Anasayfa/ Makale/ Ekokırım Ve Uluslararası Suçlarda Faunanın Korunması

Ekokırım Ve Uluslararası Suçlarda Faunanın Korunması

Uluslararası ceza hukuku bağlamında ekokırım kavramı, ekosistemlerin ve faunanın korunması için hayati bir hukuki zemin sunmaktadır. Bu makale, hayvan hakları hukuku perspektifiyle, faunanın uluslararası suçlar kapsamındaki yerini, Roma Statüsü ve güncel ekokırım tanımları ışığında incelemektedir.
search
6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:

Küresel çapta yaşanan ekolojik felaketler, ormansızlaşma, endüstriyel kirlilik ve doğal yaşam alanlarının tahribatı, yeryüzündeki hayvan varlığını yani faunayı doğrudan tehdit etmektedir. Bir hayvan hukuku avukatı olarak değerlendirmek gerekirse, çevrenin ve faunanın yalnızca idari yaptırımlarla veya ulusal çevre hukuku kurallarıyla korunamayacağı, bu ihlallerin uluslararası ceza hukuku boyutunda ele alınması gerektiği artık hukuki bir zorunluluktur. Bu noktada, ekokırım kavramı, ekosistemlerin ve dolayısıyla bu ekosistemlerin ayrılmaz bir parçası olan hayvanların geniş çapta zarara uğratılmasını uluslararası bir suç olarak tanımlama çabalarının merkezinde yer almaktadır. Uluslararası suçlar hiyerarşisinde faunanın korunması, insanlığın doğa üzerindeki yıkıcı etkilerini sınırlamanın en etkili hukuki araçlarından biridir. ekokırım suçunun uluslararası hukukta tanınması, hayvanların yaşam hakkını savunmak ve doğal habitatların kitlesel olarak yok edilmesini engellemek için güçlü bir cezai yaptırım mekanizması oluşturma potansiyeline sahiptir.

Roma Statüsü Kapsamında Faunanın Dolaylı Korunması

Günümüz uluslararası ceza hukukunun temel belgelerinden biri olan Uluslararası Ceza Mahkemesi Roma Statüsü, faunanın korunmasına yönelik olarak savaş suçları başlığı altında dolaylı bir koruma mekanizması sunmaktadır. Statü'nün sekizinci maddesi, uluslararası silahlı çatışmalar sırasında, öngörülen somut ve doğrudan askeri avantajın tümüne kıyasen açıkça aşırı olacak şekilde, doğal çevreye geniş çapta, uzun vadeli ve ağır bir biçimde zarar vereceğinin bilincinde olarak kasten saldırı gerçekleştirilmesini savaş suçu olarak düzenlemektedir. Hayvan hakları perspektifinden bakıldığında, doğal çevrenin tahribatı doğrudan yaban hayatının ve habitatların yok olması anlamına geldiğinden, bu madde silahlı çatışma dönemlerinde faunaya yönelik ağır saldırıları cezalandırma amacı taşımaktadır. Ancak bu suçun oluşabilmesi için aranan zarar unsurlarının üçünün birden gerçekleşmesi şartı ve zararın askeri faydaya oranla açıkça orantısız olması zorunluluğu, yargılamalarda faunanın etkin bir şekilde korunmasını zorlaştıran çok yüksek bir eşik yaratmaktadır.

Güncel Ekokırım Tanımlarında Faunanın Yeri

Roma Statüsü'ndeki savaş suçları düzenlemesinin barış zamanında işlenen ekolojik yıkımları kapsamaması, hukuki bir boşluk yaratmıştır. Bu boşluğu doldurmak amacıyla geliştirilen güncel ekokırım tanım önerileri, faunanın hem savaş hem de barış zamanında korunmasını hedeflemektedir. ekokırımı Durdurun Vakfı bünyesinde oluşturulan Bağımsız Uzman Grubu, ekokırımı, çevreye ağır ve geniş çapta ya da ağır ve uzun vadeli bir biçimde zarara yol açmasının kuvvetle muhtemel olduğunun bilincinde olarak işlenen yasadışı veya keyfi fiiller olarak tanımlamıştır. Bu tanımda yer alan çevre kavramı canlı küreyi kapsayarak hayvanların yaşam alanlarını doğrudan koruma altına almaktadır. Hukuki açıdan bu tanım, zararın bizzat gerçekleşmesini beklemeden, kuvvetle muhtemel bir zararın öngörülebilirliği üzerinden bir tehlike suçu kurgulamakta ve böylece geri dönülemez fauna kayıplarının henüz gerçekleşmeden cezalandırılabilmesine olanak tanımaktadır.

Uluslararası Taslaklarda Faunanın Korunmasına Yönelik Eylemler

Ekokırımın uluslararası bir suç olarak kodifiye edilmesine yönelik hazırlanan çeşitli akademik ve kurumsal taslaklar, hayvan yaşamına yönelik tehditleri spesifik olarak maddelendirmiştir. Bu taslaklar, doğal habitatların tahribatını ve hayvan türlerinin yok edilmesini sadece bir çevre sorunu olarak değil, aynı zamanda ciddi bir uluslararası suç olarak ele almaktadır. Hukuk uygulamaları bağlamında incelendiğinde, bu eylemlerin suç olarak tanımlanması, çevreye karşı işlenen suçların faillerinin uluslararası mahkemelerde yargılanmasının önünü açacaktır. Aşağıda yer alan bu eylemler, faunaya yönelik tahribatın ekokırım kapsamında nasıl somutlaştığını açıkça göstermektedir:

  • Laurent Neyret ve ekibinin hazırladığı sözleşme tasarısında; koruma altında olup olmamasına bakılmaksızın yabani fauna türlerine ait örneklerin kasten öldürülmesi, yok edilmesi, ele geçirilmesi veya alınması ekokırım fiilleri arasında sayılmıştır.
  • California Üniversitesi Promise İnsan Hakları Enstitüsü'nün önerisinde; biyolojik çeşitliliği olumsuz etkileyecek şekilde biyolojik kaynakların tahrip edilmesi ve koruma altındaki yabani fauna türlerinin hayatta kalmasını etkileyebilecek ölçekte yok edilmesi açıkça suç olarak listelenmiştir.
  • Avrupa Birliği'nin 2024 yılında kabul ettiği direktifte; çevresel değere sahip bir ekosistemin veya habitatın yok edilerek faunanın zarar görmesi nitelikli bir suç ve ekokırımla eşdeğer bir davranış olarak değerlendirilmiştir.

Ekokırımın Uluslararası Andlaşma Ile Düzenlenmesinin Faunanın Geleceğine Etkisi

Faunanın küresel ölçekte maruz kaldığı ağır yıkımın durdurulması, yalnızca Roma Statüsü'nün revize edilmesiyle değil, alternatif olarak bağımsız bir uluslararası ekokırım andlaşmasının oluşturulmasıyla da mümkündür. Bir hayvan hukuku uzmanı olarak belirtmek gerekir ki; çok uluslu şirketlerin endüstriyel faaliyetleri sonucunda habitatların yok edilmesi, çoğu zaman mevcut ceza normlarının etki alanının dışında kalmaktadır. Mevcut uluslararası ceza hukuku kuralları ağırlıklı olarak gerçek kişilerin sorumluluğuna odaklandığından, tüzel kişilerin ekolojik felaketlerdeki sorumluluğu cezasız kalabilmektedir. ekokırımın özel bir önleme andlaşması ile düzenlenmesi, yalnızca gerçek kişileri değil, tüzel kişileri de faunaya verdikleri zararlardan dolayı sorumlu tutma imkanı sağlayacaktır. Böyle bir hukuki mekanizma, hem caydırıcılık unsurunu artıracak hem de zarar gören ekosistemlerin ve hayvan popülasyonlarının onarılması için gerekli hukuki altyapıyı inşa ederek, uluslararası hayvan hakları hukukunda devrim niteliğinde bir adım olacaktır.

Ekokırım, #faunanın Korunması, #hayvan Hakları Hukuku, #roma Statüsü, #çevre Suçları

Ormanları yok edip hayvanları öldüren şirketlere uluslararası dava açılamaz mı? expand_more
Uluslararası ceza hukuku bağlamında, doğal yaşam alanlarının ve faunanın tahribatı "ekokırım" kavramı altında tartışılmaktadır. Ne yazık ki mevcut uluslararası ceza normları çoğunlukla gerçek kişilere odaklandığından, çok uluslu şirketlerin bu yıkıcı faaliyetleri çoğu zaman hukuki bir yaptırımla karşılaşmamaktadır. Ancak ekokırımın bağımsız bir uluslararası suç olarak tanımlanıp antlaşmaya bağlanması halinde, doğayı katleden şirketleri (tüzel kişileri) sorumlu tutma imkânımız doğacaktır. Bu gelişme, hayvanların yaşam hakkını savunmak adına uluslararası mahkemelerde şirketlere karşı dava açılmasının önünü açacak hukuki bir devrim niteliğindedir.
Savaşta doğayı ve hayvanları katledenlere hiç ceza verilmiyor mu? expand_more
Uluslararası Ceza Mahkemesi Roma Statüsü, savaş sırasında doğal çevreye verilen çok ağır zararları savaş suçu sayarak faunaya dolaylı bir koruma sağlamaktadır. Fakat bir eylemin bu kapsamda cezalandırılabilmesi için zararın askeri faydaya oranla açıkça aşırı, geniş çaplı ve uzun vadeli olması gibi son derece ağır şartların bir arada bulunması şart koşulmuştur. Yargılamalardaki bu yüksek eşik, savaş ortamında hayvanların ve yaşam alanlarının etkin bir şekilde korunmasını hukuki olarak neredeyse imkânsız hale getirmektedir. Bu nedenle sadece savaş suçları üzerinden değil, faunaya yönelik tahribatın doğrudan bir suç tipi olarak ele alınması gerekmektedir.
Hayvanların soyunu tüketen eylemler barış zamanında suç sayılmıyor mu? expand_more
Roma Statüsü'nün sadece savaş zamanını kapsaması hukuki bir boşluk yarattığından, yeni taslaklar barış zamanındaki ekolojik yıkımları da hedef almaktadır. Güncel uluslararası metin taslaklarında, koruma altında olsun veya olmasın yabani hayvan türlerinin kasten öldürülmesi ve yok edilmesi doğrudan ekokırım sayılmaktadır. Bu modern hukuki yaklaşım, fiili zararın bizzat gerçekleşmesini dahi beklemeden, kuvvetle muhtemel bir zarar tehlikesi üzerinden suç kurgulamaktadır. Örneğin Avrupa Birliği direktifleri de habitatın yok edilerek faunanın zarar görmesini doğrudan nitelikli bir suç olarak kabul etmiştir.
Doğayı zehirleyen dev şirketler ceza almaktan nasıl kurtuluyor? expand_more
Çevreye karşı işlenen devasa suçlarda mevcut uluslararası ceza hukuku daha çok şahısları, yani gerçek kişileri muhatap almaktadır. Bu yasal boşluk nedeniyle, büyük şirketler ve tüzel kişiler habitatları yok ettiklerinde veya hayvanların ölümüne sebep olduklarında uluslararası ceza sorumluluğundan kurtulabilmektedir. Bu durumun önüne geçmek için ekokırımın özel bir önleme antlaşması ile uluslararası hukuka dahil edilmesi şarttır. Böyle bir hukuki zemin sağlandığında, hem caydırıcılık artacak hem de zarar gören ekosistemlerin onarımı için şirketlere ciddi hukuki sorumluluklar yüklenebilecektir.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir