Anasayfa Emsal Kararlar Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2015/26137 E....

Emsal Karar

KurumYargıtay
Daire9. Hukuk Dairesi
Esas No2015/26137
Karar No2016/3086
Tarih17.02.2016

"Tavzih kararı ile davalı aleyhine, yükümlülüklerini artıracak şekilde karar verilmesi HMK.nun 305/2.maddesine aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir."

"Bu hüküm, mahkemelerin verdikleri bir kararı sonradan açıklamak veya maddi hataları düzeltmek amacıyla başvurdukları tavzih yolunun sınırlarını çok net bir şekilde çizmektedir. Karar verildikten sonra, tavzih dilekçesi yoluyla başlangıçta unutulmuş olan vekalet ücreti gibi yeni mali yükümlülükler eklenerek taraflardan birinin aleyhine olan tablonun sonradan ağırlaştırılamayacağı hükme bağlanmıştır. Özellikle yerel mahkemenin karar anında kurmayı unuttuğu parasal hükümleri sonradan basit bir düzeltme işlemiyle ekleyerek maliyet çıkarmasını engellediği için bu durum, aleyhine hüküm kurulan tarafın ve somut olayda işverenin elini haksız usuli işlemlere karşı ciddi şekilde güçlendirir."

Av. Hanifi Bayrı

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2015/26137 E. 2016/3086 K.

MAHKEMESİ: İŞ MAHKEMESİ

DAVA: Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.

Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.

Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY KARARI

A) Davacı İsteminin Özeti:

Davacı vekili, davacının 01/04/2000-05/05/2014 tarihleri arasında davalı işyerinde ''Personel ve İdari İşler Şefi'' olarak çalıştığını, son aldığı net ücretinin 6.000,00 TL olduğunu, davacının işini sevdiği ve bir sıkıntısı olmadığını, neden işten çıkarıldığına dair bilgi verilmeden iş akdine son verildiğini, son dönemde mobbing uygulamaları yapıldığını, evine yakın olduğu herkesçe bilindiği halde davalı şirketin Büyükçekmece'deki yerinden merkeze gelmeye zorlandığını, başka çözümler aranmadan işten çıkarılmasının feshin son çare olması ilkesine aykırı olduğunu iddia ederek feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

B) Davalı Cevabının Özeti:

Davalı vekili; davacı işçinin 01/04/2000 tarihinde davalı şirketin... Köyü...adresinde ''Makine Parkı'' olarak da adlandırılan işyerinde ''Muhasebe Memuru'' olarak çalışmaya başladığını, iş akdi fesih tarihinden Makine İkmal...'ında ''Mali ve İdari İşler Şefi'' olarak çalışmakta olduğunu, ekonomik nedenlerle ve tasarruf amacıyla işyerinde yeniden personel planlaması yapılması yönünde alınan işletmesel karar doğrultusunda, davacının çalışmakta olduğu, Makine Parkı olarak da kullanılan.....'deki işyerinde kurulu Makine İkmal Departmanı'nın kapatılmasına karar verilmiş olması sebebiyle ve söz konusu işletmesel kararın uygulanmasının zorunlu bir sonucu olarak davacının tüm yasal hakları ödenerek iş akdinin feshidildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:

Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davacının işe iadesine karar verilmiş olmakla birlikte gerekçe kısmında dosya ve uyuşmazlıkla ilgisi olmayan ve dosyada emsal olarak gösterilen başka bir mahkeme dosyasına ait bilirkişi raporundaki tespitlere yer verilmiştir.

D) Temyiz:

Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.

E) Gerekçe:

Anayasanın 141 inci maddesi uyarınca, yargı kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerekir. Bu husus 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297 nci maddesinde de hüküm altına alınmıştır. Anılan anayasal ve yasal düzenlemeler gereğince yargıcın, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kararda göstermesi zorunludur. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 26.05.2008 gün ve 2007/20517 Esas, 2008/12483 Karar sayılı ilamı).

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297 nci maddesi uyarınca, mahkeme kararlarının;

a) Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini,

b) Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini,

c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri,

ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini,

d) Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını,

e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi,

içermesi, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve Kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir (Hukuk Genel Kurulu - 2007/14-778 E, 2007/611 K, Dairemizin 01.04.2008 gün ve 2007/38353 Esas, 2008/7142 Karar sayılı ilamı).

10.04.1992 gün ve 1991/7 esas 1992/4 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ve 6100 sayılı HMK'nın 298. maddesi uyarınca hüküm fıkrası ile gerekçe arasında veya tefhim edilen kısa karar ile gerekçe arasında çelişki olması bozma sebebidir.

Dosya içeriğine göre davacının, davalı işyerinde 01.04.2000-05.05.2014 tarihleri arasında çalıştığı, dosyadaki emsal rapordan gerekçede 22.04.2008-25.04.2014 tarihleri arasında çalıştığı belirtilen kişinin başka bir mahkemenin 2014/289 Esas sayılı dosyasının davacısı.... olup, emsal rapordan oluşturulan ve mahkemece dosyaya özgü olmayan bir gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu durum HMK.’un 297. maddesine aykırıdır.

Ayrıca mahkemece kısa kararda ve gerekçeli kararda vekalet ücreti ile ilgili hüküm kurulmamasına rağmen, davacı vekilinin 18/06/2015 tarihli tavzih dilekçesi ile davacı lehine vekalet ücreti hükmedilmesine ilişkin talebinin kabulüne karar verilmiş ve davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmiştir. Tavzih kararı ile davalı aleyhine, yükümlülüklerini artıracak şekilde karar verilmesi HMK.nun 305/2.maddesine aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.

F)Sonuç:

Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 17/02/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.