Emsal Karar
"Davada birden fazla davalı olduğu halde, hüküm fıkrasında taraflar lehine hükmedilen vekalet ücretlerinde “davalıdan alınmasına” ve “davalıya verilmesine” şeklinde hüküm kurulmasının, infazda tereddüte yol açacağının düşünülmemesi isabetsizdir."
"Bu emsal karar, özellikle birden fazla davalının bulunduğu iş hukuku uyuşmazlıklarında mahkeme hükmünün nasıl yazılması gerektiğine dair önemli bir şekil ve usul kuralı koymaktadır. Mahkemelerin vekalet ücreti gibi yargılama giderlerini hüküm altına alırken kimin kime ödeme yapacağını şüpheye yer bırakmayacak şekilde açıkça belirtmesi gerektiği, aksi halde icra aşamasında belirsizlikler doğacağı vurgulanmaktadır. Bu durum, mahkeme ilamının icrasını talep edecek olan tarafın elini güçlendirerek, icra müdürlüklerinde yaşanabilecek yetki ve tahsilat karmaşasının önüne geçilmesini sağlar."
Av. Hanifi Bayrı
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2016/13800 E. 2020/1104 K.
MAHKEMESİ: İŞ MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili özetle; davacının 06.05.2009 tarihinden itibaren davalılar nezdinde ve davalı bankaya ait işyerinde emlakçı portföy yöneticisi olarak çalıştığını, ücretinden kesinti yapılması, primlerinin eksik ödenmesi ve fazla çalışma ücretlerinin ödenmemesi nedenleriyle, iş akdinin davacı tarafından feshedildiğini iddia ederek; kıdem tazminatı, fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti ve prim alacaklarının faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı... Tanıtım İletişim Hizmetleri ve Dış Ticaret Ltd. Şti. vekili özetle; davalı şirket ile diğer davalı banka arasında 04.05.2009 tarihli hizmet sözleşmesi akdedildiğini, davacının da bu sözleşme kapsamında davalı bankanın bireysel bankacılık satış koordinasyon müdürlüğüne bağlı olarak, 06.05.2009 – 25.07.2013 tarihleri arasında çalıştığını, davalılar arasındaki ilişkinin gerçek bir asıl-alt işveren ilişkisi olmadığını, davalı şirketin sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüğünün eleman teminine yönelik olduğunu, gerçek işverenin davalı banka olduğunu, bu nedenle davalı şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, ayrıca davacının fazla çalışmasının bulunmadığını ve hak kazandığı yıllık izinlerini kullandığını, ücret alacakları yönünden 5 yıllık zamanaşımı söz konusu olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Davalı...A.O. vekili özetle; davacının, diğer davalı şirketin işçisi olduğunu, bu nedenle davalı bankaya husumet yöneltilemeyeceğini, fazla mesai iddiasının
gerçek dışı olduğunu, izin haklarının kısıtlanmasının söz konusu olmadığını, mobbing uygulandığı yönündeki iddianın da gerçek olmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı, taraflar vekilleri temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının tüm, davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Somut uyuşmazlıkta; davacı dava dilekçesinde yıllık izin ücreti talebinde bulunmuş, mahkemece talebinin kısmen kabulüne karar verilmiş isede, dosyadaki bilgi ve belgelerden davacı hak kazandığı tüm yıllık izinlerini kullandığı anlaşıldığından, yıllık izin ücreti talebinin reddi yerine kabulü hatalıdır.
3-Davada birden fazla davalı olduğu halde, hüküm fıkrasında taraflar lehine hükmedilen vekalet ücretlerinde “davalıdan alınmasına” ve “davalıya verilmesine” şeklinde hüküm kurulmasının, infazda tereddüte yol açacağının düşünülmemesi isabetsizdir.
4-Hüküm altına alınan kıdem tazminatında faiz başlangıcı açısından, fesih tarihinin açıkça belirtilmesi gerektiğinin gözetilmemeside hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F)Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 23.01.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.