnızca bilgisayar ve bilgisayar kütükleri ibaresinin bulunması, modern çağın en yaygın veri depoları olan akıllı telefonlar ve taşınabilir bellekler açısından hukuki boşluklar yaratmaktadır.
  • Cihazlara el koyma işleminin şifrenin çözülememesi şartına bağlanması, cihazı açmadan doğrudan donanımsal imaj alma tekniğini uygulayan adli bilişim standartlarıyla tam uyumlu değildir.
  • El koyma işlemi sırasında alınan yedeklerde optik diskler veya harici diskler gibi ikincil depolama birimlerinin yedeklenmesine ilişkin açık bir ifadenin bulunmaması delil kaybı riskini doğurmaktadır.
  • Olay yerinde kopyası alınan verilerin kağıda yazdırılması hükmü, devasa boyutlardaki dijital veriler göz önüne alındığında fiilen uygulanamaz bir pratik olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bu sınırların doğru yorumlanması, hukuka aykırı delil tartışmalarının önüne geçmek adına büyük bir ciddiyet gerektirir.

Polis el koyduğu telefonumdaki mesajları doğrudan delil sayabilir mi? expand_more
Ceza muhakemesinde elektronik delillerin mahkemede geçerli olabilmesi için hukuka uygun yollarla elde edilmiş olması şarttır. Soruşturma kapsamında akıllı telefon veya bilgisayar gibi bilişim sistemlerinde arama ve el koyma yapılabilmesi için başka bir yolla delil elde etme imkânının bulunmaması ve mutlaka hakim kararının alınması gerekmektedir. Eğer telefonunuza usulüne uygun bir hakim kararı olmaksızın müdahale edilmişse, bu bulgular mahkemeler nezdinde ispat edici vasfını yitirir ve hukuka aykırı delil sayılır.
Bilgisayarıma şifreli olduğu için polis el koydu, ne zaman geri alırım? expand_more
Ceza Muhakemesi Kanunu madde 134 uyarınca, sisteme konulan şifrelerin çözülememesi nedeniyle kayıtlara ulaşılamıyorsa, şifrenin çözümü için cihazınıza el konulması hukuken mümkündür. Ancak kanun, şifrenin çözülmesinin ve gerekli kopyaların alınmasının ardından el konulan cihazların gecikmeksizin tarafınıza iade edilmesini kesin bir dille emretmektedir. Ayrıca el koyma işlemi sırasında alınan sistem yedeğinin bir kopyasını kendiniz veya avukatınız aracılığıyla talep etme hakkınız da yasal olarak bulunmaktadır.
Adli incelemede dosyalarımı değiştirmiş olabilirler mi, bunu nasıl anlarız? expand_more
Adli bilişim süreçlerinde uyulması gereken temel kural, orijinal delilin bütünlüğünün sarsılmadan korunmasıdır. Bu nedenle adli makamlarca yapılan incelemeler cihazın doğrudan kendisi üzerinden değil, verilerin güvenilir ve bilimsel yöntemlerle alınan birebir kopyası üzerinden gerçekleştirilmek zorundadır. Verilerin ilk ele geçirildiği andaki haliyle kopyalanıp muhafaza edilmesi sayesinde, dosyaların sonradan değiştirildiği veya manipüle edildiği yönündeki iddiaların önüne geçilmesi hukuki açıdan güvence altına alınmaktadır.
Polisin bilgisayar başındayken fişi aniden çekmesi delilleri bozar mı? expand_more
Bilişim cihazlarına yapılan ilk müdahale aşaması son derece hassastır ve bilinçsizce yapılacak her işlem dijital delillerin bozulmasına veya değişmesine yol açabilmektedir. Olay yerindeki incelemelerde, açık bulunan bir bilgisayarın doğrudan fişten çekilmemesi, kapalı olan bir cihazın ise incelenmek üzere asla açılmaması gerekmektedir. Bu tür hatalı teknik müdahalelerle elde edilen güvenilir olmayan bulgular, adil yargılanma hakkınızı zedeleyebilir ve söz konusu veriler mahkeme huzurunda ispat aracı olma niteliğini kaybedebilir.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir