Makale
Ceza muhakemesi hukukunda maddi gerçeğe ulaşmak amacıyla uygulanan iletişimin denetlenmesi ile bilgisayarlarda arama ve elkoyma tedbirleri, özel hayatın gizliliği bağlamında sıkı şekil şartlarına tabidir. Bu makalede, söz konusu koruma tedbirlerinin hukuki şartları, sınırları ve uygulamadaki yeri bilişim hukuku perspektifiyle incelenmektedir.
Ceza Muhakemesinde İletişim Denetimi ve Bilişim Sistemlerinde Arama
Ceza muhakemesinin temel amacı olan maddi gerçeğin ortaya çıkarılması sürecinde, delil serbestisi ilkesi geçerli olmakla birlikte, bu özgürlük sınırsız değildir. Özellikle günümüzde teknolojinin ve bilişim sistemlerinin gelişmesiyle birlikte suçların işleniş biçimleri de değişmiş, bu durum soruşturma makamlarını yeni koruma tedbirlerine başvurmaya zorunlu kılmıştır. Bu yeni nesil koruma tedbirlerinin başında iletişimin denetlenmesi ile bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama, kopyalama ve elkoyma gelmektedir. Her iki tedbir de bireylerin özel hayatının gizliliğine, haberleşme hürriyetine ve kişisel verilerin korunması hakkına doğrudan ve ağır bir müdahale niteliği taşıdığından, kanun koyucu bu işlemleri oldukça sıkı hukuki şartlara bağlamıştır. Bir bilişim hukuku avukatı perspektifiyle yaklaşıldığında, hukuka aykırı şekilde elde edilen verilerin yargılamayı temelden sarsacağı ve delil yasakları kapsamında değerlendirileceği unutulmamalıdır. Bu nedenle, adli makamların bu koruma tedbirlerini uygularken mevzuat hükümlerine titizlikle riayet etmesi, anayasal hakların ihlali ile suçla mücadele arasındaki hassas dengeyi koruması yasal bir zorunluluktur.
Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Denetlenmesi
Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 135. maddesinde düzenlenen telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi tedbiri; iletişimin tespiti, dinlenmesi, kayda alınması ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi işlemlerini kapsar. Bu tedbire başvurulabilmesi için, kanunda liste halinde sayılan katalog suçlardan birinin işlendiğine dair kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için başka suretle delil elde edilmesi imkânının bulunmaması şarttır. Başka bir deyişle, hukuki bir zorunluluk olan son çare prensibi gereği, daha hafif tedbirlerle delile ulaşmak mümkünse iletişimin denetlenmesine başvurulamaz. Karar verme yetkisi kural olarak hâkime aittir; ancak gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı da karar verebilir ve bu karar derhâl hâkim onayına sunulur. Hâkim tarafından yirmi dört saat içinde onaylanmayan kararlar hükümsüz kalır.
İletişimin Denetlenmesinde Kişi Sınırları ve İstisnalar
İletişimin denetlenmesi koruma tedbiri, suç şüphesi altında bulunan şüpheli veya sanık hakkında uygulanabilir. Soruşturma aşamasında şüpheli, kovuşturma aşamasında ise sanık sıfatını taşıyan kişiler dışındaki üçüncü şahısların iletişimlerinin adli amaçla doğrudan hedeflenerek dinlenmesi hukuken mümkün değildir. Kanun uyarınca, şüpheli veya sanığın tanıklıktan çekinme hakkına sahip kişilerle kurduğu iletişimin kayda alınması yasaklanmıştır. Benzer şekilde, savunma hakkının ve adil yargılanmanın bir gereği olarak, şüphelinin müdafii ile kurduğu iletişimin denetlenemeyeceği hususu da kanunda özel ve kesin bir biçimde güvence altına alınmıştır. Bu sınırlar aşılarak elde edilen veriler, hukuka aykırı delil niteliği taşıyacak ve yargılamada kullanılamayacaktır.
Bilgisayarlarda, Bilgisayar Programlarında ve Kütüklerinde Arama ve Elkoyma
Bilişim teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla, bireylerin özel ve ticari hayatlarına dair çok sayıda kişisel veri bilgisayarlarda depolanmaktadır. İlgili kanunun 134. maddesi uyarınca uygulanan bilgisayarlarda arama, kopyalama ve elkoyma tedbiri, genel arama ve elkoyma işlemlerinin bilişim sistemlerine uyarlanmış özel bir şeklidir. Bu tedbire, bir suç dolayısıyla yapılan soruşturmada başka suretle delil elde etme imkânının bulunmaması hâlinde başvurulabilir. İletişimin denetlenmesinden farklı olarak, bilgisayarlarda arama ve elkoyma tedbiri için gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde dahi Cumhuriyet savcısının karar verme yetkisi bulunmamaktadır; bu tedbir sadece hâkim kararı ile uygulanabilir. Şifrelerin çözülememesi gibi nedenlerle verilere ulaşılamazsa, bilişim sistemine elkonulabilir ve şifrenin çözülmesinin ardından sistem gecikmeksizin iade edilir.
| Karşılaştırma Kriteri | İletişimin Denetlenmesi | Bilgisayarlarda Arama ve Elkoyma |
|---|---|---|
| Yasal Dayanak | CMK Madde 135 | CMK Madde 134 |
| Karar Mercii | Hâkim (Gecikmesinde sakınca varsa C. Savcısı) | Sadece Hâkim |
| Suç Tipi Sınırı | Sadece Katalog Suçlar | Katalog Suç Sınırlaması Yoktur |
| Aranan Şüphe | Kuvvetli Şüphe | Şüphe (Özel ağırlık şartı yoktur) |
| Son Çare İlkesi | Geçerlidir (Başka yolla delil elde edilememesi) | Geçerlidir (Başka yolla delil elde edilememesi) |
Yukarıdaki tabloda özetlendiği üzere, her iki koruma tedbiri de ceza muhakemesinde başka suretle delil elde edilememesi şartına, yani son çare ilkesine tabi tutulmuştur. Ancak yetki ve suç tipi bakımından bilişim sistemlerinde yapılacak olan arama işlemleri ile iletişimin dinlenmesi arasında bariz farklar mevcuttur. Bilişim sistemlerindeki kütüklerde yapılacak aramalar, doğrudan kişinin dijital mahremiyetine ve kişisel verilerine derinlemesine bir müdahale anlamı taşıdığı için kanun koyucu burada savcıya hiçbir esneklik tanımamış ve mutlak suretle hâkim kararı aramıştır. Diğer yandan, iletişimin denetlenmesi tedbirinde özgürlüklere müdahale katalog suçlarla kısıtlanmışken, bilgisayarlarda aramada yasal bir suç kataloğunun bulunmaması, doktrinde bilişim hukuku uzmanları tarafından orantılılık ilkesi zedelendiği gerekçesiyle sıkça eleştirilmektedir.