Anasayfa Makale Ekokırım Ve Uluslararası Suçlarda Faunanın...

Makale

Uluslararası ceza hukuku bağlamında ekokırım kavramı, ekosistemlerin ve faunanın korunması için hayati bir hukuki zemin sunmaktadır. Bu makale, hayvan hakları hukuku perspektifiyle, faunanın uluslararası suçlar kapsamındaki yerini, Roma Statüsü ve güncel ekokırım tanımları ışığında incelemektedir.

Ekokırım Ve Uluslararası Suçlarda Faunanın Korunması

Küresel çapta yaşanan ekolojik felaketler, ormansızlaşma, endüstriyel kirlilik ve doğal yaşam alanlarının tahribatı, yeryüzündeki hayvan varlığını yani faunayı doğrudan tehdit etmektedir. Bir hayvan hukuku avukatı olarak değerlendirmek gerekirse, çevrenin ve faunanın yalnızca idari yaptırımlarla veya ulusal çevre hukuku kurallarıyla korunamayacağı, bu ihlallerin uluslararası ceza hukuku boyutunda ele alınması gerektiği artık hukuki bir zorunluluktur. Bu noktada, ekokırım kavramı, ekosistemlerin ve dolayısıyla bu ekosistemlerin ayrılmaz bir parçası olan hayvanların geniş çapta zarara uğratılmasını uluslararası bir suç olarak tanımlama çabalarının merkezinde yer almaktadır. Uluslararası suçlar hiyerarşisinde faunanın korunması, insanlığın doğa üzerindeki yıkıcı etkilerini sınırlamanın en etkili hukuki araçlarından biridir. ekokırım suçunun uluslararası hukukta tanınması, hayvanların yaşam hakkını savunmak ve doğal habitatların kitlesel olarak yok edilmesini engellemek için güçlü bir cezai yaptırım mekanizması oluşturma potansiyeline sahiptir.

Roma Statüsü Kapsamında Faunanın Dolaylı Korunması

Günümüz uluslararası ceza hukukunun temel belgelerinden biri olan Uluslararası Ceza Mahkemesi Roma Statüsü, faunanın korunmasına yönelik olarak savaş suçları başlığı altında dolaylı bir koruma mekanizması sunmaktadır. Statü'nün sekizinci maddesi, uluslararası silahlı çatışmalar sırasında, öngörülen somut ve doğrudan askeri avantajın tümüne kıyasen açıkça aşırı olacak şekilde, doğal çevreye geniş çapta, uzun vadeli ve ağır bir biçimde zarar vereceğinin bilincinde olarak kasten saldırı gerçekleştirilmesini savaş suçu olarak düzenlemektedir. Hayvan hakları perspektifinden bakıldığında, doğal çevrenin tahribatı doğrudan yaban hayatının ve habitatların yok olması anlamına geldiğinden, bu madde silahlı çatışma dönemlerinde faunaya yönelik ağır saldırıları cezalandırma amacı taşımaktadır. Ancak bu suçun oluşabilmesi için aranan zarar unsurlarının üçünün birden gerçekleşmesi şartı ve zararın askeri faydaya oranla açıkça orantısız olması zorunluluğu, yargılamalarda faunanın etkin bir şekilde korunmasını zorlaştıran çok yüksek bir eşik yaratmaktadır.

Güncel Ekokırım Tanımlarında Faunanın Yeri

Roma Statüsü'ndeki savaş suçları düzenlemesinin barış zamanında işlenen ekolojik yıkımları kapsamaması, hukuki bir boşluk yaratmıştır. Bu boşluğu doldurmak amacıyla geliştirilen güncel ekokırım tanım önerileri, faunanın hem savaş hem de barış zamanında korunmasını hedeflemektedir. ekokırımı Durdurun Vakfı bünyesinde oluşturulan Bağımsız Uzman Grubu, ekokırımı, çevreye ağır ve geniş çapta ya da ağır ve uzun vadeli bir biçimde zarara yol açmasının kuvvetle muhtemel olduğunun bilincinde olarak işlenen yasadışı veya keyfi fiiller olarak tanımlamıştır. Bu tanımda yer alan çevre kavramı canlı küreyi kapsayarak hayvanların yaşam alanlarını doğrudan koruma altına almaktadır. Hukuki açıdan bu tanım, zararın bizzat gerçekleşmesini beklemeden, kuvvetle muhtemel bir zararın öngörülebilirliği üzerinden bir tehlike suçu kurgulamakta ve böylece geri dönülemez fauna kayıplarının henüz gerçekleşmeden cezalandırılabilmesine olanak tanımaktadır.

Uluslararası Taslaklarda Faunanın Korunmasına Yönelik Eylemler

Ekokırımın uluslararası bir suç olarak kodifiye edilmesine yönelik hazırlanan çeşitli akademik ve kurumsal taslaklar, hayvan yaşamına yönelik tehditleri spesifik olarak maddelendirmiştir. Bu taslaklar, doğal habitatların tahribatını ve hayvan türlerinin yok edilmesini sadece bir çevre sorunu olarak değil, aynı zamanda ciddi bir uluslararası suç olarak ele almaktadır. Hukuk uygulamaları bağlamında incelendiğinde, bu eylemlerin suç olarak tanımlanması, çevreye karşı işlenen suçların faillerinin uluslararası mahkemelerde yargılanmasının önünü açacaktır. Aşağıda yer alan bu eylemler, faunaya yönelik tahribatın ekokırım kapsamında nasıl somutlaştığını açıkça göstermektedir:

  • Laurent Neyret ve ekibinin hazırladığı sözleşme tasarısında; koruma altında olup olmamasına bakılmaksızın yabani fauna türlerine ait örneklerin kasten öldürülmesi, yok edilmesi, ele geçirilmesi veya alınması ekokırım fiilleri arasında sayılmıştır.
  • California Üniversitesi Promise İnsan Hakları Enstitüsü'nün önerisinde; biyolojik çeşitliliği olumsuz etkileyecek şekilde biyolojik kaynakların tahrip edilmesi ve koruma altındaki yabani fauna türlerinin hayatta kalmasını etkileyebilecek ölçekte yok edilmesi açıkça suç olarak listelenmiştir.
  • Avrupa Birliği'nin 2024 yılında kabul ettiği direktifte; çevresel değere sahip bir ekosistemin veya habitatın yok edilerek faunanın zarar görmesi nitelikli bir suç ve ekokırımla eşdeğer bir davranış olarak değerlendirilmiştir.

Ekokırımın Uluslararası Andlaşma Ile Düzenlenmesinin Faunanın Geleceğine Etkisi

Faunanın küresel ölçekte maruz kaldığı ağır yıkımın durdurulması, yalnızca Roma Statüsü'nün revize edilmesiyle değil, alternatif olarak bağımsız bir uluslararası ekokırım andlaşmasının oluşturulmasıyla da mümkündür. Bir hayvan hukuku uzmanı olarak belirtmek gerekir ki; çok uluslu şirketlerin endüstriyel faaliyetleri sonucunda habitatların yok edilmesi, çoğu zaman mevcut ceza normlarının etki alanının dışında kalmaktadır. Mevcut uluslararası ceza hukuku kuralları ağırlıklı olarak gerçek kişilerin sorumluluğuna odaklandığından, tüzel kişilerin ekolojik felaketlerdeki sorumluluğu cezasız kalabilmektedir. ekokırımın özel bir önleme andlaşması ile düzenlenmesi, yalnızca gerçek kişileri değil, tüzel kişileri de faunaya verdikleri zararlardan dolayı sorumlu tutma imkanı sağlayacaktır. Böyle bir hukuki mekanizma, hem caydırıcılık unsurunu artıracak hem de zarar gören ekosistemlerin ve hayvan popülasyonlarının onarılması için gerekli hukuki altyapıyı inşa ederek, uluslararası hayvan hakları hukukunda devrim niteliğinde bir adım olacaktır.

4 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme: