Anasayfa/ Makale/ Bilişim Sistemleriyle Dolandırıcılık Suçunun Doğası ve Hukuki Boyutu

Bilişim Sistemleriyle Dolandırıcılık Suçunun Doğası ve Hukuki Boyutu

Bu makalede, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu kapsamında bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle işlenen dolandırıcılık suçunun hukuki doğası, suçun maddi ve manevi unsurları ile korunan hukuki değerler ele alınmaktadır. Suçun karakteristik özelliği olan hileli davranışların sanal dünyadaki görünümü hukuki bir perspektifle incelenmiştir.
search
6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:

Gelişen teknoloji ile birlikte insanların iletişim kurma, alışveriş yapma ve hukuki işlem tesis etme biçimleri köklü bir değişikliğe uğramıştır. Bu değişim, bilişim sistemlerinin hayatımızın merkezine yerleşmesini sağlarken, aynı zamanda kötü niyetli kişilerin bu sistemlerin sağladığı hız, kolaylık ve anonimlikten faydalanarak yeni suç işleme yöntemleri geliştirmesine zemin hazırlamıştır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 158. maddesinin 1. fıkrasının "f" bendinde düzenlenen bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, tam da bu teknolojik dönüşümün ceza hukukuna yansıyan en somut örneklerinden biridir. Bu suç tipi, klasik dolandırıcılıktan farklı olarak, failin hileli davranışlarını internet ve bilgisayar ağları gibi karmaşık yapıdaki sistemler üzerinden gerçekleştirmesini ifade eder. İnsanların sanal ortamda birbirlerini görmeden kurdukları etkileşim ve sisteme duyulan güven, mağdurların iradelerinin sakatlanmasını ve malvarlıkları üzerinde kendi aleyhlerine tasarrufta bulunmalarını kolaylaştırmaktadır. Bu durum, hukukun hem mülkiyet hakkını hem de bilişim sistemlerine olan güveni koruma ihtiyacını doğurmuştur.

Suçla Korunan Hukuki Değerler

Dolandırıcılık suçunun genel yapısı incelendiğinde, bu suçla korunan birincil hukuki değerin malvarlığı olduğu görülmektedir. Ancak suçun karakteristik vasfı gereği, kişinin hileli davranışlar ile aldatılarak özgürce karar alma imkanının ortadan kaldırılması söz konusu olduğundan, irade özgürlüğü de koruma altına alınmaktadır. Bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle işlenen nitelikli dolandırıcılık suçunda ise, bu değerlere ek olarak bilişim sisteminin güvenliği de muhafaza edilmek istenmektedir. Zira günümüzde alım-satım, ürün siparişi ve ödeme gibi işlemler ağırlıklı olarak bilişim sistemleri üzerinde gerçekleşmektedir. Bu teknolojik sistemlerin küresel çapta sağladığı hız ve konforun sürdürülebilmesi için sistemlere duyulan güven unsurunun sarsılmaması, dolayısıyla ticari hayatın ve toplumsal düzenin istikrarı ceza hukuku yaptırımlarıyla güvence altına alınmaktadır.

Suçun Maddi Unsurları: Hile, Aldanma ve Zarar

Suçun meydana gelebilmesi için kanunda öngörülen maddi unsurların sırasıyla gerçekleşmesi gerekmektedir. Fail, öncelikle bilişim sistemlerini kullanarak hileli davranışlarda bulunmalı ve bu davranışlarla mağduru aldatmalıdır. Bilişim ortamında gerçekleştirilen bu hile, sıradan bir yalanı aşan, mağdurun denetleme imkanını ve inceleme temayülünü etkisiz hale getiren, ustaca kurgulanmış bir mizansen niteliği taşımalıdır. Hileli hareketin ardından mağdurun iç dünyasında bir aldanma gerçekleşmeli ve irade serbestisi zedelenmelidir. Bu yanılgının bir sonucu olarak mağdur, kendi malvarlığı üzerinde aleyhine bir tasarrufta bulunarak bir zarar görmeli ve bu zarara paralel olarak fail veya üçüncü bir kişi lehine haksız bir yarar ortaya çıkmalıdır. Bu zincirleme reaksiyon içinde eylemlerin birbirini neden-sonuç ilişkisi ile takip etmesi, yani eylemler arasında mutlak bir nedensellik bağının bulunması şarttır.

Suçun İşlenişinde Bilişim Sistemlerinin Rolü

Bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması, suçun sadece işleniş biçimini değil, aynı zamanda nitelikli halini de belirleyen temel unsurdur. Failin, hileli davranışlarını sergilerken bu sistemlerin sağladığı teknik altyapıdan aktif bir şekilde faydalanması gerekmektedir. Uygulamada karşılaşılan durumlara göre, failin bilişim sistemlerinin sağladığı kolaylıkları kullanarak suç işlemesi çeşitli şekillerde ortaya çıkabilir.

  • Sahte sosyal medya profilleri veya e-ticaret siteleri üzerinden gerçeğe aykırı ilanlar verilerek mağdurların iradelerinin sakatlanması.
  • İnternet ağında kurulan sahte banka veya kurum siteleri aracılığıyla güven telkin edilip haksız menfaat sağlanması.
  • Bilişim sistemlerinin sunduğu iletişim imkanlarının arkasına sığınılarak failin gerçek kimliğinin gizlenmesi ve mağdurun denetim imkanının kısıtlanması. Bilişim sistemi, sadece mağdura ulaşmayı kolaylaştıran basit bir iletişim aracı olarak kalmamalı; hileli davranışlar kurgusunun üzerinde durduğu, mağdurun aldanmasına bizzat etki eden temel zemin olmalıdır.

Suçun Manevi Unsuru Olarak Kast

Bilişim sistemleriyle dolandırıcılık suçunun manevi unsuru kasttır ve bu suçun taksirle işlenebilmesi hukuken mümkün değildir. Failin, gerçekleştirdiği eylemlerin hile teşkil ettiğini, bilişim sistemlerini araç olarak kullanarak muhatabını aldatıcı nitelikte olduğunu bilmesi ve istemesi şarttır. Ayrıca fail, bu hileli davranışların etkisiyle mağdurun veya bir başkasının malvarlığında eksilme meydana geldiğini ve buna karşılık kendisinin veya bir başkasının malvarlığında haksız bir artış yaşandığını öngörmelidir. Failin, mağdurun gördüğü zarar ile kendi hileli davranışları arasındaki illiyet bağının bilincinde olması, suçun kasten işlendiğinin en temel göstergesidir. Yargıtay içtihatları ve doktrindeki genel kabul, bu suçun işlenmesinde doğrudan kastın yeterli olduğu, bunun yanı sıra somut olayın özelliklerine göre olası kast ile de işlenebileceği yönündedir. Ancak failin başlangıçta suç işleme kastı yokken, sonradan ortaya çıkan irade değişiklikleri bu suçun kapsamına girmeyecektir.

İnternetten sahte bir ilanla kandırıldım ve paramı aldılar, bu normal dolandırıcılık mı? expand_more
Türk Ceza Kanunu kapsamında bu durum sıradan bir dolandırıcılık değil, bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturur. Bu suç tipinde, internet veya bilgisayar ağlarının sağladığı hız ve anonimlik kullanılarak mağdur aldatılmaktadır. Kanun koyucu, e-ticaret siteleri veya sosyal medya üzerinden verilen gerçeğe aykırı ilanlarla haksız menfaat sağlanmasını çok daha ciddi bir ihlal olarak değerlendirir. Zira bu tür eylemler sadece malvarlığınıza değil, toplumun bilişim sistemlerine duyduğu güvene de doğrudan zarar vermektedir.
Sahte bir banka sitesine şifremi girdim ve hesabım boşaltıldı. Hangi suç oluşur? expand_more
Bu suçun oluşabilmesi için failin bilişim sistemlerini kullanarak sizi ustaca kurgulanmış bir mizansenle aldatmış olması gerekir. Sizin bu hileli hareket sonucunda iradeniz sakatlanarak bir zarara uğramanız şarttır. Aynı zamanda failin veya üçüncü bir kişinin bu durumdan haksız bir yarar elde etmesi aranır. Hukuki açıdan en önemli husus, failin eylemleri ile sizin uğradığınız maddi zarar arasında doğrudan bir neden-sonuç (illiyet) bağının kesin olarak bulunmasıdır.
Bir siteye yanlışlıkla para yolladım, geri vermiyorlar. Bilişim dolandırıcısı olurlar mı? expand_more
Bilişim sistemleriyle dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için failin en başından itibaren sizi aldatma ve haksız kazanç sağlama kastıyla hareket etmesi gerekmektedir. Ceza hukuku prensiplerimize göre bu suç taksirle, yani dikkatsizlik veya yanlışlık sonucunda işlenemez. Başlangıçta karşı tarafın sizi dolandırmak gibi bir niyeti yoksa ve suç işleme kastı bulunmuyorsa, sadece parayı iade etmemeleri bu suçu oluşturmaz. Zira failin gerçekleştirdiği eylemlerin hile teşkil ettiğini bilmesi ve doğrudan mağdurun zararına yol açmayı en başından istemesi şarttır.
İnternet üzerinden dolandırılmanın cezası neden normal dolandırıcılıktan daha ağır? expand_more
Klasik dolandırıcılıkta temel olarak sadece mağdurun malvarlığı ve irade özgürlüğü koruma altına alınmaktadır. Ancak failin bilişim sistemlerinin sunduğu iletişim imkanlarının arkasına sığınması, gerçek kimliğini gizlemesini ve mağdurun durumu denetleme imkanını kısıtlamasını çok daha kolaylaştırır. Günümüzde alım-satım ve ödeme gibi işlemlerin ağırlıklı olarak sanal ortamda yapılması, bu sistemlere duyulan güvenin sarsılmamasını zorunlu kılar. Bu nedenle ticari hayatın istikrarını ve bilişim sistemlerinin güvenliğini korumak amacıyla bu tür eylemler kanunlarımızda daha ağır cezalara tabi tutulmuştur.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir