Emsal Karar / 11 Ağustos 2025
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2016/485 E. 2016/16921 K.
Genel olarak “İşyerinde gerçekleşen, sistematik hale gelen, kasıtlı olarak yapılan ve süreklilik gösteren, yıldırma ve işten uzaklaştırma amacı taşıyan, kişinin kişiliğinde, sağlığında ve mesleki durumunda zarar doğuran davranışlar” psikolojik taciz (mobbing)’ olarak ifade edilmektedir. Mobbingde, işçiye karşı taciz psikolojik olmalı, işçinin özgüvenini ve özsaygısını kaybettirmeli, sistematik olarak tekrarlanmalı, uzun bir zamandan beri devam ediyor olmalı ve en önemlisi işçinin buna karşı silahı olmamalı, olsa bile kullanamamalıdır.
Emsal Karar / 3 Haziran 2025
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2016/485 E. 2016/16921 K.
Fesih bildiriminde haklı neden belirtmeyen ve önel veren davacının kıdem tazminatına hak kazanmadığı sabit olduğu halde, gerekçesi de açıklanmadan kıdem tazminatının hüküm altına alınması isabetsizdir.
Emsal Karar / 8 Ocak 2026
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2016/485 E. 2016/16921 K.
İşçi fazla mesai yapsın yapmasın prim ödemesi var ise bu ek ücrete hak kazanır. Ancak ister gezerek, isterse işyerinde çalışsın satış temsilcisi mesaisi artıkça prim alacağı artacağından, bir anlamda yüzde usulü ile çalışması söz konusu olduğundan fazla çalışma ücretinin yüzde usulünde olduğu gibi sadece zamlı kısmının (% 50) hesaplanması gerekir.
Emsal Karar / 30 Mayıs 2025
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2016/485 E. 2016/16921 K.
İşçinin normal çalışma süresinin sözleşmelerle haftalık kırkbeş saatin altında belirlenmesi halinde, işçinin bu süreden fazla, ancak kırkbeş saate kadar olan çalışmaları “fazla sürelerle çalışma” olarak adlandırılır. Bu şekilde fazla saatlerde çalışma halinde ücret, normal çalışma saat ücretinin yüzde yirmibeş fazlasıdır.
Emsal Karar / 18 Temmuz 2025
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2016/4860 E. 2019/14006 K.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden davacının 28.03.2014 tarihli kendi el yazılı ve imzalı istifa dilekçesi ile iş akdini feshettiği anlaşıldığından ve dava dilekçesinde ileri sürülen mobbing iddialarını da ispatlayamadığından kıdem tazminatı talebinin reddi yerine kabulü hatalıdır.
Emsal Karar / 14 Ocak 2026
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2016/4860 E. 2019/14006 K.
Davalı vekili tarafından bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ekinde sunulan davacı tarafından imzalı olduğu ileri sürülen 2008 - 2009 - 2010 - 2011 - 2012 ve 2013 yıllarına dair yıllık izin çizelgelerinin değerlendirilmemesi hatalıdır. Mahkemece davacıya bu belgeler sorularak oluşacak sonuca göre davalının savunmasının değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Emsal Karar / 17 Aralık 2025
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2016/5075 E. 2019/4396 K.
Yapılacak iş, davacının kesintisiz olarak çalışıp çalışmadığının ayrıntılı olarak araştırılması, davacı tanıkları usulünce duruşmaya çağrılarak belirtilen hususta ayrıntılı beyanlarının alınması ve gerekirse davacı isticvap edilip istifa dilekçesi hakkında diyeceklerinin sorulması ve yapılacak araştırma sonucuna göre davacının çalışma süresinin kesintisiz olup olmadığının tereddüte yer vermeyecek şekilde belirlenmesinden ibarettir.
Emsal Karar / 12 Şubat 2025
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2016/5075 E. 2019/4396 K.
Mahkemece davacının çalışma süresi toplam beş yıl onbir ay yedi gün olarak tespit edilmiş olup, çalışma süresine göre yetmiş gün (5x14=70) yıllık izne hak kazandığı gözetilmeksizin doksan gün (14x5 + 20=90) yıllık izne hak kazandığı kabul edilerek yirmi gün için yıllık izin ücretinin hesaplanarak hüküm altına alınması hatalı olmuştur.
Emsal Karar / 14 Ağustos 2025
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2016/5182 E. 2016/7395 K.
Anayasa m. 129/5’de, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davalarının, ancak idare aleyhine açılabileceği benimsenmiştir. Ne var ki, bu kural mutlak olmayıp; idari yetkilerin kullanılma alanı ile, eş anlatımla, idari işlem ve eylem niteliğini yitirmemiş davranışlar ile sınırlıdır.
Emsal Karar / 7 Mayıs 2025
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2016/5182 E. 2016/7395 K.
Özellikle, haksız eylemlerde (fiili yol); kamu görevlisinin, Anayasa’nın bu güvencesinden yararlanma olanağı bulunmamaktadır... Kamu görevlilerinin kişisel kusuruna dayanan davaların, Anayasa m.129/5 kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir.